Neyse üç oğlana geleyim ben. Allah
hayırlarını versin hepsinin ama kırgınım onlara. Daha doğrusu kızgınım. Alacakları
olsun. Çünkü beklentilerime cevap vermediler hala. Bu görünümleriyle beklentime
çok cevap verecek de görünmüyorlar.
Biri neyse. Kendi yağıyla
kavrulmaya çalışıyor. Diğer ikisine esas serzenişim. Karı koca çalışıyorlar.
Kazançları da iyi. Allah daha çok versin ama ne yapayım bana yar olmayan
kazançlarına.
Nedir bu derece çocuklarına seni
kızdıran derseniz? Sormayın diyeceğim ama madem ki sordunuz. O zaman günah
benden gitti. İçimdekini dökeyim size.
O kadar imkanın içerisinde, ahir
ömründe babamızı Monaco'ya gönderelim. Orada bir ıstakoz yesin demediler.
Demedikleri gibi hiç düşünmemişler. Size kırgınım. Bir ıstakoz yedirmediniz
dedim. "Istakoz neydi, bilemedim ki" demez mi biri. Güya yurtdışı
görmüş, mektep medrese okumuş biri. Daha ıstakozdan haberi yok. Kendisi
görmemiş ki bana yedirsin.
Öbürü hiç topa girmedi. Öyle
zannediyorum, ıstakoz caiz mi diye araştırmaya girmiştir. Hanefilikten de ödün
vermez. Şafii'yi de görmez. Halbuki Şafii ne güne duruyor değil mi. Babam çıksa
denizden yerim demiş. Her ne kadar Şafii olmasam da o yerim diyorsa bana ne
oluyor da caiz değil, yemem diyeceğim. Sonra ben Şafii'den daha mı çok
Müslümanım. Sonra babanıza Monaco ve ıstakoz imkanı sundunuz da babanız caiz
değil mi dedi? Bırakın o kadarını da babanız düşünsün.
Halbuki bu yaşıma geldim. Geldim
gidiyorum. Yaşım 60 olmuş. Trabzon'a doğru gidiyorum. Dişler eskisi gibi değil.
Cebimde yeşil pasaportum ve imkanı yerinde iki oğlum olduğu halde itibardan
tasarruf edilmez deyip babalarına bu imkanı sunmadılar. Alacakları olsun.
Babalarına bu ahir ömürlerinde yedirmeyip de o kadar parayı mezara mı götürecekler,
merak ediyorum.
İnanın, kabirde Münker Nekir ıstakoz yedin mi dese başım öne eğilecek. Susma hakkımı
kullanacağım. Sükut ikrardan gelir de demezler bu melekler. Onca variyetin
içinde nasıl yemezsin deseler utanacağım. Hesap gününde Rab Teâlâ onca nimet
verdim. Istakoz bile yemeden geldin, halbuki hepsi senin içindi dese mahcubiyetten
boncuk boncuk terleyeceğim.
Oğlanlardan hayır yoksa kendin gideydin Monaco’ya. Haydi yol
yolak bilmezsin. Antalya’ya gideydin. Orada yiyeydin ıstakoz. Mezara mı götüreceksin
dediniz. Yok yok yok. Anlamıyor musunuz siz?
Haydi bir yolunu bulup gittim diyelim. Nasıl yiyeceğim ben o
ıstakozu? Daha ben de görmedim bu nimeti. İnternetten baktım. Korkunç geldi bana
görüntüsü. Haydi sınıf atlama adına bu korkuyu göze aldım. Bu meret nasıl yenir
bilmem ki. O kadar okul okudum, o kadar değişik ilde çalıştım. Ne okul öğretti bu
ıstakozu ne çalıştığım yerlerdeki insanlar. Okul bir şey vermez dedikleri bu olsa
gerek. Çok gezip çok şey öğrenecekmişim meğer.
Çocuklarıma kızsam da haklarını yemeyeyim. Onlar da görmemiş daha ıstakozu. Okul, çevreleri ve ben de göstermedim ise çocukların ne suçu var değil mi? Bu arada çocuklarım yedirmekten kaçınmaz. Sağ olsunlar zaman zaman götürürler lokantaya. İstediğini ye derler. Babaları ne bilsin envaiçeşit yemeği. Menüye bakıp şundan ver der. “Şu” demesi de bu yaşında daha bir isme dönüşmedi. Ne bilsin garibim yemeklerin isimlerini. Ya da siz ne yerseniz ben de onu yiyeceğim der, bozuntuya vermem ve cehaletimi ortaya koymam. Ama şunu söylemeden de geçemeyeceğim. Çocuklar bana lokantada dünyayı yedirseler, gözümün açıldığı bu aşamadan sonra menüsünde ıstakoz olmayan yemeği ne yapayım ben. O yüzden alacakları olsun çocuklarımın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder