Soyadı kanunu çıktığında aileme Yüce soyadı verilmiş.
Bu soyadı beldemiz bir başka beldeyle birleştirilerek 1990
yılında ilçe oluncaya kadar devam etti.
Beldemiz ilçe olunca birçok devlet dairesiyle birlikte
nüfus müdürlüğü de kuruldu.
Daha önce bağlı olduğumuz Çumra ilçesinden Güneysınır
ilçesine kütüğümüz de aktarıldı.
Kütük aktarma esnasında ailenin Yüce soyadı kütükte Yuca
soyadı şeklinde değişmiş.
Aileden biri yeni nüfuz cüzdanı çıkartmak veya nüfuz
cüzdanı yenilemek için gittiğinde nüfus müdürlüğü Yüce soyadı yerine Yuca
soyadını vermeye başlayınca ailenin haberi olmuş.
Aile bireyleri bu duruma şaşırsa da yapabilecekleri bir şey
yok. Çünkü devletin dairesi böyle uygun görmüş. Nüfus müdürlüğü demek devlet
demekti. Devlet soyadınız Yüce değil, Yuca demişse koca aile ne yapabilirdi?
Devlet oyun oynayacak, şaka yapacak değildi.
Benim bu soyadı değişikliğinden beldemiz ilçe olduktan üç,
dört sene sonra haberim oldu.
O zamanlar Adıyaman'da çalışıyorum.
Yaz dönemi ilçeme geldiğimde ilçe nüfus müdürlüğüne çıktım.
Nüfus şefine, bu değişikliğin sebebi nedir dedim. Kütükte böyle. Çumra'dan bize
böyle geldi. 1991'e bilmem kaç sayılı yazıya göre siz artık Yuca'sınız. Tüm
aile değiştirmiş yeni soyadını almış. Bir sen kalmışsın. Getir senin ailenin
nüfus cüzdanlarını da değiştirelim dedi.
Olur mu öyle şey? Madem soyadımız hep Yuca idi. O zaman
bize niye Yüce şeklinde nüfus cüzdanları verdiniz şimdiye kadar? Bu yanlışı
düzeltin. Değilse mahkemeye giderim dedim. Gidersen git. Mahkemeyi
kaybedersiniz. Boşu boşuna masraf etmiş olursunuz. Bahçıvan ailesinin soyadı da
Bağcıvan şekline dönüşünce bizi mahkemeye verdiler. Mahkeme onlara siz
Bağcıvan'sınız. Yanlışlık yok dedi ve mahkemeyi kaybettiler. Mahkemenin size
diyeceği de o dedi. Ben vereyim de mahkeme reddetsin dedim.
Tatil dönüşü Adıyaman Kahta’ya geldim. Bir dilekçe yazdım.
Dilekçede “Soyadı kanunundan beri kullanmakta olduğum Yüce soyadının nüfus
kütüğünde Yuca şekilde dönüştüğünü, bugüne kadar diplomam ne varsa hepsinde
Yüce soyadı taşıdığımı, herkesin beni bu soyadla tanıdığını, yeni soyadım olan
Yuca’nın telaffuzunun zor ve anlamının olmadığını, yeniden Yüce soyadını almak
istediğimi yazdım. Ekine de mevcut nüfus cüzdanlarının, babama ait tapuların,
lise ve fakülte diploma vs. fotokopilerini ekledim. Dilekçeyi mahkemenin
formatına dönüştürmek için bir avukattan destek aldım. Avukat, ilk celsede
şahit istemezler. Daha sonra götür dedi.
Harç parasını yatırarak mahkemeye müracaat ettim.
Mahkemeden önce okula iki polis gelmiş. Beni aramışlar.
Okul müdürü polisle ne işin var, seni karakola çağırdılar dedi.
Karakola gittim. İlgili polisle görüştüm. Soyadı değişikliği dilekçemle ilgiliymiş. Soyadı niçin değiştirmek istediğimi, bir husumet yüzünden mi yoksa bir miras meselesi mi var diye ahiret soruları gibi sorular sordu. Verdiğim cevapları tutanağa yazdı polis. Verdiğim ifade imiş. Çıktıyı okuyup imzamı attım. Polise, daha mahkemeye hakim karşısına çıkmadan beni karakolda bu kadar tuttunuz, bin bir türlü sorular sordunuz. Mahkemede benim halim nice olur dedim. Bu işler böyle dedi polis.
Mahkeme günü gelmeden önce ben Yüce’yim anlamında başka belgeler de temin ettim.
Bununla da yetinmedim.
Yolda, çarşıda, pazarda bir başıma giderken niçin Yüce soyadını yeniden almama dair kendi kendime konuşuyorum.
Konuşmama sayın hakimim diye başlıyorum. Dilekçede yer vermediğim gerekçelerle savunma yapıyorum ya da ifade veriyorum. (Devam edecek)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder