14 Temmuz 2026 Salı
Gazlıgöl'e Bir El Dokunmuş
Birinciliklerimiz
Ülkemizi beğenmeyip eleştirsek de dünya birincisi olduğumuz yönlerimiz varmış.
Bunlar nelermiş bir bakalım:
-En fazla sığınmacı alan ülkeyiz.
-Avrupa'da enflasyon oranı en yüksek olan ülkeyiz. (Enflasyon eşittir hayat pahalılığı ise öyle zannediyorum, hayat pahalılığında da birinciyizdir.)
-Enerji fiyat artışının en hızlı olduğu ülkeyiz.
-Avrupa'da et tüketimi en az olan ülkeyiz.
-Araba almak için en pahalı ülkeler arasında birinciyiz.
-Depresyon oranı en yüksek ülkeyiz.
İbrahim Karaca birinciliğimizi 6 maddede sıralamış. Bence bu kadar birincilik az. Hakkı teslim etme adına ben devam edeyim. Benim gözlemlerime göre,
Kafe, kahvehane ve çay ocakları sayısı,
En genç yaşta emekli olma,
Sosyal medyaya girme, bu alemde vakit geçirme,
Telefon görüşmemiz,
Paramızın pul olması ve değersizliği,
Dedikodu yapma ve laf taşıma,
Dilenci sayısı ve yardım kuruluşu,
Dinen, fikren ve siyaseten kutuplaşma,
Savunma ve saldırı refleksi, bahane bulma ve gerekçe üretme,
Algıları olgu, olguları algı yapma, algılarla yaşama,
Bedel ödememe,
Had bildirme,
7/24, 365 gün ve bir ömür siyaset konuşma,
Çamur atma ve iftira,
İstifa mekanizmasının işlememesi,
Sorunları halının altına süpürme,
Çözüm getirecek radikal kararlar yerine pansuman tedbirlerle günü kurtarma,
Seçim ekonomisi,
Gerçekleri ters yüz etme,
Bir örnekle genel çıkarımda bulunma, Aristo mantığını temel felsefe edinme,
Sürü psikolojisi içerisinde yaşama,
Söylem ve eylem çelişkisi, sureti haktan görünme,
U dönüşü ve zikzak çizme, tükürdüğünü yalama,
Eleştiri yapmama ve yapılan eleştiriye gelmeme, eleştireni düşman ve muhalif belleme,
İncinme ve incitme,
Kin gütme,
Unutmak istediğimizi unutma, unutmak istemediğimizi unutmama. Görmek istediğimizi görme, görmek istemediğimizi görmeme,
Mahalle baskısı. Her ne olursa olsun mahalleyi korumacılık, mahallede farklı düşüneni dışlama,
Dostu düşman, düşmanı dost edinme,
Kuralları çiğneme,
Pireyi deve, deveyi pire yapma,
Borçla yaşama, rahatımızdan ödün vermeme,
Gün yapma, gün gösterme, gününü gün etme, günü berbat etme vb. yönlerimizi de yabana atmamak lazım. Zira bu konularda da birinciliği ya da ilk üçü kimseye kaptırmayız.
13 Temmuz 2026 Pazartesi
İlçeden Büyük İlkokul
İstanbul Avcılar ilçesinde bulunan Leyla Bayram İlkokulu ile ilgili 2018 tarihli bir habere rast geldim.
Habere göre okul, 5300 öğrenci mevcutlu. 155 öğretmeni, 128 dersliği var. Derslik başına her sınıfa yaklaşık 55 öğrenci düşüyormuş.
2026 itibariyle okulun Web sayfasına baktım. Okulun güncel hali, 3461 mevcut, 156 öğretmen, 5 müdür yardımcısı ve 49 dersliğiyle ikili öğretim yaptığı yazılı.
Mahalleye yeni bir okul mu yapıldı ya da nüfusun azalmasına paralel, okul mevcudu mu azaldı bilmiyorum.
Okulla ilgili 2018 haberine dönersem, okul bu nüfusuyla Türkiye'de bulunan 66 ilçeden daha büyükmüş.
Bu okuldan küçük ilçelerin ismi zikredilmemiş ama belli ki bu ilçeler siyasi mülahazalarla geçmişte ilçe yapılmış, ilçe demeye bin şahit lazım denilen yerlerdir.
Bu ilçeler ilçe olduktan sonra da gelişme göstermemiş, gelişmesi de mümkün olmayan ilçelerdir.
5300 nüfuslu okulu müdür, beş yardımcı ve 155 öğretmenle yönetirken bir de 66 ilçeyi gözümüzün önüne getirelim:
66 ilçeye 66 kaymakam atamışız.
66 belediye başkanı seçmişiz.
66 ilçede şube başkanları görev yapıyor.
66 ilçedeki kurumlarda çalışan işçi, memur ve şef...
Her kuruma ait hizmet binaları var.
Kurumların elektrik, su, telefon ve yakıt giderleri vs.
Kısaca 66 ilçeyi 66 kaymakam ve 66 belediye başkanı yönetirken, bu kadar kaymakam ve belediye başkanının yönettiğinden fazlasını tek müdür yönetiyor. Nereden bakarsak garip bir tablo söz konusu.
Köyden bozma hatta köy bile denmeyecek bu tür ilçeler devletin sırtında bir kamburdur. Birilerine makam, mevki ve mansıp dağıtılan yerlerdir. Bu ilçeler ülke ekonomisine yüktür.
Durum bu iken gelişmeye müsait olmayan bu tür ilçelerin ilçeliğine bir kanunla son vermek, ülkeye yapılacak en büyük hizmetlerden biridir.
Aynı şekilde il, ilçe ve büyükşehir merkezinde yer alan mahalle muhtarlıklarını da sonlandırmak lazım.


