Bir zamanların güçlü, kuvvetli, kudretli ve sözü geçer kişileri, kendilerine verilen ve yüklenen misyonu yerine getirmek suretiyle, bir kesimi mağdur eden eylem ve icraatlara imza attılar. Adeta birilerinin tetikçisi oldular. Ki bizzat tetikçilik yaptılar.
Görevleri bittikten sonra adı sanı duyulmaz, unutulmuş ve bir kenara konmuş bu kişiler her fani gibi ölünce, icraatları esnasında seslerini çıkarmayan veya çıkaramayan, kısaca dirileriyle uğraşmayan bazıları, ölümlerinin ardından içlerindeki kinleri boşaltıveriyorlar, beddua ediyorlar, ardından bir güzel döşüyorlar.
Siz bu durumu nasıl görürsünüz bilmiyorum ama bana garip geliyor. Zira lanet okunan bu kişiler artık cevap veremezler. Kendilerini savunamazlar. Herkes gibi yaptıklarından dolayı gittikleri yerde hesaplarını vereceklerdir.
Dirisiyle mücadele edemeyip ölüsünün ardından ileri geri konuşmayı biraz değil, çok ucuz ve basit bir yol olarak görüyorum. Halbuki yakışanı, dirisiyle mücadele etmektir. Dirisiyle mücadele etmeyenin ölümün ardından söz söylemeye hakkı yoktur.
Çünkü,
Ölenin ardından sıcağı sıcağına ileri geri konuşmak ne dini ne ahlaki ne de dinidir.
Kendisini savunmaktan aciz olanlara veryansın etmek, belden aşağı vurmak acziyetin bir göstergesidir.
Ucuz mücahitliktir.
Korkaklığın daniskasıdır.
İçinde biriktirdiği kini boşaltmaktan ibarettir.
Ego tatmininden başka bir şey değildir.
İnsan ne kadar kutsal ise de ceset daha da kutsaldır. Çünkü ne eli kalkar ne öte gider ne beri gelir ne de konuşur. Eli kalkmayan aman dileyen gibidir. Aman dileyene bizim kültürümüzde el kalkmaz.
Ölen kimse hakkında hiç konuşulmayacak mı? Konuşulur, yazılır, çizilir.
Vefatın sıcaklığı gider. Sevenleri son görevini yapar. Biz de sessizliğe bürünürüz.
Vefatın ardından yaptıkları, yapmadıkları üzerine yazar, çizeriz. Yanlış yaptı, zulmetti. Hesabı Allah’a kaldı. Allah en güzel şekilde yargılayıp hükmünü verecek deriz. Buna da kimsenin diyeceği olmaz.
İlgilisine şunu da söyleyeyim. Ebu Cehil kadar İslam’a, Müslümanlara ve peygambere düşman olan yoktur. Bir zaman sonra Ebu Cehil’in oğlu İkrime Müslüman olunca Hz Muhammed’in, oğlu İkrime üzülür düşüncesiyle Ebu Cehil’in arkasından ileri geri konuşulmasını yasakladığını çok iyi biliyoruz.