6 Şubat 2025 Perşembe

Zafer Otobüs Durağı *

Konya'nın Zafer semti hem araç trafiği hem de yaya yönünden çoğu kimsenin uğrak yeri.

En fazla araç yoğunluğu da Zafer Otobüs Durağında.

Bu durak hiç boş kalmaz. Hemen hemen her üç dört dakikada körüklü bir otobüs bu durağa durarak hem yolcu alır hem de yolcu indirir.

Yalnız çoğu zaman otobüsler durağına yanaşamaz. İki şeritli yolun solunda yolcu indirir ve bindirir. Haliyle yol da kapanır.

Otobüsler durağına niçin yanaşamaz? Çünkü kendi durağı özel araçlar tarafından işgal altında olur hep. Bedava park bulmuş benim insanım. Aracını bir güzel koyuyor.

Durmak ve park etmek yasak yazılı levhasına rağmen araçların otobüs durağına park etmesi belli gün ve zamanlarda değil. Hemen hemen sabahtan akşama ve gece vaktine kadar bu otobüs durağı kendine Müslüman insanımız tarafından park yeri olarak kullanılıyor.

Durağına giremeyen ve yanaşamayan otobüsler geriye kalan tek şeritte indi bindi yaptığı için trafik kilitleniyor. Otobüsün arkasındaki araçlar Konya Lisesine kadar durmak zorunda kalıyor.

Evimden çarşıya doğru giderken bu durağın karşısındaki yaya yolunu kullanarak geçerim. Her geçtiğimde de araçlarınızı kaldırın anonsu yapan zabıta aracı veya polis arabası görürüm.

Zabıta veya polisin buraya park edilmiş araçları kaldırmaları birden mümkün olmuyor. Çünkü aracını park edip işyerlerine alışverişe dağılan araç sahiplerinin o gürültülü ortamda anonsu duyması mümkün değil. Hoş, anonsu duysa da araç sahipleri tınmıyor.

Anons ve silecek kaldırma bir süre devam eder. Polis ya da zabıta tüm araçları kaldırıncaya kadar epey bir uğraşıyor. Durak boşaltılınca, yol açıldığı için trafik iki şerit birden güzel bir şekilde akmaya devam ediyor. Otobüsler durağına yanaşabiliyor. Trafik kilitlenmiyor.

Yolun rahatlaması uzun sürmüyor. Çünkü polis ya da zabıta gidince iki üç dakika içinde araçlar tekrar durağa park yapıyor. Yeni gelen otobüsler de mecburen yolda yolcu indirip bindiriyor.

Sabahtan akşama buranın trafiğinin kilitlenmesi böyle. Ben bir türlü bu işi anlamadım. Benim Müslüman kardeşim, iki adım yürümemek için tüm trafiği kitleme uğruna buraya niçin aracını park ediyor? Zabıta veya polis bu araç sahiplerine ceza yazmıyor mu? Yazıyorsa cezalar mı caydırıcı değil? Millet cezayı tınmıyor mu? İnanın, anlamış değilim.

Sabahtan akşama polis ve zabıtanın hiç görevi yok da bu durağa park eden araçları kaldırmak, Alâeddin Tepesinin etrafını turlamak zorunda mı?

Polis ve zabıtanın amirlerinin bu konuda yapacakları yok mu? Bu durum hep böyle mi olacak? Konya'nın huzurunu sağlamakla görevli kişiler bu durak hakkında ne düşünüyor acaba? Acaba kendilerine böyle bir derdimiz var, biz bu durağı bir türlü boşaltamıyoruz. Sizin bir öneriniz var mı diye hiç sormadılar mı? Polis ya da zabıta, bu durağın yanına gelip hep anons etmek zorundalar mı? Durağa aracını park eden sürücünün plakasına cezayı yazın geçin. Yoksa bu sürücüler otobüs durağına park etmenin yasak olduğunu bilmiyorlar mı? Eğer bilmiyorlarsa yetkileri var mı bilmiyorum ama gerekirse ehliyetlerine el konulsun. Sahibi aracın başında olsa hatta aracı çekiyorum dese dahi çekici çağırıp aracın, park sorunu olmayan rahat bir yere çekilmesi çok iyi olur. Bu da herkesin kulağına küpe olur.

Otobüs durağına park eden kendine Müslüman kardeşim, tek kelimeyle ayıp ediyorsun. Bir diğer ayıbı da burada kesin çözüm üretmeyenler yapıyor. Öyle ya yetkililer be için varlar? Çözüm üretmek için değil mi?

*26.02.2025 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır. 

Suriyeliler de Dolandırılıyormuş!

Az önce bir esnafın yanına uğradım. Bir bardak çay içip az lafladık.

Ardımdan biri geldi. Gelen de benim gibi müşteri değildi.

Bu esnaf dükkanı, satışın yanında gelen gidenin uğrak yeri, aynı zamanda danışmanlık hizmeti de verir. İstenen kendisinde yoksa şuraya git, buraya git, falan yerde bulabilirsin gibi. Aynı zamanda dert yeri. Gelen derdini anlatır giden derdini anlatır. Maşallah arı gibi dükkan.

Benden sonra gelen de belli ki buraya gelip giden biri. Konuşmalarını dinledim.

Gelen belli ki bir süre işsiz kalan, bu süre zarfında sağa sola borç yapan biri. Bir vakıfta iş bulmuş. İlk maaşını almış. "Tümünü borçlara dağıttım şükür" dedi. "Başka eleman lazım olursa bir Suriyeli var. Az önce işçi bulmaya gönderdim. Haberim olsun. Beni ara" dedi esnaf. "Ama senin telefon yoktu değil mi? Sana uygun bir telefon ayarlayalım" dedi. "İş arayan Suriyeli kaç yaşında" dedi. 42 yaşında olduğunu duyunca, "Kolay iş bulur. Yalnız işçi bulmadan iş çıkmaz. En iyisi o arkadaşı eski SGK'nin yanında falan yer var. Oraya gönder. Orası birden bulur" dedi. Esnaf hemen o Suriyeliyi aradı. Yeri tarif etti. "Hemen oraya uğra" dedi.

Vakıf çalışanı ayrıldıktan sonra Suriyeli işsiz adamdan bahsetti esnaf.

"İngilizce öğretmeni imiş. İç karışıklıktan sonra buraya atmış kendini. Ne iş buldu ise çalışmış. Son bir yerde iş bulmuş. Falan bankadan hesap açtıracaksın demişler. Benim şu bankadan hesabım var dediyse de olmaz, o bankadan olacak demişler. Mecburen dedikleri özel banka şubesine giderek hesap açtırmış. Banka kendisine banka kartının yanında bir de kredi kartı vermiş. İstemem dediyse de kredi kartı zorunlu demiş banka çalışanı.

Çalıştığı bu işyeri iki hafta sonra çıkışını vermiş. Bankaya gidip kartları iptal ettirmek istemiş. Demişler müşteri hizmetlerini arayacaksın.

Aramış müşteri hizmetlerini. Kartı kapattırmak istediğini söylemiş. Müşteri hizmetlerindeki çalışan, niye kapatıyorsun, şöyle böyle derken Suriyeliden şunu söyle, bunu söyle, kart şifreni ver demiş. Suriyeli de çalışan ne istediyse söylemiş. Tamam kartın kapandı diye görüşme sonlanmış.

Suriyeli sonra bankaya niçin gitti ise sanırım banka kartını kapattırmak için gitmiş olmalı. Burasını es geçmişim.

Banka, senin kredi kartında borç görünüyor demiş. İyi de ben onu kapattırdım. Hiç alışveriş yapmadım demiş. Banka, harcama senin değilse polise git demiş.

Suriyeli, esnafın yanına gelmiş. Adamın kredi kartı hesabından iki defa alışveriş yapılmış İstanbul'daki bir kuyumcudan. Biri 15 bin, öbürü 20 bin olmak üzere 35 bin lira. Kredi kartının limiti de 120 bin liraya yükseltilmiş.

Esnaf tekrar bankaya göndermiş. Git bu harcama benim değil diye oradan bir form doldur, bu borcu da ödeme diye akıl vermiş. Formu doldurmuş. Polise de şikayetçi olmuş.

Suriyelinin başına bu geleni duyunca üzülmemek elde değil. Bu gidişat nereye bilmem. Dolandıran dolandırana.

Kendisini polis, asker, banka diye tanıtıp kandıranları duydum da müşteri hizmetlerinden birinin kandırdığını ilk defa duyuyorum. Daha ne ilkler duyacağım? Yaşarsam, tüm bu olup bitenleri hayret ve ibretle izleyeceğim.

İşin garibi dolandıranların hiç insafı yok. Bu adam işsiz mi, parası var mı demiyor. Yerli, yabancı, zengin, fakir demiyor. Vurup geçip gidiyor. Vah yazık vah!

Bir söz de Suriyeliye olsun. Be kardeşim! Okuyup İngilizce öğretmeni olmuşsun. Orada belki de öğretmenlik yaptın, belki yapamadın. İç karışıklıkta postu deldirmeyip bu ülkeye postu atmışsın. Burada Arapça ve İngilizcenin dışında Türkçe de öğrenmişsin. Ben öğretmenim demeyip ne iş buldunsa çalışmışsın. Hayatın her türlü cenderesinden geçmişsin ama bu kadar bilgi ve tecrübeye rağmen dolandırıcıları öğrenememişsin. Hoş biz de öğrenemedik insanların huzurunu kaçıran, insanların mutsuzluğu üzerine keyif çatan, insanı ayakta uyutan bu düzenbaz sahtekar dalaverecileri. Ne diyelim. Geçmiş olsun. 

Çay Ocaklarının Sevmediği Müşteri Tipleri

Çay ocaklarının sevmediği müşteri tipleri:
Çaya şeker atanı,
Demli çay isteyeni,
Bir bardak içtikten sonra çay ocağını söğüt gövdesi sanıp saatlerce oturanı,
Çayın olmamış diyeni,
Bu çay açık olmuş diyeni,
Bardak temiz değil diyeni,
Şu sobaya birkaç odun at diyeni,
Ben orucum diyeni,
Midemi üşütmüşüm. Çayın dışında ne var diyeni,
Çay ocağında olmayan bir içeceği isteyeni,
Çaycıda simit olduğu halde dışarıdan simit getireni,
Ödemeyi yaparken kaç çay içtiğini bilmeyeni,
Çaycı çay borcunu söyledikten sonra biz o kadar içmiş miydik ya diyeni, hayır biz şu kadar içmiştik diyeni,
Çay kaç lira idi diyeni,
Tek başına çay içeni,
Çaycı yanında iken çay istemeyip çaycı yan tarafa çay getirdikten sonra bir çay da bana diyeni,
Çay demli olmuş, şunu biraz açar mısın diyeni,
Çay biraz açık olmuş, şuna biraz dem çek diyeni,
Ne içersin dendiğinde, az sonra içeyim diyeni,
Ne içersin dendiğinde, az sonra arkadaşlar gelecek, o zaman diyeni,
Hangi çay kullanıyorsun? Şu çayı kullan diyeni,
Çay eskimiş veya çiğ diyeni,
Bir çayın ardından uzun süre çay içmeyene, çay ister misin dendiğinde, yok diyeni,
Tüm masaları tek müşterinin kapladığı müşterileri,
Biri erken davranıp çay parası verirken diğerinin arkadan gelip buradan al diyeni ya da birkaç kişi birden şuradan al, buradan al rekabetine girenini, bozuk parası olandan almaya kalkınca, al şunu boz diyeni,
Masayı kitli ve hoyratça kullananı,
Oturak ya da sandalyenin ön iki ayağını kaldırarak arka iki ayakla arkaya yaslananı,
Çaycı ocağı kapatıp gidecek, hala oturmaya devam edeni...