Eşimizi,
dostumuzu, akrabamızı, çoluk çocuğumuzu kötülüklere karşı koruyup kollamak
güzel… Bu, aynı zamanda bir sılayı rahimdir. Buna kimsenin bir itirazı olmaz.
Esas itiraz kamuya eleman alımında, yüksek bir göreve atama yapıldığında bizim
sorunumuz başlıyor. Çünkü bu tür atamalarda oturmuş bir kültür ve kriterimiz yok.
Çoğu atamalara yakın ve tanıdıklarımızı atıyoruz. Yani gözetiyoruz. Oğul,
gelin, kardeş, damat, yeğen, hemşeri vs. Sırayla nasiplenir atamalarımızdan.
Halkın ve kamuoyunun itirazı da buna.
Kim
yapıyor bu tür atamaları? Hemen hemen hepimiz. Yeter ki kendimiz etkili ve
yetkili bir makama gelelim. Hemen o makamı veya makamdan aldığımız gücü ahbap
çavuş ilişkisine döndürürüz. Kazara “ben liyakat ve ehliyete göre alım
yapacağım” desen teşkilatın, eşin, dostun, seni oraya getirenler tarafından
paylanırsın. Yani kimse bu konuda dürüst kalamaz. Dürüst bırakmazlar.
Tefe koyarlar. Biricik oğul ve damadını, kızını ve gelinini, kardeş ve yeğenini
ve hemşerini almayacaksın da başkasını mı alacaksın? Sonra başkası bizimkilerden
daha iyi mi yapacak? Ayrıca bunun ayıp bir tarafı yok ki. Bunu herkes yapıyor.
Başkası yaparken iyi de biz yapınca mı kötü oluyor? Geç bunları! Onlar
zamanında bizim çocukları aldı mı? Bizim çocuklar kendi gücümüzün olduğu
dönemde de mağdur mu olacaklar? Basın, çevre birkaç gün yazar, çizer, konuşur.
Sonra unutulur gider.
Mahalle
baskısına dayanamayıp hamili yakinim deyip işe almak zorunda kalırsın. Bir
tanesini bu şekil alınca arkası gelir artık. İlkinde "Allah'ım! Günah
yazma", sonrasında "yazarsan yaz" dersin. Çünkü geçer akçe bu.
Yapmazsan istenmeyen adam ilan edilirsin.
Tüm
bu yazdıklarımdan yakınları işe almayı sıcak ve makul gördüğüm anlaşılmasın.
Maalesef ben kendimi bildim bileli bu işler hep böyle. Sağcısı da aynı, solcusu
da aynı, dindarı da aynı, milliyetçisi de aynı... Hiçbirimizin şeceresi bu
konuda temiz değildir. Hepimiz yaptık, yapıyoruz, yapacağız, yapacaklar. Dün
biz yaptık, bugün başkası. Herkes bu tür alımlara kızıyor, köpürüyor. Bence hiç
kızmaya hakkımız yok. Biz yaptık, başkası da yapacak. Çünkü herkes görüp
ayıpladığını yapar. Biz dün gördüğümüzü yaptık. Bugün de bizden gören
yapıyor/yapacak.
Böyle
gelmiş, böyle gitsin demiyorum. Mutlaka bir dur demek lazım. Öncelikle
siyasiler bu konuda samimi olmalı. Bir araya gelip etik alım yasası çıkarmalı.
Hiçbir siyasi şunu alın diye kartını göndermemeli. Hangi kuruma nasıl birinin
alınacağı objektif kriterlere bağlanmalı ve bu kriterler kolay kolay
değişmemeli. Birbirimizin hakkını yediğimiz bu torpil kapısı kapanmalı. Kim bir
yakınını veya liyakate uygun olmayan birini aldı mı müstafi sayılmalı ve hakkında
suç duyurusunda bulunulmalı ve cezasını çekmeli. Yapılan atama da iptal
edilmeli.
Herkes
var mı bu işe? Sözde hepimiz varız. Ya özde? Sanırım hepimiz sınıfta kalırız.
Allah bizim hayrımızı versin, bildiği gibi yapsın.
Sahi,
kamuya alımlarda böyleyiz de tarikat ve cemaatlerde durum nasıl? Maalesef
oralarda da durum aynı… Yok aslında birbirimizden farkımız.
*24/08/2019 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
*24/08/2019 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.