21 Ağustos 2024 Çarşamba

Soyadı Değiştirme Hikayem (3)

Aradan kaç ay geçti bilmem. Çarşıda bir mübaşir, hocam, kararını niye almaya gelmiyorsun dedi. Kesinleşmedi daha dediğimde, kaç ay oldu, senin dava kesinleşti. Soyadın değişti dedi.

Adliyeye giderek kesinleşmiş kararı aldım. Gözümle gördüm soyadımın mahkeme kararıyla değiştiğini.

Avukat da şaşırdı. çevrede tanıyanlar da.

Aklımda kaldığı kadarıyla “Yatırılan harç, pul vs. parasının yeterli olduğuna, ulusal veya yerel herhangi bir gazetede yayımlanmasına gerek olmadığına” şeklinde bir şeyler yazıyordu.

Gördüğünüz gibi mahkeme öncesi polisin soyadımla ilgili sayfalar dolusu ifade aldığı gibi olmadı. Hakime işi bir çırpıda bitirdi.

İlk işim kararın bir nüshasını Güneysınır’da ikamet eden, aynı zamanda esnaflık yapan amcaoğluma göndermek oldu.

Postayla gönderdim. Ben soyadımı değiştirdim. Bu gönderdiğim emsal olur, sen de mahkemeye ver, birden sonuçlanır dedim.

Amcaoğlum buna çok sevindi. Nicedir mahkemeye vereceğim, yeniden soyadımı alacağım, ben Yuca soy ismini kullanmam der dururdu.

Yazın yaz tatili için Güneysınır’a geldiğimde elimdeki kararla birlikte nüfus müdürlüğüne çıktım. Bana bir önceki yaz, mahkemeye versen de değiştiremezsin diyen nüfus şefine kararı uzattım. Hemen sisteme işledi. Başka bir işlem gerekir mi dedim. Sizin nüfuz cüzdanları zaten değişmemişti. Hala Yüce nüfus kağıdını kullanıyorsunuz. Bu durumda nüfus cüzdanlarınızı değiştirmeye gerek yok. Aynısını kullanabilirsiniz dedi.

Zaman zaman laf lafı açıp soyadımı değiştirdim dediğimde, daha önce neydi diye soranlara, Yüce idi. Mahkeme kararıyla tekrar Yüce soyadını aldım deyip gülüştük.

Şimdilerde ad ve soy adında bir yanlışlık varsa mahkemeye gerek kalmadan nüfus müdürlüklerine müracaat etmek suretiyle düzeltiliyor. Eskiden yanlışı nüfus müdürlüğündeki memur yapsa bile düzeltmek için mahkeme kararı gerekiyordu.

Gerçi mahkeme kararıyla da olsa kendi ilçemden uzak bir ilçede çalışıyor da olsam ilk celsede soyadı değiştirmem çok kolay oldu. Bunda iş bilen, işinin ehli hakimenin payı büyük. Ayan beyan belli olan bir yanlışı bir duruşmada sonuçlandırdı. Şahit getir öbür duruşmaya demedi. Bu yaptığıyla hem mahkemede dosyalar birikmedi hem de bizim işimiz kolayca halledildi.

Hemşerimiz bir avukata, nüfus müdürlüğünü mahkemeye versem olur mu? Soy adımız şayet ta ezelden beri Yuca ise niye bize yıllarca Yüce diye nüfuz cüzdanı verdiler? Yok Yüce isek ne diye Yuca diye değiştirdiler? Sorumluları hakkında işlem yapılması şeklinde bir dava açayım mı dedim. Abi, boş ver. İşini hallettiğine bak. Devletin bir kurumu diğer kurumunu mahkum etmez. Bir şey çıkmaz deyip beni davadan vazgeçirdi. (Devam edecek) 

Soyadı Değiştirme Hikayem (2)

Gün geldi çattı. Mahkemede koridorda beklemeye koyuldum. Bir müddet sonra ismim çağrıldı. Mahkeme salonuna girdim. Görevli, şurada dur dedi. Oraya geçtim. Dediği yer sanık sandalyesi. Sandalye dedim ise oturmuyorum, ayaktayım.

Baktım ki benim günlerdir hakimim diye sayıkladığım hakim bir erkek değil, bir kadın idi.

Bekledim ki niçin soyadını değiştirmek istiyorsun, anlat bakalım demesini. Yüzüme bakmadan dilekçe ve dilekçemin ekinde verdiğim bir dosya içindeki evraklara bakıyor. Belli ki sıraya konmuş dosyadan ilk defa haberdar. Ben de dikiliyorum.

Bu arada ilk mahkemeye çıkışım. Kafasını bir kaldırsa, zihnimdeki savunmanın başındaki sayım hakimim hitabını sayın hakimem diye değiştirip bülbül gibi konuşacağım. Bu arada yolda, pazarda o kadar savunma yapmıştım ki kendim etkilendim savunmamdan. Değil ki hakime etkilenmesin. Hazırım anlayacağınız.

Durun ya, yanlış söylemeyeyim. Üç dört sene önce yine bir hakim karşısına çıkmıştım. 1994-1995 yılıydı sanırım. Üç sendikanın aldığı kararla tüm öğretmenler bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirmişti. Dersimiz neydi hatırlamıyorum.

Sevk ve izin alınmadan okula gitmeyecektik.

Bir sendika üyesi değildim ama okulda tek kişi olursam ayıp olacaktı. Ben de katıldım bu eylem kervanına da tüm Türkiye’de üç yerde derse girmeyen öğretmenlere dava açılıp hakim huzuruna çıkmıştı. Bir tanesi de benim çalıştığım Kahta’da açılmıştı.

İlçedeki tüm öğretmenler hakim karşısında tek tek ifade vermişti. Gerçi hakim konuştuklarından, ne dediğini anlayamadım deyip benden ayrıca yazılı ifade istemişti ama olsun. Sonuçta bir şey çıkmadı ama ilk hakim karşısına bu vesileyle çıkmıştım.

Gördüğünüz gibi hakim tecrübem var. Öncekinde hakim bir şey anlamadıysa da bu sefer beni anlayacak. Çünkü çok hazırlandım. Yeter ki kafasını kaldırıp bana bir baksın ve beni muhatap alsın.

Nihayet bir müddet sonra kafasını kaldırdı. Ramazan Bey, bir şahit dinleyelim dedi. Başka da bir şey demedi. Benim o kadar hazırlığım da maalesef boşa gitti. Hoppala... Avukat ilk celsede şahide gerek yok demişti halbuki.

Efendim, ilk celsede şahit istemezsiniz diye şahit getirmemiştim. Avukat böyle demişti. İzin verirseniz, okulumdan şahit çağırayım dedim.

O zaman biz başka dava alalım. Siz şahidi çağırın, davadan sonra sizi tekrar içeri alalım dedi.

Dışarı çıktım. Cebimdeki kontör kart ile umum sabit telefondan okul müdürünü aradım. Hocam, mahkemedeyim, şahit lazım, hemen gelir misin dedim.

Okul ile adliye yakındı. Sağ olsun müdürümüz geldi. Bana “Paran çoksa kefil ol, işin yoksa şahit ol” demişler. Geldim dedi gülümsedi. Ne hayır dedi. Yüce soyadımı nüfus Yuca şekline dönüştürmüş. Tekrar Yüce olmak için dava açmıştım dedim.

Az sonra hakim yeniden salona aldı bizi. Bu sefer az önceki yere şahidi koydu görevli. Artık sanık sandalyesinde müdürüm vardı. Ben de bir kenarda bekliyorum.

Kimliğini istedi şahidin hakime hanım. Kimliğe bakarak, zabıt katibine yazmasını istedi. “Malatya doğumlu M. C. isimli kişi, Ramazan Yüce’yi Yüce olarak bildiğini söyledi dedi. Ayrıca şahide tek kelime demedi ve soru sormadı.

Ardından bana dönerek nüfus müdürlüğünden aldığın aile bildiriminde mühür eksik, bunu mühürletip memura verin. Bir ay sonra kesinleşir, işimiz tamam, kabul ettik dedi. Teşekkür edip çıktık.

Mahkemen ne oldu diye sordu avukat. Sanırım sonuçlandı. Kararın kesinleşmesini bekliyorum dediysem de daha ilk duruşmada sonuçlanmaz dedi. Avukat böyle deyince tekrar çağıracaklar diye beklemeye koyuldum. Soranlara da daha sonuçlanmadı dedim. (Devam edecek) 

Soyadı Değiştirme Hikayem (1)

Soyadı kanunu çıktığında aileme Yüce soyadı verilmiş.

Bu soyadı beldemiz bir başka beldeyle birleştirilerek 1990 yılında ilçe oluncaya kadar devam etti.

Beldemiz ilçe olunca birçok devlet dairesiyle birlikte nüfus müdürlüğü de kuruldu.

Daha önce bağlı olduğumuz Çumra ilçesinden Güneysınır ilçesine kütüğümüz de aktarıldı.

Kütük aktarma esnasında ailenin Yüce soyadı kütükte Yuca soyadı şeklinde değişmiş. 

Aileden biri yeni nüfuz cüzdanı çıkartmak veya nüfuz cüzdanı yenilemek için gittiğinde nüfus müdürlüğü Yüce soyadı yerine Yuca soyadını vermeye başlayınca ailenin haberi olmuş.

Aile bireyleri bu duruma şaşırsa da yapabilecekleri bir şey yok. Çünkü devletin dairesi böyle uygun görmüş. Nüfus müdürlüğü demek devlet demekti. Devlet soyadınız Yüce değil, Yuca demişse koca aile ne yapabilirdi? Devlet oyun oynayacak, şaka yapacak değildi. 

Benim bu soyadı değişikliğinden beldemiz ilçe olduktan üç, dört sene sonra haberim oldu.

O zamanlar Adıyaman'da çalışıyorum.

Yaz dönemi ilçeme geldiğimde ilçe nüfus müdürlüğüne çıktım. Nüfus şefine, bu değişikliğin sebebi nedir dedim. Kütükte böyle. Çumra'dan bize böyle geldi. 1991'e bilmem kaç sayılı yazıya göre siz artık Yuca'sınız. Tüm aile değiştirmiş yeni soyadını almış. Bir sen kalmışsın. Getir senin ailenin nüfus cüzdanlarını da değiştirelim dedi.

Olur mu öyle şey? Madem soyadımız hep Yuca idi. O zaman bize niye Yüce şeklinde nüfus cüzdanları verdiniz şimdiye kadar? Bu yanlışı düzeltin. Değilse mahkemeye giderim dedim. Gidersen git. Mahkemeyi kaybedersiniz. Boşu boşuna masraf etmiş olursunuz. Bahçıvan ailesinin soyadı da Bağcıvan şekline dönüşünce bizi mahkemeye verdiler. Mahkeme onlara siz Bağcıvan'sınız. Yanlışlık yok dedi ve mahkemeyi kaybettiler. Mahkemenin size diyeceği de o dedi. Ben vereyim de mahkeme reddetsin dedim.

Tatil dönüşü Adıyaman Kahta’ya geldim. Bir dilekçe yazdım. Dilekçede “Soyadı kanunundan beri kullanmakta olduğum Yüce soyadının nüfus kütüğünde Yuca şekilde dönüştüğünü, bugüne kadar diplomam ne varsa hepsinde Yüce soyadı taşıdığımı, herkesin beni bu soyadla tanıdığını, yeni soyadım olan Yuca’nın telaffuzunun zor ve anlamının olmadığını, yeniden Yüce soyadını almak istediğimi yazdım. Ekine de mevcut nüfus cüzdanlarının, babama ait tapuların, lise ve fakülte diploma vs. fotokopilerini ekledim. Dilekçeyi mahkemenin formatına dönüştürmek için bir avukattan destek aldım. Avukat, ilk celsede şahit istemezler. Daha sonra götür dedi.

Harç parasını yatırarak mahkemeye müracaat ettim.

Mahkemeden önce okula iki polis gelmiş. Beni aramışlar. Okul müdürü polisle ne işin var, seni karakola çağırdılar dedi. 

Karakola gittim. İlgili polisle görüştüm. Soyadı değişikliği dilekçemle ilgiliymiş. Soyadı niçin değiştirmek istediğimi, bir husumet yüzünden mi yoksa bir miras meselesi mi var diye ahiret soruları gibi sorular sordu. Verdiğim cevapları tutanağa yazdı polis. Verdiğim ifade imiş. Çıktıyı okuyup imzamı attım. Polise, daha mahkemeye hakim karşısına çıkmadan beni karakolda bu kadar tuttunuz, bin bir türlü sorular sordunuz. Mahkemede benim halim nice olur dedim. Bu işler böyle dedi polis.

Mahkeme günü gelmeden önce ben Yüce’yim anlamında başka belgeler de temin ettim.

Bununla da yetinmedim.

Yolda, çarşıda, pazarda bir başıma giderken niçin Yüce soyadını yeniden almama dair kendi kendime konuşuyorum.

Konuşmama sayın hakimim diye başlıyorum. Dilekçede yer vermediğim gerekçelerle savunma yapıyorum ya da ifade veriyorum. (Devam edecek)