23 Temmuz 2026 Perşembe

En Nem Kapan Familya

İçimizde; alıngan, her şeyden nem kapan, paratöner gibi üzerine çeken, her şeyden anlam çıkaran, çıkardığı her anlamı kendisine bir sataşma ve saldırı olarak gören insanlar vardır.

Bu tiplerden toplum içinde az veya çok var. Bunlar birbirinden habersiz olarak yaşarlar ve organize değildirler. 

Alıngan tiplerin organize bir şekilde yaşadığı alan siyaset alanıdır. Bunlar en nem kapan familyadır. 

Bu alıngan familyanın biraz hoşgörülü olanı elinde iktidar gücü ve imkanı olmayan siyasetçi kesimidir. Bu kesim iktidara göz kırptığı için çoğu şeyi içine atar ve haklısınız efendim der. 

Alınganlığın zirvesinde olan kesim, iktidarı elinde bulunduran siyasilerdir. Bunlar, 

Kendilerini ülkenin ve devletin sahibi görür.

Kendilerini dünyanın merkezine koyarlar. 

Her yaptıklarının en iyisini yaptığına halkın inanmasını ister. İyi yapmadılarsa da görülmesin, dile getirilmesin isterler. 

Kendilerini desteklediğin ve alkışladığın müddetçe senden iyisi yoktur. Vefalı insansın. Tehlike anında gemiyi terk eden fare gibi değildir derler. 

Kazara üstü kapalı da olsa bazı eksikliklere değinmeye kalkarsan, kıssadan hisse alınsın diye bir fıkra anlatmaya kalksan, bil ki eceline susamışsın demektir. Huzurunu bozmak için elinden geleni ardlarına koymazlar.

Hemen FETÖ'cü ilan edilirsin. En insaflı olanı FETÖ'cü ağzıyla konuşuyorsun der.

Açıklama üstüne açıklama yaparlar. Bununla da kalmaz saldırıya geçerler. Sana had bildirmeyi marifet bilirler. Pireyi deve yaparlar. Seni protesto ederler. Bununla kalsa iyi. Dışlarlar, 
hedef gösterirler, fanatiklerinin önüne atarlar. Gücü yeterse ekmeğine bile mani olurlar.

O yüzden siz siz olun bu en nem kapan kesimden uzak durun, arayı iyi tutun. Ağrımaz başınızı ağrıtmayın. Değilse sizi ben bile kurtaramam. 

Vatan Haini Liderlerin 10 Özelliği *

1.Kendi iktidarın devletin geleceğinden üstün tutar.

Ülke zarar görse bile koltuğunu korumaya öncelik verir.

2.Devletin kaynaklarını yakın çevresine dağıtır.

Halkın malını kendi gücünü büyütmek için kullanır.

3.Yabancı güçlere ülkesinin çıkarlarını pazarlık konusu yapar.

Kişisel güvenliği için devletin bağımsızlığından taviz verir.

4.Toplumu bilinçli olarak kutuplaştırır.

Halkı birbirine düşman ederek yönetimini sürdürür. 

5.Eleştiriyi düşmanlık, itaati vatanseverlik görür.

Kendisini eleştiren herkesi hain ilan eder.

6.Hukuku kendi çıkarlarına göre şekillendirir.

Adaleti halkı korumak için değil, rakiplerini susturmak için kullanır.

7.Devlet kurumlarını liyakatsiz kişilere teslim eder.

Ehliyet yerine sadakati ödüllendirerek ülkenin gücünü zayıflatır.

8.Gerçekleri gizler, propagandayı devlet politikası haline getirir.

Başarısızlıklarını yalanlarla ve hayali düşmanlarla örter. 

9.Ülkenin geleceğini borçlandırır ve değerlerini satar. 

İktidarı uğruna gelecek nesillerin kaynaklarını tüketir. 

10.Devletle kendisini aynı şeymiş gibi gösterir. 

Kendi iktidarının sona ermesini ülkenin çöküşü gibi anlatır. 

*Akın Gözükan isimli birinin Youtube'ndan alıntıdır. 

Küçük İlçelerin Kaderi

Nüfusu bir belde ya da köy kadar olmayan ilçelerimiz var. Buraların çoğu 2000’li yıllarda siyasilerin üç beş oy uğruna ilçe yaptığı yerler.

Sonraları nüfusu belli bir sayının altına düşen beldelerin belediyelikleri düşürülürken nedense bu küçük ilçelere dokunulmadı.

Küçük ilçenin ne zararı var, varsın olsun, zamanla büyür ve gelişir diye düşünen çıkabilir. 

Bir köy ya da belde ilçe yapılmakla kalmıyor. İl ve ilçelerde ne kadar taşra teşkilatı varsa bu küçük ilçelere de açılıyor. 

Hepsinin başına bir daire amiri ve yeterince çalışan atanıyor.

Kaymakamlık ve belediye binası yapılıyor. 

Kaymakamlık binası yeterli değilse her taşra teşkilatı için müstakil bina yapılıyor. 

Buralara yıllık ödenek gönderiliyor. 

Kaymakam atanıyor, belediye başkanı ve encümeni seçiliyor. 

Hele büyükşehir kapsamına alınmış şehirlerdeki küçük ilçe belediyelerinin varlığını anlamak hiç mümkün değil. Çünkü çöp ve ruhsat dışında ilçe belediyelerinin sorumluluğunu zaten büyükşehir üstleniyor. 

Kısaca, köyden hallice olan bu ilçeler devletin sırtında bir kambur, devlet maliyesine bir külfettir.

Bundan geçtim. Bu küçük ilçeler devletin birilerine makam, mevki ve mansıp dağıttığı yerler. Çoğu birim de çözüm mercii değil. İlçelerdeki birimlerin tek yaptığı, ilin gönderdiği yazılara cevap vermek, ilçelerin çözüm bekleyen sorunlarını ile iletmek. 

Bu tür küçük ilçelerde belediye başkanlarının doğru dürüst işi ve sorumluluğu yok. Nasılsa çoğu işi büyükşehir yapıyor. Seçilmiş belediye başkanları da işsizlikten iş arıyor. Hatta bazılarının tek yaptığı, her cumayı farklı bir mahalle camiinde kılmak ve cemaatten önce cami dışına çıkarak camiye gelen cemaatle tokalaşmak, bunu da işmiş gibi sosyal medyada paylaşmak. 

Devlet bu tür küçük ilçelere kaymakam atamak durumunda kalıyor. Çoğu da vekaleten bu göreve atanıyor. Kaymakam adayı olarak görev yapıyor. Görev süreleri de genelde bir yılı bulmuyor. İlçe belediyeleri ve daire amirlerinin en büyük ve birincil görevi yeni atanan kaymakamı karşılamak ve uğurlamak oluyor. 

Küçük bir ilçede bir süre çalışan birine kaç kaymakamla çalıştın demiştim de 42 demişti. 

İlçede devleti birinci derece temsil eden kaymakamların ilk kaymakamlık deneyimleri bu küçük ilçeler. Buralar onların kaymakamlığı öğrendiği acemi ocakları gibidir. Kaprisli olanların kaprisini attığı, egosunu tatmin ettiği, kırıp döktüğü yerlerdir. Hele bazılarının yaptığını çocuk bile yapmaz. Herkes alışmış olmalı ki buraların kaymakamı böyle olur, buralarda böyle böyle kaymakamlığı öğrenir diye bu durumu benimseyip kabullenmiş bile.