22 Nisan 2024 Pazartesi

Sen misin Canı Künefe Çeken? (2)

Zile bastım. Kapı açıldı. Ooo diyecekler sandım. Gördüm ki normal günlerden bir gündü gelişim ev halkı için. Belki de hangi dağda kurt öldü ya da künefesizlikten iflahımız kesildi, nasıl yiyeceğiz diye düşünüldü. Belki de şok geçirdikleri için tepki verilmedi. Künefe künefe diye tutturan oğlan dışarı çıkacakmış. Zamanını buldun der gibiydi. 

Neyse oturduk yemek için. Oturunca eşofmanımda damlacıklar gördüm. Tek tük de samana benzer ince ince döküntüler. Damlacıklar yağmur damlaları, döküntüler de rüzgarın yerden savurduğu olmalı dedim ve zekama hayran kaldım. Öyle ya rüzgar eşliğinde yağmur vardı. Başka ne olacaktı. Yine de test için elimi dokundum damlacığa. Dokunduğumun yağmurla alakası yoktu. Elime bulaştı tatlı bulaşığı. 

Bir kalkış kalktım oturduğum yerden. Başka yerimde var mı derken gömlekte de vardı bulaşıklar. Adeta parlıyordu gömleğimde oluşan desenler. 

Sıcağı sıcağına yiyeceğim künefeyi bırakıp üzerimi değiştim ve ardından künefeyi bir beş dakikada bitirdik. Beş dakikalık zevk için gitmişti 330 ama olsun. Zevk için değerdi. Zaten zevk için yaşamıyor muyduk?

Ağzımda tadı, midemde künefe uykuya daldım. 

Öğleye doğru hem künefe tabağını verip hem depoziteyi alıp cebim para görsün. Sonra da çarşıya yönelmeyi istedim. Dolabı açıp pardösüyü giydim. Kaşkolü da boynuma attım. O da ne? Kaşkolde tatlı bulaşığı vardı. Bir hışım kaşkolü alıp banyodaki kirli sepetine attım. Bir gömlek, bir eşofman bir de atkıya sebep oldu bizim künefe sevdamız derken bir de baktım ki pardösünün sol tarafından elime bir şeyler bulaştı ve sertlik vardı. Gözümü çevirdim. Yukarıdan aşağıya sıvanmıştı künefenin yağı ve şekeri. Parlıyordu adeta. Üstelik pardösünün içi de künefe yemiş. Şuraya da süreyim desem bu kadarını beceremezdim. Adeta künefe yağı ve şekeri banyosu yapmış benim elbiselerim. Bundan demek ki tabakta niye şerbetini olmadığı. Böylece künefeden sadece ailem değil, giydiğim elbiselerim de nasibini almıştı. Öyle ya biri yiyip diğerleri bakarsa olmazdı. Bu vesileyle esas bayramı elbiselerim yaptı. Üç kişiye yeten; eşofman, gömlek, atkı ve pardösü olmak üzere yedi kişi yedik üç kişilik künefeyi... Diğerleri neyse de pardösüye bari bulaşmasaydı şu benim künefe sevdam. Hem kışı çıkarmadı daha. Üstelik geçen sene pardösüyü temizlemesi için kuru temizlemeciye verdiğim katmerli parayı unutmadım daha. Özel yıkama olunca para böyle oluyormuş. Eyvah ki eyvah. Bir daha eve künefe getirirsem iki olsun dedim. Ne vardı da eve getirmiştim. Ha gidip künefecide yeseydik olmaz mıydı? Bu künefe çok pahalıya patladı bana. Ama olan oldu. Son pişmanlık ise fayda etmez zaten.

Gözüm ıslak mendili aradı. Aldım yanıma. Pardösünün temiz tarafını kanepeye serdim. Çıkardığım ıslak mendillerle sanki halıya çay dökülmüş gibi sildim durdum. Hızımı alamayıp üzerinden birkaç kez daha geçtim. Pardösü anam ya dedikçe onu yerken düşünecektin dedim. Nerede bir bulaşık gözüme ilişmişse sildim. Oğlana da, evlat iyi ki annen evde yok. Akşamdan yıkanmadan çıkmaz künefenin bulaşığı, kaskatı olur bulaşan yer demişti. Burada olsa hiç sildirmez, kışın ortasında kuru temizlemecide alırım soluğu. Aman haberi olmasın dedim. Yoksa kış günü birkaç gün pardösüsüz kalacağıma mı yanayım, bu kış iki defa kuru temizlemeciye para ödeyeceğime mi yanayım. Aman ha aman dedim, sıkı sıkıya tembihledim. 

Kaç ıslak mendil kullandım bilmiyorum. Oldu tertemiz deyinceye kadar kullandım. Ardından sildiğim yerler hafif nemli bir şekilde pardösüyü giydim. Elime künefe tabağını alıp çıktım. Teslimatı yapıp  depoziteyi nakit aldım. 

Oradan çarşıya yöneldim. Pardösünün ıslak yerleri kurudukça sertleşmeye başladı. Düğmeyi açıp kapadıkça bu sertliği daha fazla hissettim. Pardösünün sağı yün gibi. Sağı ise sem sert. Bu kadarına da pes doğrusu. Başıma dert alayım diye uğraşsam bu kadarı başıma gelmezdi. Hemen Cafer'in Çilesi filmindeki Cafer'in çilesi gözümün önüne geldi. Kaderim kaderim desem de kendimin ördüğü bir kaderimdi bu. 

Bir ay daha giydim pardösüyü. Sol taraftaki sertlik eskisi gibi olmasa da her giyişimde bu sertliği hissettim ve gözümün önüne o akşamki künefe maceram geldi. İstemeden bir kabus yaşamışım ve bu kabus hala peşimi bırakmadı. Bereket kendi pardösümü kendim giyerim. Bir gün hanım, bu sefer ben tutayım diye pardösüyü eline alsa işte o zaman yandım demektir. Şükür ki kış bitti ve pardösü kuru temizlemeciye gitmek için dolapta bekliyor. Yakındır ne zaman vereceksin temizlemeciye denmesi. 

Aylar geçti. Künefenin tadı hala damağımda demeyeceğim. Çünkü tadı akşamdan bitti. Sabahında ise adeta zehre dönüştü. O gündür bugündür, künefeye ödediğim paranın acısı geçti ve unuttum. Kimse bir künefe olsa da yesek demiyor. Ki dense nasıl bir tepki vereceğimi elan kestiremiyorum. Gel gör ki bu zaman olmuş, neydi o künefe maceram öyle diyorum ve hiç unutmuyorum. Künefe midir yoksa sünepe mi bir türlü peşimi bırakmadı. 

Siz siz olun, künefeden uzak durun. 

İlla künefe ve ben. Ben künefesiz yapamam diyorsanız, lütfen bu iştahınızı künefecide giderin. 

Sakın ola sakın, eve getirmeyin! Nokta. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder