16 Mayıs 2026 Cumartesi

Sistem Besliyor

Üst düzey yöneticilik yapmış bir tanıdığımla bir esnafın yanında teşehhüt miktarı muhabbet ettik. Daha doğrusu o konuştu, ben dinledim.

Kokuşmuşluk ve çürümüşlük üzerine idi konu. Bu kadar çürümüşlük ve kokuşmuşluğa göre bu devlet nasıl ayakta duruyor dedim. "Sistem besleyerek ayakta duruyor" dedi. Nasıl dedim.

"Sistem, yukarıdan aşağıya besleme üzerine kurulmuş. Böyle ayakta duruyor. Herkes her şeyin farkında ve bir şekil besleniyor. Sesini çıkaranın yukarıda kalması mümkün değil. Bu da makam ve mevkiden olmak demek, aynı zamanda imkanlardan mahrum kalmak anlamına gelir.

Sistem öyle besliyor ki bundan kaçmak ve kaçınmak mümkün değil. Bu konuda hassas olan ben bile az veya çok, sistemden beslendim" dedi.

Ardından, başında bulunduğu kurumla ilgili şunu anlattı: "Merkezi sınav yapılır zaman zaman. Yukarıdan falan aradı. 'Koordinatörlüğü kendin al, sakın bir başkasına verme' dedi. Niye dedim. 'Koordinatörlük için baya para aktarıyoruz. Başında bulunman iyi olacak. Çarçur ediliyor' dedi.

"Sınav sonrası komisyondaki yardımcım, 'Efendim, şu sizin payınız' diyerek tomarla para koydu önüme. Bu ne dedim. 'Sınav için hesaba yatan. Komisyondakilere paylarına göre dağıtıyorum' dedi. Başka kime verdin dedim. 'Şuna, buna' dedi. Kime ne verdiysen al gel, başka da kimseye verme dedim. Tüm parayı aldım. Bu parayla bir yıl boyunca 60 öğrenciye ücretsiz yemek yedirdim. Bir yıl boyunca makam arabamın yakıtını bu paradan karşıladım" dedi.

Bu kısa muhabbetten benim anladığım, ÖSYM'nin sınav hizmetlerinde kullanılsın diye aktardığı paradan arta kalan, komisyondaki görevliler arasında pay ediliyor.

Başta koordinatör ve komisyonda görev alanların sınav görevleri zaten hesaplarına yatıyor. Böyle bir para yatmasa kalan paranın pay edilmesini anlarım. Ama sınavın daha sağlıklı yürütülmesi için gönderilen paranın bu şekilde paylaşılması bana garip geldi.

Bu konuşmada bir başka dikkatimi çeken, "Sistem yukarıdakileri besleyerek ayakta duruyor. Sistem böyle kurulmuş. Hiç faydalanmaması gereken ben bile bu imkanlardan faydalandım" demesi. Gerçekten makam, mevki sahipleri bu şekilde beslenme üzerine kurulu ise böyle yerlerde olan kaç kişi kendisini koruyabilir?

Bir diğer husus, ÖSYM'den arayan kişinin "koordinatörlüğü kendin al" demesi. Anladığım kadarıyla sistem aynı zamanda güven üzerine kurulu. Musluğun başındaki insan güvenilir olursa gönderilen para çok çarçur edilmez anlayışı. Halbuki güvenden ziyade kimin ne kadar alacağı, gönderilen paranın nerelere kullanılacağı net bir şekilde belirlenir, ayrıca güvenilecek birini bulmaya gerek yok diye düşünüyorum.

Bu anekdot, son iki yıldır belediyelerle ilgili rutin operasyonlar üzerine aklıma geldi. Gün geçmiyor ki "zimmet, rüşvet, yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma, kadın-kız ilişkileri, itiraflar, para-pul ve akçeli ilişkiler" iddiasıyla farklı bir belediyeye bir operasyon yapılmamış olsun. "Beraatı zimmet asıl" sözü gereği yargılama bitmeden kişiler suçlu ilan edilmese de başta belediye başkanları olmak üzere operasyon yapılan belediyelerdeki üst düzey yetkililerin ne kadarı suçlu ne kadarı masum, bunu ancak yargılama sonrası anlayacağız. Yalnız hep üst düzey yetkililerin zanlı olması düşündürücü. Belediyelerdeki dönen bu dolaplar ister istemez tanıdığımın "Sistem besleme üzerine kurulmuş" sözünü hatırlattı. Hakkında dava açılan bu kadar belediyede şayet suçun işlendiği ortaya çıkarsa belediyeler köküne kadar suça batmış ve pisliğe bulaşmış demektir. Bu da ülkenin çürümüş ve kokuşmuşluğunu gösterir. Bundan kurtulmanın yolu, kimseyi beslemeyen bir sistem kurmaktır diye düşünüyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder