Eskiden askere gitmeden evlilik bu ülkede yaygındı. O zamanlar evlilik ve düğün işleri pek masraflı değildi. Gelin babanın yanına alınır, evin bir odası gelinle oğlanın olur. Odaya bir çift Demirci halısı ve 12 duvar yastığı alındı mı düğüne kalkılırdı.
Oğlanla kız birbirini bulmaz. Görücü usulü anne baba bulurdu. Ne gelin ne oğlan ne de anne babalar ayrı ev düşünürdü. Torun, torba, amca, hala aynı evde büyürdü. Ne zamana kadar? Arkadan ikinci oğlan evleninceye kadar aynı ev paylaşılırdı. Ne zamanki küçük oğlan evlenecek. Büyük oğlana yol görünür. Ya ona bir ev yapılır ya da kiraya çıkardı. Bundan sonra abinin sünnetini küçük kardeş işlerdi.
Sonrasında evlilikler askerlik sonrasına kaldı. Evliliklerde aynı yol ve yöntem izlendi.
Herkesin üniversite bitirmesiyle birlikte evlik yaşı yukarı çıktı. Şimdilerde 28-30 yaş evlilik için daha erken sayılır oldu.
Kimi erken bulduğunda kimi uygun eş bulamadığından kimi evlilikler yürümüyor endişesinden kimi iş bulamadığından kimi de düğün masrafından dolayı evliliğe yanaşmıyor.
Diğer sebepler için bir şey diyemiyorum. Masrafından dolayı evliliğe kalkışamayanlara yeni öğrendiğim bir yol önermek istiyorum.
Nasıl olacak derseniz, işte yolu. Şu müftüyü örnek alacak oğlanın babası.
Bu yolu da sosyal medyada paylaştığım bir yazının altına yorum olarak yazan Ramazan Ceylan isimli adaşımın yazdığından öğrendim. Arkadaşın bu yolu izlemeye niyeti olmasa da bu yolu izleyen birinin nasıl düğün yaptığını ve oğlunun düğününü nasıl bedavaya getirdiğini şöyle anlatmış:
Fî tarihinde bir büyükşehirde görev yapan bir müftü vardı. Bu müftünün her görev yaptığı yerde bir dairesi vardı.
-Durumu iyi olmasına rağmen- oğluna düğün yapacağında, varlıklı esnafları tek tek dolaşıp "Allah nasip ederse mahdumu evlendireceğiz. Tutturturdu pilavlı düğün isterim diye. Biliyorsunuz biz de memur insanlarız. Elde yok, avuçta yok. Kara kara düşünüyorum" diyerek ajitasyon yaparak elini cebine sokmadan pilavlı düğününü yaptı. Bütün ihtiyaçlarını eşyalarını esnaflara karşılattı. Benim dedem de imam, onun babası da imammış ama fakir olarak ölüp gittiler. İstisnalar kaideyi bozmaz ama bu tipler gerçekten insanların dini ve milli duygularını kendi çıkarlarına çok iyi kullanarak suiistimal ediyorlar".
Gördünüz işte yolu. Cebinizden bir kuruş çıkmadan oğlunuzu baş göz ediyorsunuz, yuvasını kuruyorsunuz. Üstelik üstüne yemek veriyorsunuz. Ben buna "Evlenenle, ev alana Allah yardım eder" derim. Bunun için;
Yol, yordam, usul bileceksiniz.
Kime gideceğinizi bileceksiniz, boşa kürek çekmeyeceksiniz.
Ağzınız laf yapacak.
İstemeyi iyi bileceksiniz.
Kendinizi acındıracaksınız ve ikna edici olacaksınız.
Makam, mevkiiniz ve statünüz istemeye müsait olacak.
Bir yüzünüzün kararmasını göze alacaksınız. Sonrasını varlıklı esnaf düşünsün. Öyle ya iki yüzünün kararmasını hangi esnaf göze alır.
İstemek zor demeyin. Tüm bunları yapmak için illaki üniversiteyi bitirmeniz hatta okur yazar olmanız gerekmiyor. Okumayı sökmeyi gerekirse askerde bile yapabilirsiniz.
Bir bakmışsınız, gözünüzde büyüttüğünüz düğün ve düğünün yemeği bedavaya gelmiş olur. Buna bir de boş mezar ilave etmek lazım. Mezarlar zaten bedava demeyin. Evet, halihazırda mezarlar bedava ama ileride mezarlar da paralı olabilir. O yüzden şimdiden işi garantiye almanızda fayda var.
Haydi göreyim sizi. Düğününüz ve boş mezarınız şimdiden hayırlı olsun.