Nüşirevan, MS 531-579 yılları arasında hüküm sürmüş ünlü bir Sâsânî Hükümdarıdır. I. Hüsrev veya ünvanıyla Enûşirvân-ı Âdil diye bilinir. Nüşirevan, Pehlevice “ölümsüz ruh” anlamına gelir. (TDV Ansiklopedisi)
Nüşirevan, İslam ve Türk-İslam kültüründe adalet timsali olarak bilinir; sarayının kapısına astığı adalet çanı/zinciri (zencîr-i adl) hikâyeleriyle ünlenmiştir. (ekşi sözlük).
Hz Ömer, “Ben Nüşirevan’dan daha az adil değilim” demek suretiyle Nüşirevan’ı örnek almış, adaletiyle nam salmış 2.halifemizdir.
Yazımın bundan sonraki kısmında, kıssadan hisse çıkarmak amacıyla ilki Nüşirevan’ı örnek alan Hz Ömer’e, ikincisi Nüşirevan’a ait iki hikayeye yer vereceğim. Hikayeler; 16.03.2024 tarihinde ‘Independent Türkçe’de İbrahim Altın tarafından ‘Halife Ömer'e ders veren Nuşirevan'dan adalet arayan bir dünyaya’ başlıklı yazıdan alıntıdır:
Hz. Ömer’in halifeliği zamanında Şam Valisi olan Sad b. Ebu Vakkas, şehirde büyük bir cami yapmak ister.
Bu nedenle de caminin yapılacağı yerde bulunan arsaları kamulaştırma kararı alır.
Herkes arsasının bedelini alarak arsasını camiye devreder.
Ne var ki Şam’da yaşayan bir Yahudi, cami yapılmak istenen yerde bulunan arsasını satmak istemez.
Vali, ne kadar yüksek bir ücret teklif etse de Yahudi vatandaş arsasının kamulaştırılmasına bir türlü rıza göstermez.
Duruma daha fazla sabredemeyen vali, arsa sahibi Yahudi’ye arsanın bedelini fazlasıyla verip onun rızası olmadan arsaya el koyar.
Arsası, zorla elinden alınan Yahudi, komşusu olan bir Müslüman’a gider. Sızlana sızlana derdini anlatır ve şöyle der:
Vali, rızam olmadan arsama el koydu bana zulmetti. Şimdi ne yapacağımı bilmiyorum, bana bir yol göster.
Müslüman komşusu da ona, “Medine’ye git. Orada halife Hz. Ömer var. Derdini anlat; Ömer, son derece adildir, elbette seni dinler” diye akıl verir.
Şamlı Yahudi, Medine’nin yolunu tutar. Yorucu bir yolculuktan sonra Medine’ye ulaşır, halifeyi sorar.
Vatandaşlar, bir hurma ağacının gölgesinde dinlenen halifeyi gösterir ve “İşte halife bu zattır” derler.
Hz. Ömer’in yanında ne bir koruma ne bir muhafız ne de bir güvenlik duvarı vardır.
Şamlı Yahudi şaşırır kalır ve kendi kendine, “Nasıl olur da koca halife bir hurma ağacının altında tek başına oturur?” diye söylenir.
Ruhunu saran o şaşkınlıkla Hz. Ömer’in yanına gider, selam verip, yamacına oturur. Olan biten her şeyi anlatır. Hz. Ömer adamı dikkatlice dinler.
Derken, önünde bulunan bir kemik parçasının üzerine bir şeyler yazıp, karşısında duran Yahudi adama uzatır ve şöyle der: Al bunu Şam valisine ver. Arsanı ondan geri alabilirsin. Yahudi, denileni yapar ve yazıyı alıp, oradan ayrılır.
Halifenin kendisine verdiği kemiğin üzerinde ne yazdığını merak eder ve yazılanı okumaya başlar.
Kemiğin üzerinde aynen şöyle yazar: Bilesin ki, ben Nüşirevan’dan daha az adil değilim!
Adam, bu kısa ve net cümleye bir türlü bir anlam veremez. Şaşkınlığı daha da artar.
Yolda giderken, kendi kendine, “Şam’daki idarecilerin giyim, kuşam ve oturdukları yerdeki ihtişam ve debdebe nerde; Medine’deki halifede bulunan tevazu nerde? Şam’dakiler şu mütevazı halifeyi ciddiye alırlar mı ki? Hiç sanmıyorum.” diye düşünür.
Sonunda Şam’a varır. Doğrusu valiye gitmeyi hiç ama hiç istemez. Zira sonuç alamayacağı kanaatindedir. En sonunda “Mademki yorulup da oralara kadar gittim, bari halifenin şu yazdığı cümleyi valiye vereyim” diye düşünerek valiye gider.
Valinin huzuruna çıkar çıkmaz Hz. Ömer’in kendisine verdiği kemik parçasını uzatır ve “Medine’deki halifenin size mesajıdır” der.
Vali, kendisine uzatılan kemiğin üzerinde yazılanları okuyunca, aniden beti benzi atar, sapsarı kesilir; uzun müddet başını yerden kaldıramaz.
Derken endişe içinde, başını yerden kaldırıp Yahudi adama dönerek, şöyle der: Arsanız size geri verilmiştir. Bunun karşısında Yahudi adam, hayretler içinde kalır. Zira tek bir cümlenin koca valiyi bu denli sarsacağını hiç tahmin edememiştir. Merak ve dehşet içinde valiye dönerek sorar: Lütfen, bana bu cümlenin neden sizi bu kadar dehşete düşürdüğünü anlatır mısınız? Burada yazılanlara anlam verememiştim; şimdi sizin bu halinizi görünce hayretim ve merakım iyiden iyiye arttı. Bu cümlenin hikmeti nedir acaba?
Bunun üzerine Şam Valisi Sad Bin Ebu Vakkas, “Bak, sana bu cümlenin hikâyesini anlatayım. O zaman benim neden bu denli ürperdiğimi anlarsın.” der. Hz Ömer’le kendi başından geçen şu hikayeyi anlatır: (“Adaletin Tesisi İçin Oğlunu Katleden Kral Nüşirevan” başlığıyla devam edecektir.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder