26 Haziran 2026 Cuma

Mahallemde Felekten Bir Gece

Mahallem sessiz, sakin bir yer. Tam kafa dinlendirmelik. Sokağımız dar olduğu için araba gürültüsü de yok.

Sessiz ve sakinliğiyle huzurun adresi olan mahallem bu akşam beni şaşırttı. Eski halinden eser yoktu. Çünkü akşamdan gece saat 22.30’a kadar evin içine kadar gelen müzik çaldı durdu. Belli ki bir yerde düğün vardı.

İyi de mahallemde ve mahalleme yakın bir yerde düğün salonu yoktu ki düğün olsun. Acaba birileri evinin önünde, sokak ortasında çalgılı ve oynamalı bir düğün mü yapıyordu? Pek bir anlam veremedim.

Saat 22 sularında marketlere bir uğrayayım diye evden çıktım. Dönüşte farklı bir yolu tercih ettim. Yürüdükçe müziğin sesi daha da yükseldi. Ses bu aralarda bir binadan geliyor olmalıydı. Ama hangisinden? 

Galiba biri evin alt katını düğün salonu yapmış olmalılar dedim. Evin altı düğün salonu olur mu demeyin. Oturduğum siteyi yapan, bodrum katlara kapalı otopark yapmak istemiş. Mülk sahibi, olmaz. Ben buraya düğün salonu yapacağım demiş. Şimdi bomboş. Çünkü mülk sahibi binayı teslim almadan vefat ettiğinden düğün salonu yapmak nasip olmamış. Haliyle bina ve mahalle sakinleri düğün salonundan mahrum kalmışlar. 

Az daha yürüyünce bir ortaokul belirdi önüme. Meğer müzik, ses okulun bahçesinden geliyormuş. Belli ki bu okul da mezuniyet gecesi düzenlemiş. 

Okulun bahçe kapısından girip içerideki ortamı görmek istedim. Kapıda güvenlik geri çevirir diye düşündüm. Çünkü okulun ne öğretmeni ne öğrencisi ne de velisi idim. Kapıya baktım. Güvenlik namına kimse yoktu.

Kapıdan girdim. Girişte bilmem ne organizasyonunun ismi vardı. Belli ki mezuniyet törenini bir organizasyona vermişler. 

Okulun duvarına bir çay ocağı konmuş. Kapı girişinin solunda çekilen fotoğraflar sergilenmiş. Sanırım fotoğrafını almak isteyen buraya ücret ödemesi gerekiyor.

Okulun solundaki kalabalığa doğru yürüdüm. Anne ve babalar sandalyelere oturmuş. Sahnede ise kızlı, erkekli öğrenciler müzik eşliğinde oynuyor. Müziğin biri bitiyor, diğer başlıyor. Oynamalı düğünleri aratmıyordu kısaca. 

Öğrenciler oynamada acemilik çekiyor mu diye baktım. Müziğe uygun oynuyorlar. Ben de bu millet oynamayı nerede öğreniyor, bunun için ücret vererek ders mi alıyor diye düşünürdüm. Düğünlerde her müziğe uygun oynayan kişiler, meğer bu tür mezuniyet gecelerinde oynaya oynaya acemiliklerini atıyorlarmış.

Kız öğrencilerin giyimleri de tam düğün benzeri bir giyim. Bu giyim için görünen o ki masraftan hiç kaçınılmamış.

Üç beş dakika ortama baktım. Sunucunun “son müziğimiz, bundan sonra bitiriyoruz” anonsuyla ayrıldım. Eve gelinceye kadar müzik devam etti.

Eve girince odasında sınava hazırlanan çocuğumu mutfakta gördüm. Kitapları masaya sermiş, çalışıyor. Hayırdır, yer mi değiştirdin dedim. “Müziğin sesinden derse kendimi veremedim” dedi.

Akşam başlayan müzik 22.30 gibi kesildi. Belli ki organizasyonla bu saate kadar anlaşılmış.

Sesin kesilmesiyle birlikte mahallem eski sessizliğine yeniden büründü. 

Mezuniyet programı boyunca nasibimize bize ses, gürültü ve müzik düştü. Mezuniyet programı aileye, okula neye mal oldu bilmiyorum. Bildiğim o kadar tepkilere rağmen bu mezuniyet geceleri hız kesmeden devam ediyor. Okullar, okul kademeleri adeta birbiriyle yarışıyor. 

Madem bu mezuniyet geceleri yapılacak madem bu mezuniyetin organizasyonu firmaya verilecek madem mezuniyet için masraftan kaçınılmayacak. Oldu olacak bu mezuniyet programlarını düğün salonlarında yapsalar daha iyi olurdu. Çünkü etrafı meskûn mahal olan mahalle sesten rahatsız olmazdı. Kendileri çalıp kendileri oynardı.

Hasılı evin içine kadar gelen, tüm mahalleye yayılan müzik mahallenin kulaklarının pasını sildi. Mahalle felekten bir gün çaldı. Farklı günlerden bir gün yaşadı.

Meraklısına not: Kepler atıldı mı derseniz, görmedim. Çünkü programın çoğuna vakıf değilim. Ama bu işler kep atılmadan olmaz. 8.sınıf anneleri “LGS annesi” yazdırıp sahneye çıktı mı derseniz, bu kısmı da görmedim. 

25 Haziran 2026 Perşembe

Ayak Oyunu

Biz her ne kadar Allah'ın dediği olur diye inansak buna bir de bu ülkenin oyun kurucuları kimse, onların da dediği olur diye eklemek lazım.

Öyle görünüyor ki oyun kurucuları senaryo yazıyorlar. Aktör görünen figürler de senaryonun gereğini yerine getiriyor.

Bu işi öyle ciddiye alıyorlar ki işi vatandaşın vicdan ve tercihine bırakmıyorlar. Öyle şeylere imza atıyorlar ki vatandaşın vicdan ve tercihini esir alıp onları yönlendirebiliyorlar. Bunun adına da demokrasi diyorlar. Vatandaşın tercihi böyle tecelli etti diyorlar. 

Siyasetle işim olmasa da bu ülkede olup bitenleri ibret ve hayretle izliyorum diyeceğim ama artık ne ibret alıyorum ne de hayret ediyorum. Çünkü ne sureti haktan görüneninden ya da gösterilenden ne de şeytan gibi gösterilenden bir beklentim var. Çünkü nazarımda bu ülkedeki siyaset kirli işliyor. Bu kirli siyaseti gören şeytan, boynuz kulağı geçti. Artık benim bunlara verebileceğim, onların da benden alacağı yok. Ancak ben onlardan çok şey öğrenirim deyip köşesine çekilmiş, bizi izliyor.

Güncel siyasete gelmek ve üzerinde durmak istemesem de ne demek istediğim anlaşılsın diye mecburen partilere değineceğim.

Normal süresi 2028 olan Cumhurbaşkanlığı seçimine daha iki yıl olmasına rağmen oyun kurucular şimdiden düğmeye basarak 2028 seçimlerini kotarmak istiyorlar. Görünen o ki mevcut iktidarı korumak, iktidar alternatifi olarak görünen partiyi de alternatiflikten uzaklaştırmayı hedeflemişler. Mutlak butlan kararı ile hedeflerine emin adımlarla ilerliyorlar.
Mutlak butlan kararı öncesi pek az istisna dışında ne kadar CHP'li belediye varsa yolsuzluk adı altında operasyon üstüne operasyona uğradı. Aynı partiye ait operasyon o kadar çok ki "bu parti çalıyor, çırpıyor" şüphesi belleklere yerleşiyor, yerleştiriliyor. Böylece algılar oluyor olgu, olgular oluyor algı. Algı ile olgu karışıyor birbirine. 

Bu iş o kadar sahici yapılıyor ve kitabına uyduruluyor ki şikayetçi ve itirafçı da içeriden bulunuyor ya da çıkıyor ki tüm emek boşa gitmesin. 

Tam bu aşamada vekil ve belediye başkanları bir bir istifa edip iktidar partisine geçiyor. Geçiş yapan vekil ve belediye başkanlarıyla ilgili "baskı sonucu geçiyor", "operasyondan kurtulmak için parti değiştiriyor" sözleri ne kadar gerçek, bu da bir muamma. 

Adı geçen partinin operasyon üstüne operasyon geçirmesi, vekil ve belediye başkanlarının partilerinden istifa edip iktidar partisine geçmesi, hedefe ulaşmak için yeterli görülmemiş olmalı ki verilen mutlak butlan kararıyla birlikte, partide bir ikilik ortaya çıktı. Bu ikilik kolay kolay giderileceğe benzemiyor. Öyle zannediyorum, bu parti bölünmeye kadar gidecek. Eğer çok anormal bir durum ortaya çıkmazsa evlere şenlik bu görüntüsüyle, bu parti mevcut seçmenini de tutamaz. Çünkü "Kendisi muhtacı himmet bir dede, nerde kaldı gayrıya himmet ede" görüntüsü vererek kimseye güven vermiyor. 

Oyun kurucular bu ülkede kimse, bu işi enine boyuna düşünüp uygulamaya koymuşlar. Şayet partiye kayyım atasalardı bu sonucu alamazlardı. Çünkü kayyım, hazırında o parti ileri gelenlerini kenetler, birlikte mücadele ederlerdi. 

Görünen o ki birlikten ziyade bu partinin bölünüp parçalanması murat edilmiş. 

Bölünüp parçalanma bu ülkenin hayrına olur mu? Bir hayır görünmese de her şeyde bir hayır vardır diye düşünmek lazım. Çünkü alternatif görünen ama bir türlü alternatif olamayan, alternatifliği de kimseye kaptırmayan bu parti küçülür giderse, bakarsınız bu millet bir başkasını alternatif olarak ortaya çıkarır. Bakalım oyun kurucuları böyle bir risk için tedbir almış mıdır? Bunu da zaman gösterecek. 

Şu var ki bizde Bizans oyunları bitmez. Ne de olsa onların bıraktığı toprağın varisleriyiz. İran’la da komşuyuz. Birbirimizin sınırlarına riayet etsek de onlardaki Acem oyunu bize de sirayet etmiş olmalı. Biz buna kısaca ayak oyunu diyelim. 

Bizans ya da Acem oyunu veya ayak oyunu ne zaman ortaya çıkar? Mevcut egemenler işini düzgün yapmaz, sürekli irtifa kaybetmeye başladıkları zaman yaptıkları en iyi iş ayak oyunlarıdır. Siyaseti de böyle dizayn ediyorlar. Bunlar demokrasiye de inanıyorlar. Daha doğrusu demokrasiyi araç olarak kullanmayı çok iyi beceriyorlar. Dizayn sonrası, haydin sandığa, seçin beğenin diyorlar. Durum bu. Yersen... Biz de afiyetle yiyoruz. Ama iştahla ama iştahsız.

Şu var ki bu ülkede deniz birer, kum biter ama atak oyunu bitmez. Çünkü ayak oyunu bizim işimiz. 

Not: Bu ülkede senaryo yazanların ve oyun kuranların, görünen aktörler olduğunu sanmıyorum. Çünkü onlar ama iyi rolde ama kötü rolde bu oyunun figüranlarıdır. Onlar aktör görünümlü figürandır. 

23 Haziran 2026 Salı

Bloke Olmak

Bildiğim kadarıyla üç GSM operatörümüz var. İkisi kayyımda. Diğer iki tane daha var. Onlar da kayyımda olan bir GSM'nin alt yapısını kullanıyor. 

Cep telefonu kullananların çoğu, yılda bir operatörlerin yeni müşteri kazanmak amacıyla düzenledikleri kampanyalardan uygun olanlara geçiyor.

Operatörlerden hiçbirinin mevcut müşterimizi tutalım diye bir derdi ve amacı yok. Varsa yoksa yeni müşteri kapma yarışındalar.

Mevcut müşteriyi tutup memnun etmek ve devamlı müşteriyle çalışmak, müşteriyi memnun ettikçe yeni müşteriler kazanmak, böyle yapa yapa kurumsal bir firma olalım demek varken bizim operatörler, düzenledikleri kampanyalarla yeni müşteri avına çıkıyor. Bunu biri değil, hepsi yapıyor. Bir taraftan yeni müşteri kazanayım derken eski müşteriyi kaybetmek operatörlere ne kazanç sağlar, inanın hiç anlamış değilim. Bir anlasam yeni bir şey daha öğrendim diye çok mutlu olacağım.

Yılda bir GSM değiştirme furyasına birkaç yıldır ben de dahil oldum. Çünkü mevcut operatörüm avantajlı bir fırsat sunmadığı gibi son birkaç ay kala gece gündüz arıyor. "Avantajlı kampanyamızdan yararlan" diye. Dersin ki bize sunduğunuz avantajlı değil, şu kampanyalarınız var. Bu imkandan biz de yararlanalım. Ne mümkün. "Efendim o kampanya yeni hat ve hattını değiştirenler için. Siz faydalanamıyorsunuz" cevabı alıyorsun. 

Kıymet bilmeyende durmayayım, ilgi gösterene geçeyim diyorsun. Birden geçemiyorsun. Çünkü taahhüdün var. Mecburen iki, üç gün kala geçmeye kalkıyorsun. Mevcut operatörümden öbür aya fatura gelmesin diyorsun. Bundan kaçınmak ne mümkün. Geçiş işlemleri mutlaka diğer aya sarkıyor. Gün bazında olsa da diğer ay da fatura geliyor. 

Geçiş onaylanınca SIM kartı değiştireceksin. Bunu yapmak için toplu iğne bulacaksın. Yeni operatörü otomatik ödemeye vereceksin. Eski hattın otomatik ödemesini iptal edeceksin. 

İş bununla bitmiyor. İnternet bankacılığına gireceksin, İnternetten alışveriş yapacak olursun. Gelmesi gereken mesaj gelmez. Çünkü operatör değiştirmekten kaynaklı hattına konan blokeyi kaldırman gerekiyor. Müşteri hizmetleri, şura, bura derken uğraştırıyor bloke. 

Yeni operatör değiştirdim. Yarın acil durumda bloke işiyle uğraşmayayım diye İnternet bankacılığına girdim. Hattınıza tanımlı bloke yok cevabı aldım. Şaşırdım doğrusu. Ama bu şaşırma hoşuma gitti. Hep böyle şaşırayım dedim. 

Fakat şaşkınlığım uzun sürmedi. ÖSYM'nin ve Mebbis sayfalarına girmek istedim. Girmek ne mümkün. İşlem yaptırmadı. "Hat değiştirdiğinizden dolayı önce blokeyi kaldırmamız gerekir" uyarısı aldım. Blokeyi kaldırmam için de birkaç seçenek sunuyor e devlet kapısı. NFC, e posta ile kurtarma, Akbank ve Garanti bankaları aracılığıyla, PTT'ye gitmek gibi. 

Adı geçen iki bankanın müşterisi değilim. Bankalar arasında bir devlet bankasının olmaması ilginç. NFC yoluyla bloke kaldırma ise tam bir işkence. Daha önce NFC'yi bir vesileyle kullanmaya çalıştım. Beceremedim. Geriye kala kala e posta yoluyla blokeyi kaldırmayı denedim. E postama gelen kodu yapıştırdım kaç kere. Ama her defasında "Sistemsel bir arıza nedeniyle işleminiz tamamlanmadı" uyarısını aldım. 

Bir gün sonrasında sistemden kaynaklı arıza giderildiği için e posta ile kurtarma seçeneğiyle blokeyi kaldırabildim. Antrparantez, e devlette bu sistemden kaynaklı arıza çok oluyor. Sebep ve hikmetini de çok anlamış değilim. 

Görünen o ki bloke konusunda tüm yükü bu sefer devlet kapısı üstlenmiş. Bu yüzden devlet kapısında beni bir süre bekletti. 

Bloke bizim güvenliğimiz için. Eyvallah. Çünkü ülkemiz telefon dolandırıcısıyla dolu. Gün geçmiyor ki birileri dolandırılmasın. Dolandırıcılığın da bin türlüsü var. Millet öğreninceye kadar epey bir tokatlıyorlar. Sahtekarlar SIM kartını bile kopyalıyorlarmış. Devlet de bunu bildiği için her operatör değiştirmede bloke koyduruyor. Fakat hattımızla ilgili işlem başlatılınca, "... NOLU HAT ICIN "YENI ABONELIK KAYDI" ISLEMI 12.06.2026 TARIHINDE YAPILMISTIR. RIZANIZ/BILGINIZ DISINDA ISE LUTFEN TTMOBIL ILE ILETISIME GECINIZ" yasal uyarısı yapılıyor. Böyle bir işlemi olmayan bu uyarıyla birlikte harekete geçer. Hattım ele geçirilmiş der. Böyle sakıncalı bir durum yokken İnternet bankacılıklarına bloke konmasını çok anlamış değilim. Yine de tedbir tedbirdir. Fazlası göz çıkarmaz. 

Son blokemi kaldırmak için üzerime kayıtlı ne kadar banka varsa her bir blokeyi kaldırmak için tek tek uğraşmak gerekirken bu sefer sadece e devlete konmuş blokeyi kaldırmak işimi kolaylaştırdı. Demek ki bu konuda da mesafe kat edilmiş. 

Bizim emniyet ve güvenliğimiz için konan bu bloke konusundan bahsetmişken devlet, telefon dolandırıcılarının telefonlarına bir bloke koyamaz mı? Eğer böyle bir imkan var da devlet bunu hayata geçirirse dolandırıcılara insanımızdan ekmek çıkmamış olur. Böylece bize en büyük iyiliği yapmış olur.