18 Mayıs 2026 Pazartesi

Eblehin Önde Gideni

Yazımın başlığını öküzün önde gideni koyacaktım. Sonra öküze hakaret olur düşüncesiyle başlığı değiştirdim. "Eblehin Önde Gideni" koydum. 

TDK eblehe, "akılsız, budala, alık" anlamı vermiş. Gerçi eblehin de tam karşıladığını sanmıyorum. Çünkü nevi şahsına münhasır kişiyi herhangi bir kelimenin tam karşılayacağına ihtimal vermiyorum. Aslında nem ne şekil, ucube ve garip bir yaratık dense daha iyi olur sanki.

Kim bu ucube kişi? 18 yaşını doldurmuş. Kuaför mesleğini seçmiş. El becerisi, işini kavraması, müşteri memnuniyeti nasıldır bilmem. Benim gözlemim haftada iki saat dersine girmekle sınırlı.

Varlığıyla ben buradayım diyen bu tipin oturması, kalkması, giyim ve kuşamı, sakalı, kısaca her hareketi yani varlığı faul. 

Ne zaman görsem elinde telefon, kulağında kulaklık. Ağzında da sakız. Bir elinde de şarj cihazı.

Şu telefonları bırakın dediğin zaman herkes telefonu bırakır. Bu, kullanmaya devam eder. Telefonu bırak diye ayrıca söylersin. Yüzüne bakar ama istifini bozmaz. El kol işaretiyle uyarırsın. Yine nafile. Çünkü kulağındaki kulaklıktan seni duymaz. Yanındaki dürtünce telefonu bırakır. Bırakırken de hemen bırakıyorum diyerek üç beş dakika geçirir. Ardından telefonu şarj için ayağa kalkar. Boş priz yoksa "Şunu şarz edeceğim. Çıkarın" diye konuşur. Sen onu bekliyormuşum. Hiç önemli değil onun için. 

Ağzındaki sakızı çıkar dersin. Tamam deyip ağzının içinde tutar. Az sonra tekrar çiğnemeye devam eder. 

Kulaklığım var diye telefonun sesini açar. Bu ses kimden geliyor dersin. Herkes benden değil der. Bu da benden değil der. Çünkü kulaklık kullandığını sanır. Bilmiyor ki kulaklığı dışa ses veriyor. 

Sınıfa açıklama yaparsın. Bu da herkes gibi sana bakar. Bu adam ne diyor demez. Çünkü ya anlamaz ya anlamaza oynar ya da kulaklıktan dolayı duymaz. 

Okul kıyafetini giymez. Çantasında taşır. Git dışarıda giy gel dersin. Sınıfta giyinir.

Çenesinde keçi sakalı kendisinden bir parça. 

Tuvalete gitmek için izin alması eksik olmaz.

Her derste mutlaka telefonu çalar, hepsine cevap vermeye kalkar. Çünkü ona göre ders, sınıf ortamı önemli değil. Gelen her telefon önemli olduğu için mutlaka cevap verecek. 

Teneffüsten geç gelmesi zaten Allah'ın emri. 

Ne mazereti eksik olur ne de derdi. 

Her yönüyle başlı başına bir problem. Yalnız problem olduğunu bilmiyor. Çünkü ona göre yaptığı her şey normal. Normal olmayan tek şey var. O da çocuğun anormal olduğu. 

Ne söylesen boş. Zira her dediğine bön bön bakıyor. Bir şeyi üç beş defa tekrar etsen yine bakıyor. Delikanlı, sende anlama problemi var mı derim. Var diyor. En beğendiğim yönü de bu. Çünkü kendini bileni takdir ederim. 

Kendine Müslüman derim böyle tiplere. 

Her yaptığını uyarsan, problem edinsen, düzeltmeye kalksan çıldırırsın. Görmeyeceksin. Gördüğün zaman başını çevirip fesübhanallah diyeceksin. Çünkü akla zarar onu görmek ve muhatap olmak.

Herkesi toplu uyarırsın. Bu hiç tınmaz. Ayrı uyarı bekler. Çünkü kızım sana söylüyorum, gelinim sen dinle onun lugatinde yok. 

Anlaması ve anlaşması zor. Zihinsel engelli desem, değil. Nem ne şekil biri. Kısaca eblehin önde gideni. Bu garip yaratığın müşterisine, patronuna, anasına ve babasına sabırlar dilerim. 

Siyasetçinin İtibar Kaybı

Geçmişte siyasetle bu ülkede birçok şeyin değişeceğini, kendi düşünceme uygun siyasi partilerin iktidar olmasıyla bunun gerçekleşebileceğine kendimi inandırmış biri idim. Benim düşüncem iktidar olursa birçok sorun çözülür, adaletsizlik olmaz, ülkeye huzur gelir diye düşünürdüm.

Bu düşüncem ve inancım düşünce safhasında kalmadı. Düşüncem basbayağı iktidar oldu. İktidardan da öte muktedir oldu.

Gel zaman git zaman evdeki hesap çarşıya uymaz misali benim dereyi görmeden paça sıvamam, gelin güvey olmaktan ibaretmiş. Bunu öğrendiğim zaman iş işten geçtiği gibi yaşadığım hayal kırıklığından ötürü siyasetten soğudum. Hiç olmadığı kadar siyasetten uzağım şimdi.

Çünkü nazarımda siyaset kirli bir alandır. Alan kirli olunca siyasete giren ne kadar temiz olursa olsun bu kirden az veya çok nasiplenir. Siyasete girmesiyle bir müddet sonra siyasetten uzaklaşanlar belki de bu kirlilikten çabuk kurtulanlardır. Siyaseti bir meslek gibi ölene kadar yapanların ne kadar temiz kaldıkları tartışılır. Şayet temiz kalan varsa kocaman bir tebriği hak eder. 

Siyasetten uzak olunca gündemden de uzak kaldım. Tek yaptığım sosyal medya aracılığıyla gündeme üstünkörü bakmaktan ibaret. Dikkatimi çeken gündem, belediyelere yönelik operasyonlar ve belediye başkanlarına parti rozetinin takılması. 

Gün geçmiyor ki bir belediyeye dair operasyon yapılmış olmasın. Her operasyonda belediye başkanı başta olmak üzere belediyede ne kadar üst düzey yönetici varsa demir parmaklıklar arkasına gönderiliyor. Beratı zimmet asıldır sözü gereği yargılama bitinceye kadar kişiler masum kabul edilse de havada uçuşan iddialar yenilir yutulur cinsten değil. Her operasyonda gizli tanık ve itirafçı da fazlasıyla var. 

Bir diğer gündem yine belediye başkanları üzerine. Bu seçimde hiç olmadığı kadar belediye başkanı parti değiştiriyor. 

Belediye başkanı partisini değiştiremez mi? Belediye başkanı partisiyle anlaşamaz, çalışma imkanı bulamaz, partisi baskı yapar, partisi hizmet yapmasını engeller, partisindeki akçeli işleri görür ya da belediye başkanı iken hizmetten hizmete koşarken zihniyet değişimi yaşar, yani hidayete eder. Bu durumda eh dersin. Gerçi her ne sebep ve neden olursa başka partiye geçmesi seçmenine saygısızlıktır. Bu duruma düşen belediye başkanının belki de yapacağı en doğru hareket, başka partiye geçmeyecek şekilde partisinden istifa ederek bağımsız bir belediye başkanı olarak süresini tamamlamaktır. Hele partisiyle özdeşleşmiş, daha önce rakiplerine ağır eleştiriler getirmiş vekil ve belediye başkanlarının taban tabana zıt olduğu siyasi görüşe gitmesi olacak şey değil. 

Kamuoyunda parti değiştiren belediye bazı başkanlarıyla ilgili "baskı yapmışlar, değilse operasyon yapacaklarmış, şunu vadetmişler" türünden yazılıp çizilenlere ihtimal vermek istemiyorum. Şayet belediye başkanı, partisinden veya yaptıklarından dolayı baskı, şiddet, tehdit ediliyor, şantaja maruz kalıyorsa bunu kamuoyuna açıklamalıdır ya da parti değiştirmesi için vaat veriliyorsa bunu da kamuoyuna açıklamalıdır. Kısaca belediye başkanı belediye hizmetlerine odaklanmalı. Herhangi baskı ve şantaja boyun eğmemeli. 

Parti değiştirmesi için vekil ve belediye başkanlarına baskı, şantaj, vaat var mı bilmiyorum ama halk arasında şu iddialardan geçilmiyor: "Vekil ve belediye başkanı borsası kurulmuş, baskı yapılmış, partisinden istifa edip kendi partilerine geçtiği takdirde operasyon yapmama sözü almış" gibi. 

Parti değiştiren vekil veya belediye başkanı hangi sebep ve nedene bağlı olarak parti değiştirirse değiştirsin, bu şekil geçiş ve zikzak, siyasetimiz adına güzel bir görüntü değil. Seçmenini yarı yolda bırakma anlamına gelen bu tür geçişler siyasete güveni azaltmaktadır.

Tüm bu gelişmelerden benim anladığım, vekil ve belediye başkanı olmak, imkan ve şöhretin yanında aynı zamanda ateşten gömlek giymek demektir. Aynı zamanda kişiyi test eden bir sınav yeri. Kimi düşüncesi uğruna bedel ödüyor kimi ihya oluyor kimi zikzak çizerek gözden düşüyor kimi şöhret oluyor kimi gündem oluyor kimi gündemden düşüyor. Hasılı siyaset çoğu siyasinin kendini kaybettiği bir alan. 

Son olarak şunu söyleyeyim. Parti değiştiren vekil ya da belediye başkanı amme adına iş yapıyor. Seçmenin oyu kendisine bir emanettir. Aldığı emanete ihanet etmemeli, kendini seçenlere saygıyı her şeyin üstünde tutmalı. Parti değiştirerek siyasetin itibarını ayaklar altına almamalı. Çünkü kimse kimseye itibar elbisesi giydirmez. Herkes kendi itibarını kendi korur, kendi yerle bir eder. Çünkü amme işi yapan siyasiler itibar kaybına uğrarsa bundan siyaset kurumu zarar görür. Anketlerde kararsızların ve hiçbir partiye oy vermeyeceğim diyenlerin oranının her geçen gün artması da bu itibar kaybıyla alakalıdır. Aman dikkat... 

17 Mayıs 2026 Pazar

Normal mi?

Gazetelerin yazdığına göre 23 seçimlerinden bu yana 37 milletvekili parti değiştirmiş. 

Son iki yılda 76 belediye başkanı partisinden istifa ederek başka partiye geçmiş. 

1407 belediyeden 1203 tanesine soruşturma izni verilmiş. 

31 Mart 2024 seçiminden bu yana 30'dan fazla ilçe ve iş belediye başkanı ya tutuklanmış ya da görevden uzaklaştırılmış. 

13 belediyeye kayyum atanmış. 

Yolsuzluk, rüşvet vb. akçeli işler iddiasıyla operasyon yapılan belediye sayısı kaç tanedir? Bu konuda net bilgiye ulaşamadım. Ama sayısının az olmadığını düşünüyorum. 

Tutuklanan belediye başkanlarının yanında kaç belediye çalışanının da tutuklu olduğu bilgisine net olarak ulaşamadım. Bunda da sayının çok fazla olduğunu düşünüyorum. 

Hangi partiden kaç vekil ve belediye başkanı hangi partiye geçmiş? Bunun üzerinde durmayacağım. Amacım siyaset yapmak da değil. Zira siyasetten bir beklentim yok ki siyasetle işim olsun. 

Eskiden de vekil ve belediye başkanları parti değiştirirdi ama bu dönemdeki kadar fazla olduğunu sanmıyorum. 

Eskiden parti değiştirme, genellikle aynı yelpaze ve seçmen kitlesine hitap eden partiler arasında olurdu. Şimdi ise birbirine zıt kutup ve aynı seçmen kitlesine hitap etmeyen partiler arasında geçiş oluyor. 

Başka ülkelerde bu şekil ve bu kadar parti değiştiren olduğunu sanmıyorum. Yine hakkında soruşturma açılan ve operasyon yapılan bu kadar belediye olduğunu sanmıyorum. 

Elbette suç işleyen, işini mevzuata göre yapmayan belediyelere işlem yapılması kadar doğal bir şey olamaz. Ama 1407 belediyeden 1203 tanesine soruşturma açılması bence hiç normal değil. Çünkü belediye sayısına bakarsak sadece 204 belediyeye işlem yapılmamış. 

Vekil ve belediye başkanı da seçildiği partiyle sorun yaşayabilir. Aynı partide siyaset imkanı kalmayabilir. Bu kimselerin partisinden istifa ederek geri kalan sürelerini bağımsız vekil ve bağımsız belediye başkanı olarak yürütmeleri daha uygun olur. Etik olan da budur. Seçmene saygı da bunu gerektirir. 

Eğer bir vekil veya belediye başkanı taban tabana zıt partilere geçiş yapıyorsa ister istemez akla başka şeyler geliyor. Sanki vekil ve belediye başkanı borsası kurulmuş izlenimi veriyor. Demek ki borsa denilen sadece para ve pulun döndüğü, alım satım yapılan yerden ibaret değilmiş. Vekil ve belediye başkanı borsası da varmış ama bizim haberimiz yokmuş. Buna transfer de diyebiliriz. Transfer denince sadece yüksek bedelle transfer olan futbolcu anlamayalım. Demek ki vekil ve belediye başkanları da transfer oluyormuş. Futbolcunun kaça transfer olduğunu biliyoruz da vekil ve belediye başkanlarının kaça transfer olduğunu maalesef öğrenemiyoruz. Çünkü bu işler kapalı kapılar ardında yürütülüyor. Parti değiştirmelerde tehdit, şantaj ya da soruşturmadan kurtulma var mı? Bunu da bilmiyoruz. 

Görünen o ki bizdeki siyaset kurumu kirli. Eğer bu ülkenin temizlenmesi isteniyorsa işe siyaset kurumunu temizlemekle başlamalı. Siyaset kurumu temizlenirse ülke de temizlenmiş olur.