Esnaf bir dostumu ziyaret için yanına giderken komşu iki
esnafa çay geldiğini gördüm. Selam verdim. "Çay içiyoruz, buyurun"
tekliflerine "Çay teklifini reddetmem biliyorsunuz," dedim. Girdim
içeri.
Çayımızı yudumlarken laf lafı açtı. "Ramazan Bey!
Yazılarında bir de Konya düğünlerindeki ortak yemeğe değinseniz" dediler.
Dertli mi dertliydi ikisi de. "Ortak kaptan yemenin hijyen olmadığını,
özellikle dışarıdan şehrimize gelip düğün yemeğimizi görenler yemeklerimizin
çeşitliliğini beğenseler de yiyemediklerini, çünkü yoğurt çorbası ve bamya
yemeğine herkesin birden kaşık daldırmasını garipsediklerini, biz yerken
onların baktıklarını, böylesi durumlarda mahcubiyet duyduklarını, yerken
fazlaca yendiğini, hatta geçen bir düğünde on kişilik masaya 7 tabak pirinç
pilavının geldiğini, yemek yenirken sıra beklemek amacıyla masanın etrafında
ayakta beklendiğini, bu görüntünün hem yemek yiyen, hem de bekleyen açısından
güzel bir görünüm olmadığını, aslında ortak kaba kaşık saklamaktan ziyade
tabldot usulü yemek vermenin daha iyi olacağını, düğünlerde zaman zaman yemek
yetmediğini, çünkü kimin kaç kişiyle geleceğinin bilinemediğini, düğüne davet
ettiklerinden ortalama 50-70 davetiyelik insan gelmemesine rağmen yemeğin ya yetmediğini,
ya ilave yaptırmak zorunda olduğunu ya da bazısının yemek yiyemeden geri
döndüğünü, aslında en güzeli düğüne katılacak olanın kaç kişiyle katılacağını
düğün sahibine bildirmesinin aksaklığı önleyeceğini, yine düğünlere hediye
olarak getirilen hediyenin düğün sahibinin işine yaramayacak şekilde
kap-kacaktan ibaret olduğunu, keşke bunun yerine para verilse daha iyi
olacağını..." saydı ikisi birden. Bir bardak çaya dünyanın lafını
işittim desem durumun vahameti sanırım daha iyi anlaşılır. Dertlilermiş,
içlerini döktüler bana.
Konuşmalarını bitirdikten sonra düşüncelerine aynen
katıldığımı, üstelik bu konuda defalarca yazdığımı söyledim kendilerine. Çoğu
insanımız sizin, benim gibi aynı hassasiyette olmasına rağmen yerleşik düzeni
değiştirmenin zor olduğunu, bazılarının da "Biz goca Gonyalıyız, bizde
adet böyle. Eski köye yeni adet getirme" dediğini, işte bu azınlığın
sözünün geçtiğini, kimsenin düzeni değiştirmeye kalkmadığını, aslında bu
konunun camilerde vaaz ve hutbe konusu yapılmasının insanımızın ekseriyetini
bilgilendireceğini, bazı kurumların ramazan ayında verdikleri toplu iftarlarda
tabldot usulünü kullanıp öncü olabileceklerini, bizim düğünlerimizde sorunun
sadece ortak kaptan yemek ve düğüne hediye olarak gelen kap-kacak olmadığını,
düğün konvoylarının da sorun olduğunu, yeri geldiği zaman silah atıldığını,
gereksiz korna çalındığını, düğün masrafının düğün sahibinin belini büktüğünü,
alışverişlerin yarışırcasına çok abartıldığını, iğneden ipliğe her şeyin
alındığını, düğünlere davetsiz misafirlerin geldiğini...anlattım. Bütün bunları
birkaç yazıda ele aldım ama hatırınız için bu konuyu tekrar ele alacağımı ifade
ettim ve yanlarından ayrıldım. Tabi bütün bu konuşmayı bir bardak çaya yaptım.
Umarım düğünlerimizde bir türlü değiştiremediğimiz bu
adetlerle ilgili son yazım olur. Karar ve takdir düğün yapacakların!
* 07/07/2018 günü Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
* 07/07/2018 günü Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder