14 Nisan 2026 Salı

Alışveriş Benim İşim

Yıllardır banyo sabunu olarak bir markanın dört kiloluk sabununu alırdım. Önceleri çok beğendiğim bu sabunu beğenmez oldum. Zaten fiyatı da durmadı. Uçtu gitti. Marketten markete de fiyatını çok farklı gördüm.

İster istemez hangi sabunu alayım arayışına girdim. 

Tarım Kredi Kooperatifi marketinde kasaya yakın bir sabunun teşhir edildiğini gördüm. İki kilosu 200 lira idi. 

Nasıl olduğunu bilemediğim için uzun süre her gidişimde almadım. Fiyatı da hep aynı kaldı. 

Bir defasında denemek için bir paket aldım. Sabunu beğendik. Beğendik ise bu sabunu kaçırmamalıydım. 

Sabunu aldığım zaman ayın üçü ya da dördü idi. Kredi kartının kesim tarihi geçtikten sonra alayım. Nasılsa evde şimdilik var, aciliyeti yok. Çünkü fiyatı da hep aynı dedim. 

Kredi kartının ekstresi kesildikten sonra başka alacaklarla birlikte sabun da alayım diye Koop'a gittim. O da ne! Sabunun fiyatı 250 olmuş. Vay anasına vay! 

Bir düşüncedir aldı beni. Haliyle pişmanlık diz boyu. Geçen alıvermedim de. İlla kredi kartının kesimini beklemek de neymiş dedim durdum. Hızımı alamayıp kendime kızmaya başladım. Zira hak etmiştim. 

Aylardır fiyatı aynı kalan ürüne birden elli lira koymak olacak şey değildi. Anlaşılan o ki Koop, bu sabunun nasılsa bir alıcısı çıktı. Bir alan bir daha almaya gelir. En iyisi biz bunu zamlandıralım ki Hanya'yı Konya'yı görsün. Bir de kesim tarihi hesabı yapmanın neye mal olacağını da bilsin hesabı yapmış olmalı. 

Hasılı benim hesap Koop'a uymadı.

Sonrası ne mi yaptım? Kah alışverişe gittiğimde kah yürüyüş yapmak için uğradığımda evime yarım saatlik yürüyüş mesafesinde olan bu markete uğradım. İlk işim bu sabunun fiyatına bakmak oldu. Kaç defa gitmişsem, fiyatını yine zamlı fiyat gördüm. Evde sabun azaldı, kalmadı sözlerine de kulak vermedim. Ben sabunun fiyatını takip etmekten bıkıp usanmadım. Onlar da zamlı fiyattan bir kuruş indirmemekte inat ettiler. Haliyle her fiyat takibinde moral bozukluğu ve son pişmanlık. Artık neye yarayacaksa. Bilin ki anlatılmaz, yaşanır. 

Olmayacak böyle. Bu marka sabunun fiyatına İnternetten baktım. İnternet satışına 546 lira yazmışlar. Aha vicdansızlar aha insafsızlar... 

Yeter sabunsuz kaldığın. Koktun iyice dediğinizi duyar gibiyim. Merak etmeyin, stoklarda sabunumuz eksik olmaz. Hatta bir tanesini de yurtdışına götürmüştüm de orada bu sabunla iki kez yıkanmak nasip oldu. Başkası da müstefit oldu. Artanı da orada bırakıp geldim. 

Niye almıyorum? Çünkü fiyatlara önce bindirme sonra da indirme olur bizde. Bu market de ne yapıp ne edip indirir beklentisi içerisine girdim. Yürüyüşü bahane ederek gittim gittim geldim. 

Yine bir gün bu markete yöneldim. Yöneldim ama hiç umudum kalmadı. Ne yapıp ne edip bana zamlı fiyattan aldıracaklar bunlar dedim durdum. 

Markete gitmiştim ki o da ne! Beklediğim indirim gelmiş. Benim sabunu 220 liraya çekmişler. Bir sevinç bir sevinç. Hemen ikişer kiloluk paketten dört paket aldım. Bu sevinçle, yanına iki kalem başka şey de aldım ve sekiz kilo sabunu yarım saat yol yürüyerek eve götürdüm. 

Şu bir gerçek ki alışveriş benim işim. Azmin ve inadın zaferiydi bu. Sayesinde günlük yürüyüşlerimi de yapmış oldum. Her ne kadar bu alışverişte sabunun önceki fiyatına göre 80 lira fazla para vermiş olsam da yeni fiyatı 250'ye göre 120 lira kâr ettim. Unutmayın. Alışveriş benim işim. 

121 Yıllık Bina

Berlin'de Almanlar tarafından üretilip servis edilen Solana kripto parası hakkında önceki yazımda bilgi vermeye çalışmıştım. Bu yazımda da Solana için tahsis edilen beş katlı bina hakkında bilgi vereceğim.

Bina, 1905 yılında yapılmış, yığma bir bina. Nereden bakarsak 2026 yılı itibariyle 121 yıllık bina ve hala kullanımda.

Binanın 1905 yılında yapıldığını duyunca Blockchain ve Solana'dan ziyade bu bina dikkatimi çekti.

Dışı sıvalı, içi tuğlalı binanın. İçini sıvama gereksinimi duymamışlar nedense.

Binanın ortası bahçe gibi boş bırakılmış. Gül ekilmiş. Bu boşluğa pencereler konmuş.

Hem bu binanın hem de çoğu binanın çatıları da dikkatimi çekti. Çatıları dik. Her çatıda da pencereler var. Belli ki çatılar da kullanılıyor.

Eski bir bina olmasına rağmen bina kullanışlı. Sigara içecekler için aşağıya inip dışarı çıkmasına da gerek görmemişler. Ortadaki boşluklara balkonlar yapılmış. Sigara içecek olan zaman kaybetmeden balkona çıkabiliyor.

Girişteki sıvalı yerler karalanmış. Karalama sade bu binaya mahsus değil, Berlin'de bazı binalarda bu şekil karalama yapmanın ve yazı yazmanın yaygın olduğunu hem gördüm hem de işittim.

Bir katın karşısındaki duvarın kapısının üstü ve yanına "I hate vandalizm" yazılmak suretiyle, duvar yazıyla bilinçli bir şekilde doldurulmuş. Biliyorsunuz vandalizm, "Kamuya veya kişilere ait mallara, sanat eserlerine ya da çevreye bilerek ve isteyerek, genellikle zevk veya öfke amacıyla zarar verme ve tahrip etme eylemine" denir.

Duvarların karalanması da bana göre bir çeşit vandalizm. Artık Almanlar vandalizmden ne anlıyorsa.

Vandalizmi bir tarafa bırakıp tekrar binaya gelirsem, o gün dışarıda hava yağışlı ve soğuk olmasına rağmen binanın kaloriferleri yanmadığı halde içerisi üşütmüyordu. Hatta üzerimizdeki pardösüleri çoğumuz askıya astı. Aynı hava bizde olsa kaloriferlerimiz de yanmasa bizim binalar dondururdu. Çünkü Almanlar duvarları kalın yapıyorlar. Bizdeki gibi tek tuğlayla yapmıyorlar. Çoğu binada sıkça gördüğüm tuğlalar ise bizdeki baca tuğlasına benziyor.

Duvarların kalın yapılması hem binanın ömrünü uzatıyor hem yazın serin, kışın sıcak tutuyor hem de dışarıdan ses almıyor, içerideki sesi de dışarıya vermiyor.

121 yıldır ayakta olan, hala kullanımına devam eden, daha kaç yıl kullanılacak olan bu binayı görünce bizdeki Selçuklu ve Osmanlı eserleri dışında 121 yıllık binamız var mı diye düşünmeden edemedim. Bildiğim kadarıyla bu kadar yıllık binamız yok. Zira bizdeki binaların en uzun ömrü 50 yıldır. Almanya'yı çok iyi tanıyan birine bu binadan bahsedince, "Hocam, onlar 70 yıllık evi eski bina olarak görmüyor, yeni kabul ediyorlar" demez mi? Gel de şaşırma.

İşin garibi Berlin'de tarihi diyebileceğimiz ve hala kullanımda olan bina sayısı çokmuş. Hatta proje ortaklarımızla buluşmak için yolda gördüğüm bir binanın fotoğrafını çekip burası ne binası diye sorduğumda, "Bilemedik. Çünkü bizde bu tür bina sayısı çok" dediler.

Gördüğüm kadarıyla yolları, kaldırımları, bina ve evleri evladiyelik yapmış Almanlar. Bir defa masraf ediyorlar. Tekrar tekrar yıkıp yapmıyorlar. Yıllar yılı yıkmadan kullandıkları için de cadde ve sokakların şekli, şemailiyle ve kültürü değişmiyor.

Almanlardaki bu evladiyelik binaları görünce ister istemez ülkemi kıyasladım. Bizde binaların ömrü uzun değil. Bizdeki inşaat sektörü çok canlı. Yapıp yıkamada üstümüze yok. Yaptıklarımızı yıkıp yeni cadde açıyoruz. Sürekli kentsel dönüşüm yapmak suretiyle binaları yeniliyoruz. Kentsel dönüşüm yapmak için de kat sayısını yükseltmek zorunda kalıyoruz. Bırakalım 120 yıl öncesini 8-10 sene önce terk ettiğimiz ev, sokak ve mahalleye varsak ne evimizi buluruz ne sokağı. Haliyle hiçbir sokak ve mahallemizde tarih kokmuyor. Çünkü her bir yer yüksek katlı beton yığını haline gelmiş.

Bu demektir ki bizim ülkenin ekonomideki canlılığı inşaat sektörüne bağlı. Yapıp yıkmada, yıkıp yapmada üstümüze yok. Milli servetimizi hep israf ederek toprağa görmüyoruz, bina yapımına aktarıyoruz. Sürekli rant çalışıyor bizde. Evladiyelik ev, daire, konut, bina, sokak, cadde, kaldırım ve alt yapı yapmıyoruz. Unutmayalım ki israf denen şey sadece ekmek israfından ibaret değildir.

13 Nisan 2026 Pazartesi

Kripto Paranın Neresindeyiz?

Berlin’de 26 Mart Perşembe günü proje ortağımızla Blockchain teknolojisinin uygulandığı bir binada buluştuk.

Bina sanırım beş katlı idi. Tüm katlar Almanların kripto parası Solana için tahsis edilmiş.

Bize Pakistan uyruklu biri hem Blockchain hem de Solana üzerine açıklama yaptı. Bizim ekipten sorulan bazı sorulara yeterli bilgisi olmadığı için oraya sık sık gelen bir kişiden destek istedi. Onlar gelip sorularımıza cevap verdi. Bizim gençler bize tercüme etti.

Bu bina Solana kripto paranın çalışma ofisi gibi bir yer. Her katta bol miktarda masaüstü bilgisayar var. Burada, kurs ve seminerler veriliyormuş. Planlama yapılıyormuş. Meraklıları gelip burada çalışma yapıyormuş. Orijinal bir şey üretenin ürettiği şey de satın alınıyormuş.

Blockchain teknolojisi hakkında yeterli ve detaylı bilgim yok. 2009'da ilk çıkması hasebiyle Bitcoin ismini sık sık duyarım. Halk arasında da kripto para dendiği zaman ilk akla gelen budur. Yalnız Wikipedia'ya göre "2023 Mart ayı itibariyle 22 binden kripto para birimi bulunmaktadır. Kripto paraların Toplam piyasa değeri 1 trilyon dolardan fazladır".

Yazımda, Almanların kripto parası Solana desem de biliyorsunuz kripto paralar "şifreli (kriptografik) işlemlerle çalışan, merkezi bir otoriteye (banka vb.) bağlı olmayan dijital varlıklardır. Blockchain (blokzinciri) ise bu paraların transfer kayıtlarının şeffaf, değiştirilemez ve güvenli bir şekilde, dağınık bir ağda tutulduğu teknolojik kayıt defteridir. Kripto paralar bu defter üzerinde hareket eder".

Kısaca kripto paraların arkasında halihazırda merkezi bir otorite ve devlet yok. 22 binden fazla kripto para birimi olması da halihazırda bu sanal paranın mevcut durumunu gösterir. Çünkü dünyada 200 devletin varlığını düşünürsek, bir ülkede onlarca, binlerce bu kripto paranın üretildiği anlamına gelir. Ama ileride bu kripto paraların arkasında bir güç ve devlet olmayacağı anlamına gelmez.

Birçok ülkede dijital para, kripto para, sanal para adı altında geleceğin parası olarak nicedir çalışmalar yapılırken ülkemize ait kripto para çalışması yapıldığını bilmiyorum. En azından duymadım.

Burada şunu da belirteyim. Ülkemizde her ne kadar kripto para çalışması yapılmasa da "Türkiye, dünyada en çok kripto para kullanan beş ülkeden biri" imiş. Bu demektir ki insanımızın önemli bir kesimi kripto para alıp satıyor.

Alınıp satılan bu kripto paralardan devlet hazinesinin ve maliyesinin haberinin olduğunu sanmıyorum. Haberi olsa da müdahale edemiyor. Devlet bunlardan vergi de almıyor. Şu var ki bu tür kripto para alımlarında, ülkeden sermaye çıkışının olduğu bir gerçek.

Bir gerçek daha var ki dünya dijital paraya hazırlanıyor. Yakın gelecekte kağıt paralar tedavülden kalkacak. Yarın herkes aya giderken ülkemizin yaya kalma durumu söz konusu.

Solona kripto parası ofis binası hakkında da bilgi vermek istiyorum. Bunu da diğer yazımda ele alayım.