4 Nisan 2024 Perşembe

İktidara Giden Yol

Türkiye seçmeni; milliyetçi, muhafazakar, İslamcı, laik-seküler, merkez sağ ve merkez sol diye genel hatlarıyla ayrılsa da

Seçmen analizi yapılırken futbol takımı tutar gibi parti taassubu var dense de

Bazı il, ilçe ve bölgeler bazı partilerin kalesi olma özelliğini kaybetmiyor şeklinde bir genel kanaat olsa da

Genel ve mahalli seçimlerde iktidar ve muhalefet pek değişmiyor, Türkiye yönetiminde ağırlıklı olarak merkez sağ iktidar oluyor dense de

Türkiye seçmeni sağduyulu bir seçmendir. Düşünür, taşınır, önünü ve arkasını hesaplar. Sandığa gider ve hakemlik rolünü en güzel şekilde yerine getirir. 

Vatandaşın genel temayülü milliyetçi, muhafazakar, İslamcı, merkez sağ olsa da her önüne geleni iktidara taşımaz. İktidara getirmek istediğini önce yerel yönetimlerde teste tabi tutar. Belediyelerde hizmeti görürse o partiyi iktidara taşır. İktidara getirdiği, ülke yönetimini çeker çevirir, ağzına yüzüne bulaştırmaz, yolsuzluğa bulaşmaz, sorunları çözer ve yönetim zaafı göstermezse o partiyi tekrar tekrar iktidara taşır. Baktı ki iktidardaki tökezlemeye başlarsa futbol maçındaki teknik direktörlerin oyuncu değişikliği için yedek futbolcuya ısınma emri verdiği gibi vatandaş da yedeğinde tuttuğu partiyi yerel yönetimlere getirerek ülke yönetimine hazırlar.

Ne demek istediğimi örneklerle açıklayayım. 

80 ihtilalinin ardından, 83 yılında yapılan genel seçimlerde, Turgut Özal'ın ANAP'ı tek başına iktidar oldu. Ardından 84 yılında yapılan mahalli seçimlerde illerin çoğunu yine ANAP kazandı. 88 yılındaki genel seçimleri yine ANAP aldı. İlk dönemdeki hizmeti göremeyen vatandaş 89 yılında ANAP'a sarı kart gösterdi ve belediyelerin çoğunu SHP'ye verdi. SHP vatandaşın bu kredisini hoyratça kullandı. Başta İstanbul olmak üzere yolsuzluk ayyuka çıktı. 91 yılında yapılan genel seçimlerde ANAP yeterli çoğunluğu alamadı. DYP ile SHP hükümeti kurarak ülkede koalisyon hükümetleri dönemi başladı. 

94 yılına gelindiğinde, yapılan mahalli seçimlerde, 91 yılında yüzde 10 barajını MÇP ve IDP ile birlikte seçime RP listelerinden seçime girerek barajı alan RP'i, çoğu il belediyelerini alarak yerel yönetimlerde iktidar oldu. Belediyelerde kendini gösteren RP'i, yapılan genel seçimlerde birinci parti oldu. Kısa süreliğine de olsa kurulan hükümetin büyük ortağı oldu ve ülkeyi yönetti. 

2000'li yıllar ülkede tek parti hükümetlerinin kurulduğu yıllar. 2001 krizinin ardından tek başına iktidara gelen AK Parti 2002, 2007, 2011, 2015, 2018 ve 2023 seçimlerini alarak ülkeyi tek başına yönetti. Bu uzun zaman aralığında yapılan mahalli seçimlerde de AK Parti belediyelerin çoğunu alarak yerel yönetimlerde iktidar oldu. 

AK Parti'nin bu kadar yıl genel ve yerel seçim kazanmasında başka sebepler olsa da milli görüş ve AK Parti belediyeciliğinin katkısı büyüktür. Bir de 89 yılında yerel yönetimlerde iyi bir performans göstermeyen SHP'nin de imajı önemli bir etmendir. 

2023 seçimlerine, 2018 seçimleri gibi ittifakla giren AK Parti, genel seçimleri kazanmada zorlansa da CHP'nin başını çektiği ittifak güven vermediği için yarışı önde tamamladı. Daha önceki seçimleri kazanmada hiç zorlanmayan AK Partinin bu seçimlerde zorlanmasında enflasyon, hayat pahalılığı önemli bir etken oldu. 

2024 mahalli seçimlere gelindiğinde, hayat pahalılığından iyice bezen halk daha önceki seçimlerde verdiği desteğini çekti ve belediyelerin çoğunu tıpkı 89 yılında olduğu gibi CHP'ye verdi. 

Seçmen, 2024 mahalli seçimlerinde verdiği destekle, CHP'yi yerel yönetimlerde test edecek. Başarılı bulursa 2028 yılında ülke yönetimini CHP'den bir Cumhurbaşkanına teslim edecek. Başarılı olamazsa, ideolojik davranırsa, 89 yılından 2024 yılına kadar 35 yıl iktidarı ve doğru dürüst belediye vermediyse yine iktidarı vermeyecek ve teslim ettiği belediyeleri de geri alacaktır. 

Kısaca halk CHP'yi yerel yönetimlerde getirerek teste tabi tutuyor. Çünkü iktidara giden yol yerel yönetimlerden geçiyor. Geçmiş siyasi tarihimiz bunun örnekleriyle doludur. Bekleyip göreceğiz.

3 Nisan 2024 Çarşamba

Birinci Elden Yerinde Tespitler

"Yanlışı millette aramak bizim geleneğimizde asla yok, kendimizi hesaba çekeceğiz".

Parti ciddi bir oy kaybına uğramıştır. Bunda 2019 seçimlerine göre sandığa gitmeyen yüzde 6’lık oranın payı büyük. Seçmenin sandıktan soğumasında, “ekonomik zorluklar, koronavirüs salgını ve Rusya-Ukrayna çatışmasıyla şiddetlenen enflasyon artışı etkili olmuştur.

“Emeklilerimizin serzenişlerini il ziyaretlerimizde zaten görüyorduk. Gerek tek seferlik 5 bin lira ödenmesi, gerek yüzde 50’yi bulan maaş zamları, gerekse diğer adımlarla, bütçe disiplinini bozmadan, üzerimizdeki bu baskıyı hafifletmeye çalıştık ama muvaffak olmadık.”

“Gazze krizi gibi elimizden gelen her şeyi yaptığımız ve bedel ödediğimiz bir meselede dahi siyasi saldırıları savuşturmayı, kimi çevreleri ikna etmeyi maalesef başaramadık”.

Milletin sinesinden doğmuş bir siyasi partinin en büyük düşmanı vatandaşla arasına duvarlar örmesidir. Hangi konumda olursa olsun bu partide hiç kimsenin ‘layüsel’ olmadığını milletimize göstereceğiz.

"Şahsım dâhil bu masanın etrafında oturan hiçbir arkadaşım, seçim sonuçlarının sorumluluğundan kaçamaz".

“Hatayı, kusuru, yanlışı millette aramak, bizim geleneğimizde asla yoktur. Biz siyasi hayatımızın hiçbir döneminde böyle bir yola başvurmadık, şimdi de başvurmayacağız. Açık söylüyorum, şahsım dâhil bu masanın etrafında oturan hiçbir arkadaşım, 31 Mart seçim sonuçlarının sorumluluğundan kaçamaz. Başkalarını hesaba çekmeden önce kendimizi hesaba çekeceğiz. İğneyi kendinize çuvaldızı başkasına batırmanızı istiyorum.”

“Nerede bir eksik, hata, kasıt veya ihanet varsa, üzerine gitmek boynumuzun borcudur. Diğer türlü, Allah korusun, daha büyük felaketlerin, daha sarsıcı kayıpların yaşanmasına mani olamayız.”

“Ya hatalarımızı görerek kendimizi toparlarız ya da güneşi gören buz misali erimeye devam ederiz. Ya başından sonuna kadar işimizi dört dörtlük yaparız ya da çok daha ağır bedeller ödemekten kurtulamayız. Ya milletimizle olan gönül köprülerimizi yeniden güçlendiririz ya da eleştirdiğimiz partilere benzemekten kendimizi alıkoyamayız”.

Yukarıdaki alıntılar, 31 Mart mahalli seçim sonuçlarının ardından birinci elden kamuoyuna açıklanan tespitlerdir. Kısaca,

Oy düşüklüğünün suçlusu millet değil, biz kendimizi hesaba çekeceğiz.

Daha önce bize oy veren seçmenin sandığa gitmemesinde yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı etkili olmuştur.  

Emeklilerin haklı isteklerini çözemedik.

Gazze ile ilgili çabamızı iyi anlatamadık.

Vatandaşla aramıza duvar ördük.

Kendisi dahil partide kimse layüsel değildir.

Ya hataları görerek kendimizi toparlayacağız ya da eriyip gideceğiz, diyor.

Yerinde tespitler. Daha başka tespitler de var. Özellikle kibir. Eğer tespitler ile yüzleşilir ve gereği yapılırsa belki toparlanma durumu söz konusu olabilir. Çünkü tespitleri doğru yapmak çözümün yarısını yerine getirmek demektir.  Ama sadece tespitle kalıp icraata dönüşmezse erime hızlanır. ANAP ve Doğru Yol Partileri gibi yok olur gider.

2 Nisan 2024 Salı

31 Martın Mesajı

31 Mart;

Kaç yıllardır verilen sınırsız kredide denizin bittiğinin ilan edildiği seçimdir. 

Verdiğim sınırları hayırsız evlat misali hoyratça kullandın ama yettin artık dediği seçimdir. 

Tencere ve tavanın götüremediği iktidar yoktur sözünün tecelli ettiği seçimdir. 

Sayıları 16 milyonu bulan, eşleriyle birlikte 30 milyonu temsil eden emeklinin, sandığı etkilediği seçimdir. Emekli, emekli yılında yılın adamı olduğunu göstermiş ve maçın kaderini etkilemiştir. Emekli kök maaşa, promosyon müjdesine, temmuzda sizi görüp gözeteceğiz müjdesine isyan etmiştir. Bizimle dalga geçme, bizi oyalama demiştir. 

Alternatifimiz yok. Nasılsa bize verecekler diyenlere; seçmenin, alternatifiniz yok diye o kadar da uysal koyun değiliz. Gerektiğinde tepki vermeyi ve alternatif olmayanlara hazır olun mesajını vermeyi de biliriz dediği ve yıllardır güvenmeyip kenarda beklettiği yedeklere hazır olun dediği, eğer yerelde kendinizi ispatlarsanız sizi iktidara taşırız dediği bir seçimdir. 

Seçmenin ayağını denk al. Şayet ayağını denk almazsan, unutma ki seni getiren de biziz. Böyle gidersen götüren de biz olacağız dediği ve sarı kart gösterdiği bir seçimdir. 

Kimsenin hesap edemediği bir dip dalgadır. 

Sessiz çoğunluğun, yettiniz artık dediği bir seçimdir. 

Enflasyonu indireceğim, hayat pahalılığına son vereceğim vaatlerine, seçmenin bunlara karnım tok, aklımla dalga geçme dediği bir seçimdir. 

“Hükümetle yerel aynı olmazsa hizmet alamazsınız” tehdidine, seçmenin, elinden geleni ardına koyma dediği ve tehdide pabuç bırakmadığı bir seçimdir.

Yıllardır hükümet olanların halkın nabzını tutamadığı bir seçimdir.

Seçmenin sabrının taştığı bir seçimdir.

Seçmenin şakam yok dediği bir seçimdir.

Seçmenin, hiç kaybetmeyenlere acı bir mağlubiyet tattırdığı bir seçimdir.

Seçmenin güce boyun eğmediği bir seçimdir.

Seçmenin 2023 seçimlerinde kerhen verdiği desteği çektiği bir seçimdir.

Seçmenin; şımaranlara, güç zehirlenmesi yaşayanlara, Osmanlı tokadını attığı bir seçimdir.

Seçmenin benim için artık kurtarıcı değilsin dediği ve başka çıkar yol arayışına girdiği bir seçimdir.

Seçmenin, senin derdin seçimse, benim derdim geçimdir, geçim dediği bir seçimdir.

Seçmenin, yarınlar için birilerini yerelde teste tabi tutmaya karar verdiği bir seçimdir. Adeta seçmen, fikrin ve zikrin ne olursa olsun, yerelde testi geçersen, başımın tacı olursun dediği bir seçimdir.

Seçmenin; kim beni okur kim beni anlar kim beni gündemine alır kim beni ikna eder kim benim dertlerimle dertlenir kim verdiğim ev ödevini yapar ve hazır olursa, onu iktidara taşıyacağım dediği bir seçimdir.