Her seçimde seçmen
sandıkta mesaj verir. Sandığın dili yoktur ama sonuçtan hisse çıkarılır. Sonucu
okuyan ve gereğini yapan bu piyasada var olmaya devam eder. Sonucu okuyamaz,
okusa da gereğini yapmaz, tespit ettiğiyle kalırsa mevcudu koruyamadığı gibi bazen
hızlı bazen de yavaş yavaş erir ve yok olur gider.
Bu kısa açıklamadan
sonra seçmenin vermek istediği mesajın ne olduğu üzerine kafa yormak
istiyorum.
Herkes hemfikir ki
seçmen üç dönem belediyeleri ve iktidarı verdiği partiye 7 Haziran 2015 genel
seçimlerinde ilk sarı kartını göstermişti ve AK Partiye üç dönem verdiği kredi
notunu düşürmüştü. Hükümet kurulamayınca ve muhalefet koalisyon kuracak iradeyi
göstermeyince, 7 Haziranda gösterdiği sarı kartı üç ay sonra yenilenen seçimde
kaldırarak yeniden tek başına iktidara taşıdı.
AK Parti 1 Kasım
2015 seçimlerinde yüzde elliye yakın oyla iktidar olsa da erimeye devam etti.
Parti alacağı tedbirlerle erimeyi önleyeceği yerde her seçime yanına yeni
ortaklar alarak iktidarda kalmaya devam etti. Halkın bu partiyi iktidarda
tutmasında en büyük etmen bu partiye alternatif olmamasıdır. Alternatif
olmadığı için seçmen 2024 mahalli seçimlerine kadar sabretti. O kadar seçimde
verdiği destek bir çaresizliğin sonucu idi. Bir umut belki düzeltir dedi ve
hiçbir partiye bugüne kadar vermediği desteği verdi.
2024'e gelince
seçmen dedi ki:
Görüyorum ki senin
kendini ve ülkeyi düzeltecek çapın kalmadı. Artık bıçak kemiğe dayandı. Biz
kaht-ı ricalden dolayı sana ardı arkasına yüz verdikçe astar istemeye devam
ediyorsun. Yetti artık buraya kadar dedi ve ikinci sarı kartını gösterdi.
Sen sandın ki
alternatifim yok. Bunların eli mahkum bana dedin. Hop bakalım. Dur orada. Kim
demiş alternatifin yok diye. Unutma ki alternatifi biz çıkarırız dedi ve
alternatifimiz CHP dedi. Hem öyle destek veriyorum ki 2019 yılında vermediğim
meclis çoğunluğunu bu sefer veriyorum dedi.
Seçmen CHP'ye; bak,
89 yılında verdiğim şansı değerlendiremedin. Bundan dolayı seni bir otuz beş
yıl kızağa çektim. Yani cezalandırdım. An itibariyle cezanı kaldırıyorum. Çünkü
her insan ikinci bir şansı hak eder. Değerlendirdin değerlendirdin. O zaman
2028'de başımın tacısın. Değerlendiremezsen, üçüncü bir şansı rüyanda bile
göremezsin dedi.
Yüzde altılık bir
oran hiçbirinize güvenmiyorum diyerek sandığa gitmedi.
Sandığa giden yüzde
yetmiş sekizin önemli bir oranı içine sinerek bir partiye oy vermedi. Seçimden
bir beklentisi de yoktu.
Sandığa giden seçmen
2023 genel seçimleriyle birlikte içine kapanmış, siyaset konuşmaz olmuştu. Şu
partiye, bu partiye oy vereceğim demedi. Önemli bir kesimi seçim geçmiş
olmasına rağmen oy verdiği partiyi izhar etmedi. Çünkü AK Partiye verirken de
utandı, CHP'ye verirken de utandı. Çünkü kime dese, verecek parti bulamadın mı
endişesini taşıdı. Kabine giren, bu Allah ile benim aramda dedi ve eveti CHP'ye
bastı. Bunu yaparken de seçmenler birbirleriyle kavilleşmedi ve çoğunluğun
beklemediği bir sonuç ortaya çıktı. Herkes sonuca şaşırdı. Bunun adı dip dalga
idi.
Bu seçimde
ceketimizi koysak kazanırız denilen kaleler el değiştirdi. AK Partinin kaleleri
bir bir CHP'nin eline geçti.
Seçmen AK Partiye
sabrımızı çok zorladın. Sabır sabır nereye kadar dedi. O kadar kredinin bedeli
bu ağır tablo olmamalıydı dedi ve cezasını kesti.
Şimdi hakem rolünü
yerine getiren seçmen CHP'yi izlemeye koyuldu. Bu krediyi iyi kullanırsan,
2028'de ülkeyi teslim ederim, AK Partiye de güle güle derim dedi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder