23 Nisan 2024 Salı

Müteferriçliğimden Kesitler (1)

“Derdini, sıkıntısını gezerek atan kimse. Yürüyerek rahatlayan, dolaşarak sıkıntısından kurtulan kişiye” müteferriç denirmiş. Bu kelimeyi 2023’ün Ocak ayında duydum. Anlamını da bu vesileyle öğrenmiş oldum.

Adını ve anlamını bilmeden başladığım müteferriçlik, pandeminin Türkiye’de görüldüğü günlere (2020 Mart) dayanıyor. Yürüyerek dert ve sıkıntı ne kadar atılır bilmem ama bilinçsizce başladığım bu yürümenin; göbeğimin inmesine, ayaklarımın açılmasına ve vücudumun rahatlamasına faydalı olduğuna yüzde yüz inanıyorum. Hem bedenen hem zihnen dinçleştim. Hantallıktan kurtuldum.

2020’nin ramazan ayında iftar vaktini değerlendirmek amacıyla ikindiden sonra kendimi dışarı atarak 40 dakika yürüdüm ilk başlarda.

Marketlerde burnunu gösterip ağzını kapatan maskelilere, maske öyle değil, böyle takılır diyerek kurallara uygun maskemi takıp fotoğrafımı çekerek bu maskeli fotoğrafımı sosyal medyada paylaşmıştım. Paylaşımıma yorum yazanlara cevap verirken paylaştığım fotoğrafım gözüme ilişti. Göbek baya öndeydi. Göbeğim de kötü gözüküyor yazdım bir yorumcuya. O da evet dedi. Sen misin beni tasdikleyen deyip bu göbek eriyecek dedim. Ertesi gün tempolu ve uzun yürüyüşlere başladım.

Önce 1 saat, ardından 1.5 saat derken sonra 2, 3, 4, 5 saati buldu günlük yürümem. Bazı zamanlar beş saati de geçti.

Üç ay içinde göbeğimin eridiğini görünce yürümenin bir nimet olduğunu anladım ve o günden bugüne birkaç gün dışında fire vermeden yürüdüm. Fire verdiğim günün yürüyüşünü ertesi gün daha fazla yürüyerek telafi ettim.

Yürüyüş benim için artık bir görev ve hobi oldu. Yürümediğim zaman kendimde bir eksiklik hissettim.

Önceleri mahallemde yürüdüm. Parkurlarda döndüm durdum. Aşkan Mahallesinin girmediğim sokağı kalmadı. Alavardı Mahallesi, Köyceğiz, Tavus Baba gibi yerleri yol yaptım. Yürürken de çok tempolu yürüdüm. Genelde yokuşları tercih ettim. Yürüdükçe ayaklarım açıldı. Giderken gittiğim yolu dönüşte değiştirdim genelde.

Yürümek için havanın iyi olmasına bakmadım. Kar, kış, soğuk, rüzgâr dinlemedim. Sadece yağmurlu havalarda tripleks evin merdivenlerini inip çıkarak günlük yürüyüşümü yaptım. Hastanede refakatçi iken 8 katın merdivenlerine çıktım ve indim. Yürüyüşümü tamamladım.

Önceleri kaç kilo vermişim diye eczanelere giderek tartıldım. Sonra baktım olmayacak, bir baskül aldım. Yürüyüş öncesi kaç kiloyum diye tartıldım. Yürüyüş sonrası ne kadar vermişim diye tartıldım. Kilo verdiğimi gördükçe yürüme iştahım daha da arttı.

Bu kadar yürümekle diz kapaklarındaki sular biter, tamam, yürü de bu kadar abartma diyenler, göbeğimin indiğini görünce yürümekle iyi yapıyorsun demeye başladı.

Zamanla yarışmadığım, yanımda kimsenin olmadığı durumlarda, gideceğim her yere yürüyerek gittim. Bunda, insanların toplu taşımaya binmekten kaçındığı, kapalı ve insan yoğunluğunun çok olduğu ve insanların birbirinden kaçtığı, maske takma zorunluluğunun olduğu pandemi döneminin de payı büyük.

Yürüdükçe ayaklarım açıldı. Rampa yerlere bile çıkmakta zorlanmaz oldum. Bir ara dokuz dakikada birer km yapar oldum. Ayaklarım hariç, başımdan, belimden, tüm vücudumdan akmayan ter kalmadı. Dönüşte bir banyo, üzerine yemek ve çay tüm yorgunluğumu aldı.

Bana yürüyüşü sevdiren spor ayakkabım oldu. Yıllarca eskitemediği spor ayakkabım bu uğurda eskidi. Tavanları çatladı. Yeni bir spor ayakkabı aldım ama öncekinin yerini tutmadı. O değilden tamircime, spor ayakkabıların altını değiştiriyor musun dedim. Ben yapmam ama yapanlar var dedi. Başka tamircilere sordum. Yaparım deyince spor ayakkabıyı getirdim tamirciye. Koyacağı tabanı gösterdi. Rengi siyahtı. Benim ayakkabım açık renk. Bu tavan olmaz dedim. Sanayiden bulabilirsin beyaz alt tabanı dedi. Bir tanıdığıma telefon alarak beyaz taban bulurdum ve eskimiş sporun altını değiştirerek bu spor ayakkabısı benim için yürüyüşlerde yine vazgeçilmez oldu. Mübarek yormuyor hiç.

Yürüyüşün yanında bir altı ay kadar ekmek yemedim. Sadece kaşıkladım. Akşam yemeklerini mümkün olan en erken vakitte yedim. Akşam kırıntı türünden bir şeyler yemedim. Bazı özel günler hariç akşamları sadece çayla yetindim.

Dört yılı buldu yürüyüşüm. Son 2 yıldır yürüyüş temposunu ve yürüyüş mesafesini azaltsam da hala yürümeye devam ediyorum. Bir sonraki yazımda da aklımda kalan yürüyüş güzergahlarına yer vermek istiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder