13 Ocak 2025 Pazartesi

Hayata Dair Hikmetli Sözlerden

Hikmetli Sözlerden *
1. Elinde yiyecek olsa bile yaklaştığında kaçan bir kuşa şaşırma; kuşlar bazı insanlar gibi değildir, özgürlüğün ekmekten daha değerli olduğuna inanırlar.
2.Su, yağa sordu: "Ben senin ağacını yeşertenim, nasıl benden üstün oluyorsun? Nerede edep?" Yağ cevap verdi: "Sen nehirlerde memnuniyetle yetiştin, ben ise ezilmeye ve zorluğa sabrettim, sabırla yükseldik."
3.Gözyaşları damlalar değildir, kelimelerdir; ama bu kelimeleri okuyup anlayacak birini bulmak çok zor.
4.Bazı insanların kalpleri sonbahar yaprağı gibidir, ne kadar sulasan da elinde yeşermez, onları rüzgara bırak.
5. Onurlu ol ve ne olursa olsun eğilme; belki başını tekrar kaldırma fırsatın olmayacak.
6.Kelimeler tohum gibidir, ama kalplere ekilir, toprağa değil. Bu yüzden ne ektiğine dikkat et ve ne söylediğini gözet, çünkü bir gün ektiğini yemek zorunda kalabilirsin.
7. Saygı on parçadır, dokuzu sessizlikte, onuncusu ise küçük akıllardan uzak durmakta.
8.Küçük detayları büyütüp, çirkinlikleri açığa çıkaran bir mikroskop gibi olma; tarafsızca yansıtan bir ayna ol. (Mehmet Cömert’in Çevirilerimden)
Hayata Dair Öğütler *
 • Duyduğun her şeye inanma, elindeki her şeyi harcama ve de canının istediği kadar uyuma.
 • ”Seni seviyorum” dediğin zaman inanarak söyle.
 • Kazandığın zaman böbürlenme.
 • Kaybettiğin zaman mazeret arama.
 • Sessizliğin bazen en iyi cevap olduğunu unutma.
 • Mutluluğun kendiliğinden gelen bir şey olduğunu düşünme. Mutluluk bilfiil yaptıklarının sonucudur.
 • Yalnızca geldiği kaynağı sevmiyorsun diye iyi bir fikri bir kenara atma.
 • Yapman gerekeni neşe içinde yap.
 • İlham bekleyerek vakit kaybetme. Sen başla, ilham gelecektir.
 • Daha çok kitap oku, daha az televizyon izle.
 • Unutma, ne kadar daha çok bilirsen o kadar daha az korkarsın.
 • Çocuklarının en iyi öğretmeni ve antrenörü sen ol.
 • Ufak tefek sıkıntıları gerçek sorunlarla karıştırma.
 • Her fırsatta çocuklarının elini tut. Elini tutmana izin vermeyeceği zaman çok çabuk gelecektir.
 • İyi ve dürüst bir hayat yaşa. Yaşlandığın zaman geçmişi düşünüp bir kere daha hoşça yaşarsın. (Mehmet Cömert’in çevirilerinden)

Enflasyonlu Hayatın Kazanan ve Kaybedenleri

Enflasyonlu hayatın kazananları:
Devlettir. Devlet çok yönlü kazanır. Devletin kazancı vergidir. Yüksek vergi koyar. Vergi koyarken kriteri, yaşanan enflasyona göre vergi koymaktır. İşçi, memur, emekli gibi sabit gelirliye ise hedeflediğini enflasyona göre zam vererek hem vergiden kazanır hem de sabit gelirliye zam verirken kazanır. Sabit gelirliye zam veren devletin daha doğrusu devleti yöneten hükümet yetkilileri, işçi ve memurunu bugüne kadar enflasyona ezdirmemiştir, yine ezdirmeyecektir. Hedeflenen enflasyon tutmazsa enflasyon farkını altı ay sonra yansıtmakta. Bu da sabit gelirlinin hakkını bir altı ay geç vermek demektir ki burada da devlet kazanır. Çünkü bu, kişinin borcunu zamanında değil de altı ay geç ödemesi gibidir ki paranın pul olması ve alım gücünün düşmesi sebebiyle sabit gelirli zarara uğrarken devlet yine kazanmış oluyor.
Esnaf kazanır. Çünkü esnaf enflasyondan etkilenmez. Aldığı ürüne zam geldikçe tereklerdeki ürünün etiketini günceller. Mesela bir ürünü üç liraya alıp beş liraya satacak iken aldığı ürün yerinde 5 liraya çıkmışsa, üç liraya aldığı ürünü sekiz liraya satmış olur. Böylece hem alırken kazanır hem de satarken. (Esnaf buna mecbur. Böyle yapmazsa yani aldığı fiyattan satarsa, sattığı malı yerine koyamaz.)
İthalatçı kazanır. Ürününü döviz bazında kaça almışsa, üzerine kârını koyarak satışa sunar.
İmalatçı kazanır. Aldığı ham maddeye zam geldikçe gelen zammı ekler. (Girdi maliyetleri söz konusu.)
Fabrikasyon üretimi yapanlar kazanır. Bunlar da girdi maliyetleri yükseldi demek suretiyle ilaveten zam yaparlar. (Girdi maliyetleri)
Bir diğer kazananı, evi ve dükkanı olup kiraya veren ev ve iş sahipleridir. Bunların çoğu çok insafsızdır. (Piyasa)
Kısaca enflasyonlu hayatın kazananı (devlet, üretici, imalatçı, ihracatçı vs.) çoktur. Çoğu zaman maliyetinin üzerinde zam yaparlar. Çünkü piyasa oynaktır. Yerine koyamam düşüncesi olur. Bir de daha fazla kazanma hırsı ortaya çıkar. Tüketici de sürekli zamma alıştığı için nasılsa tepki gelmez diye düşünür.
Enflasyonlu hayatın kaybedeni, işçi, memur, emekli, asgari ücretli gibi sabit gelirli kişilerdir. Bunlar TÜİK enflasyonuna göre zam alır. Bu da piyasa enflasyonunun altında bir orandır. Verilen zam oranı enflasyonun altında kaldığında, verilecek enflasyon farkını da 6 ay geç almak suretiyle enflasyon farkından da zarar eder.
Enflasyonlu hayatın bir diğer kaybedeni ise tüm tüketicilerdir. Bunlar her ürünü yüksek ve zamlı fiyattan almak zorunda.
Bir diğer kaybeden ise kirada oturanlardır. Bunların kirası her yıl çok yüksek artış gösterir. Kiracının o evde oturması ev sahibinin insafına kalmıştır. İstenen kira artışına yanaşmayan bir şekilde taciz edilerek evden çıkarılır.
Şu var ki kazananı ve kaybedeni olsa da enflasyonlu hayat eve ve bacaya bastırılacak bir şey değildir. Toplumda ne ahlak bırakır ne vicdan. İnsanı insanlıktan çıkarır. Şeytan görsün enflasyonun kendisini diyeceğim ama bizim ülkemizi çok sevdiğinden hiç gitmiyor bizden. Başımızın belası olarak içimizde hayatına devam ediyor. Ne diyelim, sebep olanlar sağ olsun.

12 Ocak 2025 Pazar

Konya Gar Otoparkı

Bu fotoğrafı ortasından çektim. Arkamda da sağlı sollu yola park edilmiş bir o kadar araç var.
Burada düğün mü var demeyin. Olsa olsa cenaze olabilir demeyin. Saatlik bir etkinlik vardır burada hiç demeyin.
Burası Konya Gar'ının Havzan girişindeki cadde.
Orada İstasyona ait büyükçe bir park var. Bu park varken niye yola park edilmiş demeyin.
Doğrudur. Orada büyük bir park var. Ama bu park, halihazırda araç trafiğine kapatıldı. Araç girmesin diye kapısına kocaman bir kilit vuruldu.
Bu müsait park kapatılınca; yolcu almak, yolcu göndermek isteyenler; İstanbul, Ankara ve Eskişehir'e günübirlik gidip gelenler ise araçlarını yol üzeri iki taraflı park etmek zorunda kaldı.
Aracımı parka koyarım diye gelenler şaşırıyor, gelip geçenler şaşırıyor.
Geçici bir durum mu bu? Hayır.
Parkta çalışma mı yapılıyor? Hayır.
Bu park başka bir amaçla mı kullanılacak? Hayır.
O değil, bu değil. O zaman önemli bir ihtiyacı gideren bu park niçin kapatıldı? Öğrendiğimize göre belki de yüz araçlık büyük park güvenlik amaçlı kapatılmış. Bomba konur endişesiyle emniyet uyarmış. Bu parka ya eleman koyacaksınız ya güvenlik kamerası döşeyeceksiniz ya da boşaltılacak demiş.
İstasyon müdürlüğü de çareyi parkı boşaltmada bulmuş, kapısına bir kilit vurmuş. Bundan sonra koca park atıl bir şekilde bomboş bekletilecek.
Gelen onca araç ise mecburen yol boyu park edilecek.
Bu dar cadde işlek bir cadde. Resimde göründüğü gibi iki taraflı araç konduğuna göre bu demektir ki karşıdan araç gelirken araçlar birbirine yol vermek zorunda.
Bu problem kısa zamanda çözülmezse, Gar yönetimi geri adım atmazsa, emniyet bomba tehlikesi tedbirinden vazgeçmezse, bundan sonra bu yol bu şekilde araç yığını haline gelecek. Park edecek yer bulamayan Gar yolcusu, civardaki meskûn mahallin önüne, daracık sokaklara aracını koymak zorunda kalacak. Yolcu indirecek araç sahibi ise tek şerit olarak işleyen yolda durarak yolcusunun indirmek zorunda kalacak. O yolcusunun indirirken arkasındaki araçlar durmak zorunda kalacak.
Teröristler gelip bu parkta bomba patlatabilir mi? Bu ülkenin terörden epey ağzı yandığına göre parkta bomba patlatmak ihtimal dahilinde. Sadece burada değil, her yerde bu bombalar patlatılabilir. Yalnız bomba patlatılma ihtimali var diye tedbir amaçlı parkı boşaltmak çözüm değil, olsa olsa olmayan yeni bir problem üretmektir.
Yetkililerin tepki çeken bu kararlarını yeniden gözden geçirmelerinde fayda görüyorum.