14 Temmuz 2026 Salı

Gazlıgöl'e Bir El Dokunmuş

Afyonkarahisar dendi mi ilk akla gelen yönü kaplıcası. Bu şehrin her bir yeri kaplıca dense yanlış olmaz. 

Gazlıgöl de Afyonkarahisar'ın İhsaniye ilçesine bağlı, kaplıcasıyla meşhur bir beldesi. Hemen karşısında aynı ilçeye bağlı Yaylabağ beldesi de kaplıcasıyla meşhur.

Gazlıgöl bölgesine kaplıca için beşinci gidişim. 4'ünde Yaylabağ beldesinde kalmış olmama rağmen alışveriş, gezip dolaşma için Gazlıgöl beldesine kah yürüyerek kah arabayla giderim. Çünkü bulunduğum beldede bu imkanlar yok. Gazlıgöl'de alışverişimi yapar, Kızılay Maden Suyu şişesinin önünde fotoğraf çektiririm. Çay bahçesine geçerek çayımı yudumlarım.

Gazlıgöl, alışveriş ve insan yoğunluğu yönünden canlı olmasına rağmen önceki dört gidişimde bakımsızdı. Karasinek ve sivriden geçilmezdi. Belediyenin önü bile mezbelelikti. Bu son gidişimde ise farklı bir Gazlıgöl gördüm. Belli ki Gazlıgöl'e bir el dokunmuş ve beldenin çehresini değiştirmiş. 

Mevcut çay bahçesi yanına yeni bir çay bahçesi daha yapılmış. Karşısına saat kulesi yapılmış. Yollara kilitli taş döşenmiş. Belde baştan sonra ışıklandırılmış. Gazlıgöl'ün tarihçesine yer verilmiş. Kısaca belde bakımlı bir şehir havasına bürünmüş. Belde bu görüntüsüyle daha da gelişeceğim. Çünkü buranın halkı ve kaplıca için buraya gelenler bunu hak ediyor dedirtiyor. 

Beldenin çehresini değiştiren belediye başkanı kimse, hangi partidense buradan tebrik ediyorum. Çünkü bildiğim birçok küçük ilçe ve belde, bakımsızlıktan dökülürken belediye başkanlarının mazereti hazır. "Efendim, ödenek gelmiyor. Gelen ödenek personel maaşlarına anca yetiyor" diyor. Hele Büyükşehir statüsünde olan ilçe belediye başkanları ilaveten "Buraların yapımı büyükşehre ait" deyip işin içinden sıyrılıyor.

Afyonkarahisar büyükşehir olmadığı için Afyonkarahisar belediyesinin ve bağlı olduğu ilçe olan İhsaniye'nin Gazlıgöl beldesine hizmet etmesi söz konusu olamaz. Gazlıgöl Belediyesi bir belde olmasına rağmen kıt imkanlarla beldeyi yaşanabilir şekilde güzelce imar etmiş. Ödenek ve imkan elbette önemli ama Gazlıgöl beldesi kıt imkanlarla bunu başarmış. Belli ki Belediye Başkanı'nın ufku geniş, hizmeti düstur edinmiş biri. Belki de geliştirdiği proje ile genel bütçeden ödenek de çıkartmış olabilir. Başkan hangi yol ile ödenek bulduysa bulsun, bu işi biliyor. Darısı, imkan yok, ödenek gelmiyor mazeretinin arkasına sığınan diğer belediyelere. 

Birinciliklerimiz

Ülkemizi beğenmeyip eleştirsek de dünya birincisi olduğumuz yönlerimiz varmış. 

Bunlar nelermiş bir bakalım:

-En fazla sığınmacı alan ülkeyiz.

-Avrupa'da enflasyon oranı en yüksek olan ülkeyiz. (Enflasyon eşittir hayat pahalılığı ise öyle zannediyorum, hayat pahalılığında da birinciyizdir.)

-Enerji fiyat artışının en hızlı olduğu ülkeyiz.

-Avrupa'da et tüketimi en az olan ülkeyiz.

-Araba almak için en pahalı ülkeler arasında birinciyiz.

-Depresyon oranı en yüksek ülkeyiz.

İbrahim Karaca birinciliğimizi 6 maddede sıralamış. Bence bu kadar birincilik az. Hakkı teslim etme adına ben devam edeyim. Benim gözlemlerime göre, 

Kafe, kahvehane ve çay ocakları sayısı, 

En genç yaşta emekli olma, 

Sosyal medyaya girme, bu alemde vakit geçirme, 

Telefon görüşmemiz, 

Paramızın pul olması ve değersizliği, 

Dedikodu yapma ve laf taşıma, 

Dilenci sayısı ve yardım kuruluşu, 

Dinen, fikren ve siyaseten kutuplaşma, 

Savunma ve saldırı refleksi, bahane bulma ve gerekçe üretme, 

Algıları olgu, olguları algı yapma, algılarla yaşama, 

Bedel ödememe, 

Had bildirme, 

7/24, 365 gün ve bir ömür siyaset konuşma, 

Çamur atma ve iftira, 

İstifa mekanizmasının işlememesi, 

Sorunları halının altına süpürme, 

Çözüm getirecek radikal kararlar yerine pansuman tedbirlerle günü kurtarma, 

Seçim ekonomisi, 

Gerçekleri ters yüz etme, 

Bir örnekle genel çıkarımda bulunma, Aristo mantığını temel felsefe edinme, 

Sürü psikolojisi içerisinde yaşama, 

Söylem ve eylem çelişkisi, sureti haktan görünme, 

U dönüşü ve zikzak çizme, tükürdüğünü yalama, 

Eleştiri yapmama ve yapılan eleştiriye gelmeme, eleştireni düşman ve muhalif belleme, 

İncinme ve incitme, 

Kin gütme, 

Unutmak istediğimizi unutma, unutmak istemediğimizi unutmama. Görmek istediğimizi görme, görmek istemediğimizi görmeme, 

Mahalle baskısı. Her ne olursa olsun mahalleyi korumacılık, mahallede farklı düşüneni dışlama,

Dostu düşman, düşmanı dost edinme, 

Kuralları çiğneme, 

Pireyi deve, deveyi pire yapma, 

Borçla yaşama, rahatımızdan ödün vermeme, 

Gün yapma, gün gösterme, gününü gün etme, günü berbat etme vb. yönlerimizi de yabana atmamak lazım. Zira bu konularda da birinciliği ya da ilk üçü kimseye kaptırmayız. 

13 Temmuz 2026 Pazartesi

İlçeden Büyük İlkokul

İstanbul Avcılar ilçesinde bulunan Leyla Bayram İlkokulu ile ilgili 2018 tarihli bir habere rast geldim.

Habere göre okul, 5300 öğrenci mevcutlu. 155 öğretmeni, 128 dersliği var. Derslik başına her sınıfa yaklaşık 55 öğrenci düşüyormuş. 

2026 itibariyle okulun Web sayfasına baktım. Okulun güncel hali, 3461 mevcut, 156 öğretmen, 5 müdür yardımcısı ve 49 dersliğiyle ikili öğretim yaptığı yazılı. 

Mahalleye yeni bir okul mu yapıldı ya da nüfusun azalmasına paralel, okul mevcudu mu azaldı bilmiyorum. 

Okulla ilgili 2018 haberine dönersem, okul bu nüfusuyla Türkiye'de bulunan 66 ilçeden daha büyükmüş.

Bu okuldan küçük ilçelerin ismi zikredilmemiş ama belli ki bu ilçeler siyasi mülahazalarla geçmişte ilçe yapılmış, ilçe demeye bin şahit lazım denilen yerlerdir. 

Bu ilçeler ilçe olduktan sonra da gelişme göstermemiş, gelişmesi de mümkün olmayan ilçelerdir. 

5300 nüfuslu okulu müdür, beş yardımcı ve 155 öğretmenle yönetirken bir de 66 ilçeyi gözümüzün önüne getirelim: 

66 ilçeye 66 kaymakam atamışız. 

66 belediye başkanı seçmişiz. 

66 ilçede şube başkanları görev yapıyor.

66 ilçedeki kurumlarda çalışan işçi, memur ve şef... 

Her kuruma ait hizmet binaları var. 

Kurumların elektrik, su, telefon ve yakıt giderleri vs. 

Kısaca 66 ilçeyi 66 kaymakam ve 66 belediye başkanı yönetirken, bu kadar kaymakam ve belediye başkanının yönettiğinden fazlasını tek müdür yönetiyor. Nereden bakarsak garip bir tablo söz konusu. 

Köyden bozma hatta köy bile denmeyecek bu tür ilçeler devletin sırtında bir kamburdur. Birilerine makam, mevki ve mansıp dağıtılan yerlerdir. Bu ilçeler ülke ekonomisine yüktür. 

Durum bu iken gelişmeye müsait olmayan bu tür ilçelerin ilçeliğine bir kanunla son vermek, ülkeye yapılacak en büyük hizmetlerden biridir. 

Aynı şekilde il, ilçe ve büyükşehir merkezinde yer alan mahalle muhtarlıklarını da sonlandırmak lazım.