Ramazan etkinlikleri genelgesi çerçevesinde bir okulun koridorundaki panoya hazırlanmış bir pano örneğini fotoğrafladım.
Öncelikle panoyu hazırlayanı tebrik ediyorum. Çünkü bir emek var. Görsel yönü de güzel. Ramazan ayına uygun yapılacaklar da bir güzel sıralanmış. Panonun hazırlanışında estetik ve güzellikten ödün verilmemiş. Sanatını adeta ilmek ilmek işlemiş. Sahurla özdeşleşen Ramazan davuluna bile görselde yer verilmiş.
Fotoğraf karesinde yer alan yazılar küçük göründüğü için panodaki yazılara da yer vermek istiyorum.
Ortaya, hoş geldin ramazan yazısı yazıldıktan sonra panonun her iki tarafında birer dörtlüğe yer verilmiş:
Bu aya hürmet gerek
Nimete şükür gerek
Mübarek ramazanda
Hakk'a ibadet gerek
Göz aydın hepimize
Mübarek günler bize
On bir ayın sultanı
Hoş geldin evimize
Şiirlerin arasına da ramazanda yapılacaklara yer verilmiş: "Her gün bir iyilik yapmak, teravih namazı kılmak, Kur'an'ı Kerim okumak, sadaka vermek, sahur yapmak, cemaatle namaz kılmak, bol bol zikir çekmek, yardım kampanyalarına katılmak, büyüklerimize yardım etmek, iyilikleri devamlı hale getirmek".
Panoya dair takdir ve içeriğine dair bilgiler verdikten sonra bu ramazan etkinliğine daha doğrusu bu panonun içeriğine dair birkaç kelam etmek isterim.
Ramazanda yapılacaklar listesine tekrar göz atıyorum. Dar ve geniş anlamda ibadete yer verilmiş. Sahur yapmaya bile yer verilmiş ama oruç tutmaya yer verilmemiş. Halbuki ramazan demek oruç tutmaktır. Ramazan etkinliği demek orucu merkeze almaktır. Sünnet olan teravihe, kalkılmasa oruca halel getirmeyen sahura yer verilmiş. Nedense oruç unutulmuş. Belki de sahur yapmak nasılsa oruç tutmak anlamına gelir diye düşünülmüş olmalı. Bir diğer husus, ramazanda yapılacaklar listesinde; zikir çekmek, teravihe gitmek, sahur yapmak, Kur'an okumak gibi her şey düşünülmüş. İyi, güzel. Yalnız tüm bu yapılacakların arasında çalışmak, üretmek, işimizi ihmal etmemek, işimizi düzgün yapmak, oruç tutarken işimizi de yerine getirmek, aksatmamak gibi hususlara yer verilmemiş. Elbette oruç tutan için sair zamanlardaki verim ve tempoyu görmek mümkün değil. En azından elden geldiği ve vücut el verdiği müddetçe işimize kendimizi vermek gerekir denebilirdi.
Kısaca, ibadeti hayatın merkezine alarak hayatın diğer alanlarını geri plana itmemek gerekir diye düşünüyorum. Hem dünya hem de ahiret işlerini dengede götürmek, birini yaparken diğerini ihmal etmemek lazım. Hele üretim asla geri planda kalmamalı.
