Abdulmuttalip'i
bilirsiniz. Peygamberimizin dedesidir. Ebrehe, Kabe'yi yıkmaya geldiğinde,
saldırıya geçmeden önce adamları tarafından Mekkelilere ait civarda ne kadar
mal, mülk ve hayvan varsa el koydurur. El konulan develer arasında
Abdulmuttalip'in de 100 devesi var.
Develerine
el konan Abdulmuttalip, Ebrehe'nin huzuruna çıkarak develerinin geri
verilmesini ister. Ebrehe, ben de sandım ki Kabe'yi yıkma diye ricaya geldin.
Sen ise develerinin peşindesin, der. Abdulmalip, ben develerin sahibiyim.
Develerimi istiyorum. Develerimi korumak zorundayım. Kabe'nin sahibi ise evini
koruyacaktır, cevabını verir.
Bu
anekdotu dindar, mütedeyyin camiada bilmeyenimiz yoktur. Bunu herkes harika
cevap şeklinde anlatır durur. Bugüne kadar Kabe yıkılmakla yüz yüze iken Abdulmuttalip'i
develerinin derdine düşmüş, mal düşkünü diye kimsenin eleştirdiğini,
ayıpladığını görmedim. Aksine ondan bu sözünden dolayı övgüyle bahsederler. Ben
de bu sözünden dolayı Abdulmuttalip'i takdir ederim. Çünkü develerinin
derdindedir. Ki o develer tüm Haşim oğullarına aittir. Kabilenin geçimi, rızkı,
ekmek kapısı ve sermayesidir. Bir insanın kendi derdiyle dertlenmesi kadar
doğal bir şey olamaz. Ki ateş düştüğü yeri yakar.
Günümüze
gelirsek, ekonomik sıkıntı ve belirsizlik dolayısıyla köşe olanlar olduğu gibi
milyonlarca insan ekonomik sıkıntı çekiyor. Çocuğunu everecek. Düğün eşyası
ateş bahası. Altın uçmuş. Nasıl mihr yapacak vs. Hiç çekmiyorum diyen peşi sıra
gelen zamlardan etkileniyor. Kimi döviz ve altın borcu almış, borcu katlanmış
bir durumda iken bunlardan biri gidişattan dert yansa senin derdin de bu mu?
Oyun var efendim oyun... Nankörlük yapma vb. sözleri duyması
kaçınılmazdır. Yahu Abdulmuttalip gibi kendi derdinin peşine düşmesinde
ve dertlenmesinde ne sakınca var, anlamıyorum. Vatandaş kendi derdine düşecek.
Bu dertleri de giderecek olan devlettir. Vatandaş devletin gözüyle bakmaz.
Devlet de vatandaşın gözüyle bakmaz. Kulvar farklı. Koyun can derdinde iken et
derdinde olan kasap gibi olmayalım. Bırakalım her şeyden nem kapmayı. Sosyal
medyadan ülke yönetmeyi ve bunu savunmayı. Herkes develerine sahip çıksın.
Devlet de ekonomiyi düzelterek devletliğini göstersin.
Hasılı, öyle bol keseden atmanın, döviz ve altın istersen şu kadar, enflasyon bu kadar olsun şeklinde hava atmanın, ekmeğinin kaygısında olan insanları ayıplamanın hiç zamanı değil. Zaman herkesin devesine sahip çıkma zamanıdır. Çünkü “Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası/Dostunun yüz karası, düşmanının maskarası” beyti boşuna söylenmemiş.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder