Adı: Evim okul (Siz bunu “Okulum ev”, “Dijital eğitim”,
“Uzaktan eğitim”, “Evde eğitim” vs diye de isimlendirebilirsiniz.
Kapsamı: İlk, orta, lise ve üniversite
öğrencileri.
Dersin işlendiği yerler: Ev, ofis, çarşı-pazar, piknik alanı,
köşe-bucak her yer. Yeter ki bulunduğumuz yerde İnternet çeksin. Okul, dört
duvardan ibaret değil denilen böyle bir şey olsa gerek.
Ders materyalleri: Bilgisayar, laptop, tablet, cep
telefonu, İnternet, webcam, e-kitap vs.
Zorunluluğu: İlk, orta ve lise zorunlu olmasına
rağmen öğrencinin canlı derse katılması, haftada iki gün okula gitmesi veli
isteğine bağlı. Derse katılmayan yok yazılmaz, mağdur olmaz.
Dersin yapıldığı
platformlar: EBA ve diğer platformlar.
Ders süresi: 30 dakika.
Ders sürecinin işleyişi: EBA'da işlenecek derslerin belirlenmesi, Bakanlığın izin verdiği
saatlerde olacak şekilde okul yönetimleri tarafından belirlenmektedir. Öğretmen
derse bağlandığı zaman öğrenciler de bağlanmaktadır. Diğer platformlarda ders
işlemek için ders öğretmeni sınıf öğrencilerine davet göndermektedir. Daveti
alan öğrenci, derse giriş yapmaktadır.
Öğrenci ve öğretmen
arasındaki iletişim aracı: Çoğunlukla whatsapp.
EBA ile diğer
platformlar arasındaki farklar:
a-Dersin süresi dolduğu zaman EBA gözünün yaşına bakmaz, cümleni
tamamlamadan seni yayından alırken diğer platformlarda 40 dakikaya kadar ders
işleyebiliyorsun. Hatta 40 dakika bitince kapatıp sisteme tekrar giriş yaparak
birden çok 40 dakika daha işleyebilirsin.
b-EBA’da derse girmek, bağlanmak ve başlamak için belli resmi prosedürler ve
ders saatinin gelmesi gerekirken diğer platformları bilgisayarına yükleyince
istediğin zaman kullanabiliyorsun. İşleyemediğin dersi bir başka vakitte
işleyebiliyorsun.
c-EBA’da işlenen ders kaydedilirken diğer platformların kaydettiğine dair
bir bilgiye şimdilik sahip değiliz.
d-EBA’da öğrencinin sesinin ve görüntüsünün açılması, öğretmenin iznine
tabi iken diğer platformlarda öğrenci, ses ve görüntüsünü kendisi
yönetebiliyor.
Uzaktan eğitimin verimliliği: Verimli olup olmadığı halen test
aşamasındadır.
Uzaktan eğitim ile yüz
yüze ders arasındaki farklar:
a- Yüz yüze eğitimde giriş ve çıkış zilleri hatta öğrenci ve öğretmen giriş
zilleri çalarken yeni sistemde zil sesi yoktur.
b-Yüz yüze de bahçe ve koridorlarda nöbetçi öğretmen nöbet tutarken yeni
sistemde nöbetçi öğretmene ihtiyaç yoktur.
b-Yüz yüzede ilk, orta ve lisede okul kıyafeti zorunluluğu varken yeni
sistemde kıyafet serbestliği vardır.
c-Yeni sistemde öğrencinin sıraya girmesi, tören yapılması, İstiklal Marşı
söylenmesi, tören alanında okul yöneticisinin eline mikrofonu alıp konuşması
yoktur.
d-Yüz yüze eğitimde derse ilk önce öğrenci gelirken yeni sistemde derse ilk
önce öğretmen gelmektedir. Yani yüz yüzede öğrenci öğretmeni beklerken bu
sistemde öğretmen öğrenciyi beklemektedir. (2012’de Konya’da bir konferans
veren Sayın Aytaç Açıkalın, “Okullarda önce öğretmen zilini,
sonra öğrenci zilini çalmalı” demişti. Dediği oldu. Kulakları
çınlasın.
e-Yeni sitemde öğrenci ders esnasında alabildiğine özgür iken öğretmen,
sandalyesine mahkumdur. Öğrenci derse istediği zaman gelir, istediği zaman
çıkar, ister görüntüsünü açar, ister kapatır, değişik isim ve görüntülerle
karşına çıkabiliyor.
f-Yüz yüze eğitimde sınıfta sınıf mevcudunun dışında kimse bulunamaz ve
derse giremez iken EBA’nın dışındaki platformlarda bir derse okulun tüm
öğrencileri girebiliyor ve dersini dinleyebiliyorlar. Öğrencinin annesi,
babası, hane halkı -kim varsa bahtına artık- dersini dinleyebiliyor. Anlayacağınız,
yeni sistemde eğitim alabildiğine şeffaf. (Bir anekdot: Bu sene ilk defa
derslerine girdiğim bir sınıfın dersini diğer platformlar aracılığıyla
başlattım. Giriş yapan öğrenciler bekleme yapmasın diye iznime bağlı olan çeltiği
kaldırdım. Bağlanan öğrenciler dersime girmeye başladı. Giren öğrenciye de hoş
geldin dedikten sonra isteyen görüntüsünü açabilir diyorum. Derse yeni bağlanan
bir öğrenci ismi göründü. Hoş geldin, ismin doğru mu, doğru sınıfa mı geldin
dedim, cevap alamadım. Sorularımı birkaç defa tekrarladım. Sadece ismi görünen
öğrenciden tık yok. Sonunda ikiz olduklarını öğrendiğim ve ikiziyle aynı
bilgisayarı kullanan öğrencilerden biri, “Öğretmenim, soru sorduğunuz öğrenci
değil dedi. O zaman kim, burada ne işi var dedim. “O, bizim annemiz. Dersinize
bizim derse girip girmediğimizi kontrol için bağlandı” dedi. Bu söz üzerine
öğrenci anne, dersten ayrıldı. Gördüğünüz gibi yeni sistemde dersin kapısı
başta veli olmak üzere herkese açık. Whatsapp aracılığıyla gönderdiğimiz davete
yediden yetmişe herkes katılabiliyor. Yeter ki davet ellerine geçmiş olsun. Bunlar
ne yapıyorlar, nasıl ders işliyorlar, bir bakayım ya da davete icabet şart
deyip dersimize giriş yapıyorlar.
g-Yüz yüzede adı üzerinde öğrenci ve öğretmen yüz yüze ders işlerken yeni
sistemde öğrencilerin çoğu görüntüsünü açmıyor, sadece isimleri görünüyor.
İsmin gerisinde öğrenci mi var, bir başkası mı var, öğrenci gidip yatıyor mu?
Bu kısımlar muamma.
h-Yüz yüzede derse geç gelen öğrencinin, “Müdür yardımcısının yanındaydım,
lavabodaydım” gibi mazeretleri olurken bu sistemde “Bağlanamadım, zor
bağlandım, sistem beni attı, telefonum bozuldu” gibi gerekçeler öne sürülüyor.
ı-Yüz yüze eğitimde öğrenci sadece sınıf öğretmeninin cep numarasına
erişebiliyorken yeni sitemde öğrenci ve veli, tüm öğretmenlerin cep numarasına
whatsapp aracılığıyla ulaşabiliyor. “Derse giremedim, derse bağlanamıyoruz” şeklinde
öğrencilerden ara ara mesajlar gelirken zaman zaman “Çocuğum ödevini
anlayamamış, izah eder misiniz” şeklinde veli aramaları ve mesajları da eksik
olmuyor.
i-Yüz yüzede öğretmenin derse girip girmediği okul ortamında okul
idaresinin gözetim ve kontrolünde iken yeni sitemde öğretmenin derse girip
girmediği öğretmenin beyanına bağlıdır.
Okul binaları: Ana sınıflar ve ilkokulların tamamı, 8.ve 12.sınıflar seyreltilmiş bir
şekilde haftada iki gün yüz yüze eğitime gelirlerken(5.ve 9.sınıflar da 2 Kasımdan
itibaren başlayacaklar) diğer kademeler için bir tarih verilmemiştir. Okullar
uzun süre öğrencisiz kaldı. Bu süre zarfında okullar durmadan dezenfekte
edildi. Öğrenci olmadığı için okullar o kadar temiz tutuldu ki neredeyse “Temiz
Okul Belgesi” ni almayan okul kalmadı.
Sonuç: Salgın kaynaklı “Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler”
misali hiç yoktan iyi deyip ‘B’ planı olarak devreye sokulan dijital eğitim
sistemi verimli olursa, bu gidişle uygulama okulu olmayan mevcut okul
binalarına ihtiyaç kalmayacak gibi. Yeni dünya düzeni bize dijital bir sistem
dayattığına ve biz bu sisteme yavaş yavaş uyum sağladığımıza göre mevcut
binaları elden çıkarsak nasıl olur? Belki bu vesileyle devletin maliyesi biraz
nefes alır. Düşünmeye değer.
*31/10/2020 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.