Bir kafede oturup çayımı yudumlarken bir şeyler yazıp çiziyorum. Bir telefon geldi. Arayan yeğendi. İlk çalmada telefonu açınca, "Dayı, elinde telefon bekliyor muydun" demez mi? Seni arayacak diye elimde bekletiyorum dedim. Gülüştük.
Gülüşsek de günümüzün gerçeği. Cepte taşınması, ihtiyaç olduğu zaman kullanıp tekrar cebe konması gereken adına da cep telefonu dediğimiz telefonlar günümüzde oldu birer el telefonu.
Cep telefonlarının çıktığı ilk zamanlarda basmatik telefonlar vardı. İnternet de olmayınca böyle küçük telefon alanların çoğu beline ya da kemerine taktığı kılıfın içinde taşırdı telefonunu. Telefon çalarsa bakardı. Zaten başka da bir işe yaramazdı.
Zamanla dokunmatik telefonlar çıktı. İnternet hayatın bir parçası oldu. Sosyal medya ve sanal alem çoğumuzun girip çıktığı ve paylaşım yaptığı âlem olmaya başladı. Her işimizi oturduğumuz yerden bu cep telefonu marifetiyle yapar olduk.
Akıllı telefonların ebatı da haliyle büyüdü. Cebe girmez oldu. Bunları alacak kılıflar da piyasaya sürülmedi. Sürülse de küçük kışlıklar gibi pek tutulmadı. Arka cebe koysan, oturup kalkarken ya beli ya da cep telefonunu kırma durumu var. Erkeklerin çoğu kadınlar gibi çanta taşımadığına göre bu cep telefonlarını taşımak işin geriye sadece eller kaldı. Elde taşınıyor artık. Cep telefonları oldu el telefonu.
Bir zamanların masaüstü bilgisayarında oturarak, kurum ve kuruluşların önünde sıraya girilerek yapılan tüm işler, oturduğun yerden elde yapılıyor artık.
Dahası var, elde taşırken bir de havası var. Telefonun pahalı ve son model ise havası da bir başka oluyor. Eskiden millet ayağa bakarken şimdi ayağı bıraktı, gördüğünün telefonu ilk gözüne çarpıyor. Hele bir de oturunca masaya telefonu bırakırsan hiç başka konu konuşmaya gerek yok. Kaça aldın, şu özelliği var mı? Kamerası nasıl? Ben de alacağım böyle bir şey muhabbeti epey bir yapılır oldu.
Tüm gözler bu telefonda iken sen de utancından cep telefonunu cebine koymaya kalkıyorsun. Ama sığmıyor ki.
Şanslı kişilerdensin. Çünkü ön cebin var. Oraya koyar koymaz telefon orada taşınmaz, kalp var, kalbine zarar verirsin diyorlar. Arka cebe koysan ya bel ya cep tercihin var. Her ihtimale karşı ön cebe koysan eğilince düşme garantili. Ardından muhabbeti bırakıp ekran için servise gidiyorsun.
Bu cep böyle. Yine de olsun dersen ara ki cepli tişörtü bulasın. Her ne hikmetse onu da kaldırdılar. Var gör moda namına erkekler için bir şey üretemiyoruz. Bari cebi kaldıralım diye düşünmüş olmalı stilistler.
Bir de işi, gücü ve tüm özelliği hızlı şarz bitiren pahalı telefonlar var ki bu tür telefonu taşıyanların telefon yanında bir de şarz aleti taşıdığını görmek mümkün.
Neyse geleyim sadede. Yürürken zaman zaman arka cebime koymakla beraber çoğu zaman telefonu elde taşıyorum. Bir yerde otururken yanımda kimse yoksa bloğumu açarak başlıyorum yazı yazmaya. O esnada biri aradığı zaman telefon elimde olduğu için hemen açıyorum. Yani her işimize yarayan bu cep telefonlarının benim için bir artısı, yazılarımı cep telefonu marifetiyle yazmak. O yüzden telefonum daima elimde. Yeter ki yazı yazma istek ve iştahım olsun.
Şaşar döner, arama lütfunda bulunur da tefonunuza ilk çalışta cevap verirsem, bilin ki telefon marifetiyle yazıp çiziyorumdur. Yani elde telefon trlefon açmanızı beklemiyorum. Ne işe yaradığı bilinmese de iş yapıyorum iş.
Durum bundan ibarettir yeğenim.
