9 Nisan 2024 Salı

Sandık Kurullarına Ramazanda Reva Görülen Muamele (2)

Malumunuz 31 Mart mahalli seçimleri ramazan ayı içerisinde yapıldı. Sandık kurullarına bu oruç gününde yapılan muameleyi "Sandık Kurullarına Ramazanda Reva Görülen Muamele" başlığıyla bir önceki yazımda kaleme almıştım.

Yazıda, sabah 06.30'da başlayan mesai maratonu iftar vaktinde oy sayım ve döküm işiyle devam ettiğini ne muhtarlardan ne de partilerden sandık kurulu üyelerinin iftarını açacak doğru dürüst bir iftariyelik gelmediğini, üyelerin geç vakte kadar karnını doyurmadan görevini yaptığına işaret etmeye çalışmıştım.

Bu yazımda da seçim torbasının teslim sürecine değineceğim.

Oy sayım, döküm, tutanağa geçirme, ıslak imza, zarf ve pusulaların torbaya yerleştirilmesi 21.45'e kadar sürdü. Sandıkta görev yapan üyelere teşekkür ederek helalleşerek ayrıldım. Üyeler evlerinin yolunu tutarken bir elimde torba, diğerinde kapalı zarfla binanın çıkışına geldim. Görevli polisler, üçer kişi götürüyoruz. Az önce bir ekibi gönderdik. Burada bekleyin. Üçe tamamlanınca polis nezaretinde ilçe seçim kuruluna gideceğiz dedi. Bir 20 dakika bekledim. Sayı üçe tamamlanınca torbaları kucağımıza alarak bir taksinin içine bindik. Adliyenin yolunu tuttuk.

Bizi getiren polis girişte bizi başka polislere teslim ederek yeniden görev yerine gitti. Kapıdaki görevliler her torbanın sandık numarasını sorarak ellerindeki evraktaki numarayı işaretledi. 

Bahçe kapısında başlayan bu muameleden sonra bir kapıya daha geldik. Torbalar ve bizler X-ray cihazından geçirildik. Şuradan yürüyün dediler. İçi kırtasiye malzemesi dolu torba ağır mı ağır. Kimi durmadan el değiştirerek kimi kah dinlenerek kimi sırtına alarak yürüdük de yürüdük.

Bir kapıya daha geldik. Görevli polisler evrakımızın tam olup olmadığını, şunları, bunları yapıp yapmadığımızı sordu. Sandık numaralarımızı not ederek şuradan sıraya girin dedi.

Sıraya geldiğimiz zaman gördüğüm manzara mahşer yerini andırıyordu. Nereye gideceğimizi bilmeden peşi sıra sıraya girdik. Epey bekledikten sonra sıra bir iki adım gidiyor. Yeniden beklemeye koyuluyorduk.

Derken merdiven basamakları geldi önümüze. Çıkacağız ana çıkmak ne mümkün. Sanki bütün sandık başkanları aynı anda gelmişti. Bir basamak çıkıyoruz ve bekliyoruz. Basamaklarda beklerken Ahmet Haşim'in Merdiven şiirinden "Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden" dizesi geldi aklıma. Ağır da olsa çıkacağım ama çıkmak ne mümkün. Merdivenleri etten örmüştük. Hemen dizeyi değiştirerek ağır ağır dikileceksin bu merdivenlerde şeklinde mırıldanmaya başladım.

Sabahın köründe başlayan, gecenin bu vaktine kadar süren koşuşturma ve telaş, merdiven basamaklarında bekledikçe omuzlarımıza yorgunluk iyice çöktü. Ayaklarımıza kara sular indi. Hafif bir genişlik bulan çömelip yere oturdu.

Ağır ağır süren bu merdiven sefası pardon çilesi kaç basamak oldu bilmiyorum. Merdivenleri çıkınca bu çile bitecek sandım. Çık çık. Üç kat çıkıvermişiz.

Üçüncü kata çıktığımda karşımda görevli ordusu ile karşılaştım. 

Ayakta biraz bekledikten sonra boşalan bir masaya gidip istenen evrakları teker teker verdim. İki görevli bütün tutanakları tek tek inceledi. Partilere verilen oyları hesap makinesiyle kontrol etti. Tamam dedikten sonra diğer evrakı sırayla diğer masadakilere verdim. En son teslim evrakını tebellüğ ettim ve torbayı aldılar. Şuradan inebilirsin dediler. 

Aşağıya indiğimde saat 23.50 idi. Bir 15 dakika tutanak ve torbanın teslimi sürdüğünü, adliyeye 22.20'de geldiğimi düşünürsek, aşağı yukarı üç kat merdiveni gıdım gıdım çıkma, sırada durma ve dikilme süresi 1.5 saat sürmüş. 

Eve geldiğimde saat 00.50 falandı. Böylece sabah 06.30'da başlayan maraton 15-16 saatin sonunda bitti. İşimiz bitti ama biz de bittik maalesef. Bu da benim kulağıma küpe olsun. Bir daha mahalli seçimlerde görev alırsam iki olsun.

Yazım uzadı ama bu konuda şunları da söylemek isterim.

Şunu bilelim ki oruç oruç seçimde görev almak başlı başına bir sorun.

Partililerin iftarlığı üyelerden esirgemesi hiç şık kaçmamıştır. Siyasi partilerin bu konuda bir empati yapmasında yarar var.

İlla bu seçimi ramazanda oruç oruç yapmak zorunda mıydık? Meclis karar alarak bu seçim ramazan bayramı sonu yapılamaz mıydı? İstenirse pekala yapılabilirdi.

Bir diğer husus, son yıllarda seçim torbalarının bina sorumlularından alınması çok yerinde bir karar. Aynı karar seçim torbalarının ve tutanaklarının bina sorumlularına tesliminde de uygulanabilirdi. İlçe seçim kurullarında iki görevlinin yaptığı kontrolleri okullarda okul müdürü başkanlığında kurulacak iki kişilik komisyon da teslim alabilirdi. Tüm sandıkları teslim aldıktan sonra bina sorumlusu polis nezaretinde ilçe seçim kuruluna seçim tutanaklarını ve torbalarını teslim edebilirdi. Böyle yapıldığı takdirde adliyeye, ilçe seçim kuruluna o kadar sandık başkanı gitmeyecek, o kadar kalabalık olmayacak, sandık başkanları saatlerce merdivenlerde beklemeyecekti. Haydi bunu daha düşünemediler. Üç kat yukarıya çuval teslimini anlamak zor. Bunun için adliyenin zemin katında bu teslimatı yapmak daha kolay değil miydi? Hasılı seçim konusunda alacağımız daha çok mesafe var vesselam.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder