Kendin
gibi az sayıda inanmış kişiyle yola çıktın. Kimsenin küçümsemesine,
ayıplamasına, hor görmesine aldırmadan yoluna devam ettin. Ekibin sana ne görev
verdiyse bihakkın yerine getirmek için ibadet aşkıyla bıkıp usanmadan didindin,
durdun.
Aldığın
her görevde farkını gösterdin. Kapı kapı dolaştın. Çalmadık hane bırakmadın.
Şurası gazino, pavyon demedin. Her nerede bir insan varsa ayağına gidip
fikrini, zikrini, ideolojini ve görüşünü anlattın. Hep dobra oldun, dik durdun.
Kısa zamanda gönüllerde taht kurdun. Çalışıp didinmenin sonucunda kimseye nasip
olmayacak şekilde muhtarlığın dışında tüm makamları Allah sana bahşetti. Her
bir makamda yeni dost ve ekipler edindin. İyice piştin.
Birileri
önüne set çekip takoz olmaya çalışsa da, basamakları tek tek çıktın. Çünkü millet
de seni baş tacı yaptı. Kaç yıllardır zirveye taşıdı. Hala da açık ara
öndesin. Sen de ekibinle birlikte milletin teveccühüne karşılık hizmetler
verdin. Ülke bir köşeden diğer köşeye şantiye görüntüsü verdi. Millet
görmediği, hayal edemediği hizmetleri gördü sayende. Ekonomik krizler geride
kaldı, vatandaş ekonomik yönden rahatladı.
Ülkeye
hizmet ederken mücadeleci ve dobra bir görüntü çizdin, sıra dışı bir profildi
seninki. Sana ve düşüncene mesafeli olanların da desteğini aldın zamanla.
Çalışıp didindikçe sevenlerinin ve sempatizanlarının sayısını artırırken düşman
sayın bir o kadar arttı. Birlikte çalıştığın ekibine hep arka çıktın. Onları
kurtlar sonrasına atmadın. Her dönemde vitrinini fazlasıyla yeniledin. Bu zaman
zarfında kendisine görev vermediklerin peşini bırakmadı, bir nefer gibi
çalıştı. Çünkü sen onlara değer verdin, onlar da sana. Problem çıksa da kol
kırılır, yen içeride kalır misali çözüme kavuştu/kavuşturdun. Çünkü beraber
çıkmıştınız yola, beraber ıslanmıştınız yağan yağmurlarda. Parola bu olunca
birlik, dirlik, huzur hiç eksik olmadı sofranızda. Bu durum seni ve zihniyetini
sevindirirken düşmanlarını hep üzdü.
Bir
ve beraber bir şekilde düşman çatlatırcasına yolunuza dolu dizgin giderken
kurtlar sofrasına karşı söylediğin 'one minute, dünya beşten büyüktür...' gibi
sözlerin dünyaya dizayn verenlerin hoşuna gitmedi. Peşi sıra bombardımana
tuttular seni. MİT tırları, 17/25 Aralık, Güneydoğu hendek olayları ve nihayet
son vuruşları olan 15 Temmuz bunlardan bazıları. Dertleri sendin. Çünkü
herkesin bildiği, fakat kimsenin dillendirdirmediği hususlar birilerinin
hoşuna gitmedi.
Devlet-millet
bütünleşmesi sayende gerçekleşti. Kefeninle yola çıkan sana bu halk her şeyiyle
destek oldu, göğsünü siper etti ve 250 şehit verdi. Çünkü millet sende kendini
görmüştü. Sana yapılanı kendine yapılmış saydı. Birlikte 15 Temmuz kanlı
kalkışma kanla önlendi.
15 Temmuz’dan sonra 15 Temmuz’a kalkışanlar devletin
hücrelerinden bir bir temizlenmeye çalışılırken araya kırgınlıklar girmeye
başladı. Çünkü bir kısmı FETÖ’cülükle suçlandı basındaki kalemşörler eliyle.
Kimi de FETÖ’ye ses çıkarmamakla veya FETÖ’cüleri korumakla suçlandı.
Kamuoyunda bu ithamlar sürdürülürken çoğu zaman sessiz kaldın. Birlikte yola
çıktığın arkadaşlarını korumaz oldun. FETÖ ile mücadelede eleştirenlere ve
öneri getirenlere de kulak vermedin. Çünkü ihanetin beterini gören sen, bu
aşamadan sonra eleştiri ve öneri değil; icraat bekledin, yanında yer almasını
istedin. Kim biraz geri durmuşsa dışlanma yoluna gidildi.
Nihayet gelinen noktada teşkilat meydanlardan yönetilir
oldu. Birlikte çalıştığın insanların istifası istendi. İstifası istenenler
iyidir-kötüdür iddiasında değilim. Zira hepsi başarılı-başarısız kendi tercih
ettiğin kişilerdi. Yıpranmış olabilirler, iyi mücadele edememiş olabilirler,
zaaf göstermiş olabilirler. Ama bunun yolu böyle olmamalıydı. Zira her istifa
soğukluğu, uzaklaşmayı, kırılmayı ve incinmeyi beraberinde getirir. Her ne
olursa olsun oynanan insanın onurudur. Yapılan her şey tarafınızca makul
görülmüş olmalı ki yürürlüğe kondu. Adına da iç temizlik denebilir. Birlikte
çalıştığın kişiler yeterli veya değil, elimizdeki malzeme bu. Dün ne ise bugün
de aynı. Uzaydan adam getirecek değilsiniz.
Yeni bir ekiple halkın karşısına çıkıldığı zaman belki de
çok başarılı olunacaktır. Bunu halihazırda bilme imkanımız yoktur. Benim dikkat
çekmek istediğim dün pavyon ve gazinolarda insan kazanma yolu tercih edilirken
bugün niçin içimizden dışarıya çıkarmaya/atmaya çalışıyoruz? Doğru mu bu? Kanaatimce
insanları özellikle kendi insanımızı ötekileştirmemek, başkasının kucağına
atmamak lazım. Buna hem senin hem de Türkiye’nin fazlasıyla ihtiyacı var, özellikle
birlik ve beraberlik hiç olmadığı kadar elzemdir. Yola çıktıklarımızı, yolda
bulduklarımızla değiştirmeyelim. Bir şey yapılacaksa ikna yolunu işletmek
lazım. Unutmayalım ki ikna edemediğin, açıklayamadığın doğru, doğru değildir.
Sahi 17/25 Aralık’tan sonra yolda bırakılanların sayısı ne
kadar, hiç düşündünüz mü? 31/10/2017