14 Nisan 2026 Salı

121 Yıllık Bina

Berlin'de Almanlar tarafından üretilip servis edilen Solana kripto parası hakkında önceki yazımda bilgi vermeye çalışmıştım. Bu yazımda da Solana için tahsis edilen beş katlı bina hakkında bilgi vereceğim.

Bina, 1905 yılında yapılmış, yığma bir bina. Nereden bakarsak 2026 yılı itibariyle 121 yıllık bina ve hala kullanımda.

Binanın 1905 yılında yapıldığını duyunca Blockchain ve Solana'dan ziyade bu bina dikkatimi çekti.

Dışı sıvalı, içi tuğlalı binanın. İçini sıvama gereksinimi duymamışlar nedense.

Binanın ortası bahçe gibi boş bırakılmış. Gül ekilmiş. Bu boşluğa pencereler konmuş.

Hem bu binanın hem de çoğu binanın çatıları da dikkatimi çekti. Çatıları dik. Her çatıda da pencereler var. Belli ki çatılar da kullanılıyor.

Eski bir bina olmasına rağmen bina kullanışlı. Sigara içecekler için aşağıya inip dışarı çıkmasına da gerek görmemişler. Ortadaki boşluklara balkonlar yapılmış. Sigara içecek olan zaman kaybetmeden balkona çıkabiliyor.

Girişteki sıvalı yerler karalanmış. Karalama sade bu binaya mahsus değil, Berlin'de bazı binalarda bu şekil karalama yapmanın ve yazı yazmanın yaygın olduğunu hem gördüm hem de işittim.

Bir katın karşısındaki duvarın kapısının üstü ve yanına "I hate vandalizm" yazılmak suretiyle, duvar yazıyla bilinçli bir şekilde doldurulmuş. Biliyorsunuz vandalizm, "Kamuya veya kişilere ait mallara, sanat eserlerine ya da çevreye bilerek ve isteyerek, genellikle zevk veya öfke amacıyla zarar verme ve tahrip etme eylemine" denir.

Duvarların karalanması da bana göre bir çeşit vandalizm. Artık Almanlar vandalizmden ne anlıyorsa.

Vandalizmi bir tarafa bırakıp tekrar binaya gelirsem, o gün dışarıda hava yağışlı ve soğuk olmasına rağmen binanın kaloriferleri yanmadığı halde içerisi üşütmüyordu. Hatta üzerimizdeki pardösüleri çoğumuz askıya astı. Aynı hava bizde olsa kaloriferlerimiz de yanmasa bizim binalar dondururdu. Çünkü Almanlar duvarları kalın yapıyorlar. Bizdeki gibi tek tuğlayla yapmıyorlar. Çoğu binada sıkça gördüğüm tuğlalar ise bizdeki baca tuğlasına benziyor.

Duvarların kalın yapılması hem binanın ömrünü uzatıyor hem yazın serin, kışın sıcak tutuyor hem de dışarıdan ses almıyor, içerideki sesi de dışarıya vermiyor.

121 yıldır ayakta olan, hala kullanımına devam eden, daha kaç yıl kullanılacak olan bu binayı görünce bizdeki Selçuklu ve Osmanlı eserleri dışında 121 yıllık binamız var mı diye düşünmeden edemedim. Bildiğim kadarıyla bu kadar yıllık binamız yok. Zira bizdeki binaların en uzun ömrü 50 yıldır. Almanya'yı çok iyi tanıyan birine bu binadan bahsedince, "Hocam, onlar 70 yıllık evi eski bina olarak görmüyor, yeni kabul ediyorlar" demez mi? Gel de şaşırma.

İşin garibi Berlin'de tarihi diyebileceğimiz ve hala kullanımda olan bina sayısı çokmuş. Hatta proje ortaklarımızla buluşmak için yolda gördüğüm bir binanın fotoğrafını çekip burası ne binası diye sorduğumda, "Bilemedik. Çünkü bizde bu tür bina sayısı çok" dediler.

Gördüğüm kadarıyla yolları, kaldırımları, bina ve evleri evladiyelik yapmış Almanlar. Bir defa masraf ediyorlar. Tekrar tekrar yıkıp yapmıyorlar. Yıllar yılı yıkmadan kullandıkları için de cadde ve sokakların şekli, şemailiyle ve kültürü değişmiyor.

Almanlardaki bu evladiyelik binaları görünce ister istemez ülkemi kıyasladım. Bizde binaların ömrü uzun değil. Bizdeki inşaat sektörü çok canlı. Yapıp yıkamada üstümüze yok. Yaptıklarımızı yıkıp yeni cadde açıyoruz. Sürekli kentsel dönüşüm yapmak suretiyle binaları yeniliyoruz. Kentsel dönüşüm yapmak için de kat sayısını yükseltmek zorunda kalıyoruz. Bırakalım 120 yıl öncesini 8-10 sene önce terk ettiğimiz ev, sokak ve mahalleye varsak ne evimizi buluruz ne sokağı. Haliyle hiçbir sokak ve mahallemizde tarih kokmuyor. Çünkü her bir yer yüksek katlı beton yığını haline gelmiş.

Bu demektir ki bizim ülkenin ekonomideki canlılığı inşaat sektörüne bağlı. Yapıp yıkmada, yıkıp yapmada üstümüze yok. Milli servetimizi hep israf ederek toprağa görmüyoruz, bina yapımına aktarıyoruz. Sürekli rant çalışıyor bizde. Evladiyelik ev, daire, konut, bina, sokak, cadde, kaldırım ve alt yapı yapmıyoruz. Unutmayalım ki israf denen şey sadece ekmek israfından ibaret değildir.

13 Nisan 2026 Pazartesi

Kripto Paranın Neresindeyiz?

Berlin’de 26 Mart Perşembe günü proje ortağımızla Blockchain teknolojisinin uygulandığı bir binada buluştuk.

Bina sanırım beş katlı idi. Tüm katlar Almanların kripto parası Solana için tahsis edilmiş.

Bize Pakistan uyruklu biri hem Blockchain hem de Solana üzerine açıklama yaptı. Bizim ekipten sorulan bazı sorulara yeterli bilgisi olmadığı için oraya sık sık gelen bir kişiden destek istedi. Onlar gelip sorularımıza cevap verdi. Bizim gençler bize tercüme etti.

Bu bina Solana kripto paranın çalışma ofisi gibi bir yer. Her katta bol miktarda masaüstü bilgisayar var. Burada, kurs ve seminerler veriliyormuş. Planlama yapılıyormuş. Meraklıları gelip burada çalışma yapıyormuş. Orijinal bir şey üretenin ürettiği şey de satın alınıyormuş.

Blockchain teknolojisi hakkında yeterli ve detaylı bilgim yok. 2009'da ilk çıkması hasebiyle Bitcoin ismini sık sık duyarım. Halk arasında da kripto para dendiği zaman ilk akla gelen budur. Yalnız Wikipedia'ya göre "2023 Mart ayı itibariyle 22 binden kripto para birimi bulunmaktadır. Kripto paraların Toplam piyasa değeri 1 trilyon dolardan fazladır".

Yazımda, Almanların kripto parası Solana desem de biliyorsunuz kripto paralar "şifreli (kriptografik) işlemlerle çalışan, merkezi bir otoriteye (banka vb.) bağlı olmayan dijital varlıklardır. Blockchain (blokzinciri) ise bu paraların transfer kayıtlarının şeffaf, değiştirilemez ve güvenli bir şekilde, dağınık bir ağda tutulduğu teknolojik kayıt defteridir. Kripto paralar bu defter üzerinde hareket eder".

Kısaca kripto paraların arkasında halihazırda merkezi bir otorite ve devlet yok. 22 binden fazla kripto para birimi olması da halihazırda bu sanal paranın mevcut durumunu gösterir. Çünkü dünyada 200 devletin varlığını düşünürsek, bir ülkede onlarca, binlerce bu kripto paranın üretildiği anlamına gelir. Ama ileride bu kripto paraların arkasında bir güç ve devlet olmayacağı anlamına gelmez.

Birçok ülkede dijital para, kripto para, sanal para adı altında geleceğin parası olarak nicedir çalışmalar yapılırken ülkemize ait kripto para çalışması yapıldığını bilmiyorum. En azından duymadım.

Burada şunu da belirteyim. Ülkemizde her ne kadar kripto para çalışması yapılmasa da "Türkiye, dünyada en çok kripto para kullanan beş ülkeden biri" imiş. Bu demektir ki insanımızın önemli bir kesimi kripto para alıp satıyor.

Alınıp satılan bu kripto paralardan devlet hazinesinin ve maliyesinin haberinin olduğunu sanmıyorum. Haberi olsa da müdahale edemiyor. Devlet bunlardan vergi de almıyor. Şu var ki bu tür kripto para alımlarında, ülkeden sermaye çıkışının olduğu bir gerçek.

Bir gerçek daha var ki dünya dijital paraya hazırlanıyor. Yakın gelecekte kağıt paralar tedavülden kalkacak. Yarın herkes aya giderken ülkemizin yaya kalma durumu söz konusu.

Solona kripto parası ofis binası hakkında da bilgi vermek istiyorum. Bunu da diğer yazımda ele alayım.

12 Nisan 2026 Pazar

Geçmişle Yaşayanlar

Bakmayın birbirimize benzediğimize. İnsanlar tip tiptir. Kimin ne tip olduğunu öğrenmek için de görüp geçirmek gerekiyor.

İnsanlar tip tip olsa da bazı insanlar:

Pireyi deve, deveyi de pire yapmada çok mahir.

Kendine Müslüman olmada üslerine yoktur.

Kendilerini dünyanın merkezi olarak konumlandırmışlar.

Dünya dediğin kendi etraflarında dönmeli bunların.

Aynı çağda yaşarlar ama geçmişle yaşarlar. Bugünün imkanlarından yararlanırlar ama geçmiş takıntılarını hiç bırakmazlar. Bu takıntılar ya da geçmişle yaşamak ölünceye kadar devam eder.

Belli etmeseler de iyi kincidirler.

Çıkarları için yaşarlar.

Bir söz söylesen bir çuval sözle karşılık verirler.

Mazeret üretmede, bahane bulmada, üste çıkmada, seni suçlu bulmada kimse ellerine su dökemez.

Dünyayı önlerine yığsan, üzerine sırtında taşısan gözlerinde yoktur. Çünkü gözlerinin önüne geçmiş gelir. Bana şunu yaptı, unutur muyum hiç der.

Küsüp mesafe koymada ve uzaklaşmada, neye küstüğünü dağ dahi bilemez.

Çok alıngandırlar.

İnatçıdırlar.

Bir araya geldiğinde malzeme vermemek için elinden geleni yapsan, mükemmel davransan yine bir âmâ bulur. Çünkü seninle geçinmeye niyeti yoktur.

Bu tiplerin tedavisi yoktur. Kendilerini sağlam sanıp toplum içinde yaşamaya devam ederler. Akıl sağlığın bakımından bu tiplerden uzak durmada fayda vardır. Çünkü geçmişi bırakamayanın çevresine pozitif enerji vermesi mümkün değil. Sadece moral bozarlar.