Konya ve Türkiye bu sene hiç olmadığı kadar yağış aldı. Neredeyse Allah'ın her günü yağıyor. Hem de öyle böyle değil, baya yağıyor. Ülkede birçok barajlar dolduğu gibi taştı da. Yetkililer ister istemez baraj kapaklarını açtı. Şehrinden ırmak geçen bazı şehirler sular altında kaldı. Sel baskınlarına karşın yetkililer her yağış öncesi dikkatli olunması hususunda vatandaşları uyarıyor.
Diğer şehirleri bilmem ama Konya, karasal iklimi iliklerine kadar yaşayan bir şehir. Kışımız da kurak, yazımız da dense abartı olmaz.
Konya bu kuraklıktan son yıllarda fazlasıyla nasibini aldı. Barajlar boşaldığı gibi kuyu suları da sos vermeye başlamıştı.
Susuzluk kapıda endişesi çekerken bu sene bol miktarda yağan, hâlâ yağmaya devam eden yağmur tüm Türkiye'nin ve Konya'nın can simidi oldu. Bereket, Hızır gibi yetişti. Haliyle yüzler gülüyor.
Bol yağmuru görünce Rize veya Artvinliler, şehirlerine sürekli yağmur yağdığını ifade etmek için mizahi bir dille şöyle derler: "Bizde haftada iki gün yağmur yağar. Biri üç gün, diğeri dört gün sürer". Bu mizahı tüm Karadenizliler yapar. Konya'ya bu sene aşağı yukarı her gün yağan yağmuru görünce Karadenizlilerin bu mizahı aklıma geldi ve bizde olduk bir Karadeniz dedim.
Bu mizah bir başka mizahı aklıma getirdi. İşçi olarak Almanya’ya giden bir hemşerimiz çok para kazandığı için kendisine, "Milyoner Ali" demişler. Hemşerimizin lakabı da milyoner Ali olarak kaldı. Rabbim, selamet versin. Aynı zamanda çok sahavet ehli biri.
Avrupa'ya gitmeyen bir başka hemşerimiz de çoluk çocuk didinerek biraz para biriktirmiş. Paranın miktarı bir milyonu bulmuş olmalı ki bu hemşerimizin çocuklarına, "Bizde olduk bir milyoner" dediği söylenir. Sonradan milyoner olan hemşerimize de bol kazançlar dilerim. İnşallah milyoner oldum derken paramızın enflasyon ve devalüasyon karşısında pul olduğunu hesaba katmıştır.
Mizah mizahı, fıkra da fıkrayı hatırlatır. Şehrin gördüğü bol yağmur, geçen sene bir bayram sonrası cuma hutbesinde hatibin konu dışı açıklamasını hatırlattı. Hatip, hutbe bitimi işi yağmurun yağmadığına getirmiş. Şu hadisi okumuştu. “Bir toplum mallarının zekâtını vermezse, mutlaka gökten yağmur kesilir. Şayet hayvanlar olmasa, onlara asla yağmur yağmaz.”
Hadisin sıhhat derecesini bilmiyorum. O hatibi o zaman yazı konusu edinmiş, Karadenizliler zekatı veriyor da ondan dolayı mı Karadeniz'e sürekli yağar demiştim. Bu sene bol yağmuru görünce bu hatip kardeşimiz ne düşünüyor acaba? Ya Konyalılar zekât vermeye başladı. Ondan dolayı yağıyor ya da hayvanların yüzü suyu hürmetine yağmur görüyoruz. Bu durumda kurak giden geçen senelerde hayvanlar yok muydu sorusu da aklıma geliyor.
Sadede gelirsem, yıllar yılı kurak geçen ülkemiz bu sene yağan bol yağmurla yağmura doydu. Şu endişemi de dile getirmek isterim. Eskiden yağmurun azlığı bizi düşündürüyordu. Bu sene bolca yağmaya devam eden yağmur da düşündürüyor. Çünkü azı da zarar, fazlası da. İsteriz ki tam karar olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder