27 Haziran 2022 Pazartesi

Başarı Belgesinde Toptancı Anlayış *

Diğer bakanlıklar ne yaptı ne etti bilmem. Bildiğim, Milli Eğitim Bakanı’nın 2021-2022 öğretim yılının her bir döneminde tüm çalışanlarına başarı belgesi verdiği. Böylece bir öğretim yılında bir personel disiplin cezası ile tecziye edilmemişse iki başarı belgesi almış oldu. Bir de kaymakamlık veya valilik vermiş ise bir yıl içerisinde üstün başarı belgesi almaya hak kazandı. Bazıları da önceki yıllardan bir belge almışsa, bunlar da üstün başarı belgesi alabilecekler. 

Başarı belgesi hangi hallerde verilir, kriterlere bir bakalım:

"Olağanüstü gayret ve çalışmaları ile emsallerine göre başarılı görev yapmak suretiyle;

*kamu kaynağında önemli ölçüde tasarruf sağlanmasında, 

*kamu zararının oluşmasının önlenmesinde ve önlenemez kamu zararlarının önemli ölçüde azaltılmasında, 

*kamusal fayda ve gelirlerin beklenenin üzerinde artırılmasında veya sunulan hizmetlerin etkililik ve kalitesinin yükseltilmesinde somut olaylara ve verilere dayalı olarak katkı sağladıkları tespit edilenlere" verilir. 

Kriterlere baktığımız zaman bu belgeyi almak çok zor. Adeta kişinin ağzıyla kuş tutması, uçup kaçması gerekiyor. Bu demektir ki bu belgeyi alacak kişi sayısı kurumlarda bir elin parmağını geçmez. Almayı hak edecekler de azami gayret sarf etmek suretiyle kurumlarına olumlu yönde katkı sağlayan ve katma değer üreten vazgeçilmez kişiler olmalı. 

Durum bu iken çalışıp çalışmadıklarına, olumlu katkı verip vermediklerine, bir katma değer üretip üretmediklerine bakılmaksızın MEB'deki tüm çalışanların hepsine birden başarı belgesi verilmesinin izahı ne olabilir? 

Sanırım Bakan, salgın riskine rağmen okullar açık tutuldu. Personel işine devam etti, çok çalıştı ve olağanüstü işler yaptı. Bundan dolayı tüm personel bu belgeyi almaya hak kazandı şeklinde düşünmüş olmalı.

Takdirini personeline ödül verme yönünde kullanan Bakan’ın bu tasarrufuna saygı duymakla beraber bu düşüncesine katılmadığımı ifade etmek isterim. Niçin? Çünkü bu anlayış toptancı bir anlayıştır. Toptancı anlayışlarda ise maalesef sapla saman karıştırılmaktadır. Çalışanla çalışmayan aynı kefeye konmaktadır. Bu da bir kurumda çok verimli olan çalışanların çalışma azmini olumsuz yönde etkiler. Her şeyden önce çalışanın hakkını korumak lazım. Zira böyle birinin “nasılsa çalışsam da çalışmasam da başarı belgesi garanti. Baksana falan arkadaşımız aldı. Ben de onun gibi olursam, kendimi yormamış olurum” düşüncesine kapılması olasıdır. Biz bunu 90’lı yıllardan beri öğrenciyi sınıfta bırakmama adına yıllardır yapıyoruz. Sınıfta rahat durmayan, dersin ahengini bozan, dersleri zayıf öğrencileri bir üst sınıfa geçirmek suretiyle çalışan öğrencileri heba ettik. Çünkü çalışkan öğrenci baktı ki arkadaşı yatarak sınıf geçti. Benim de çalışmama gerek yok dedi. Böyle kaybettiğimiz nice başarılı öğrenci olmuştur. Hasılı ne öğrencinin hepsi birdir ne de personelin. Hepsini durumlarına göre değerlendirmek lazım. Kimi kalmalı, kimi geçmeli; kimi başarı belgesi almalı kimi de almamalı. Adalet de bunu gerektirir. Zira toptancı anlayışta adalet olmaz.

Bir diğer husus, herkesin başarı belgesi aldığı bir yerde başarı belgesinin öneminden bahsedilemez. Bu yüzden başarı ve başarısızlıkta ölçüyü kaçırmamak ve bu işin cılkını çıkarmamak lazım.

*06/07/2022 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.

26 Haziran 2022 Pazar

Hepsi Oturduğum Yerden *

Ev değiştirdim bugünlerde. Ev değiştirdin mi elektrik, doğal gaz ve su aboneliği de değişecek. Eski evin abonelikleri kapatılacak, yeni evinkiler açtırılacak. İnternetin varsa nakil başvurusunda bulunacaksın. 

Yeni taşınacağım evi temizlerken oğlan geldi. Baba, abonelikler e devletten yapılıyormuş, haydi müracaat yapalım dedi. Oturup boşaltacağım evin aboneliklerini e devletten feshettim. 

Sıra geldi yeni evin aboneliğine. Eski oturanın abonelikleri fesih edilmeyince abone olamadım. Hangisi fesih olduysa eşyam taşınırken bir çırpıda abone oldum. 

Eski evin abonelikleri kapandıkça "Suyunuz kapatılmıştır, elektriğiniz kesilmiştir, doğal aboneliğiniz sona erdirilmiştir" mesajları geldi cebime. 

Aboneliği açılan elektrik ve sudan açıldı mesajı geldi. Sadece doğal gaz firması şu gün şu saat kontrol için gelinecek mesajı gönderdi. Belirlenen gün ve saatte görevli geldi. Kontrolünü yaptı. Gazınız açılmıştır dedi gitti. 

Suyun açılması gün içerisinde biraz zamanımı aldı. Bu su niye kesik dedim durdum. Nice sonra öğrendim ki suyum açılmış ama “tedbir amaçlı vananız kapalı tutulmaktadır” mesajını okumadığım için akşama kadar suyum açık olduğu halde susuzluk çektim. 

İnternet nakli için ilgili firmayı 444'lü bir numaradan pazartesi aradım. En erken çarşamba günü için randevu oluşturuldu. Evi temizlerken firmanın elemanı aynı gün içerisinde nakli yapıp gitti. 

Elektrik, su ve doğal gaz daha açılmadan İnternetin jet hızıyla bağlanması, eşimin dikkatini çekmiş. Elektriğimiz yok, suyumuz yok, doğal gazımız yok ama İnternetimiz var dedi. 

Başka nakil ve aboneliğim kaldı mı derken adres değişikliği geldi aklıma. Bunu da alışverişten sonra nüfusa gidip sıcağı sıcağına halledeyim. Hem böylece yürüyüşümü de yapmış olurum dedim. Dönüşte yolum üzerinde muhtarlık ofisini gördüm. Muhtara adres kaydı için aynı ilçenin nüfusuna mı gitmem gerekiyor dedim. Gitmene gerek yok, e devletten yapabilirsin dedi. Eve geldikten sonra kendim ve hane halkımın adres değişikliğini de e devletten hallettim. 

Hasılı herhangi bir firma ve kuruma gitmeden e devletten yaptığım fesih ve abonelikler makul sürede feshedildi ve bağlandı. Adres değişikliği hakeza. Sadece İnternet naklini telefonla çözdüm. Hepsi oturduğum yerden oldu. Kısaca her işim e devlette başladı, e devlette bitti.

Oh be dünya varmış, ağır hasar bırakan salgının belki de tek faydası bu dedim. Bu durumu, ister istemez eskiyle kıyasladım. Çünkü eskiden fesih ve abonelik işlemleri bir nevi işkence idi. Her gün bir tane fesih ve abonelik yapsan gemisini kurtaran kaptan idin. Aboneliğe giderken yanında ev sahibi olduğuna dair belge, kiracı isen kira kontratı, abone numarası, adres, elektrik-su ve doğal gaz faturası, son endeksin kaç olduğu, abone olacağın evin ödenmemiş eski borcu varsa öncelikle bunun kapatılması gerektiği, DASK numarası vs. evrak veya bilgiler istenirdi. Bunlardan biri eksik ise tamamlamak için geri giderdin. Dönüşte yeniden sıra alman gerekirdi. Öndeki sıranın sana gelmesini beklerdin. Sıra beklerken sık sık saatine bakardın. Ön ve arkandaki ile laflardın. Devlet yıkıp devlet kurar, görevlilere kızardın ve durmadan homurdanırdın. Görevli yazıp çizer. İstediği parayı verirdin. Sana upuzun bir sözleşme uzatılır, okumadan imzalardın vs. Tüm bunlar bittikten sonra aboneliklerin ne zaman kapanıp ne zaman açılacağını hacı yolu bekler gibi beklerdin. Daha az beklemek için firma ya da kurumun içinden bir tanıdığını bulma yoluna giderdin. Firmalardan ayrılıp eve geldiğinde ayakta dura dura ayaklarına kara sular indiğini oturunca anlar, yattığın yeri beğenirdin. 

Evet, üç aşağı beş yukarı durum böyle idi fesih ve abonelikler. Nereden nereye. Dün dolaşmaktan, mesai içinde işini halletmek için oradan oraya koşturup tüm günü firma önlerinde tüketmekten; şimdi terlemeden, kimseyle muhatap olmadan, herhangi bir belge ibraz etmeden oturduğun yerden e devlet sayesinde hallediyorsun bunları. Bu vesileyle e devletin işlevini ve önemini kavradım. Kim sebep olmuş, kim düşünmüş, kim yürürlüğe koymuş, kim bu işleri kolaylaştırmış ise helal olsun. 

Her şeyi bir çırpıda hallettikten sonra geriye kalan zamanda ben ne iş yapacağım? Beni tek düşündüren de bu.  Kendimi bir an için boşlukta hissettim ve aklıma bir Çin fıkrası geldi. Çin'in bir şehrinden diğerine tren yolu döşemek için görevliler fizibilite çalışması yapıyormuş. Hummalı çalışmayı gören köylüler, burada ne iş yapıyorsunuz diye sormuşlar. Yetkililer, tren yolu döşeyeceğiz demişler. Köylü bu. Ne işe yarayacak demiş. Yetkililer de bu tren yolu sayesinde 40 günde gidip geldiğiniz falan şehre 4 günde gidip geleceksiniz müjdesini vermiş. Köylüler bu duruma sevineceği yerde, iyi de geriye kalan 36 günde biz ne iş yapacağız demişler. 

Benimki de o hesap. Tüm abonelikleri az bir süre içerisinde e devlet marifetiyle halledince, geriye kalan zamanda ben ne iş yapacağım diye düşünmeden edemedim. 

*29/06/2022 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.

Birileri Dünyaya Yeniden Gelse *

—Babacığım, Kur'an'da geçen Ashabı Kehf konusunu bir türlü anlamadım. Yedi kişi nasıl olur da üç yüz yıldan fazla uyur, sonra uyanır, alışverişe giderler, paraları geçmez vs. 

—Anlamayacak ne var evlat. Allah onları uyutmuş veya vadeleri gelince vefat ettirmiş. Sonra onları yeniden diriltmiş. Tüm bunlar Allah için kolaydır. 

—Hikmeti ne ola ki? 

—Hikmetlerinden bir tanesi de yeniden dirilmeyi anlatır. İnsanların ahiret inancının pekişmesine yardımcı olur. 

—Başka? 

—Devirlerin değişmesiyle her şeyin değiştiğine bir örnektir. 

—Mesela?

—Giyim-kuşam değişir, yönetimler değişir; kötüler gider, iyiler gelir; iyiler gider, kötüler gelir; inançlar artar, azalır veya değişir; insanların yaşantısı değişir, paralar vs. değişir. 

—Paralar nasıl değişir? 

—Aynı topraklar üzerinde bir devlet yıkılır, yerine başka bir devlet kurulur. Yeni devletin ilk yaptığı şeylerden biri de parayı değiştirmek olur. Bazen para değişmez. Paranın alım gücü azalır veya artar. 

—Enflasyon ve hayat pahalılığı demek istiyorsun. 

—Aynen öyle. Mesela 2018 ve öncesi ölen biri Yedi Uyurlar gibi mezarından uyandırılsa ve dünyaya yeniden gönderilse, bu kişi evine gelip alışveriş için çarşı pazara çıksa ne der bu duruma? 

—Ne der? 

—Parasının alım gücüne bir bakacak. Her şeyin ateş pahası olduğunu, bıraktığı parasının değerinin düştüğünü görecek ve yanlış yere geldim diyecek. Tıpkı Ashabı Kehf gibi. Ayakları yere basınca da ne olmuş bu piyasaya, bu kadar kısa zamanda şu dünyanın geldiği hale bak, bu dünyayı yalnız bırakmaya gelmez diyecek. Belki de yaşanmaz bu dünya, yerin altı buradan iyi diyecek. 

—Sanki Ashabı Kehf’i biraz anlamaya başladım gibi. Tek fark, Ashabı Kehf’i yüzyıllar sonra dirilten, onları şaşırtan ve görenlere ibret mesajı veren Allah, 2018'den itibaren enflasyon ve hayat pahalılığına sebep olan ve piyasanın altını üstüne getiren ise yönetimlerdir. 

*29/07/2022 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Barbaros Ulu adıyla yayımlanmıştır.