Kemal TEKDEN, kulak burun boğaz üzerine ihtisasını tamamlamış bir tıp doktoru ve akademisyendir. Kısa süreli bir milletvekilliği yapan TEKDEN tıp ve eğitim alanında yaptıklarıyla ön plana çıkmış. Aynı zamanda konferanslarıyla bilgi ve birikimini insanımıza aktarmaktadır. Kendisinden faydalanılması gereken bir bilim insanımızdır.
Videolarıyla yeni tanıdığım Kemal TEKDEN'in "Neden Yetişmiyor" başlıklı paylaşımı önüme düştü. Yarım saatlik videosunda, "Zekanın bir hammadde, bunun işlenmesi gerektiğinden, nice zeki insanın başarısız olduğundan, geçmişte İbn Haldun, İbni Rüşt, İbni Sina, Mimar Sinan gibi üreten ve başarılı insanlarımız olduğundan, bugün niye böyle başarılı insanların yetişmediğinden" dem vuruyor. Bu konuşmasının bir bölümünü keserek kendi sosyal medyasında paylaşmış. Bu kısmı yazıya geçirerek paylaşıyorum.
"Batılı sosyolog Pitirim Sorokin diyor ki: 'Bir insanın düşüncelerinin dengesi olmazsa düşüncelerini, bilgisini artırdığı oranda düşüncelerinin temeli sarsılır ve tamamen yıkılır". Sağlam bir zemine oturmaz.
Ve bir yazar, benim çok hoşuma giden devamlı söylediğim bir söz sarf eder: "Modern insan anahtar koleksiyoncusu gibidir. Binlerce anahtarı vardır ama hangi anahtar hangi kapıyı açar bilemez".
Geçtiğimiz asır biliyorsunuz ideolojiler asrıydı. Belki bizler de kapıldık onlara. İdeolojiler insanlığın ortak bir yanılgısı üzerine kurulmuştur. Herkes o ideolojik kalıplar içerisinde düşünür. İdeolojiler deha çaplı insanların ölüm tuzağıdır. Cemil Meriç üstat diyor ki: "İdeolojiler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir". İdrakimizi hareket ettirmez hale getirir. İşte pranga dediğimiz şey o. Ve fanatizm, taassup, bir grup, parti ne derseniz, bir düşünce fanatizmi de bizim sağlıklı düşünmemizi engelleyen bir anlayıştır. Aydın insanda olmayacak şeylerdir bunlar. Olmaması gereken; zeki, üstün yetenekli insanda olmaması gereken şeydir".
TEKDEN'in bu kısa paylaşımındaki ideolojiler üzerine yaptığı tespitler benim dikkatimi çekti.
"Geçtiğimiz asrın bir ideoloji çağı olduğu, bu ideolojilere bizler de kapıldığımızı, ideolojilerin insanlığın ortak yanılgısı üzerine kurulduğu, ideolojilere kapılan insanların ideolojik kalıplar içerisinde düşündüğü tespitlerinde bulunduktan sonra "İdeolojilerin deha çaplı insanların ölüm tuzağı ve idrakimize giydirilmiş deli gömlekleri" olduğuna işaret ediyor. Bunu da pranga olarak görüyor.
Pranganın ne olduğuna bir bakalım. "Ağır ceza verilmiş tutukluların ayaklarına takılmış kalın zincir" anlamına geliyormuş. Ayağına pranga takılan ise kendisine belirlenmiş alanın dışına çıkamaz. Bulunduğu yerde döner durur. Zincirin ağırlığı da cabası.
Bir de ideolojinin anlamına bakalım. Siyasal veya toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükümeti, bir partinin, bir grubun davranışlarına yön veren politik, bilimsel, hukuki, felsefi, dini, moral, estetik düşünceler bütünü".
Bu tanıma göre sonu -izm ile bitenler, sonu -cılık ile biten particilik, cemaatçilik, dincilik, mezhep, örgüt gibi oluşumlar ideoloji tanımının kapsamına girer.
İdeolojileri sorun olarak görürdüm de hiç bu yönüyle düşünmemiştim. Daha doğrusu çoğumuz gibi ideolojilere bir zaman ben de kapıldım. Geldiğim nokta itibariyle Sayın Tekden gibi düşünüyorum. Her türlü ideolojiden sıyrıldım. Çünkü hem kendimi içinde bulduğum ideoloji hem de insanımızın kendini kaptırdığı ideolojilerden bir hayır gelmediği gibi ancak zarar verdiğini anladım. Anladım ama iş işten geçti. Ayağıma takılmış pranga ömrümü bitirdi. İnsanlığın bu ortak yanılgıları olan ideolojilerin bizler kobay olarak kullanılan birer aparatları olduk. Geldiğimiz nokta itibariyle nicelerimizi hayal kırıklığına uğrattı. Çünkü savunduğumuz ideolojiler ne yüzümüzü güldürdü ne de yüz güldürdük. Adeta birbirimize hayatı zindan ettik.
Her bir ideolojinin masumluğu, gücü ele geçinceye kadardır. Gücü ele geçiren diğerlerine hayat hakkı tanımamıştır. Her biri kutuplaşmadan beslenir. Toplumu karpuz gibi ikiye böler.
Örnek, Mısır'da ortaya çıkan, daha sonra diğer İslam dünyasına yayılan İhvanı Müslimin hareketi, Afganistan, İran, Şiilik-Sünnilik, 80 öncesi sağcılık ve solculuk, tarikatlar, FETÖ, PKK, DAEŞ, laiklik ve sekülerlik gibi.
Görünen o ki düşüncelerin dengesini kuramadık. Düşünceleri sağlam bir zemine oturtamadık. Slogan ve hamasetin içini dolduramadık. Bilgimiz arttıkça düşüncelerimizin temeli sarsıldı ve yıkıldı. Sonuç hayal kırıklığı. Ruhuna Fatiha.
Ayağa takılmış her türlü ideolojiyi, ölüm fermanını, giydirilmiş deli gömleğini bir tarafa bırakıp insanların huzur bulacağı ve insanca yaşayabileceği ortak noktalar bulmak lazım.