Çocukluğundan beri boya, badana işi yapan Rıza adında bir boyacı ustasıyla tanıştım.
Emekli olmasına ve yaşı 66 olmasına rağmen boya işi yapmaya devam ediyor.
İş yaparken konuşma arasında boynunu gösterdi. Baktım boynun bir kısmı şiş. Niye oldu dedim. "Tavan boyası yaparken hep yukarıya bakıyorum. Ondan" dedi. Göstermedin mi dedim. "Gösterdim. Doktor MR istedi. Ben de MR çektirmem. Daha doğrusu çektiremem. Öyle kaldı". Ağrı yapmıyor mu dedim. "Hem de nasıl yapıyor. Uyuyamıyorum. Uyusam da uykudan uyandırıyor" dedi.
Rıza Ustanın belli ki MR fobisi var. Benim mezara benzettiğim bu aletin içine giremiyor. Ama korkunun ecele faydası yok. Böyle çekmektense hastalığın belirlenmesi için bir şekil emar çekinmesi gerek.
Sadece emar fobisi yok. Yükseklik fobisi de varmış. Yüksek katta oturmadığını, kentsel dönüşümden payına düşeni de giriş kattan olsun diye istemiş. Öyle zannediyorum, müteahhit keşke tüm arsa sahipleri Rıza Usta gibi olsa demiştir.
Çay içerken karnını gösterdi. "Burası bir gün iyice şişti. Doktora gittim. Kalın bağırsağın çürümüş dedi doktor. Kanser olmuşum. Bağırsağımın bir kısmını kesti". (Kaç cm kesildiğini söyledi ama unuttum). "Doktor bundan sonra boya yapmayacaksın dedi ama yapmaya devam ediyorum. Araba boyayanlar arasında da kansere çok yakalanan oluyor. Özellikle yağlı boya işi yapanların çoğu kansere yakalanıyor" dedi.
Yağlı boyanın kanser yaptığını, boyacıların bu hastalığa maruz kaldığını ilk defa duymuş oldum.
İster istemez üzüldüm hem Rıza Usta’ya hem boya işi yapanlara. Sağlıklarını feda ederek bu işi yapıyorlar. Gerçi kolay iş yok ama işin kanser yapma riski varsa boyacılık yapmak, kişinin bile bile kendisini intihara sürüklemesi demek. Gerçi demesi kolay. Öyle zannediyorum, bu işi yapanların çoğu belki de hepsi mecburiyet karşısında bu işi yapıyor. Belki de çoğu kanser riskini bilmeden bu işe girişti. Sonradan da bu mesleği icra durumunda kalıyorlar.
Mademki yağlı boyanın kanser yapma özelliği var. İnsanlık, insan hayatını ve sağlığını tehlikeye atmayacak yağlı boyaya alternatif bir başka boya türü için niçin uğraşmaz? Bu kısmı hiç anlamadım. İsteseler pekala bulabilirler. Ama öyle görünüyor ki sağlık sektörünü elinde bulunduranlara sürekli hasta gerek ki hastalık ve hastanın mutsuzluğundan, derdinden ve üzüntüsünden para kazanmaya devam etsinler.
Geleyim Rıza Usta’ya. Rıza Ustanın sadece boynu değil ağrıyan. Demir boyamak için çömele çömele dizleri de ağrıyor. Soğukta betona oturup üşütmesi de cabası. Meslek hastalığı kansere yakalanmış olmasına rağmen naçar bu işi bu yaşta yapmaya devam ediyor. Çalışmayıp da ne yapsın. “Kaç yıldır kiradaydım. Eve yeni taşındım. Daha oturduğum yerin iskanı alınmadı. İnşaat suyu kullanıyordum. Müteahhit kestirdi. Şimdi kaç gündür susuzuz. Daha elektriği de kestirecekmiş” dedi. Anlaşılan o ki Rıza Usta’ya aldığı emekli maaşı yetmiyor ki ağrı, sızı ve hastalığa rağmen çocukluğundan beri yaptığı işini yapmaya devam ediyor.
Allah sağlık versin herkese, özellikle boyacılara.