Zile bastım. Kapı açıldı. Ooo diyecekler sandım. Gördüm ki normal günlerden bir gündü gelişim ev halkı için. Belki de hangi dağda kurt öldü ya da künefesizlikten iflahımız kesildi, nasıl yiyeceğiz diye düşünüldü. Belki de şok geçirdikleri için tepki verilmedi. Künefe künefe diye tutturan oğlan dışarı çıkacakmış. Zamanını buldun der gibiydi.
Neyse
oturduk yemek için. Oturunca eşofmanımda damlacıklar gördüm. Tek tük de samana
benzer ince ince döküntüler. Damlacıklar yağmur damlaları, döküntüler de
rüzgarın yerden savurduğu olmalı dedim ve zekama hayran kaldım. Öyle ya rüzgar
eşliğinde yağmur vardı. Başka ne olacaktı. Yine de test için elimi dokundum
damlacığa. Dokunduğumun yağmurla alakası yoktu. Elime bulaştı tatlı
bulaşığı.
Bir
kalkış kalktım oturduğum yerden. Başka yerimde var mı derken gömlekte de vardı
bulaşıklar. Adeta parlıyordu gömleğimde oluşan desenler.
Sıcağı
sıcağına yiyeceğim künefeyi bırakıp üzerimi değiştim ve ardından künefeyi bir
beş dakikada bitirdik. Beş dakikalık zevk için gitmişti 330 ama olsun. Zevk
için değerdi. Zaten zevk için yaşamıyor muyduk?
Ağzımda
tadı, midemde künefe uykuya daldım.
Öğleye
doğru hem künefe tabağını verip hem depoziteyi alıp cebim para görsün. Sonra da
çarşıya yönelmeyi istedim. Dolabı açıp pardösüyü giydim. Kaşkolü da boynuma
attım. O da ne? Kaşkolde tatlı bulaşığı vardı. Bir hışım kaşkolü alıp banyodaki
kirli sepetine attım. Bir gömlek, bir eşofman bir de atkıya sebep oldu bizim
künefe sevdamız derken bir de baktım ki pardösünün sol tarafından elime bir
şeyler bulaştı ve sertlik vardı. Gözümü çevirdim. Yukarıdan aşağıya sıvanmıştı
künefenin yağı ve şekeri. Parlıyordu adeta. Üstelik pardösünün içi de künefe
yemiş. Şuraya da süreyim desem bu kadarını beceremezdim. Adeta künefe yağı ve şekeri
banyosu yapmış benim elbiselerim. Bundan demek ki tabakta niye şerbetini olmadığı.
Böylece künefeden sadece ailem değil, giydiğim elbiselerim de nasibini almıştı.
Öyle ya biri yiyip diğerleri bakarsa olmazdı. Bu vesileyle esas bayramı elbiselerim
yaptı. Üç kişiye yeten; eşofman, gömlek, atkı ve pardösü olmak üzere yedi kişi yedik
üç kişilik künefeyi... Diğerleri neyse de pardösüye bari bulaşmasaydı şu benim
künefe sevdam. Hem kışı çıkarmadı daha. Üstelik geçen sene pardösüyü
temizlemesi için kuru temizlemeciye verdiğim katmerli parayı unutmadım daha.
Özel yıkama olunca para böyle oluyormuş. Eyvah ki eyvah. Bir daha eve künefe
getirirsem iki olsun dedim. Ne vardı da eve getirmiştim. Ha gidip künefecide
yeseydik olmaz mıydı? Bu künefe çok pahalıya patladı bana. Ama olan oldu. Son
pişmanlık ise fayda etmez zaten.
Gözüm
ıslak mendili aradı. Aldım yanıma. Pardösünün temiz tarafını kanepeye serdim.
Çıkardığım ıslak mendillerle sanki halıya çay dökülmüş gibi sildim durdum.
Hızımı alamayıp üzerinden birkaç kez daha geçtim. Pardösü anam ya dedikçe onu yerken
düşünecektin dedim. Nerede bir bulaşık gözüme ilişmişse sildim. Oğlana da,
evlat iyi ki annen evde yok. Akşamdan yıkanmadan çıkmaz künefenin bulaşığı,
kaskatı olur bulaşan yer demişti. Burada olsa hiç sildirmez, kışın ortasında
kuru temizlemecide alırım soluğu. Aman haberi olmasın dedim. Yoksa kış günü
birkaç gün pardösüsüz kalacağıma mı yanayım, bu kış iki defa kuru temizlemeciye
para ödeyeceğime mi yanayım. Aman ha aman dedim, sıkı sıkıya tembihledim.
Kaç
ıslak mendil kullandım bilmiyorum. Oldu tertemiz deyinceye kadar kullandım.
Ardından sildiğim yerler hafif nemli bir şekilde pardösüyü giydim. Elime künefe
tabağını alıp çıktım. Teslimatı yapıp depoziteyi nakit aldım.
Oradan
çarşıya yöneldim. Pardösünün ıslak yerleri kurudukça sertleşmeye başladı.
Düğmeyi açıp kapadıkça bu sertliği daha fazla hissettim. Pardösünün sağı yün
gibi. Sağı ise sem sert. Bu kadarına da pes doğrusu. Başıma dert alayım diye
uğraşsam bu kadarı başıma gelmezdi. Hemen Cafer'in Çilesi filmindeki Cafer'in
çilesi gözümün önüne geldi. Kaderim kaderim desem de kendimin ördüğü bir
kaderimdi bu.
Bir
ay daha giydim pardösüyü. Sol taraftaki sertlik eskisi gibi olmasa da her
giyişimde bu sertliği hissettim ve gözümün önüne o akşamki künefe maceram geldi.
İstemeden bir kabus yaşamışım ve bu kabus hala peşimi bırakmadı. Bereket kendi pardösümü
kendim giyerim. Bir gün hanım, bu sefer ben tutayım diye pardösüyü eline alsa
işte o zaman yandım demektir. Şükür ki kış bitti ve pardösü kuru temizlemeciye
gitmek için dolapta bekliyor. Yakındır ne zaman vereceksin temizlemeciye
denmesi.
Aylar
geçti. Künefenin tadı hala damağımda demeyeceğim. Çünkü tadı akşamdan bitti.
Sabahında ise adeta zehre dönüştü. O gündür bugündür, künefeye ödediğim paranın
acısı geçti ve unuttum. Kimse bir künefe olsa da yesek demiyor. Ki dense nasıl
bir tepki vereceğimi elan kestiremiyorum. Gel gör ki bu zaman olmuş, neydi o
künefe maceram öyle diyorum ve hiç unutmuyorum. Künefe midir yoksa sünepe mi
bir türlü peşimi bırakmadı.
Siz
siz olun, künefeden uzak durun.
İlla
künefe ve ben. Ben künefesiz yapamam diyorsanız, lütfen bu iştahınızı
künefecide giderin.
Sakın ola sakın, eve getirmeyin! Nokta.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder