İstanbul Avcılar ilçesinde bulunan Leyla Bayram İlkokulu ile ilgili 2018 tarihli bir habere rast geldim.
Habere göre okul, 5300 öğrenci mevcutlu. 155 öğretmeni, 128 dersliği var. Derslik başına her sınıfa yaklaşık 55 öğrenci düşüyormuş.
2026 itibariyle okulun Web sayfasına baktım. Okulun güncel hali, 3461 mevcut, 156 öğretmen, 5 müdür yardımcısı ve 49 dersliğiyle ikili öğretim yaptığı yazılı.
Mahalleye yeni bir okul mu yapıldı ya da nüfusun azalmasına paralel, okul mevcudu mu azaldı bilmiyorum.
Okulla ilgili 2018 haberine dönersem, okul bu nüfusuyla Türkiye'de bulunan 66 ilçeden daha büyükmüş.
Bu okuldan küçük ilçelerin ismi zikredilmemiş ama belli ki bu ilçeler siyasi mülahazalarla geçmişte ilçe yapılmış, ilçe demeye bin şahit lazım denilen yerlerdir.
Bu ilçeler ilçe olduktan sonra da gelişme göstermemiş, gelişmesi de mümkün olmayan ilçelerdir.
5300 nüfuslu okulu müdür, beş yardımcı ve 155 öğretmenle yönetirken bir de 66 ilçeyi gözümüzün önüne getirelim:
66 ilçeye 66 kaymakam atamışız.
66 belediye başkanı seçmişiz.
66 ilçede şube başkanları görev yapıyor.
66 ilçedeki kurumlarda çalışan işçi, memur ve şef...
Her kuruma ait hizmet binaları var.
Kurumların elektrik, su, telefon ve yakıt giderleri vs.
Kısaca 66 ilçeyi 66 kaymakam ve 66 belediye başkanı yönetirken, bu kadar kaymakam ve belediye başkanının yönettiğinden fazlasını tek müdür yönetiyor. Nereden bakarsak garip bir tablo söz konusu.
Köyden bozma hatta köy bile denmeyecek bu tür ilçeler devletin sırtında bir kamburdur. Birilerine makam, mevki ve mansıp dağıtılan yerlerdir. Bu ilçeler ülke ekonomisine yüktür.
Durum bu iken gelişmeye müsait olmayan bu tür ilçelerin ilçeliğine bir kanunla son vermek, ülkeye yapılacak en büyük hizmetlerden biridir.
Aynı şekilde il, ilçe ve büyükşehir merkezinde yer alan mahalle muhtarlıklarını da sonlandırmak lazım.