Okullarda içi haset dolu bazı öğrenciler vardır. Biraz başarısı vardır. Başarısıyla övünür havalara girer.
Ne zaman ki kendisini geçen biri olursa okuldaki tahtı sallantıya girince, böyleleri için okul ve hayat çekilmez olur.
Kendisini başarıda geçeni takdir edip rutin başarısına devam edeceği ve niçin geri kaldığını sorgulayıp tespit ettiği eksikliklerini gidereceği yerde, başlıyor hazımsızlığa ve çekememezliğe.
Rakibinin başarısını küçümsemeye başlıyor. Ezberci diyor, inek gibi çalışıyor, ben onun kadar çalışsam daha yüksek alırdım diyor, öğretmenler bunun kağıdını toleranslı okuyor diyor, kopya çekti de ondan diyor. Onun başarısı tesadüfi. Ben onu yine geçerim. O benim kadar zeki değil diyor.
Diğer sınavlarda da rakip gördüğü kendisini geçince agresifleşiyor, davranışı değişiyor, efendiliğini bozuyor. Başkasının yanında arkasından konuşuyor. Kısaca onunla yatıp onunla kalkıyor.
Rakibini geçmek için ne kadar çabalasa da başarı bir türlü gelmiyor. Haliyle rakibi hep birinci, kendisi de ikinci oluyor.
Kazara bir sınavda rakibini kıl payı geçse, sevincinden ve havasından yanına varılmaz.
Eğitim ve okul ortamından futbola geleceğim. Daha doğrusu FB'ye.
Doğrusunu isterseniz FB'nin durumu da rakip gördüğü arkadaşını küçümseyen, geçildiği için hep ikinci olan öğrencinin durumuna benziyor.
Görünen o ki FB hedef olarak kendisine GS'yi seçmiş. GS'yi geçmek için çaba sarf ediyor. Bir türlü gerçekleşmiyor. Hep ikinci oluyor.
Başarı gelsin, şampiyon olayım diye her sene teknik direktör değiştiriyor, sürekli futbolcu alıyor. GS'in ilgilendiği futbolcuya daha yüksek transfer ücreti vererek GS'ye transfer çalımı atıyor. İyi bir takım kuruyor. Başarı yine gelmiyor.
Başarısızlığın önüne geçmek için aşağı yukarı her yıl olağanüstü seçim kararı alıyor, teknik direktörle yollarını ayırıp yüklü tazminat veriyor. Futbolcu gönderip futbolcu alıyor. Olmuyor olmuyor.
Bununla da yetinmiyor. GS'nin başarı ve şampiyonluklarını küçümsüyor: GS'in güçlü bir lobisi var, hakemler koruyor, sarı ve kırmızı kart vermiyor. Yapı var. Bu yapı kırılmadan olmaz. Maçlara yabancı hakem getirmek lazım gibi gerekçeler ortaya koyuyor.
FB böyle yapacağına, teknik direktör ve futbolcuda istikrarlı olsa, kendi oyununu oynasa, gözü hep GS maçında olmasa, başarısızlığa kılıf aramasa, inanın FB'nin de başarılı olmaması için bir sebep yok.
Kısaca FB şampiyon olmak ve eski başarılı yıllarına dönmek istiyorsa;
Gözü, kulağı GS'de olmayacak.
Her yıl teknik direktör ve futbolcu değiştirmeyecek.
Zengin başkanlara kulübü teslim etmeyecek.
Kulüp yönetiminde tek adam yönetimi olmayacak. Kulübü ekip ruhuyla yönetecek bir yönetim kültürü oluşturacak. Kulüp başkanı çiftliği olmayacak. Başarısız başkan gidecek. Uzun yıllar kulüpte demirbaş olmayacak. Önceki ve sonraki başkanlar FB'nin başarısı için kenetlenecek. Birbirleriyle Filistin İsrail gibi olmayacak.
Şampiyonluğa ulaşmak için önce iyi oyun oynayacak.
İş bilen insanlarla mevkiye uygun futbolcu transferi yapacak. Ahi gitmiş, vahi kalmış, yaşını başını almış futbolcu transferinden vazgeçecek. GS'nin ilgilendiği futbolculara daha fazla ücret vererek futbolcu almayacak. Arabistan'dan futbolcu transferi yapmayacak.
GS'nin gerisinde kaldım kompleksinden kurtulacak.
Aynı mevkiye yığınla futbolcu almayacak. Mutlaka santrfor alacak.
Bu durumda bakın nasıl başarı gelir. Değilse bir süre sonra ikincilik de hayal olur.
Not: Bu yazımı aklıselim FB'liler okusun. Kendisini yapıya inandırmışlar okumasın.