5 Mart 2026 Perşembe

Keramet Sahibi Genç

05.03.2022 tarihli sosyal medya profilimdeki anılar bölümüne bakarken şu paylaştığım kısa yazı önüme çıktı:

"Bugün bana çarşıda çay içirme ihtimali yüzde yüz olan iki kişiyi telefonla aradım. Biri soluğu Kars'ta, diğeri ise sanayide almış.

Bana yapacakları masrafa biri Kars gezisi, diğeri arabama bakım yaparım demiş olmalı.

Kaldım mı çarşıda bir başıma. Yine de kendine pardon cebine güvenen varsa çıksın çarşıya".

Meram Yaka'da otururken çarşıya yürüdüğüm zaman yolda yazıp paylaşmıştım. Yazının altına da şu notu yazıp paylaşmışım.

“Not: Çarşı yolunda karşılaştığım dost, ahbap ve öğrencim selam verip hal hatır soruyor. Tek yaptıkları bu. Gel şuradan bir çay içelim diyene rastlayamadım hala. Halen 8.sınıfta okumakta olan kafe önünde arkadaşıyla bir şeyler dıkıştıran öğrencim bile otur bir çay iç demedi. Ne oldu bu insanımızın sahavetine böyle".

Bu paylaşımı gören eski belediye başkanı arkadaşım, telefonla arayarak "Hemşerim, çarşıda buluşalım. Çaylar benden" demişti.

Kapı Camii civarında bir çay ocağına oturarak yanında simitle beraber çaylarımızı içerek muhabbetimizi yapmıştık.

Aynı paylaşımın yorumlar kısmına bakarken çay parasını ödeyen arkadaşımın fotoğrafını da çekip paylaştığımı gördüm.

Yine yorumlar kısmında yazdığım şu paylaşım da dikkatimi çekti. Bu yazıyı yazmama sebep de yoruma yazdığım bu yazı:

"Zafer'e giriş yaptım. Niyetim hava almak, eşle dostla oturmak. Ama insanların ağzını büzemezsin. Yanımdan geçenlerden biri, arkadaşına, ay sonu itibariyle mazot 36 lira olacak demez mi? Gel de hava al bu duyduğunla".

Belli ki Yaka'dan çarşıya giderken Meram Yeniyol ve Zafer'deki trafiğe kapalı yürüyüş yolundan geçerken duymuşum bunu.

5 Mart 2022 tarihindeki pompaya gelen zam haberlerine baktım. "Bir haftada pompaya gelen 3. zam" yazıyordu haberde.

Merak edip 5 Mart 2022 tarihinde Konya merkezde dizel ne kadarmış diye. Aytemiz Petrolün verilerine göre dizelin litresi 19,98 lira imiş.

Oldu olacak, "Ay sonunda 36 lira olacak" diyen gencin öngörüsü gerçek olmuş mu diye 31 Mart 2022 günkü Konya merkez dizel fiyatına baktım. 21,45 TL de kalmış. Gencin öngörüsünün tutmadığını teyit etmiş oldum.

Acaba bugün (05.03.2026) dizelin litre fiyatı kaç diye baktım. 62,61 TL yazıyordu. Gencin ay sonu öngörüsü tutmamış ama 4 yıl sonrasında 36 lirayı geçtiği gibi neredeyse iki katına yaklaşmış. İsrail ve ABD'nin İran'a savaş başlatmasıyla birlikte pompa fiyatları anormal şekilde yükselince, gazeteler, günlük "Bu geceden itibaren dizele şu kadar zam bekleniyor" yazmaya başladı. Gelecek zam hem de öyle böyle değil, baya kallavi idi. 7 lira ile 13 lira arasında bir miktardan bahsedildi. Sonunda pompaya yansıtılacak zam önce ertelendi. Sonra devlet ÖTV hakkının yüzde 75'inden feragat ederek dizele gelecek zam halka şimdilik yansıtılmamış oldu. Şayet devlet böyle bir tedbir almamış olsaydı, dizelin litresi 72 lirayı geçecekti.

Hasılı, gencin 36 lira olacak öngörüsü ay sonunda gerçekleşmeyip gecikmiş olsa da dizel 4 yıl sonrasında iki katına yaklaşarak, genç kerametini ortaya koymuş oldu. Genci şimdi görsem, keramet sahibisin azizim! Ver elini, müridin olayım derim.

Pardona Pardon

Komşuyla öğleden sonra yürüyüşe çıktık. Havzan, Evliya Çelebi, İlahiyat, Aşkan, Meram Yaka derken Aşkan Mahallesindeki belediyeye ait Muhammet Yürükuşlu Spor Tesisine uğradık. Ardından eski Konevi Kültür Merkezinin yerine yapılan spor tesisine yürüdük. Havuz ve fitnes hakkında bilgi aldık.

Dönüşte Çarşamba Pazarına girdik. Komşu bir tezgahtan domates, salatalık alırken ben de yanında durdum. Kendi halimde düşünceye dalmışken paçama takılan bir şeyle kendime geldim. Daha doğrusu ayağıma araba çarptı. Baktım, yanımızdan geçen kadın çocuk arabasına benzer pazar arabasını sağ ayağıma vurdu.

"Pardon" dedi. Yanımdaki aynı hizada bulunan tezgahta durdu. Eğilip paçamı elimle çırptım. Kadının yüzüne bakmadan nasıl becerdin bilemedim dedim. Ne dese beğenirsiniz? "Pardon dedim ya" demez mi? Bu cevaba mukabele etmedim. Öyle ya pardon demek şartıyla dilediğini yapabilirsin.

Kimdir, necidir, neyin nesidir diye göz ucuyla bakmaya çalıştım. Kadın daha önce aldığı pazar ürünlerini arabaya koyuyor, bir taraftan da dik dik bana bakıyor. Bir şey daha söylesem, bilin ki beni lafla paralayacak. Nereden biliyorsunuz demeyin. Gözlerinden fışkıran alevden anladım ben bunu. Bir de dik dik bakışından. Acaba işine döner de o değilden alıcı gözle bir daha bakayım şu bana çarpana dedim. Kadının elleri çalışırken gözü yine bendeydi.

Abartma. İnsanlık hali olur böyle kazalar dediğinizi duyar gibiyim. Elbette, istemeden böyle kazalar olur. Yalnız kadın bunu nasıl becerdi? İşte burayı anlamadım. Çünkü arabaya baktım. Dolu da değil. Yola baktım. İki, üç pazar arabası rahat geçecek şekilde yol geniş ve yol bomboş. Yolun ortasında olsam olur. Zira hak ettim diyeceğim. Bu durumda kadın ya sakar ya da bile bile gelip çarptı. Kadın yaşlı olsa gücü yetmemiş ve gözü görmemiş diyeceğim. Ama daha gencecik. Üstelik gözleri de fıldır fıldır. Bana bile bile vurduğu o kadar belli ki iş yaparken gözlerini üzerimden ayırmadı.

Bu işe amma da taktın demeyin. Esas bana itici gelen "pardon" sözü. Kelimelere takan biri değilim. Önemli olan anlaşmak. Ama Fransızcadan dilimize geçmiş, TDK'nin "özür dilerim", "affedersiniz" anlamını verdiği pardon sözü, oldum olası baba itici gelir. Bunun yerine özür dilerim, kusura bakmayın, affedersiniz denmesini tercih ederim. İlla özür dilemesi de gerekmez. Beyefendi göremedim demesi bile yeterli. Çünkü bu bile gönül almak için yeterli.

Pardon bana, özür dilemekten ve gönül almaktan ziyade "Beyefendi, size vurmak için tam ortalayamadım. Bir dahakine bu işi daha iyi yaparım" demektir. Ne zaman pardon dendiğini duysam, adli kontrol şartı ile bir suçlunun salıverilmesi aklıma gelir. Her adli kontrol şartı ile salıvermeyi ben, hakimin suçluya "İşini yarım bırakmışsın. Ben işini yarım yapanı sevmem. Şimdi salıyorum. Git bu işi tam yap gel" şeklinde anlıyorum. Benim için pardon da aynı. Zaten bu işi büyütmemin sebebi de bu pardondur. Bu şekil özrü asla samimi ve içten bulmam. Laf olsun, yasak savma babından bir özür görürüm. Zira adam gibi pişmanlık duyan, özür dilerim, kusura bakmayın der. Kaprisi ve kibri buna el vermeyen ise pardon falan demesin. Özrü kabahatinden büyük böyle pardon diyene, pardonuna pardon demek lazım. 

Neyse boş vereyim bunu. Kısa günün kârı olarak 10 km yapmışım. Günün en sevindirici yanı bu oldu benim için.

3 Mart 2026 Salı

Yüzsüz Pazarcı

Limon alacağım. Birkaç tezgaha göz gezdirdim. Limonların görüntüsü pek hoşuma gitmedi. Girişin sağında gördüğüm limonlar daha iyiydi.

Girişteki tezgahtan alayım diye yürüdüm.

Tezgahın önünde alabildiğine görebildiğim limonlar adeta albeni diyordu. Parlak, sapsarı, hepsi aynı ebatta idi.

Tezgahın arkasına baktım. Ağırlıklı olarak bereli mat sarı.

Sulu mu diye tezgahın önündeki bir limonu elime alarak hafifçe yokladım. Elime aldığım limonun altındaki limonlar da sapsarı renkten ziyade mat sarı ve bereli. Pazarcı, tezgahın altını mat sarı limonla bir güzel istiflemiş. Üzerine tek kat sapsarı limon dizmiş. Poşete doldurup müşteriye vereceği önündekiler ise hepten mat sarı.

Belli ki limon satıcısı görüntüsü hoş, sapsarı olanları tezgahın önünde istif ettiği limonların üzerine birer tane koymuş. Bu görüntü albeni diyor. Müşteri sapsarı limona tavlanıyor, mat sarı poşete dolduruluyor.

Şaşırdım mı buna? Hayır. Bildik pazarcı esnafının en iyi yaptığı. Sabahtan üşenmemiş. Alt ve arka tarafa bereli olanları istiflemiş de istiflemiş.

Bu aşamadan sonra yapılacak bir şey yok. Geriye dönmek de yok. Alacağım zaten bir kilo. Alayım bu sahtekârdan dedim.

Delikanlı, bir kilo ver dedim. “100 liralık olsun mu” dedi. Olsun da hepsini şu mat sarı olanlardan değil de biraz da şu görüntüsü güzel, rengi sapsarı olanlardan doldur dedim.

Ne dese beğenirsiniz? Limonun dışını mı yiyeceksin? Ne yapacaksın dışındaki bereyi? Limonun içini yiyeceksin. Böyle göründüğüne bakma. İçi güzel. Bak bir tane keseyim, gör” deyip bir tanesini kesti. Kesmene gerek yoktu. Bereli olanın içi de aynı olabilir. Yalnız ön tarafa görüntüsü güzel olanları koyup arkadan bereli mat sarı vermen doğru değil. Madem içi hep aynı. Ön ve arkada iki tür limonu karışık istifleyebilirdin dedim.

Böyle dedim ama gel de bunu bu yüzsüz esnafa anlat. Sen ne dersen de. O bildiğini okuyor. Dediğimin tek faydası, doldurduğu mat limonların içine üst taraftan üç beş tane sapsarı olanlardan koydu. Parayı verip ayrıldım. Poşetteki limonlara nasıl vermiş diye bakmadım. Gelip mutfağa koydum.

Hoş, sair zamanlarda da limonla işim olmaz. Bazılarının yaptığı gibi su içer gibi limon sıkmam. İçini yemem. Hiç görmesem, limon yok mu demem. Bazen limon sıkmadım demeyeyim diye çorbanın içine birkaç damla damlatırım. Kısaca limonla muhabbetim yemeğe tuz koymak gibi.

Burada hâlâ pazardan alışveriş yapıyorsun. Kana kana bıkmadın mı denebilir. Böyle diyene el hak haklısın derim. Ger gör ki pazardan almam gereken bir şey için pazara girince, buradan markete gitmeye gerek yok. Şunu da alıvereyim diyorum bazen. Her aldığımda da pişmanlık duyarım. Bu sahtekarlıkla bizden bir cacık olmaz derim kendi kendime. Bu pazarcının diğerlerinden farkı yüzsüzlüğü.