15 Mayıs 2026 Cuma

Geleceğiniz için Bana Yatırım Yapın

Yazılarımı takip edenler, her seçimde adaylık beklentisi içerisine girdiğimi, bugüne kadar beklentilerimin gerçekleşmediğini, aday gösterilmediğimden dolayı moralimin bozulmadığını, bu sefer de olmadı, dünyanın sonu değil deyip diğer seçimlere bel bağladığımı bilir. 

Her ne kadar moralimin bozulmadığını söylesem de üzülmemek elde değil. Ama nasip değilmiş deyip esas işime yoğunlaşırdım. Niçin aday göstermediğimi de hiç sorgulamadım. 

Haliyle nedenini tespit edip gereğini yerine getirmeyince bugüne kadar derdime çözüm de bulamamıştım. 

Son olup bitenlere bakınca anladım ki ben aday olma sebebini işlememişim. Yani olaylara determinist yaklaşmamışım. Hep nasip değilmiş deyip yan gelip yan yatmışım. Halbuki bugüne kadar sebebini işlemiş olsaydım, şu anda karşınızda seçilmiş biri olurdum. 

Anlayacağınız ben bu işe yani garanti adaylığa para bağlamamıştım. Düşünmüşüm ki bende bir cacık gören; gelsin, beni bulsun, sen bizim adayımızsın desin. Bildiğim, almadan vermek Allah'a mahsus gerçekliğini, kulu insanlardan beklemişim. Para her kapıyı açar acı gerçeğini gözardı etmişim. Heyhat ki Heyhat. 

Biraz geç oldu. Belli bana biraz pahalıya patladı. Ama nihayet gözümü açtım. Gecikmiş adalet adalet olmasa da nasıl ki bazen adalet sonradan gelse de zamanında seçilememiş biri olarak zararın neresinden dönersem kâr. Şu andan itibaren karşınızda siyaseti bilen, aday olmak için ne yaptığını bile bir kardeşiniz var. 

Bu kadar lafı eveleyip geveledikten sonra sadede geleyim. Garanti yani kale bilinen yerden belediye başkan adayı olmak için basının yazıp çizdiğine göre bir milyon avro vermek gerekiyormuş. Bende ise resimde gördüğünüz gibi 10 cent sermaye var. Yeni bir seçime kadar bu sermaye ne kadar olur, şimdiden bir şey diyemiyorum. Takdir edersiniz ki seçime kadar bir milyon avro denkleyemem. 

Sizden istediğim, az veya çok demeden ilk sermayesini koyduğum bu paranın en az 1 milyon avroya denklenmesi. Yani kardeşinize maddi destek çıkmanız. Unutmayın ki bu desteğiniz, ben belediye başkanı olduktan sonra unutulmayacak. Verdiğiniz kat kat size dönecek. 

Kısaca, başkan adayı olabilmem ve seçilebilmem için sizden para istiyorum. Bunun adı dilencilikse dilencilik. Ama bunu dilencilikten ziyade geleceğe yatırım olarak görmeniz kendi menfaatinize olacaktır. Çünkü ortak arıyorum. 10 cent koyarak çıktığım bu yolda servet kazanacağımı düşünürseniz bana emaneten vereceğiniz her yüksek para sizi ihya edecektir. 

Şaka yapmıyorum, dalga da geçmiyorum. Paranızı altın, döviz, borsa, kripto para, faiz gibi yerlerde haybeye durdurmayın. Ticaret yapıp riske girmeyin. Bana yatırım yapın, geleceğinizi kurtarın. Çünkü bu karlı yatırımda sistem beni besleyecek, bende sizi. 

Sanırım derdimi anlatabildim. O halde haydin pamuk eller cebe. 

Not: Geleceğe yatırım olarak bire on, belki de bire yüz kazanacağınız bu alışveriş için sizden istediğim, lütfen paranızı avro cinsinden nakit teslim etmeniz. İbana falan göndermeyin. Poşet veya çanta içinde göndermeniz tercihimdir. 

Bir de bu durum sonra ortaya çıkarsa diye düşünmeyin. O zamana kadar atı alır Üsküdar'ı geçeriz. Onlar da eşeklerini Niğde'ye sürmek zorunda kalırlar. 

11 Mayıs 2026 Pazartesi

2025-2026 Futbol Sezonu

Şampiyonluğun birbirlerine altın tepsi içerisinde sunulduğu sezon sezon oldu.

Başarısızlıkta hepsi birbiriyle yarıştı.

Ne düşen düşmeyi hak etti ne de şampiyon olan şampiyonluğu. 

Takımların hiçbirinde istikrar yoktu. Bir hafta kendini gösteren takım diğer hafta ortalarda yoktu.

Futboldan ziyade ayak oyunları vardı. Seyir zevki yoktu. 

Takımlarımız haftada iki maç oynamada sınıfta kaldı. 

Her ülke futbolunda, ceza alanı içerisindeki yanlış hakem kararlarını düzelten VAR sistemi bizde de vardı ama sadece adı vardı. Aynı yanlışa imza attı bizdeki VAR. 

FB ve GS diğer takımlara göre her yıl olduğu gibi bu yıl da daha fazla korundu.

Hakemlerimiz yine evlere şenlikti. Maç yönetmekten acizdiler. Şımarık futbolculara kart göstermekten korktular. Hakem kararlarında adalet yoktu. Gördüğümü çalan hakemi ara ki bulasın. 

Dört büyüklerden ikisi hiç olmadığı kadar teknik direktör değiştirme yoluna gitti. Gönderdikleri her teknik direktöre de tazminat ödemek durumunda kaldılar. 

Şampiyonluğa oynayan takımlar küme düşmeye oynayan takımlar karşısında öldü öldü dirildi. 

Gözlemlerime göre şampiyonluğu hak eden olmadı. Puan yönünden ipi GS göğüslese de kötünün iyisiydi. İkinci olan da kötünün kötüsüydü. 

2025-2026 sezonu ölü sezondu. Kulüplerimiz yabancı futbolcu ve teknik direktörlere sadece para döktü. Karşılığını pek alamadı. Çoğu yabancı futbolcuya ülkemiz cennet oldu. 

Pek azı hariç transfer edilen yabancı futbolculardan pek verim alınamadı. 

İlk transfer olduğu zaman ölümüne oynayan yabancı futbolcular bizim futbolculara çabuk uyum sağladı. Yere yatmalar, itirazlar gırla gitti. 

Centilmenlikten eser yoktu. 

Kısaca 2025-2026 futbol sezonu seyirciye ve ülke futboluna pek bir şey vermedi. 

Orta ve alt seviye takımları çalıştıran teknik direktörleri saymazsak sezonda, efendiliği ve çalışkanlığıyla göz dolduran, sadece işine odaklanan ve gelecek vadeden iki teknik direktör ön plana çıktı. Bunlar da Başakşehir'i çalıştıran Nuri Şahin ve Trabzonspor'u çalıştıran Fatih Tekke. Belki de sezonun en güzel kazanımı bu iki teknik direktör. 

GS ve AK Parti

İkisi de ikrar abidesi. 

Her yarışı bir şekil kazanıyorlar. 

Biri 26.şampiyonluğunu kazandı, öbürü de 24 yıldır iktidarda. 

İkisinde de problem varsa bile dışarıya sızmıyor. 

Sevenleri memnun kalsa da sevmeyenleri yine mi bunlar kazandı? Biraz da başkası kazansa diyor.

Yarışa katılanların yarışı kazanma gibi bir dert ve hedefleri olmadığı için hem futbol hem siyaset arenası bunlara kalıyor.

GS kötünün iyisi olarak şamşiyon oluyor. AK Parti de diğerleri alternatif olamadığı için hep iktidar oluyor.

Her ikisinin de seven kadar sevmeyeni ve nefret edeni çok. 

Farklı yönleri:

GS'de yönetim kültürü var. AK Parti de ise karizma lider ve tek kişiden ibaret yönetim anlayışı var.

GS'de seçimi kaybeden kopup gitmiyor. Kulübün başarısı için kaybeden ve kazanan kenetleniyor. AK Parti'de ise küsen ve gücenen ya da küstürülen ve gücendirilen partiden uzaklaşır.

GS köklü bir kulüp iken AK Parti'nin geçmişi iktidar dönemiyle sınırlı.

GS futbol olduğu müddetçe yaşamaya devam eder. AK Parti'nin Erdoğan sonrası yaşayıp yaşamayacağını zaman gösterecek.