11 Mayıs 2026 Pazartesi

2025-2026 Futbol Sezonu

Şampiyonluğun birbirlerine altın tepsi içerisinde sunulduğu sezon sezon oldu.

Başarısızlıkta hepsi birbiriyle yarıştı.

Ne düşen düşmeyi hak etti ne de şampiyon olan şampiyonluğu. 

Takımların hiçbirinde istikrar yoktu. Bir hafta kendini gösteren takım diğer hafta ortalarda yoktu.

Futboldan ziyade ayak oyunları vardı. Seyir zevki yoktu. 

Takımlarımız haftada iki maç oynamada sınıfta kaldı. 

Her ülke futbolunda, ceza alanı içerisindeki yanlış hakem kararlarını düzelten VAR sistemi bizde de vardı ama sadece adı vardı. Aynı yanlışa imza attı bizdeki VAR. 

FB ve GS diğer takımlara göre her yıl olduğu gibi bu yıl da daha fazla korundu.

Hakemlerimiz yine evlere şenlikti. Maç yönetmekten acizdiler. Şımarık futbolculara kart göstermekten korktular. Hakem kararlarında adalet yoktu. Gördüğümü çalan hakemi ara ki bulasın. 

Dört büyüklerden ikisi hiç olmadığı kadar teknik direktör değiştirme yoluna gitti. Gönderdikleri her teknik direktöre de tazminat ödemek durumunda kaldılar. 

Şampiyonluğa oynayan takımlar küme düşmeye oynayan takımlar karşısında öldü öldü dirildi. 

Gözlemlerime göre şampiyonluğu hak eden olmadı. Puan yönünden ipi GS göğüslese de kötünün iyisiydi. İkinci olan da kötünün kötüsüydü. 

2025-2026 sezonu ölü sezondu. Kulüplerimiz yabancı futbolcu ve teknik direktörlere sadece para döktü. Karşılığını pek alamadı. Çoğu yabancı futbolcuya ülkemiz cennet oldu. 

Pek azı hariç transfer edilen yabancı futbolculardan pek verim alınamadı. 

İlk transfer olduğu zaman ölümüne oynayan yabancı futbolcular bizim futbolculara çabuk uyum sağladı. Yere yatmalar, itirazlar gırla gitti. 

Centilmenlikten eser yoktu. 

Kısaca 2025-2026 futbol sezonu seyirciye ve ülke futboluna pek bir şey vermedi. 

Orta ve alt seviye takımları çalıştıran teknik direktörleri saymazsak sezonda, efendiliği ve çalışkanlığıyla göz dolduran, sadece işine odaklanan ve gelecek vadeden iki teknik direktör ön plana çıktı. Bunlar da Başakşehir'i çalıştıran Nuri Şahin ve Trabzonspor'u çalıştıran Fatih Tekke. Belki de sezonun en güzel kazanımı bu iki teknik direktör. 

GS ve AK Parti

İkisi de ikrar abidesi. 

Her yarışı bir şekil kazanıyorlar. 

Biri 26.şampiyonluğunu kazandı, öbürü de 24 yıldır iktidarda. 

İkisinde de problem varsa bile dışarıya sızmıyor. 

Sevenleri memnun kalsa da sevmeyenleri yine mi bunlar kazandı? Biraz da başkası kazansa diyor.

Yarışa katılanların yarışı kazanma gibi bir dert ve hedefleri olmadığı için hem futbol hem siyaset arenası bunlara kalıyor.

GS kötünün iyisi olarak şamşiyon oluyor. AK Parti de diğerleri alternatif olamadığı için hep iktidar oluyor.

Her ikisinin de seven kadar sevmeyeni ve nefret edeni çok. 

Farklı yönleri:

GS'de yönetim kültürü var. AK Parti de ise karizma lider ve tek kişiden ibaret yönetim anlayışı var.

GS'de seçimi kaybeden kopup gitmiyor. Kulübün başarısı için kaybeden ve kazanan kenetleniyor. AK Parti'de ise küsen ve gücenen ya da küstürülen ve gücendirilen partiden uzaklaşır.

GS köklü bir kulüp iken AK Parti'nin geçmişi iktidar dönemiyle sınırlı.

GS futbol olduğu müddetçe yaşamaya devam eder. AK Parti'nin Erdoğan sonrası yaşayıp yaşamayacağını zaman gösterecek. 

10 Mayıs 2026 Pazar

FB ve CHP

Biri spor/futbol, diğeri siyaset alanında olsa da FB ile CHP, birbirine çok benziyor. Hatta aynılar desek yanlış olmaz.

Diğer kulüp ve siyasi partiler gibi her ikisi de dernekler kanununa tabi.

Her ikisi de yüz yılı aşkın bu arenadalar.

Her ikisi de geçmişte ipi göğüslemiş. FB belli bir süre şampiyonluk sayısında birinciliği elinde bulundurmuş. CHP de tek parti olması hasebiyle uzun süre ülkeyi yönetmiştir.

Her ikisi de yarışı daima ikinci tamamlıyor. Birinciliğe ulaşamadıkları gibi ikinciliği de kimseye kaptırmıyor.

Her yarışa bu sefer tamam parolasıyla yola çıkar. Yarışa favori olarak katılır. Her yarış sonrası "O sene bu sene değilmiş" denir.

Her yarış sonrası yönetim krizi çıkar. Genellikle seçimi olağanüstü genel kurula gider. Olağanüstü genel kurula gitmeyen başkan için gerekirse imza toplanır. Seçimlerde birden fazla aday yarışır. Adaylar ve seçim atmosferi Türkiye gündemine oturur.

Yarışta çok para harcarlar. Harcadıklarının karşılığını hiç alamazlar.

İstedikleri başarı gelmedikçe başarısızlığı hiç kendilerinde aramazlar.

Bükemedikleri eli öpmedikleri gibi yarışa şaibe karıştırmakta çok mahirler.

Mazeret, gerekçe, bahane üretmede üstlerine yoktur.

Hep kaybetmenin ezikliğini yaşarlar ama mağrur duruşu hiç terk etmezler.

Başarmak için yarışmaktan ziyade başarılı rakiplerine çelme takarak aşağı çekmeye çalışırlar.

Ülke futbolunun ve siyasetinin gelişmesinin önünde en büyük engeldirler. Fakat bunun farkında değiller.

Rakipleriyle uğraşmaktan futbol oynamaya ve siyaset yapmaya zamanları kalmaz.

“Yarışı kazanandan daha fazla gündem olduklarını” gururla söylerler.

Her ikisi de ülkenin değişmez müzmin muhalifi...