12 Ağustos 2026 Çarşamba

Mutfak Lavabonuz Tıkanmayı Görsün

Bir pazar günü bir arkadaş grubuyla bir etkinliğiniz var. Tam arkadaşlarla muhabbete dalıp yılların hasretini gideriyorsunuz. Gelen telefon muhabbetinizi bölüyor. 

Muhabbeti bölse de açmazlık olmaz. Çünkü arayan içişleri bakanı. İçişleri bakanı sen dışarıda iken niye arar? Herhalde hal hatır sormak için aramaz. Gelirken şunu getir diyecektir. Belli de önemli bir durum söz konusudur. 

Neyse belli olur şimdi. Mutfak lavabosu tıkanmış haberini alır. Pek belli etmese de kan beynine sıçramıştır. Öyle ya lavabo tıkanmasının zamanı mıydı? Ama lavabo bu. Senin arkadaş toplantını dinlemez. Tıkandı mı? Senin gelmeni de pek beklemez. Su koyverir. Fazlasını dışa verir. 

Lavabo açıcı getirmesi istenir kendinden. Şu saat ancak gelebilirim olur mu? Çünkü her şey bekler ama gider beklemez. 

Sonunda eşi gider, lavabo açıcı alır. Bir ya da birkaç mı aldı. En iyisinden her çeşidinden mi aldı, kaç para verdi bilinmez. Çünkü kadının sadece taşı değil, yaptığı harcama da sorulmaz. 

Alınan lavabo açıcıları kullanım kılavuzuna göre kullanılır fakat bana mısın demez. Gidere giden pis su mutfak lavabosunun altına dolar. 

Bu lavabo açıcı markaları işe yaramadığını göre demek ki daha kuvvetli lavabo açıcı markalarına ihtiyaç var. 

Kaçıncı telefonun ardından ağzının tadı kaçan arkadaş, yaptığı muhabbetlere ara vererek en iyi ve en kuvvetli lavabo açıcısının hangisi olduğunu gruba sorar. Gruptan farklı marka isimleri önerilir. 

Pazar pazar muhabbetin içine eden bu lavabo tıkanıklığı arkadaşın huzurunu kaçırır. Müsaade alır, çıkar. İlk işi en iyi lavabo açıcısını bulmaktır. Şu iyi, bu iyi, şu da kuvvetli denen lavabo açıcılarından 600 liralık alır. 

İçişleri bakanının daha önce denediği lavabo açma işine kollarını duvar. 600 liralık en iyisi ve farklı farklısı işe yaramaz. Hepsini lavabonun altına verir. 

Bu kadar kuvvetli lavabo açıcısı işe yaramadığına göre tıkanıklık büyük olmalıydı. Bunu da ancak çeşmeci yapardı. 

Arar bir çeşmeciyi. Üçten önce gelemem der. İyi de üçe kadar kim bekleyecek? Şehirdeki tek çeşmeci olmadığına göre bir başka tesisatçıyı arar. 12.00'de gelebilirim der. İyi bildin, bekliyorum denir. Ama çeşmeci bu. Verdiği saatte gelir mi? 

12.00'de gelirim diyen çeşmeci, 15.00'te gelir. Gelmiş ya geldiğine şükretmek lazım. Çünkü esnafların çoğunu tenzih etmekle birlikte esnafın verdiği söze güvenilir mi? Söz verip gelmeyeni de pek çok. 

Tesisatçı hemen işe girilir. İlk işi aynı gidere bağlı çamaşır makinesi ile bulaşık makinesinin gider hortumuna bakar. Çamaşır makinesinin giderini az çeker. Onca lavabo suyunu içine çeker. Su şarıl şarıl akmaya başlar. Suyla dolu lavabonun suyu boşalır. 

Tesisatçının işi bitmiştir. Ama gelmişken bir şey yapması gerekir. Çamaşır makinesi giderinin hortumunu çıkarır. Azıcık keser. Bulaşık makinesi ile çamaşır makinesi arasına bir tel koyar. Gider borusunu tekrar takar. 

Gider normale dönünce haliyle ev sahibinin yüzü güler. Çünkü basit olsa da sorun çözülmüştür. 

Tüm stres ve gerginlik biter. Ev sakinlerinin yüzü güldüğüne göre sırada çeşmecinin yüzünü güldürmek lazım. Çünkü geldi, hortumu çekip biraz keserek araya tel takarak emek sarf etti. 

Borcumuz ne kadar denir. 2000 lira der. Yaptığı iş bu olsa da istenen tamir ve servis parasını paşa paşa verir. 

Çeşmeci gittikten sonra evde bu hortumu içeri kim girdirdi tartışması oldu mu bilmiyoruz. Bildiğim bu lavabo tıkanıklığı arkadaşa çok pahalıya patlamış. Eşinin lavabo açıcısına ne kadar harcadığını bilmiyoruz. Arkadaş 600 lavabo açıcısına, 2000 de çeşmeciye vermiş. Sonrasında, yenge hanım, dışa veren gideri temizlemek için ne kadar temizlik malzemesi kullandı? Bu işten dolayı akşama yemek yendi mi? Yendi ise evde mi yendi, dışarıda mı bilinmez. Çünkü iş güç arasında yemek yapmaya zaman kalmamış olabilir. Öyle zannediyorum, bu lavabo tıkanıklığı arkadaşa epey pahalıya patlamıştır. 

Ne diyelim, gelip geçmiş olsun. Allah başka dert ve keder vermesin. Lavabo tıkanıklığından dolayı kimseyi çeşmecinin eline düşürmesin. Allah arkadaşa güç, kuvvet versin. Daha fazla çalışarak bu tür servis parasını fazlasıyla kazansın. 

Merak ettiğim, bu arkadaş çeşmeciye verdiği bu servis parasını kazanmak için kaç saat çalışması gerekir? İnşallah arkadaş mevcut işini bırakıp çeşmeci olmaya karar vermez. Çünkü bu yaştan sonra olmaz. 

Sadede gelirsem, lavabonuzun tıkanmasını hiç tavsiye etmem. İnsanlık ve ev hali bazen böyle tıkanma olursa ne yapacağım diye kara kara düşünmeyin. Çünkü önünüzde bir tecrübe duruyor. Bu tecrübe öyle kolay kazanılmaz. 

Siz siz olun, arkadaşın izlediği yolu izlemeyin. Kısa yoldan sonuca gitmeye çalışın. Panik yapmadan, önce gider borusunu hafifçe çekin. Tıkanıklık gitmişse fazla deşelemeyin. İşinize bakın. Garanti olsun derseniz, giderin içi temizlensin diye bir lavabo açıcı kullanın. Ne yaparsanız yapın, eliniz telefona ve çeşmeciye gitmesin. Çünkü bu durumda sizi ben bile kurtaramam. 

GS ve FB Arasında Cereyan Eden Centilmenlik Örnekleri

Ezeli rekabetin iki temsilcisi GS ve FB ile ilgili centilmenlik örnekleri:

İki takım arasındaki ilk resmi maç 17 Ocak 1909 tarihinde oynandı. Maçı Galatasaray 2-0 kazanırken, ezeli rekabetin ilk golünü atan isim Emin Bülent Serdaroğlu oldu. Emin Bülent, Fenerbahçe kurucularının ve oyuncularının çok yakın arkadaşıydı. Maç bittikten sonra Fenerbahçeli oyuncular, kendilerine gol atan Emin Bülent’i sırtlarına alarak centilmence tribünleri selamlatmışlardı. 

“İki kulüp (1911-1920), işgal yıllarında ve sonrasında yabancı takımlara karşı güçlerini birleştirmiştir. Fenerbahçe ve Galatasaraylı futbolcular bir araya gelerek “Karma Takım” kurmuşlardır. Hatta iki takımın renklerinin karışımı olmasın diye siyah-beyaz formalar giyerek yabancı askeri ve sivil takımlara karşı ortak mücadele vermişlerdir”.

Galatasaray’ın Fenerbahçe’yi 6-1 yendiği tarihi maç, 20 Ekim 1914 tarihinde oynamıştır. Bu karşılaşma, sadece skoruyla değil, Türk futbol tarihindeki en büyük centilmenlik hikayelerinden birine ev sahipliği yapmasıyla bilinir. Maçın öne çıkan detayları şu şekildedir: Maçın asıl oynanması gereken tarihte Galatasaray’ın as oyuncularından Oberle kardeşler ağır hasta, Hasan ise sakattı. Baş kaptanı Galip Kulaksızoğlu, rakiplerini eksik kadroyla sahada görmek istemediğini belirterek maçı ertelemeyi teklif etti. Galatasaray bu asil teklifi kabul etti ve karşılaşma oyuncular iyileştikten sonra 20 Ekim 1914 tarihine ertelenerek oynandı. Oyuncuların iyileşmesinin ardından oynanan bu erteleme maçında, Galatasaray ezeli rakibi Fenerbahçe’yi 6-1’lik skorla mağlup etmeyi başardı. 

Ali Sami Yen’in Fenerbahçe’yi Kurtarma Girişimi (1918) :Birinci Dünya Savaşı’nın zorlu yıllarında Fenerbahçe Kulübü, dönemin işgal kuvvetleri ve siyasi baskıları nedeniyle kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Galatasaray’ın 1 numaralı kurucusu ve başkanı Ali Sami Yen, ezeli rakiplerinin yok olmasını engellemek için harekete geçti. Kulüplerin birleşerek tek bir çatı altında Türk sporunu savunmasını teklif etti. Amaç, Fenerbahçe’nin mal varlıklarını korumak ve kulübün kapatılmasının önüne geçmekti. Bu zor günlerdeki dayanışma, rekabetin dostluk üzerine kurulduğunun en büyük kanıtı oldu.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında takımların bugünkü gibi lüks otobüsleri veya bütçeleri yoktu. Kadıköy’de oynanacak bir maç için Galatasaray takımı karşı yakaya geçmek zorundaydı ancak o gün deniz çok dalgalıydı ve sandalı çekecek güçleri kalmamıştı. Durumu gören Fenerbahçeli futbolcular, rıhtıma gelerek Galatasaraylı oyuncuların içinde bulunduğu sandalı halatlarla karaya çekti.

Fenerbahçe’nin “Uçan Kaleci” lakaplı efsanesi Cihat Arman ile Galatasaray’ın unutulmaz golcüsü Gündüz Kılıç (Baba Gündüz) arasında geçen bir derbi maçı: Galatasaray atağında Gündüz Kılıç sert bir şut çeker, kaleci Cihat Arman topu kurtarırken direğe çarpıp bilincini kaybederek yerde kalır. Top ise yavaşça kaleye doğru yuvarlanmaktadır. Pozisyonu takip eden Gündüz Kılıç, boş kaleye golü atmak yerine topu çizgi üzerinde durdurur. Hakem şaşkınlıkla bakarken, Gündüz Kılıç hemen yerdeki arkadaşı Cihat’ın yardımına koşar ve sağlık görevlilerini sahaya çağırır. (1940’lar).

1950’li yıllarda İstanbul Beyoğlu’nda iki takım taraftarlarının ve yöneticilerinin ortaklaşa gittiği, duvarlarının yarısı sarı-kırmızı, diğer yarısı sarı-lacivert boyanmış ortak dernek lokalleri bulunuyordu. Maç günleri iki takım taraftarları buraya kol kola gelir, maçı birlikte izlerlerdi. Yenilen takımın taraftarı, yenen takımın taraftarına kahve ısmarlar ve birbirlerini tebrik ederek evlerine dönerlerdi.

"Galatasaray'ın efsane golcüsü Metin Oktay’ın 1969 yılındaki jübile maçında, Fenerbahçe'nin efsane ismi Can Bartu ile unutulmaz bir jest yaşandı. Maçın bir bölümünde Metin Oktay Fenerbahçe forması, Can Bartu ise Galatasaray forması giydi. İki efsane, ezeli rakiplerinin formalarıyla sahada birbirlerine karşı mücadele ederek tribünlere tarihi bir dostluk mesajı verdi". 

"6 Kasım 2002'de Fenerbahçe'nin Galatasaray'ı 6-0 yendiği tarihi maçta, Özhan Canaydın protokol tribününde ayağa kalkarak Fenerbahçe'nin attığı golleri alkışladı. Bu hareketi nedeniyle daha sonra dünya genelinde Fair-Play ödülüne layık görüldü".

Not: Örnekler yapay zeka yardımıyla değişik sitelerden alınmıştır. 

Ülkemizden Centilmenlik Örnekleri

Centilmenlik dendiği zaman kibarlık, nezaket ve empatiyi de düşünmek lazım. Centilmenlikte diğerkâmlık var, insana değer verme var, insanın kendisini değerli hissetmesi de vardır. Kendine Müslümanlıktan vazgeçme vardır.

En iyisi ülkemizdeki centilmenlik örneklerine bir bakalım. 

Otobüs ve toplu taşımalarda yaşlı, hasta ve hamile olanlara yer vermek.

Trafikte gönüllü geçiş hakkı vermek.

Siftah yapmamış komşu esnafa müşteri yönlendirmek...

Sporda centilmenliğe de birkaç örnek verelim:

"İsmet Karababa, Derbentspor kalecisiyken, hakemin göremediği pozisyonda topun çizgiyi geçtiğini ve gol olduğunu dürüstçe söyledi". Takımı küme düştü ancak CIFP tarafından "Dünya Fair Play Ödülü" verildi. (1982)

"Hilal Coşkuner, Balkan Kros Şampiyonası'nda liderken, yanlış yönlendirilen rakibini uyararak doğru yola soktu ve kendisi yarışı kaybetti. Uluslararası Fair Play Komitesi (CIFP) tarafından Kutlama Mektubu ile ödüllendirildi". (1985)

"Tarihi Kırkpınar Pehlivanları: Yağlı güreşte kendisinden yaşça büyük veya usta olan rakibin elini öpmek, yendiği rakibi yerden kaldırıp teselli etmek" vardır. 

"Alpay Özalan (EURO 1996): Hırvatistan maçının son dakikalarında kaleye giden Goran Vlaovic'i faul yapıp düşürmeyerek gole izin verdi. Bu hareketiyle UEFA tarafından Fair Play Ödülü'ne layık görüldü".

"Veli Kavlak (2014): Beşiktaş-Adana Demirspor kupa maçında, hakem rakip oyuncuya kırmızı kart gösterdi. Veli hakemin yanına giderek "Bana müdahalesi sert değildi, kart hatalı" diyerek kararı değiştirtmeye çalıştı".

"Galatasaray kalecisi Muslera, Beşiktaş derbisinde hızla kaleye yönelen rakip futbolcunun duramayarak direğe sertçe çarpacağını fark etti. Topu bırakıp vücudunu siper ederek rakibini sakatlanmaktan kurtardı".

"Oğulcan Ülgün (2026): Gençlerbirliği forması giyen Oğulcan, Fenerbahçe maçında kaleye doğru tehlikeli bir atak geliştirirken rakip savunmacı Mert Müldür'ün aniden sakatlanıp yerde kaldığını gördü. Gol atma şansı çok yüksek olmasına rağmen topu taca atarak oyunu durdurdu". 

"Hami Mandıralı (2002): Trabzonspor’un efsane şutörü Hami, Ankaragücü ile oynanan bir maçta kaleci Zafer’in sakatlanarak yerde kaldığını görmüştür. Top önünde ve kale tamamen boş olmasına rağmen şut çekmek yerine topu taca atarak oyunun durmasını sağlamıştır".

"Şenes Erzik (2015): Türk ve dünya futbol bürokrasisinde uzun yıllar dürüst, birleştirici ve etik değerlere bağlı yönetimiyle öne çıkmıştır. UEFA ve FIFA bünyesindeki bu örnek duruşu nedeniyle CIFP (Uluslararası Fair Play Komitesi) Kariyer Ödülü’ne layık görülmüştür".

"Beşiktaş Kulübü'nün efsanevi başkanı Süleyman Seba, tüm yöneticilik kariyeri boyunca rakiplerine duyduğu saygı ve sevgiyle tanınmıştır. Derbi maçlarından sonra dahi "Rakiplerimizi rencide edecek açıklamalar yapmayın" diyerek Türk sporunda nezaketin sembolü olmuştur".

"Göztepe – Karşıyaka Dünyanın Seyirci Rekoru (1981): İzmir’in iki ezeli rakibinin 2. Lig’de şampiyonluk için karşılaştığı maçı tam 80.000 seyirci bir arada, tribünlerde hiçbir şiddet veya olay yaşanmadan yan yana izlemiştir. Bu maç, rekabetin en centilmen halini dünyaya göstermiştir".

Not: Örnekler yapay zekanın verdiği örneklerden seçilmiştir.