Girdiği her yarışta galip gelerek hep kazananlar için en
zor gelen ilk mağlubiyeti tatmasıdır. Bu mağlubiyetin daha büyüğü ise
mağlubiyetin üzerine ikinci bir mağlubiyeti almaktır.
Hiç mağlup olmayanların aldıkları ilk yenilgide yapmaları
gereken, ilk mağlubiyeti bir yol kazası olarak kabul etmeleri, yanlışlarıyla
yüzleşmeleri ve yanlışlarını telafi etmiş bir şekilde sonraki yarışlara
hazırlanmalarıydı. Ama böyle yapmayıp ilk yenilgiyi kabul etmemek ve
itirazlarla yarışı tekrarlatmak, her halükarda bu yarışı kazanmalıyım diye
yarışa asılmak ve yarışı kazanmak için ilke ve prensipleri bir tarafa bırakıp
tasvip görmeyecek yollara tevessül etmek ve bunlardan medet ummak tabiatı
zorlamak demektir. Böylesi bir durumda galibiyet gelirse ne ala! Hak yerini
buldu, yol kazasıydı, telafi edildi denir. Galibiyet değil de net bir
mağlubiyet alınırsa ortaya çıkan bu mağlubiyet, yenilgilerin en büyüğü olur. Bu
durum mağlubiyeti iyice tescillerken rakibin gücünü de olduğundan daha fazla
büyütmüş olur.
İş bittikten sonra akıl vermek gibi olmasın ama bence
yapılması gereken;
*İlk yol kazasını kabullenmek ve hazmetmekti. Zira yarışa
çıkan hep galibiyeti hedeflerken mağlubiyeti de hesaba katması gerekir. Çünkü
yarışın doğasında yenmek kadar yenilgi de vardır. Yenilgi de dünyanın sonu
değildir. Bir yenilir, daha sonra yenersin.
*Daha önce nasıl kazanıyordum? Şimdi niçin kaybettim,
nerede hatalar yaptım diye kendisiyle yüzleşmekti.
*Ortaya koyduğu hata ve yanlışları gidermeye yoğunlaşmaktı.
Somut adım atmadan sadece “Mesajı aldık” demek yeterli değildir.
*Rakibini bir başka yarışta yenmek için kendisini
yenilemeliydi.
*Yarışa çıktığı aktörlerden yeterli gelmeyenleri geri plana
çekerek oyunu lehine çevirebilecek ekiplere ve yeni yüzlere yer vermeliydi.
*Rakibe tepeden bakılmamalıydı, küçümsenmemeliydi ve acemi
olarak görülmemeliydi. Çünkü rakibini küçümseyen hiç kimse bugüne kadar galip
gelememiştir.
*Rakibine mağdur olduğu hissi verilmemeliydi.
*Rakiple eşit şartlarda yarışılmalıydı.
*Rakibin karşısına çıkarılan rakibin kendisine saygı
duyulmalıydı. Adaylar kendi arasında rekabet edebilmeliydi.
*Rakibe karşı nezaket ve centilmenlik elden
bırakılmamalıydı, belden aşağıya vurulmamalıydı.
*Yarışta soğukkanlılık ve sağlıklı düşünmek hiç elden
bırakılmamalıydı. Çünkü sağlıklı düşünülmezse yapılan hatalar dağ gibi büyür.
Yapılması gerekenleri çoğaltabiliriz. Yazımızı şu ayetlerle
nihayete erdirelim. Bu
ayetler sünnetullah adı verilen Allah’ın kanunlarıdır ve değişmez.
"...Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda
bulunanı değiştirmez..." (Rad 11)
"...Allah, bir topluluğa lutfettiği nimetini, onlar kendilerini
değiştirmedikçe değiştirmez..." (Enfal 53)
“Ey iman edenler! Siz kendinizi
düzeltin. Siz doğru yolda olursanız, yoldan sapan kimse size zarar veremez.” (Maide 105)
***25/06/2019 tarihinde Pusula Haber gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.
***25/06/2019 tarihinde Pusula Haber gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.