"Gecikmiş eleştiri çürütür, fırsatçılık kokan eleştiri yıkıcıdır".
Akif Emre’nin bu sözüne daha önceki bir yazımda yer vermiştim.
Bu yazıyı çerçeveletip her yere asmak lazım. Bu yazıyı göre göre hem göz aşinalığı olmalı hem de hayat düsturu olarak içimize işlemeli ve hayatın her alanında kullanmalıyız. Özellikle üç maymuna oynayanların, ağzına kadar gelip yutkunanların ve fırsatçılık yapanların kulağına küpe olmalı.
Eleştiri yaparken de eleştiri ile muhalifliği karıştırmamak lazım. Çünkü ikisi aynı şey değil. Birinde doğruyu ve güzeli bulma amaçlanırken diğerinde doğru yanlış her şeye karşı çıkma murat edilmektedir. Asıl olan, bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek olmalıdır.
Toplum olarak eleştiri yapıyoruz yapmaya. Ama yaptığımız eleştiriler genelde karşı tarafa oluyor. Nedense eleştiri oklarını kendimize döndürmüyoruz. Halbuki eleştiride önceliğimiz bizden olanların yaptıkları yanlışlara olmalıdır. Eleştiride öncelik kendi tarafımıza olursa bir anlamı olur. Bu, kavgada ilk tokadı kendi çocuğumuza atmak demektir. Kendi çocuğumuza tokat atmak çocuğumuzdan nefret ettiğimiz anlamına gelmez.
Kendi tarafımızdaki yanlışlıkları görmezden gelip geciktirmek bizi içten çürütmeye başlar. İçten çürümenin tedavi ve telafisi de kolay kolay mümkün değil.
Kendi tarafımızı görmeyip okları hep karşı tarafa döndürmek, savunmayı beraberinde getirir ki bu eleştiride fırsatçılık koktuğu için maksat hasıl olmaz. Hazırında kutuplaşmaya katkı sunar. Kimse de kendini düzeltmeye kalkmaz.
Eleştiri yaparken söz üstadı olmak gerek. Bu işi usulünce kırmadan, dökmeden, tartışmaya ve yanlış anlaşılmaya mahal bırakmadan yapmalı. Kişilerin onurunu korumak esas olmalı.
Eleştirilen de eleştiriye açık ve hazır olmalı. Yapılan eleştirilerde kendisini özeleştiriye tabi tutmalı. Kendisine çekidüzen vermeli. Hatta eleştiri getirene teşekkür etmeli.
Böyle olursa yani eleştiriyi gecikmeden ve iyi niyetle yaparsak, eleştiri yaparken fırsatçılık yapmazsak, eleştiriye hazır ve açık olursak, eleştirinin ardından savunmaya geçip gerekçe ve bahane üretmezsek ve saldırıya geçmezsek bilin ki her alanda gelişiriz.
Tüm bunlar için her şeyden önce yaptığımız işten dolayı işimize ve kendimize güvenmemiz lazım. İşimiz, icraatımız önce kendi içimize sinmeli. Değilse kendimiz çalar, kendimiz oynarız. Herkes körler ve sağırlara oynar.