“2010 yılında ‘Küresel ısınma’ konulu bir
seminer dinlemiştim. Aklımda kaldığı kadarıyla “Dünyayı küresel bir ısınma
bekliyor. Susuzluk kapıda. Heyelanlar eksik olmayacak, toprak kayması artacak.
Sular çekiliyor, buzullar eriyor. Yağışlarda süreklilik olmayacak. Ormanlar yok
oluyor, Anadolu kuraklaşıyor, özellikle Konya kuraklıktan en fazla pay alan
illerimizden... Çünkü dünyada ağaç ve ormanlıklar % 30’lar civarında iken,
Türkiye’de % 18, Konya’da ise % 12 dolaylarında. Bu yüzden tedbir almalıyız.”
açıklamalarını yapmıştı seminer yetkilisi”. (https://dilinkemigiyok.blogspot.com/2016/05/rahmetine-susadk-biz-rahmann.html)
Yıl 2021 olmuş. O günden bugüne bakıyorum.
Seminerde dinlediğim küresel ısınmanın etkilerini her geçen gün daha fazla
hissetmeye başladık. Bu tehlikeye karşı neler yapılabilirdi? Aslında bu
tehlikelere karşı çok bir şey yapmamıza gerek yok. Elimizi doğadan çekiversek,
dünyayı hoyratça kullanmasak, kötü emellerimize dünyayı alet etmesek,
atalarımızdan emanet aldığımız bu dünyayı gelecek nesillere güzelce teslim
edebilsek, ne biz sıkıntı çekerdik ne de bizden sonraki gelecekler. Çünkü doğa
kendi kendini rektifiye ederdi. Tüm bu yaptıklarımıza rağmen dünya gerçekten
iyi ayakta duruyor.
Küresel ısınma, etraflıca düşünülmesi
gereken bir konu. Bu bizi aşar. Orman yangınlarına gelmek istiyorum. Yangınla
ilgili bilgiler an be an değişiyor. Bu yazıyı orman yangınlarının yedinci günü
ele aldım. Tarım Bakanının açıklamasına göre 137 yerdeki yangınlar kontrol
altına alınmış, ama hala yanmaya devam eden bölgelerimiz var. Yangınlar önce
kontrol altına alınır, ardından tamamen söndürülür. Temennimiz bu yönde.
Devlet bu yangınları kontrol altına almak
için eldeki tüm imkanları kullanmaya çalışırken, bu bölgelerde oturanlar zehir
solarken, kimi yangına teslim olup canını verirken, yangınları söndürmeye
çalışanlar ölümle burun buruna gelirken, bazı yerleşim yerlerinin tahliye edilmesi
konuşulurken, oturduğumuz yerden “şöyle olsaydı yanmazdı, böyle olsaydı
olmazdı, uçak vardı/yoktu” demenin zamanı değil diye düşünüyorum. Zira olan
olmuş ve yangın devam ediyor. Bu durumda yapılması gereken elimizden geleni
yapmaktır. Yangın bölgesinde olanlar ölüm ve yanma riskine rağmen nasıl ki
gönüllülük esasına dayalı olarak imdada koşuyorsa, yangın bölgelerinden uzak
olanlara düşen; soğukkanlı olmak, sağduyuyla hareket etmek ve yangına körükle
gitmemektir. Çünkü içimiz yanıyor, ciğerlerimiz yanıyor, bize nefes olan
geleceğimiz yanıyor.
Tüm yangın riski bittikten sonra
mağdurların yaralarını sarmaya çalışalım. Sonra bu konuyu enine boyuna masaya
yatıralım, ihmali olanlardan ve ucu kime dayanıyorsa onlardan hesap sorulsun ve
ilgilileri bedeller ödesin ki bir daha böyle afetlerle muhatap olmayalım.
Burada soğukkanlılığımı koruyarak şu
sorulara cevap aramak istiyorum:
Basının yazdığına göre yangınları, terör
örgütüne bağlı bir inisiyatif üstlenmiş. Bunlar yakmış olabilir mi? Yoksa biz
bunu üstlenelim ki bu vesileyle gücümüzü göstermiş oluruz politikası güdülüyor
olabilir mi? Çünkü meşhur olmak için illaki iyi yönde adını duyurmak
gerekmiyor. Eğer bu örgüt yaktı ise bildiğim kadarıyla bu örgüt, 2019 yılında
yanan ormanları da üstlenmişti. Sosyal medyada dolaşan bir videoya göre bu
inisiyatif, “Çakmağın atom bombası değerinde olduğunu ve ormanları yakın emri
verdiği” görülüyor. Bu video sanal alemde dolaşımda iken devletin istihbaratı
nerede ve ne işle uğraşıyor, bunu sorgulamak lazım. Aynı anda çok yerde
ormanlar alev aldığına göre bunu yapan kişilerin bir elden yönetilmiş olması,
bunların da haberleşmeyi iletişim yollarından sağlamış olabileceği ihtimali çok
yüksek. Gerçekten burada devletin istihbaratını sorgulamak lazım.
Yangınların küresel ısınmanın bir sonucu
olabileceği de bizi düşündürmesi lazım. Çünkü ısınmayla birlikte nem oranının
düşmesi sonucu, ağaçlar ufacık bir kıvılcımda ateş alabiliyor. Bu konuda yani
ısınmayla birlikte sıra dışı orman yangınlarının olabileceği çok önceden
açıklanmasına rağmen bu yangınları en aza indirmek için yetkililer ne tür
tedbirlere başvurmuşlardır? Sanki bir yansın, bakarız görüntüsü veriliyor.
İster sabotaj ister küresel kaynaklı
olsun, görünen o ki her yıl önceki yıllara oranla orman yangınlarında artış
olacağı anlaşılıyor. Zaman kaybetmeden elde kalan ormanları yakmadan, geleceğe
nasıl taşıyacağımızın plan ve programını yapmamız gerekir diye düşünüyorum.
Çünkü asıl olan atalarımızdan miras olarak aldığımız bu ormanları çocuklarımıza
devretmektir. Bunu yapmazsak emanete ihanet etmiş oluruz. Yoksa görüldüğü gibi
yanan ormanları söndürmek öyle kolay olmuyor ve maalesef yerine yenilerini
eksek bile çoğu bakımsızlıktan tutmuyor, tutsa da doğal ormanın yerini
vermiyor.
Hangi sebeple olursa olsun, ormanları
yaktırmamak, yanıyor/yakılıyorsa da bunu en aza indirgemek, yanan ormanları
çabucak kontrol altına almak için her türlü imkân ve teknolojiden yararlanmak,
devletin asli görevleri arasındadır. Her ne kadar hırsıza kilit dayanmaz ise de
caydırıcı olması yönünden, devletin bir dizi tedbirleri devreye sokmasında
fayda vardır. Çünkü tabiat boşluk kabul etmez. Bunlar neler olabilir?
1. Yangınların arttığı yaz
dönemlerinde, ormanlara giriş ve yaklaşmak yasaklanabilir.
2. Ormanların etrafında
belli mesafelere gözetleme kulesi yapılabilir. Mesela 250-500 metre gibi.
Buralarda nöbet usulü görev yapacak şekilde askere gönderdiğimiz ve yanaşık
düzenden başka bir eğitim almayan askerlere görev verilebilir. Uyarıya rağmen
yaklaşan ve girmeye çalışanları yıldırmak ve engellemek için askere ateş etme
yetkisi verilebilir.
3. Piknik yapmak, mangal
yakmak yasaklanabilir. Gezmek, dolaşmak, temiz hava almak ve spor yapmak için
orman bölgesine giriş yapanların girişlerde kimlik bilgileri alınabilir. Ormana
girerken arabalarında ve ceplerinde kibrit ve çakmak kontrolü yapılabilir.
4. Ormanların belli
noktalarında gözetleme kuleleri oluşturulabilir.
5. Herhangi bir orman
yangınında, bir yerde başlayan yangının diğer bölgelere sıçramayacak şekilde
yolların açılması, gerekirse birbirine sık olan ağaçların kesilmesi yoluna
gidilebilir.
6. Suç işleme ve orman
yakma potansiyeli olanların telefon konuşmaları sürekli dinlenebilir,
yazışmaları ve sosyal medya hesapları ve belli örgütlerin paylaşımları takip
edilebilir. Bunlar yaktıktan sonra değil, yakmadan önce derdest edilmelidir.
7. Orman yakan ve orman
yakmaya yeltenenlere caydırıcı olması yönünden “Yaş kesenin başı kesile” misali
hiçbir indirimden yararlanamayacak şekilde en ağır ceza düzenlemesi yapılarak
hayata geçirilmeli. Ateşle oynayanın geri kalan ömrü dört duvar arasında
geçireceği bir düzenleme Meclisten geçirilmeli.
8. Bugün ve her an orman
yangını çıkacakmış gibi devlet hep teyakkuzda olmalı. Yeterli ekipman ve yangın
söndürmede kullanılacak uçak, helikopter vb. malzeme ve materyaller çalışır
vaziyette hep hazır tutulmalı.
9. Herhangi bir
olumsuzluğun ve tehlikenin önüne geçmek amacıyla yaz aylarında ormanların
üzerinden SİHA ve İHA’lar sürekli uçuş yapmalı.
10. Orman yangınları başta
olmak üzere tüm doğal afetlerde iktidarı, muhalefeti, devletin tüm kurumları
birbirini suçlamak yerine kenetlenmeli. İşbirliğine gitmeli.
11. Devleti yöneten iktidar
eleştiriye açık olmalı, önerilere kulak vermeli. Muhalefet de eleştiri zamanını
iyi ayarlamalı.
*06-07/08/2021
tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Barbaros ULU adıyla
yayımlanmıştır.