Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında "Mekke Ortak Savunma Anlaşması" 07.08.2026 tarihinde imzalandı. Bu anlaşma bir güvenlik ve savunma paktı olarak yerini alacak.
Bu anlaşmaya göre “taraf devletler, birine yönelik herhangi bir saldırganlık eylemini antlaşma taraflarının her birine yönelik bir eylem olarak değerlendirmeyi taahhüt etmiştir". Kısaca birine yapılan saldırı diğerlerine yapılmış sayılacak.
Bu anlaşma olumlu-olumsuz ses getirdi:
“İslam NATO'sunun başlangıcı. İleride bu üç devlete diğer İslam ülkeleri de katılır” diyen oldu. Hatta katılacak öngörüsünde bulunan oldu.
“Bu anlaşmaya en çok İsrail tepki gösterdi. İçimizden tepki gösterenlere ne oluyor” diyen oldu.
“Suudi Arabistan'ın parası, Pakistan'ın nükleer gücü, Türkiye'nin askeri ve savunma sanayiindeki gelişmesi birleşti. Bir güç oldular” diyen oldu.
Bu anlaşma ile “ülkemiz tehlikeli bir sürece girdi” diyen de oldu.
Şu var ki fiiliyatta bağımsız hiçbir ülke, sonucunu bile bile kendi ülkesi aleyhine olacak bir anlaşmaya imza atmaz. Ümit ediyorum ki bu üç ülke kendi iradeleriyle ihtiyaç duyup bir araya gelmiş, olası her ihtimali enine boyuna düşünerek böyle bir anlaşmaya imza atmıştır.
Bu devletler arasında yapılan bu anlaşmanın sonuçları itibariyle ülkemize ne fayda ve zarar getireceği, anlaşma uygulandıkça daha iyi anlaşılacak olsa da anlaşmanın ülkemiz yararına olması en büyük dileğimiz.
Geleceğin ne getirip götüreceğini bilmemekle birlikte bu anlaşmaya dair görüşlerimi dile getirmek istiyorum.
Bu anlaşma, taraf devletlere karşı kötü emelleri olanlara caydırıcı olabilir. Birine saldırırsam diğer iki devleti karşıma alırım gibi.
İsterim ki bu anlaşma bu üç ülkeyle sınırlı olmasın. Başta Mısır ve İran mutlaka olmalı. Özellikle İran bu üç devletin arasında dördüncü devlet olmalıydı. İran dahil edilmiş olsaydı birbirlerine saldırmayacakları için Ortadoğu rahat bir nefes alacaktı.
Türkiye bu anlaşmanın benzerini kendi komşu devletlerle de yapmalı.
Yazımın bundan sonraki kısmında bu anlaşmaya dair, olmasını temenni etmeyeceğim endişelerime yer vereceğim.
Savunma anlaşması yaptığımız iki devlete bir bakalım. Suudi Arabistan'ın Yemen'le savaşı eksik değil. Aynı şekilde İran'la arası hiç yok. Suudi Arabistan'ın İran'la savaşması için fitili ateşlemek yeterli. Pakistan'ın Hindistan'la çözümlenememiş Keşmir sorunu var. Daha yakın zamanda birbirlerine karşılıklı saldırı düzenlediler. Bu iki devletin de savaşması ya da savaştırılması için ortam her zaman müsait.
Adı geçen devletlerin illa birbirlerine saldırması gerekmiyor. Eğer birileri bunların savaşmasından ekmek yiyecekse pekala bu devletleri karşı karşıya getirecek ortamı hazırlarlae. Mesela Suudi Arabistan'a İran üzerinden bir füze gönderilebilir. Nasılsa İran'ın hava savunma sistemi felç. Pekala İran üzerinden kimliği belirsiz savaş uçakları Suudi kentlerine bomba yağdırabilir, füze atılabilir. İran üstlenmese de İran saldırdı haberi servis edilebilir. Hatta Türkiye kamuoyunu ve İslam dünyasını harekete geçirmek için Mekke yakınlarına belki de Kabe'ye bile bomba atılabilir. Bugünün teknolojisiyle bunu yapmak süper devletlere ve İsrail'e göre çok kolay.
Bir diğer husus, İsrail ve ABD yakın zamanda İran'a iki defa saldırdı. ABD çoğu saldırılarını Suudi Arabistan, Katar ve BAE'de bulunan üslerini kullanarak yaptı. İran da bu üsleri füze ile vurdu. Her ne kadar ABD ile İran arasında imzalanmış bir ateşkes olsa da nihai barış sağlanamadığına göre ileride ateşkes bittikten sonra ABD'nin, Suudi Arabistan'da bulunan üstlerinden İran’a yeniden saldırmayacağının bir garantisi yok. ABD Suudi Arabistan üslerini kullanınca İran da karşılık verecek. İran'ın, Suudi Arabistan topraklarında bulunan ABD üslerine füzeyle karşılık verdiği zaman İran Suudi Arabistan'a saldırmış sayılmayacak mı? Şayet saldırmış sayılmazsa sorun yok. Eğer saldırmış sayılırsa Mekke Ortak Savunma Anlaşmasına göre Suudi Arabistan'a yapılmış saldırı bize de yapılmış sayılacağından, Türkiye'nin Suudi Arabistan yanında İran'a karşı savaşa girmek zorunda kalabilecek. Türkiye, İran'a havadan ve karadan savaşa girerse bu durum ABD ve İsrail için arayıp da bulamadığı bir fırsat olur. Bu durumda biz Suudi Arabistan'ı koruyacağız derken ABD adına savaşa girmiş, cepheyi genişletmiş oluruz. Hele bir kara harekatı ABD için biçilmiş kaftan olur. Çünkü ABD ve İsrail İran'a kara harekatı yapamadıkları için başarılı olamamıştır. Böyle bir olasılığı aklıma bile getirmek istemem ama bu durumda biz ABD adına vekalet savaşı vermiş oluruz.
Bir diğer husus, Pakistan her gerilimde yanımızda ve Türkiye dostu bir ülke. Suudi Arabistan'a ne kadar güvenebiliriz? Siz ne düşünürsünüz bilmem ama ben Suudi yönetimine asla güvenmem. Suudi Arabistan'a, İsrail ve Türkiye'den birini tercih et dense Suudiler, bizim yanımızda yer almaktansa İsrail'i tercih eder. Çünkü Suudi Arabistan'ın Filistin, Gazze diye bir derdi hiç olmadı. Benim için Suudi Arabistan Suudi Amerika'dır. Suudi yönetimi ABD'nin çıkarına olmayan bir şey için kılını kıpırdatmaz.
Hasılı, niyetim felaket tellallığı ya da senaryo yazmak değil. Olası endişelerimi dile getirdim. Endişelerim yersiz çıkarsa bu durum ülkemin çıkarınadır ki temennim bu yöndedir. Aksi durumda boşuna endişelenmişim derim.