Menüsü; yoğurt çorbası, etli pilav, bamya çorbası, zerde ve irmik helvası olan Konya düğün yemekleri, ülke çapında meşhur. Usta ellerde pişirilip servis edilen bu yemekleri yemeye doyum olmaz.
Yiyenlerin midesi doysa da gözü doymaz. Özellikle yenen etli pilavın haddi hesabı olmaz. Bir daha bir daha derken etli pilav arka arkaya defalarca gelir. Herkes tıka basa doyar. Sonrasında da kaç tabak yedik muhabbeti yapılır.
Menü çok zengin olmasına rağmen yenen onca tabak etli pilavın yanında ekmekten ödün vermeyenleri de çok. Bir pilav alıyorsa bir de ekmeği bölüp atıyor ağzına. Neymiş de “Ekmeksiz doymazmış”.
Dinimizde sünnet olan, adına velime denen bu düğün yemeği kültürümüze işlemiş. Yıllardır bu gelenek devam ediyor.
Son yıllarda maliyeti yüzünden düğün sahiplerinin çoğu yemeksiz düğün yapmak durumunda kalabiliyor. Çünkü yemek başlı başına bir maliyet ve külfet. Bu yemek özellikle Konya’da veriliyorsa maliyet daha da bir artıyor.
Niyetim Konya düğün menüsünü anlatmak değil. Bu yemeğin yiyiş şeklini ele alacağım. Gerçi yazımı takip edenler Konya düğün yemekleri üzerine daha önce defalarca yazdığımı bilir. Hazır düğün sezonu iken tekrar ele almak istedim.
Özene bezene bin bir masrafla hazırlanan her biri lezzetiyle birbiriyle yarışan Konya düğün yemekleri, malumunuz ortak kaptan yeniyor.
Bir iki arkadaşla otururken konu döndü dolaştı, ortak kaptan yemek yemeye. İki arkadaş da bu şekil ortak kaptan yenmesinden muzdarip idi.
Daha önceki yazılarımdan birinde bahsetmiştim. Meram Tıp Fakültesinin mezun ve yakınlarına verdiği, menünün Konya düğün pilavı olduğu bir yemeğe katıldım. Konya dışından gelen ailelerin her biri ayrı ayrı sofraya oturmuşlar. Dekan yardımcısının yönlendirmesiyle bir sofraya oturduk. Bizden önce oturan ailelerin Adıyaman ve Elazığlı olduğunu yemeği beklerken tanışma faslında öğrendim.
Soframız tamam olduktan sonra servis başladı. Ortaya yoğurt çorbası geldi. Biz başladık yemeye. Daha önce Konya’da okumuş biri de ucundan kıyısından yemeye başladı. Diğerleri bekliyor. Haydin, buyurun, niye yemezsiniz, tok musunuz desek de ne yoğurt ne de bamya çorbasına kaşık salladılar. Gelen pilavdan ölmeyecek kadar atıştırdılar. Hepsi bu. Bazısı kuru ekmek yedi ne çorbaya uzandı ne de pilava.
Onlar yemeyince biz de ister istemez çekindik. Yine de yedik. Yedik ama birileri bakarken yemenin çok zor olduğunu söylemeliyim. Ortamın yabancısı olduğumuzdan mıdır, aklıma gelmediğinden midir, servis yapanlara ayrı tabak getirin de demedik.
Niye yemediler? Ortak kaba kaşık sallandığı için. Çünkü “Biz koca Gonyalıyız. Ortak kaptan yeriz. Bunun tadı böyle gelir” desek de Konya dışında ortak kaptan yemek yiyen kalmadı. Aynı evin fertleri arasında bile kaplar ayrıldı.
Nedense dünya ve Türkiye değişse de biz Konyalılar bu konuda ne dünyayı kendimize uydurabildik ne de biz dünyaya uyduk. Kendi bildiğimizi okumaya devam ediyoruz.
Burada “Mümimin artığı mümine şifadır” diyebiliriz. “Ne olmuş ortak kaptan yenilmişse. Âdetlerimiz böyle. Dışarıdan gelen de buna uymalı” diyebiliriz. Ne dersek diyelim. Bir gerçek var ki belki de alışık olmadığındandır, ortak kaptan yemeyi bazılarının midesi götürmüyor.
Her ne kadar “Bunun lezzeti burada. Böyle yemede bereket var. Biz âdetlerimize bağlıyız” desek de sofrada ortak kaptan yemeyenlerin de olabileceğini hesaba katarak düğün yemeklerini tabldot usulüne döndürmemizde yarar görüyorum. Mevcut tabldotlar Konya düğün yemeğine uygun gelmeyebilir. Konya’ya özel derin düğün tabldotlar yapılabilir.
Tabldot usulüne geçildiği zaman düğün yemeği maliyetlerinin de düşeceğini düşünüyorum. Yemekler daha az yenecek. Bilmem kaç kat pilav yenmeyecek. Her masaya servis yapan elemana ihtiyaç duyulmayacak. Tabakları yıkama derdi olmayacak. Tıpkı self servis olan yerlerde olduğu gibi eline tabldotunu ve kaşığını alan sıraya geçerek aşçının yeterince koyduğu yemeği alan bir masaya oturup karnını doyuracak. Doymayan kalkıp ilave alabilir. Birkaç eleman boşalan tabldotları toplar, birkaçı da masaları temizler.
Tabldot usulü yemek ikramında herkes yiyeceği kadar yemek alacağı için yemek israfı da olmaz.
Eski köye yeni âdet getirmeyelim diyebilirsiniz. Aslında bunun uygulaması pandemide yapıldı. Plastik tabldotlarla önümüze yemek kondu. Az gibi görünen yemekle masamızdaki hepimiz doyduk. Midemiz doyduğu gibi gözümüz de doydu. Servis elemanları ilave isteyen var mı diye sordu. On kişilik masada sadece bir arkadaş ilave istedi.
Tabldot usulü yemek ikramıyla bir çirkin görüntünün daha sona ereceğini düşünüyorum. Çoğu düğünlerde masalar ilk gelenlerle dolunca sonraki gelenler masada yemek yiyenlerin etrafını kuşatmak suretiyle ayakta bekliyorlar. Bu durumdan dolayı ne servisçi doğru dürüst hizmetini yapabiliyor ne yemek yiyen rahat edebiliyor ne de ayakta bekleşenler hoşnut oluyor.
Hasılı, maliyetlerin iyice arttığı günümüzde düğün yapanlar velime vermeye ne kadar devam eder bilmem. Böyle giderse yemeksiz düğünler iyice artacak. Bu ayrı bir mesele. Ama en büyük temennim, ortak kaba kaşık sallamak suretiyle yenen Konya düğün yemeklerinin er veya geç ayrı kaplarda yenmesidir. Bakalım ömrüm bunu görmeye kifayet edecek mi?
Konyalılar bu konuda inat, vazgeçmez, dünya değişir Konya değişmez demeyin. O kadar da değil. Daha yakın zamana kadar düğün hediyesi olarak çokları kap kacak getirirken şimdi hemen hemen herkes kap kacak getirmeyi bıraktı. Yerine zarf içerisinde para veriyor. Bu âdet değişmişse ortak kaptan yemek yemeye de veda ederiz diye düşünüyorum.