Hesabımdan para çekmem lazım. Şu bankadan diğer hesaplarıma
havale yapayım da o bankaların ATM'sinden para çekeyim derken Kayalıparkta bu
bankanın şubesini gördüm. Ne arıyordu bu bankanın şubesi burada. Halbuki kaç
defa geçmişliğim var bu bankanın önünden. Demek ki hiç dikkatimi çekmemiş.
Bankanın önünde iki adet ATM var.
İçeri girmeden çekeyim dedim. Bankanın İnternet bankacılığına girdim. Ara ki
bulabileyim karekökü ve okutarak para çekebileyim. İçerideki görevliye sordum.
O da epey aradı. Önce açık değil dedi. Sonra buldu. ATM'ye yanaştım. Para
yokmuş ATM'de.
Hoş para olsa da günlük limit 10
bin imiş. Çeksem de işime yaramayacak.
Bari bankadan çekeyim diye içeri
girdim. Hesabımdaki parayı günlük limitin üzerinde çekebilir miyim dedim. Maaş
hesabı ise hepsini çekebilirsiniz. Şuradan sıra alın dedi görevli.
Aldığım sıraya göre önümde 4 kişi vardı. İyi, az bekler
hepsini buradan çekerim dedim. Üstelik burası bankanın merkez şubesi
imiş.
Beklerken, oturduğum yerin yanında,
içeride de bir ATM varmış. Buradan 50 bin liraya kadar para çekebileceğimi
öğrendim. Ama ne ben çekebildim ne de başkası. Çünkü içerideki ATM bozukmuş.
Merkezden kod almak suretiyle ATM’yi açıp tamire başladılar. Bunu yapmak için
de üç kişinin işlem yaptığı, sıradan çağırdığı görevliden biri yerinden
kalkarak ve işlemi keserek bozuk ATM'nin tamiri yapılırken başlarında beklemek
için geldi. Belli ki bankanın en yetkilisi. Onun görevi tamirden ziyade biri
tamir için uğraşırken önünde beklemek olduğunu beklerken öğrendim. Tamir edenin
de tamirden anlamadığına kanaat getirdim. Çünkü telefon açmadığı yer
kalmadı.
Süreci izlemekle görevli kızımız
bozuk ATM'nin önünde bekleye dursun. İçerideki on, on beş kişi de bekliyoruz.
Çünkü çalışan üç kişiden biri içerideki ATM'nin tamirini izlemekle sorumlu. İki
taneden biri dışarıdaki ATM’yi tamir için kalktı. Çalışan bir vezne var. O da
önüne aldığını bırakıvermiyor. Kod gönderip kodu istiyor. Kodu söyleyecek kişi
de çantasının içindeki telefonu çıkarmakla meşgul. Önce fermuarı açıyor. Sonra çantanın
içinde elini karıştırarak telefonunu arıyor. Ardından uzatılan evrakı imzalıyor
bir taraftan.
İçerideki ATM yapılmadan dışarıdaki
ATM'yi yaptı ikinci çalışan. Tam koltuğuna oturmuştu ki kiralık kasası olan bir
müşteri için alt kattaki kasaya gitti. Tek çalışan ise kah 6000'li kah 4000'li
kah 9000'li numaradan sıra bekleyen kişi çağırdı. Tam sıra bendeydi halbuki.
Ara ara bireysel bankacılık işlemi
için bekleyen varsa alabilirim sesi geldi bir yerden. Bunu birkaç defa aralıklı
olarak söyledi. Kalkıp giden olmadı.
Tüm bu bekleme esnasında, içerideki
ATM'nin tamirini bekleyen iki kişi isyan etti. Niye bekliyoruz böyle. İşimiz
var gücümüz var. Hani hiç sıra ilerlemiyor. Zaten üç kişi çalışıyor. Onlardan
da sadece biri aktif. Yok mu başka çözüm öneriniz? İlla başka bankaya mı
gidelim dedi.
İçerideki ATM tamirini izlemekle
yükümlü kızımız, o sizin bileceğimiz bir şey beyefendi. Başka bankaya da
gidebilirsiniz. Ben burada beklemekle yükümlüyüm. Koltuğuma geçip sıradan
kimseyi alamam. Zafer'deki şubemize gidebilirsiniz. Orada da içeride ATM var.
Yalnız ATM aktif mi değil mi bilmiyorum dedi. Kasada çalışan bir kişiye talimat
vererek içerideki ATM'nin çalışıp çalışmadığını sormasını istedi. Oradaki ATM’nin
aktif olmadığı haberi verildi. Bunu pekala kendi de yapabilirdi halbuki. Demek
ki çalışanın iyisi iş yapmaz, iş yaptırırmış dedikleri böyle bir şey olsa gerek.
Nihayet bana sıra geldi. Kimliğimi
uzattım. Şu kadar para çekeceğim dedim. Buradan çekerseniz 40 lira farkı var
dedi. İyi de aynı banka dedim. Şube farkı imiş bu kırk lira. On bin çeksem de
mi bu fark var dedim. Evet cevabını aldım. Kalsın deyip çıktım.
40 değil, 1 lira da fark olsa
vermem. Niye vereyim.
Hasılı bir saat, içeride boşu
boşuna beklemiş oldum. Keşke bankayı görmemiş olsaydım. Niyetim İnternet
bankacılığı üzerinden bir o bankaya bir bu bankaya bir öbürüne havale edip
işimi görecektim. Güya o bankanın ATM'si, bu bankanın ATM'si dolaşıp
durmayayım. Üstelik çoğu ATM para vermiyor. Para verse de ellilik mi verecek,
yüzlük mü verecek, iki yüzlük mü, şansına artık. Vara ATM ATM dolaşsam iyiymiş.
Önümde dört kişinin olduğu bankanın içinde beklemek bir saatime mal oldu. İşimi
de görseydim bari beklediğime değdi derdim.
Ama bunu öğrendiğim iyi oldu. İşim
yok, avare avare dolaşıyorum. Vakit geçirmek istiyorum. Böylesi durumlarda
benim yeni yetme bankanın merkez şubesine gelip bir sıra alacağım. Mesaiyi
içeridekilerle beraber doldurmuş olurum.
Gittiğim yer bankanın merkez
şubesi. Bir de şubesine gitseydim, bu dört kişilik sıra için ne kadar beklerdim
bilemiyorum.
İşte böyle yani yeni yetme bankalar
üç beş kuruş fazla promosyon almak için. Görevliler personeline caka satmak ve
şu kadar promosyona imza attık demek için buluyor böylesi yeni yetme bankaları.
İyi ki bu promosyon çıkmış. Değilse avımız dan ölecekmişiz. Devlet bankası bile
bu kadar ağır ve hantal çalışmaz. İnanın böyle iş bilmez özel bir bankayı da
ilk defa bu vesileyle öğrenmiş oldum. Değer mi üç beş lira fazla promosyon için
böyle adı sanı belli olmayan bankalarla maaş anlaşması imzalamaya? Bence
değmez.
İşin ilginci, Çumra'dan açtırdığım
maaş hesabımdan, yüklü miktarda para çekmek için Konya'daki bir şubesine
gittim. Tüm paramı çekeceğim dedim. Verdiler ve bir kuruş fark bile almadılar. Fark
alsalardı, verecektim de üstelik. Çünkü Çumra nere, Konya nere. Benden kırk
lira fark isteyen bankanın merkez şubesi Kayalıparkta, şubesi de Zafer'de imiş.
Dedim ya böylesi ucuz, adı sanı belli olmayan ve aynı şube olmadığı için fark
isteyen bu bankayla çalışmak, promosyon için sadece. Değer mi promosyon için iş
bitirmez böyle bankaları bulmaya?
Gerçi promosyon anlaşması için yeni yetme bankaları bulan kurum yöneticilerine de bir şey dememek lazım. Çünkü kurum müdürü köklü bir bankayla makul bir promosyon anlaşması yapsa, personel, falan kurum şu kadara anlaşmış. Bizim ki niye düşük şeklinde eleştirmeye kalkıyor. Bu durumda kurum müdürleri ne yapsın.