İlk, orta ve lise ve üniversite tahsilini Konya’da yapmış, Konya doğumlu
Mehmet Azimli, halen Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi
bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmakta. “…Farklı okumak” şeklinde
biten eserleriyle tanınan Azimli, emsallerine göre farklı bir bilim insanı. Bu
farklılığı dolayısıyla seveni olduğu kadar sevmeyip nefret edeni de çok. Bu
yönüyle bazılarının eline geçse onu bir kaşık suda boğacak. Bu farklılığı
yönünden kendisini ele almak istiyorum. Kendisini ne kadar doğru anlatabilirim,
emin değilim. Zira birçoğunuz gibi uzaktan tanıyorum. Niyetim onu ne övmek ne
de yermek. Zaten böyle bir şeye de ihtiyacı yok.
Azimli, bildiğimiz İslam tarihini farklı okuyor. Birçok doğru bildiğimiz ya
da meşhur olmuş olayları değişik kaynaklardan derinlemesine irdeliyor. Benim bu
konuda vardığım sonuç budur. Farklı düşünen varsa eleştirilere açığım, yeter ki
önüme kaynak koysunlar, değerlendiririm diyebilen biridir.
Gördüğüm kadarıyla siyer ve tarih okumalarında bir arkeolog edasıyla
hareket ediyor. Tarihi, görmek istediği ya da birilerinin görmek istediği
yönüyle okumuyor yani fotoşop yapmıyor. Bugüne ışık tutacak şekilde tarihin,
tarihi olayların ve kişilerin tarihi süreç içerisinde fotoğrafını çekerek
günümüze taşıyor. Fotoğrafı ortaya koyarken de falan şöyle davranmış, şu
gerekçeyle bunu yapmış, sonucu bu olmuştur, doğru yapmış ya da yanlış
yapabilmiş diyebilendir. Tarihi şahsiyetleri değerlendirirken övgü ve yergiye
yer vermiyor, durum tespiti yapıyor, hakaret etmiyor. Kimseyi korumaya,
ötekileştirmeye ve kutuplaştırmaya çalışmıyor. Hata yapan kişiye hata yapmıştır.
Zira onlar da bir insandır diyor. Tarihi farklı okuyarak sanırım, geçmişten
ibret alınsın istiyor. Zaten tarihin amacı da bu değil mi? Fotoşop yapılarak
tarih anlatmak ve aktarmak, sorunları halının altına süpürmek demektir. Bunun
da bize faydası olmaz ve günümüze ışık tutmaz. Aynı hataları yapar dururuz.
Tarih olduğu gibi anlatılacak ki geçmişte yapılan hatalar bugün yapılmasın.
Bazıları onu, hadis inkarcısı olarak lanse etse de hadis inkarcısı değil
bildiğim kadarıyla. Tarihi kronoloji ve olgulara uymayan rivayetler varsa, şu
sebeplerle bunların üretilmiş olduğunu düşünüyorum açıklamasına yer verir.
İslam tarihini ortaokulda iken okumaya başlayan, lise birinci sınıfta Asım
Köksal’ın İslam tarihi ansiklopedisini bitiren, otuzun üzerinde kitap yazan, hala
yazmaya devam eden, çıkardığı her kitabı ses getiren, çok sayıda kitabın
editörlüğünü yaparak Türkçemize kazandırmaya çalışan Azimli, kim çağırırsa
konuşmaya giden, alanıyla ilgili derinlemesine bir birikime sahip olan
entelektüel bir bilim adamıdır.
Azimli’ye mesafeli duranlar veya ona düşmanca tavır içerisine girenler,
fikirlerini çürütmekten ziyade belden aşağıya vurmaya çalışıyorlar.
Düşmanlıkları, ezberleri bozmaya çalışmasından, hamaset ve aşırı korumacılığa
yer vermemesinden olsa gerek. İşin garibi, ona tavır alanların kahir ekseriyeti
dindar, mütedeyyin ve İslamcı olanlardır. Nedense bir türlü kabullenmek,
söylediklerini kabul etmek ve duymak istemiyorlar. Şu var ki herkes onun
dediklerini kabul etmek, benimsemek zorunda değil. Eleştirebilirler de. Öyle
değil, doğrusu böyledir de denebilir. Ki denmelidir de. Hatta yazdığı eserlere
reddiye de yazılabilir. Bilimsel bir eleştiri getirildiğinde öyle zannediyorum,
Azimli, kendi vardığı sonucun yanlış olduğunu kabul edecek, hata yapmışım
diyebilecek bir erdemliliğe sahiptir.
Zaman zaman eski videolarını dijital ortamda dinlediğim, seri halinde
sosyal medyada soru cevap şeklinde konuşmalar yapan Azimli’yi bugünlerde
ekranlarda pek görmüyorum. Kendi mi çıkmak istemiyor yoksa çıkarılmak mı
istenmiyor, bilmiyorum. Bir ara beş dakikayı geçmeyen video paylaşımları vardı.
O videolarını da görmüyorum. Sanırım kaldırmış ya da kaldırtılmış olmalı.
Videoları kendi rızasıyla kaldıracak olsa niye yayımlamış olsun. Öyle
zannediyorum, kendisine baskı yapılıyor olmalı. Bu baskı nereden ya da kimden
gelebilir diye düşünüyorum. Cemaatler olabilir. Çünkü arkasında dayandığı bir
cemaati yok. Siyasi baskı yapılabilir. Üniversitesi konuşmayacaksın diyebilir.
YÖK de kendisine yasak getirebilir. İhtimalleri yazdım ama herhalde YÖK
değildir. Zira buna yok artık derim. Çünkü YÖK, bilim adamlarının fikirlerini
özgürce anlatmasına izin veren bir kurum diye düşünüyorum. Belki de bunların
hiçbiri değil, kendi isteğiyle biraz geri planda kalmak istemiş olabilir.
Günümüzde yazıp çizdiklerinden ve konuştuklarından dolayı kendisine baskı
varsa, Azimli ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranıyor diyebilirim. Çünkü Dicle
Üniversitesinde çalışırken fikirlerinden dolayı FETÖ kendisine baskı uygulamış,
kendi dersini okutmasına izin vermemiş, dersini bir başkasına vermiş, kendisine
de alanı dışında başka dersler verilmiş biridir. Hak ettiği profesörlüğünü
vermedikleri ve uyguladıkları baskıdan dolayı Hitit Üniversitesine geçmek
istediyse de geçişine izin vermediklerini ancak istifa ederek Hitit
Üniversitesine başladığını bir konuşmasında dinlemiştim. Dün FETÖ
baskılarına maruz kalan Azimli, FETÖ etkisinin olmadığı bugünlerde eğer kendi
camiasından birilerinin baskısına maruz kalıyorsa, geldiğimiz noktayı
düşünmemizde fayda var. Ümit ediyorum ki kendisine bir baskı söz konusu
değildir. Sebep her ne ise Azimli konuşmalı, yazıp çizmeli. Birikimlerini
paylaşabilmeli. İsteyen dinler, isteyen dinlemez. İsteyen görüşlerine katılır
isteyen katılmaz. Herkes usul dairesinde birbirine hakaret etmeden birbirine
tahammül etmeyi bilmeli. Aykırı ve farklı görüşlere de kendimiz gibi
düşünenlere gösterdiğimiz tolerans gösterilmelidir. Allah’ın İblis’e verdiği
özgürlüğü farklı düşünen ve aykırı konuşan Azimli’den esirgemeyelim derim. Hoşgörü
dininin müntesiplerine de bu yakışır. (Azimli hakkında değinmek istediğim bir
husus daha var. Sayfamı epey aştım. Bunu da diğer yazımda ele almak isterim.)
*24/12/2021 tarihinde Barbaros ULU adıyla Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.