Tecrübem
şunu gösterdi ki bu ülkenin siyaseti, birbirinin tıpkısının aynısının benzerinin
ta kendisidir. Yok aslında birbirlerinden farkları. Biri tencere ise diğerleri
kapaktır. Alın birini ötekine.
Her
birinin, yekdiğerinin yaptıklarını kıyasıya eleştirdiği sizi yanıltmasın.
Hangisinin eline imkan geçerse o eleştirdiğini yapmada çok mahirdir. Hepsi
birbirinden kopya çeker. İyi birer kopyacıdırlar.
Bir
şeyi yaparken ağızlarına ve yüzlerine bulaştırırlar. Hiçbir şey yokmuş gibi
davranırlar ve algılar üzerine siyaset yaparlar. Birini yaparken diğerini
kırarlar. Hep sorun üretiyorlar dense yeridir.
Konuşurken
mangalda kül bırakmazlar. Sanırsın ki hepsi birer dürüstlük abidesidir.
Dürüstlükleri imkanlar eline geçinceye kadardır.
Birbirlerine
hesap soracağız dediklerine bakmayın. Hiçbiri diğerine hesap soramaz. Çünkü
hepsi birbirinin eksik yönlerini, yaptıklarını ve zaaflarını iyi bilir. Hepsi
bilir ki hesap sorulmaya kalkılırsa her birinin cemaziyelevveli ortaya dökülür.
Bu da birbirlerini aşağıya çekmektir ki bu da işlerine gelmez. Çünkü buradan
ekmek yiyorlar. Sadece meydanlarda ve ekranlarda birbirlerine yumruk sallarlar.
Perdenin gerisinde sarmaş dolaş olurlar. Her yapanın yanına kar kalır yaptığı.
Çünkü birbirlerinden beslenirler.
Ardından
bu ülkenin kaynaklarını baba mirasını yiyen, bu mirası hoyratça kullanan
hayırsız evlat gibi har vurup harman savurmaktır. Durmadan borç almak ve halka
kara kışı miras bırakmaktır.
Siyasetimiz,
siyasileri ihya ederken bu ihyanın faturası hep halka çıkarılır. Bakmayın
birbirlerini eleştirip ayıpladıklarına, halktan ve sureti haktan
göründüklerine.
Ülke
yıkılsa da bitse de tüm kaynaklar tüketilse de siyasetimiz asla bedel ödemez.
Ödedikleri tek bedel sandıktan çıkmamaktır. Malı götürdükten sonra bu da bedel
sayılmaz.
Yine
bir konuda kim kimi ayıplamışsa, ayıpladığı ölmeden önce er geç başına geliyor.
Zammı eleştiren zam yapabiliyor. Hayat pahalılığından dem vuran halkı hayat
pahalılığına maruz bırakabiliyor. Yani geçmişte neyi eleştirmişse aynısını
yapabiliyor. Hayat böyle bir şey demek ki. O zaman büyük lokma yemeli, büyük
laf etmemeli ama gel de bunu siyasilerimize anlat. Sonra anlatıp niye
kendilerini zora soksunlar ki. Nasılsa kitleler görmüyor, görmek istemiyor ve
bu u dönüşlerini bir güzel savunabiliyor.
Siyasetimizin
siyasetten anladığı tek şey bol bol övünmek, rakiplerini kötülemek, kendilerini
boy aynasında göstermek ve hamaset yapmaktan ibarettir. Söz verip yapamadıkları
şeyler için ömürleri gerekçe üretmekle ve başkasını suçlamakla geçer.
Yaptıkları
ve yapamadıklarıyla ilgili kendilerini, kendilerinden önce siyaset yapanlarla
kıyaslarlar. Hiç başka ülkelerle kıyaslamazlar. Başarısızlıklarını gölgelemek
ve kendilerini başarılı göstermek için istatistik ilmini devreye sokarlar. Öyle
bir hesap yaparlar ki bu başarılarına inanmaya elin mahkumdur.
Seçimlere
seçim ekonomisiyle girerler. Yapabilsin veya yapamasınlar bol bol vaat
verirler. Vaatleri ötelemek için ipe un sererler.
Hasılı, tuzu kurudur hepsinin. Bakmayın birbirleriyle atıştıklarına. Tek dertleri musluğa en yakın olmak ve imkanlardan daha fazla faydalanmaktır. Musluğun yani suyun başına geçenin tek yaptığı, yalancı baharla günü kurtarmak ve göz boyamaktır.