“Hep
birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin.
Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar
idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde
kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O
sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki
doğru yola eresiniz.” Kur’an-ı Kerim’in Ali İmran Süresinde birlik mesajı veren
bu ayet, parçalanmamayı öğütleyen, bir ve beraber olmayı Allah’ın nimeti olarak
değerlendiren ve bu nimet sayesinde kardeş olduğumuzu hatırlatan, parçalanmayı
ateş çukurunun kenarına benzeten bir ayettir. İşitmiş olamazsınız. Okumuş, ya
da dinlemişizdir, hem de defalarca. Anlamını bilmeden kaç defa hatim
inmişizdir. Hatipler, vaaz kürsüsünde ve minberde birlik mesajı vereceklerinde
bu ayeti anlamıyla birlikte defalarca okumuştur.
Bugün bu ayetin muhataplarının parçalanmışlığını
görünce anlaşılan okumuş, dinlemiş, kulak ardı ederek geçip gitmişiz. Yani kendi
bildiğimizi okumuşuz. Hiç üzerimize almamışız. Böyle yapmışız ki resmi dini
İslam olan, halkın büyük bir çoğunluğu Müslüman olan nerede bir İslam beldesi
görseniz sanırsınız ki bu ayet buralara hiç inmemiş ve Müslümanlar bu ayetin
muhatabı değiller. Çünkü bölük-pörçüklük paçamızdan akıyor, hem de diz boyu.
Hiçbir İslam beldemiz yoktur ki grupçuluk, mezhepçilik, hizipçilik yapmasın ve
yaşamasın.
Siyonist güçlerin sömürü yeri ve para deposu
İslam beldeleri. Nerede bir çıkar kokusu almışlarsa yaptıkları ilk iş, Müslüman
hizipleri birbirine kırdırmak şeklinde başlıyor ve film bu şekilde devam
ediyor. Maşa varken ellerini kora sokmuyorlar yani. Birbirimizi kırıp geçiriyoruz,
kimse siyonist güçlere düşman olmuyor ve onlara karşı birleşme yoluna gitmiyor,
ben Müslüman kardeşime kurşun sıkmam demiyor. Çünkü birbirinden mevzi kapmaya,
emperyalistlerin gözüne girmeye çalışıyor. Irak, Suriye, Yemen, Libya, Sudan,
Pakistan, Afganistan vb. yerler en güzel örneğidir. Siz hiç buralarda ABD
askerinin öldüğünü gördünüz mü? Hep birbirini kırıp geçiriyor Müslümanlar.
Yaptıkları bu uğraşa, cihat adı veriyorlardır üstelik. Kur'an, sünnet ve
fıkıhtan kılıfını da hazırlıyorlardır. Halbuki hiçbir dini umde; bu şekilde
adam öldürmeye, kan akıtmaya, fitne çıkarmaya, insanları işinden-aşından
etmeye, memleketinden çıkarmaya cevaz vermez. Memleketimizi istila edenlere
karşı bir araya gelip, gücümüzü birleştirip topyekûn mücadele edeceğimiz yerde
birbirimizle boğuşarak iyice zayıflıyoruz.
Müntesibi olmakla övündüğümüz bu İslam anlayışı
ve yaşantımız, bizi düşmanlara karşı maskara ve rezil etmektedir. Biz bu
yaşadığımız İslam ile kendi yüzümüzü güldürmüyoruz ki başkasına ışık olalım.
Biz birbirimize karşı kedi-köpek gibi boğuşurken, onulmaz yaralar açarken
adamlar malı götürüyor. Anlaşılan biz, olayların perde gerisini anlamakta
zorluk çekiyoruz, ya da görmek istemiyoruz. Bize “Bu senin düşmanın” diyenlerin
dümen suyuna girerek adamların ekmeklerine yağ sürüyoruz. Adamlar iç savaşa
karar vermişlerse fitili ateşlemek kalıyor sadece. Biz buna o kadar teşneyiz ki
hemen atlıyoruz birbirimizi yok etmeye. Biz birbirimizle kıyasıya savaşırsak
bundan kim faydalanacak diye düşünmüyoruz.
Görüntümüz,
gidişatımız, hal-i pürmelâlimiz iyi değil maalesef. Rabbim encamımızı
hayreylesin. Bizlere feraset, basiret versin, akıl noksanlığı vermesin,
olayların perde gerisini görme basireti versin. Bizleri mezhepçilikten,
hizipçilikten korusun. Ali İmran 103.ayetin gereğini yapmayı nasip etsin.
31/01/2018, Ramazan Yüce, Konya