9 Ekim 2026 Cuma

Fatma Betül Günah Keçisi mi?

Fon skandalı gündemden düşmüyor. Bu kadar gündemde olmasına rağmen kamuoyunu beklediği açıklamalar yok. Herkesin kafasında soru işaretleri devam ediyor.

Mademki fon skandalının üzerine gidiliyor. Ucu kime dokunursa deniyor. Ama nedense aynı kişilerin ismi geçiyor. 

Kaç gündür Fatma Betül Kaya ile yatıp kalkıyoruz. Fondan yararlanan ve parasını katlayan sadece Fatma Betül mü? Diğerlerinin isimlerine niçin yer verilmiyor? Acaba diğerlerini kapatmak için  Fatma Betül günah keçisi ilan edilmiş olabilir mi? Öyle zannediyorum, Fatma Betül bu konuda yalnız değil. Çünkü fonun içini tek başına boşaltamaz. 

Mademki devlet bu skandala el koydu. Skandalı her yönüyle deşifre etmesi gerekir. Mesela, 

Fatma Betül ifadeye çağrılabilir. Tüyoyu kim verdi diye sorulabilir. Bu iş sadece Fatma Betül ve birkaç kişinin üzerinde kalmamalı. Daha başka kimler var, hepsi açıklanmalı, özellikle siyasiler. Hayati Yazıcı'nın oğlunun firmasının başında bulunan kişinin ölmesi ya da öldürülmesinin fonla bağlantısı olabilir mi?  

Fon ve borsayı denetleme, takip, izleme ve uyarı görevi olan SPK üyeleri bu işin neresinde? Niçin görevlerini yapmamışlar? Manipülasyonu görmemişler mi, gördüler de seslerini çıkarmadılar mı, birileri bunlara görmezden gelin mi dedi? Görevini yapmadığı için SPK'den görevinden el çektirilen var mı? Bunlara inceleme başlatıldı mı? Bunlar görevinin başında iken gerçek nasıl ortaya çıkacak? Bunları sorgulamak isteyen nasıl sorgulasın? Bunlar ifadede ne derece doğruyu söylerler? 

Bu fon krizi olmasaydı daha iyi olurdu ama oldu. Artık geçip gitti. Bundan sonra önümüze bakmak lazım. Önümüze bakarken de bu fon krizi kulağımıza küpe olmalı. Bir daha manipülasyon, haksız kazanç ve mağduriyetlerin olmaması için sıkı tedbirler almak gerek. Yalnız geçmişin de hesabının sorulması lazım. 

Belediyelerin El Değiştirmesinin Düşündürdükleri

Çok şey beklediğim siyasetten 2019 yılından itibaren sıkımı sıyırdım. Hiç olmadığı kadar apolitiğim.

Siyasetçilerin ne dediği ne yaptığı ne yiyip ne içtiği ne vaat ettiği de hiç umurumda değil.

Hiç olmadığı kadar siyasetten uzaklaşsam da birkaç günde bir İnternet sayfalarına bakarak gündeme dair üstünkörü bilgi sahibi olurum. 

Gün sektirmeyen operasyonlar başı çekse de nicedir belediyeler hep gündemde. Ya bir belediyeye dair operasyon yapılıyor ya başkan vekili seçimi ya belediye başkanı ya da meclis üyeleri iktidar partisine geçiyor. 

Geçmişte de partisinden istifa eden başkanlar olurdu. Ama bu dönemli kadar çok değildi. Bir de geçişler genelde aynı taban ve zihniyete hitap eden partiler arasında olurdu. Şimdi ise taban tabana zıt oldukları partiye geçiş var, hem de akın akın. Böyle giderse seçime kadar iktidar partisine geçmeyen belediye başkanı kalmayacak. En son olarak başkanlarını kaybeden genel başkan, "Size geldim. Zira bizimkiler hep burada" deyip o da gelecek.

Kimsenin yakıştıramadığı bu geçişleri nasıl anlamamız gerekir? Bu konuda bir şeyler yazacağım ama her ne yazarsam yazayım, isabet ettireceğimi sanmıyorum. Bunu anlamam için siyasetin içinde olmam, parti değiştiren ve partisine kabul eden olmam lazım. 

Partisini bırakıp iktidar partisine geçen bir belediye başkanı ya da belediye meclis üyesi;

Partisinden umduğunu bulamadığı için, 

Eksik gediği vardır, operasyona maruz kalmamak için, 

Bir çıkar ve beklentisi olduğu için veya böyle bir söz verildiği için, 

Gelecek seçimde aday gösterilme garantisi verildiği için,

Tehdit ve şantaja maruz kaldığı için, 

Seçilince gerçek yerinin iktidar partisi olduğunu anladığı için, 

İktidar partisine geçerek şehrine daha iyi hizmet edeceğini hesaba kattığı için vb.

Sebeplerle geçiş olabilir.

Yalnız her ne sebep olursa olsun bu derece geçiş normal değil. Zira bu geçişlerde seçmene saygı yok, etik değerler yok, prensip yok, omurga yok, geçenin kendisine saygısı yok, vatandaşa zaten saygı yok. Yok oğlu yok. 

Merak ettiğim, "Milyonda bir ihtimal bile yok. Geçersem seçmenine saygısızlık olur" diyenler bile geçiyor. 

Anlamadığım, birileri bir nedenle geçiş yapıyor da bunları kabul eden niye kabul ediyor? İleride seçim düşünüyorlarsa merak ediyorum, kendi tabanından kimi aday gösterecekler? Çünkü eğer geçiş yapanlara adaylık sözü verdilerse kendi tabanlarından kimse listeye giremez.

Aklıma şu geliyor. Paranın en kolay harcandığı yerler belediyeler. Siyasi partilerin arpalığı olmalı belediyeler. Seçimlerde siyasi partilerin en büyük para kaynağı buralar. Hepsi bize geçsin de seçim zamanı paralar siyasi partilere peşkeş çekilmesin. Eğer harcanacaksa bize harcansın düşüncesi olabilir. Böylece muhalefet seçim zamanı para sıkıntısı çekecek, yeterince seçime hazırlanamayacak. Bütün imkanlar bize kalacak hesabı var sanki. 

Aman neyse ne? Ne halleri varsa görsünler. Nasılsa kimsenin siyaset itibar kaybedermiş diye bir derdi yok.

Not: Yeni versiyon bu siyasetten hala umudu olanlara ve savunanlara şaşmamak elde değil. 

8 Ekim 2026 Perşembe

Burçlar ve Ben

Burçlarla pek değil, hiç aram yok. Ne ilgi duydum ne de inandım. Burçlarla ilgili yazıp çizilenlere de kulak asmadım.

İlgi ve merak da olmayınca burcumun ne olduğunu dahi bilmiyordum. Hangi burçtan olduğumu sanırım 2012 yılında 49 yaşındayken öğrendim. Şöyle ki:

Okuldan çarşıya doğru arabayla gidiyorum. Çarşıya gidecek öğretmenleri de arabaya almıştım. Sağ kapı içeriden açılmıyordu. Bu şekil epey bir bindim. Araba bilgim de burçlardan farklı değil bu arada. 

Arka sağdan bir öğretmen yolda inmek istedi. İyi de kapıyı ona kim açacak? Yol kenarında duran birinin yanında durdum. Camı indirip kardeş şu kapıyı açar mısın demiştim. O da açıvermişti. Öğretmen indikten sonra içeride kalanlar burcumu sordular. Bilmiyorum dedim. Doğum tarihin ne zaman dediler. Söyleyince, "Hocam, siz ikizler burcundansınız. Zekanızdan belli. İkizler burcundan olanlar çok zeki olur" demişlerdi. Ben de ben öyle şeylere inanmam demiştim. 

Güya, kapıyı açacak birini ve yöntemi bulmamdan dolayı çok zeki olduğumu söylediler. Ne işe yarar bilmem ama gururlanmadım değil. Keşke arka sağ kapının çocuk kilidinden dolayı açılmadığını, hoca hanım, oradaki çocuk kilidini açıver deseydim daha iyi olurdu. Görünen o ki çocuk kilidi bilgim de burçlardan ibaretti.

Daha sen çocuk kilidinden haberin yok. Ayrıca birkaç kişinin zekisin demesiyle insan zeki olmaz dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız. Zaten öyle bir iddiam yok. Yalnız bana zekisin diyen sadece bu birkaç kişiden ibaret değil. 1993 yılında ara ara satranç oynadığım, her defasında yendiğim okul müdürüm de çok zekisin demişti. İnsan sarrafı mı yoksa öylesine mi söylemişti bilmem.

Nereden farkına varmış müdürün derseniz, şöyle efendim. 1993 yılında bir ramazan akşamı bir öğretmenin evinde misafirlikteyiz. Oturduğumuz oda biraz serindi. Öğretmen asker öğretmen olduğu için tüm eşyasını getirmemiş. Odanın birinde soba olmalı. Bizim oturduğumuz odada ise soba yoktu. Soğuk biraz kırılsın diye piknik tüpünü getirdi. Yakmak istedi. Fakat çakmak yanmadı. Birkaç defa denedi yine olmadı. Başka çakmak almaya giderken çakmağı eline alıp tüpün havasını açıp çakmağı çaktım. Çakmak yine yanmadı ama kıvılcımıyla tüpü yaktım. Bunu gören müdürüm, "Bak ya hiç aklımıza gelmedi. Nasıl yaktı Ramazan Hocam. Allah Allah! Bu, bir zeka işi. Şimdi anlaşıldı satrancı niye iyi oynadığın" diyerek kıvılcımla tüp yakma eylemimi zekama bağlamıştı. Bu bir zeka işi olmasa da müdürün böyle iltifatı hoşuma gitmişti.

Bana bu iki anekdotu hatırlatan ise sosyal medyada kısa videoları gezinirken önüme düşen burç videosu. Ne diyecek diye izleyince, arka arkaya burç videoları gelmeye başladı. Size burçların özelliklerinden bahseden bu videolara bir göz atacağım. Artık ne derece bilimsel, aslı var veya yok bilmem.

Burçlara da diğer yazımda yer vereyim.