25 Haziran 2026 Perşembe
Ayak Oyunu
23 Haziran 2026 Salı
Bloke Olmak
Bildiğim kadarıyla üç GSM operatörümüz var. İkisi kayyımda. Diğer iki tane daha var. Onlar da kayyımda olan bir GSM'nin alt yapısını kullanıyor.
Cep telefonu kullananların çoğu, yılda bir operatörlerin yeni müşteri kazanmak amacıyla düzenledikleri kampanyalardan uygun olanlara geçiyor.
Operatörlerden hiçbirinin mevcut müşterimizi tutalım diye bir derdi ve amacı yok. Varsa yoksa yeni müşteri kapma yarışındalar.
Mevcut müşteriyi tutup memnun etmek ve devamlı müşteriyle çalışmak, müşteriyi memnun ettikçe yeni müşteriler kazanmak, böyle yapa yapa kurumsal bir firma olalım demek varken bizim operatörler, düzenledikleri kampanyalarla yeni müşteri avına çıkıyor. Bunu biri değil, hepsi yapıyor. Bir taraftan yeni müşteri kazanayım derken eski müşteriyi kaybetmek operatörlere ne kazanç sağlar, inanın hiç anlamış değilim. Bir anlasam yeni bir şey daha öğrendim diye çok mutlu olacağım.
Yılda bir GSM değiştirme furyasına birkaç yıldır ben de dahil oldum. Çünkü mevcut operatörüm avantajlı bir fırsat sunmadığı gibi son birkaç ay kala gece gündüz arıyor. "Avantajlı kampanyamızdan yararlan" diye. Dersin ki bize sunduğunuz avantajlı değil, şu kampanyalarınız var. Bu imkandan biz de yararlanalım. Ne mümkün. "Efendim o kampanya yeni hat ve hattını değiştirenler için. Siz faydalanamıyorsunuz" cevabı alıyorsun.
Kıymet bilmeyende durmayayım, ilgi gösterene geçeyim diyorsun. Birden geçemiyorsun. Çünkü taahhüdün var. Mecburen iki, üç gün kala geçmeye kalkıyorsun. Mevcut operatörümden öbür aya fatura gelmesin diyorsun. Bundan kaçınmak ne mümkün. Geçiş işlemleri mutlaka diğer aya sarkıyor. Gün bazında olsa da diğer ay da fatura geliyor.
Geçiş onaylanınca SIM kartı değiştireceksin. Bunu yapmak için toplu iğne bulacaksın. Yeni operatörü otomatik ödemeye vereceksin. Eski hattın otomatik ödemesini iptal edeceksin.
İş bununla bitmiyor. İnternet bankacılığına gireceksin, İnternetten alışveriş yapacak olursun. Gelmesi gereken mesaj gelmez. Çünkü operatör değiştirmekten kaynaklı hattına konan blokeyi kaldırman gerekiyor. Müşteri hizmetleri, şura, bura derken uğraştırıyor bloke.
Yeni operatör değiştirdim. Yarın acil durumda bloke işiyle uğraşmayayım diye İnternet bankacılığına girdim. Hattınıza tanımlı bloke yok cevabı aldım. Şaşırdım doğrusu. Ama bu şaşırma hoşuma gitti. Hep böyle şaşırayım dedim.
Fakat şaşkınlığım uzun sürmedi. ÖSYM'nin ve Mebbis sayfalarına girmek istedim. Girmek ne mümkün. İşlem yaptırmadı. "Hat değiştirdiğinizden dolayı önce blokeyi kaldırmamız gerekir" uyarısı aldım. Blokeyi kaldırmam için de birkaç seçenek sunuyor e devlet kapısı. NFC, e posta ile kurtarma, Akbank ve Garanti bankaları aracılığıyla, PTT'ye gitmek gibi.
Bir gün sonrasında sistemden kaynaklı arıza giderildiği için e posta ile kurtarma seçeneğiyle blokeyi kaldırabildim. Antrparantez, e devlette bu sistemden kaynaklı arıza çok oluyor. Sebep ve hikmetini de çok anlamış değilim.
Görünen o ki bloke konusunda tüm yükü bu sefer devlet kapısı üstlenmiş. Bu yüzden devlet kapısında beni bir süre bekletti.
Bloke bizim güvenliğimiz için. Eyvallah. Çünkü ülkemiz telefon dolandırıcısıyla dolu. Gün geçmiyor ki birileri dolandırılmasın. Dolandırıcılığın da bin türlüsü var. Millet öğreninceye kadar epey bir tokatlıyorlar. Sahtekarlar SIM kartını bile kopyalıyorlarmış. Devlet de bunu bildiği için her operatör değiştirmede bloke koyduruyor. Fakat hattımızla ilgili işlem başlatılınca, "... NOLU HAT ICIN "YENI ABONELIK KAYDI" ISLEMI 12.06.2026 TARIHINDE YAPILMISTIR. RIZANIZ/BILGINIZ DISINDA ISE LUTFEN TTMOBIL ILE ILETISIME GECINIZ" yasal uyarısı yapılıyor. Böyle bir işlemi olmayan bu uyarıyla birlikte harekete geçer. Hattım ele geçirilmiş der. Böyle sakıncalı bir durum yokken İnternet bankacılıklarına bloke konmasını çok anlamış değilim. Yine de tedbir tedbirdir. Fazlası göz çıkarmaz.
Son blokemi kaldırmak için üzerime kayıtlı ne kadar banka varsa her bir blokeyi kaldırmak için tek tek uğraşmak gerekirken bu sefer sadece e devlete konmuş blokeyi kaldırmak işimi kolaylaştırdı. Demek ki bu konuda da mesafe kat edilmiş.
Bizim emniyet ve güvenliğimiz için konan bu bloke konusundan bahsetmişken devlet, telefon dolandırıcılarının telefonlarına bir bloke koyamaz mı? Eğer böyle bir imkan var da devlet bunu hayata geçirirse dolandırıcılara insanımızdan ekmek çıkmamış olur. Böylece bize en büyük iyiliği yapmış olur.
Mutluluğun Sırrı
Sinan Canan, "Meşgul insanın mutsuz olduğunu göremezsin. Gerçek anlamda bir işle iştigal eden, bir şeyin peşinde olan, bir şey yapan insan, mutlu mutsuzdur. O insan meşguldür. Bir şeyin peşindedir.
Hayatını yüksek çözünürlüklü yaşayan insan için de mutluluk ve mutsuzluk önemli bir şey değildir. Her an haz almaz. Bazen acı çeker bazen haz alır bazen bir şey olur. Ama hayatı inşa ile meşgul bir insanın genel hali mutluluktur. Çünkü o bir faildir. Hayatı ve kaderi yaratmaktadır. Etki yapmaktadır. Kendisini var, vücudunu mevcut hissetmektedir" der bir kısa videosunda.
Güzel tespitlerde bulunmuş Sinan Canan. Gerçi Canan'ın tüm tespitleri bu şekil hayatın içinden tespitler.
Her birimiz bu dünyada huzur ve mutluluğu ararız. Bunun anahtarını ararız. Mutlu olmak için düşünür, taşınırız. Değişik iş ve aktiviteler yaparız. Yine de pek mutlu olduğumuz ve mutluluğu yakaladığımız söylenemez.
Sayın Canan, mutluluğun yolunu göstermiş bu açıklamasında. Daha doğrusu mutsuzluğun sebebini tespit etmiş ve mutluluğun reçetesini dillendirmiş. Mutluluk arayan kişi meşgul olmalıdır, boş durmamalıdır diyor.
Gerçekten işine kendini veren, bir şeylerle iştigal olan, tüm hayatını anlamlandırmaya çalışan kişi, acı çekse de işten dolayı yorulsa da mutluluk hali kaçınılmazdır. Hele bir de meşguliyetin meyvesini yemeye başlarsa bu mutluluğun tadına doyum olmaz.
Denilen iş, öylesine değil, sadece iş yapmış olmak için meşgul olmak, mesai doldurmak değildir. İnsan bedenen ve zihnen işine odaklanmalı. Yaptığı işi ibadet aşkıyla yapmalı, baştan savma yoluna gitmemeli. Yaptığı işi sevmeli. Çalışmaktan zevk ve haz almalı. Bir hedef koymalı. Yapılan iş üretime dayalı olmalı ya da üretime katkı sunmalı. Böylesi meşguliyetin bir anlamı olur.
Bir hedefi olup işine odaklanan kaç kişi vardır bu ülkede? Bu sayının fazla olduğunu sanmıyorum. O yüzden huzur ve mutluluk bize yabancı. Yapılan araştırmalarda mutluluk yüzdemizin düşük olduğu görülecektir. Çoğumuzda bir karamsarlık hali hakimdir. O yüzden çevremize pek pozitif enerji vermeyiz. Durmadan negatif enerji yayarız.
Bir işle meşgul olmayan ve işine kendini vermeyen insanın ömrü boştur. Zamanını ve ömrünü boşa harcamış ve zamanı israf etmiş olur. Böylesi bir hayat yediğinden ve içtiğinden zevk ve haz aldırmaz insana. Çünkü insan boş durdukça sıkılır ve boş insan dedikodu yapar.
Ülkemizdeki çay ocakları, kafeler ve kahvehaneler ömrümüzü boşa harcadığımızın, bir meşguliyetimizin olmadığının en büyük göstergesidir. Saydığım bu işletmeler bu ülkede ne kadar çoksa o ülkede o kadar boşa vakit geçiren tüketici müşteri var demektir. O yüzden bize mutluluk haramdır.
Hayatını dolu dolu yaşayan, bir şeylere kafa yoranın zaman israfı olmaz. Böyle insan dedikodu yapmaz, dedikodu da dinlemez.
Gördüğünüz gibi mutluluğun anahtarı çok basitmiş. Bu mutluluğa ulaşmak da kişinin kendi elinde.
Ezcümle, ne kadar meşguliyet o kadar mutluluk. Ne kadar meşguliyetsizlik o kadar mutsuzluk.
Not: İnsanımız mutlu değil derken haksızlık etmeyeyim. İnsanımızın meşguliyeti yok ki mutlu olsun demeyeyim. Burada bir hakkı teslim edeyim. Bazı insanların WhatsApp durumuna bakınca, "Meşgul, sadece acil aramalar" diye yazdığını görüyorum. Belli ki bunlar çok meşgul. Haliyle meşguliyet olunca mutluluk da bunlarda. Bu demektir ki WhatsAppında "Meşgul" yazan herkes mutlu. Bu da bu ülkede mutlu insan bolluğuna işarettir. İnşallah öyledir. Sinan Canan'ın yerinde sebep ve teşhisinden sonra benim bu tespitim biraz yavan kaçmış olabilir. Ne yapayım, Sinan Canan değilim.
