11 Ocak 2025 Cumartesi

Captagon *

Bir kamu kuruluşuna işim düştü. Kim bakıyor bu işe diye.

Dediler ki işte şu arkadaş bakıyor.

İşime yardımcı olmak üzere yan yana yürürken akşama kadar aynı işten dolayı ayaklarına kara sular indiğini söyledi görevli.

Kurumu, emniyet gerekçesiyle böyle bir karar almış. İhale de buna kalmış.

Yolda giderken ben sormadan konuşmaya başladı. Ben Hatay'ın falan yerinden geldim buraya dedi.

Belli ki depremzede. Depremzedelere de devlet hak vermiş olmalı ki orada kamu işinde çalışan bu arkadaş nakil yoluyla Konya'ya gelmiş.

Alınan emniyet tedbirini o kadar garipsemiş olmalı ki -ki benim de garibime gitti- bir iddiadan bahsetti:

"Suriyeliler ilk geldiğinde çoğunun yiyecek ekmeği yoktu. Bakıma muhtaçtılar. Şimdi hepsinin evi oldu, altlarında son model araba var" dedi.

Çok mu çalışkanlar da bu zaman zarfında evleri, arabaları oldu dedim. "Suriye'den getirdikleri uyuşturucuları satarak" dedi. Kaçını gördüm topraktan uyuşturucu çıkarırken” mi dedi, “toprağa uyuşturucu saklarken” mi dedi, burasını anlayamadım. "Kaç defa polisi aradım. Bunlar şuradan uyuşturucu çıkarıp satıyor diye. Hiç oralı olan olmadı" dedi. "Burada bu emniyet tedbirini alıncaya kadar insanımıza uyuşturucu satanlara tedbir alınmalı" dedi.

Evet, Hatay'dan gelen, halen ilimizde bir kamu kuruluşunda çalışan Hataylı depremzedenin iddiası bu. İddia diyorum. Çünkü gözümle görmedim.

Burada hemen gözünle görmediğini niye aktarıyorsun. Bir insana duyduğu her şeyi aktarması ona günah olarak yeter demeyin. Gözüyle gördüğünü söyleyen bir vatandaşın aktardığını aktarıyorum. Ayrıca yalan söylemesi ve iftira atması için de bir sebep olmasa gerek. Doğru, yanlış demiyorum. Bu iddiayı dile getiriyorum ki yetkililer tedbir alsın.

Burada şu da yanlış anlaşılmasın. Ülkemizdeki tüm Suriyeliler uyuşturucu satıyor anlaşılmasın. Ki büyük çoğunluğunun böyle yapmadığını düşünüyorum. Ki çevremde o kadar tanıdığım Suriyeli var. Hiç uyuşturucu satacak tipe benzemiyorlar.

Belli ki bizim insanımızın içinde uyuşturucu satan varsa, onların içinde de vardır.

Şu var ki iddia hiç yabana atılacak gibi değil. Suriye'de 2011 yılından beri devletin olmadığı düşünülürse, o boşluk ve hengamede Suriye'de uyuşturucunun kol gezmesi, merdiven altında üretilip satışa sunulması işten bile değil. Nitekim doğru dürüst devletin olmadığı Afganistan ve Lübnan bunun en iyi örneği. Buralarda da uyuşturucu ekim, dikim, imalat ve satışı çok yaygın. Buralarda varsa Suriye'de niçin olmasın. Ki HTŞ Şam'ı devraldıktan sonra uyuşturucu imalatı yapan bir imalathaneye el koyduğu gazetelerde yazılıp çiziliyor. Hem de ülkenin dört bir tarafında uyuşturucu fabrikaları olduğu ortaya çıktı. Bu durumun doğru olduğunun tespiti de şu: Suriye ekonomisinde elde edilen paradan daha fazla paranın Suriye'de döndüğü yine yazılıp çiziliyor. Besbelli ki uyuşturucudan epey bir gelir elde ediliyor. Hatta dünyaca uyuşturucu olduğu pek bilinmeyen adına Captagon denen tablet şeklindeki uyuşturucun, Suriye ve Lübnan'da üretildiği, en büyük pazarlarının Suudi Arabistan olduğu belirtiliyor. Suudi Arabistan'a giden bu uyuşturucu yine Suriyeli uyuşturucu işiylile uğraşanlar eliyle Türkiye'ye sokup satılması hiç imkansız değil.

*15.01.2025 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır. 

Kahyanın Çiftlikteki Payı *

Hem maddi değeri hem stratejik önemi dolayısıyla kıymetli bir çiftlik var.

Bu çiftliğin sahibi olmak için çok kişi mücadele eder.

Para ve gücü elinde bulunduranlar, aralarında anlaşamadıkları için çiftliğin mevcut sahibini uzun süre yerinde tutarlar.

Ne zaman ki gücü elinde tutanlar aralarında anlaşır. Çiftliğin eski sahibine yol verirler.

Belli ki çiftliğin yeni bir sahibi olmuştur.

Şu var ki çiftliğin yeni sahibi kimse, orta yerde görünmüyor. Çiftlik benim demiyor.

İyi de bu çiftlik kimin o zaman? Koskoca çiftlik sahipsiz duracak değil ya. Çünkü tabiat boşluk kabul etmez.

Belli ki çiftliğin yeni sahibi orta yerde görünmeye niyeti yok. Yerine, kendisine vekalet edecek bir kahya ayarlar. Git çiftliğime. Dediğim ve istediğim şekilde tasarrufta bulun. Çiftliğimi işlet. Senden istediğim, çiftliğin asıl sahibinin ben olduğumu kimse bilmeyecek. Herkes çiftlik senin bilecek. Herkese bu çiftlik benim de. Dünya alem duysun bunu. Herkes etin ne, budun ne? Nasıl olur da sen bu çiftliğin sahibi olursun diyerek şaşıracak. Sen de benim gücümü küçümsemeyin. Ben eski güçsüz değilim. Gücüme güç kattım. İşte bu çiftlik de bunun örneği de.

Herkes böyle bilsin. Sen çiftliğe git gel. Orta yerde çok görün. İkili görüşmeler yap. Etkili ve yetkili kişi gibi davran. Toplantılara katıl. Yapılan anlaşmaları benim adıma sen imzala. Bil ki benim vekilimsin. Benim adıma vekalet mücadelesi vereceksin. Vekil olarak ben asılın işini yaparken buranın benim olduğumu kimse anlamaz. Çünkü ticari sır diye bir şey var.

Burada benim görevim ne dersen, bil ki sen bu çiftliğin kahyasısın. Kahyalığı küçümseme. Ben yokken o çiftliğin işleyişinden, gidişatından sen sorumlusun. İşçi ve eleman alımında tek yetkilisin. Benim planlarım çerçevesinde sen o çiftliği yöneteceksin. Sen yönetici görüneceksin. Emir ve talimat benden gelecek. Sen emrimi yerine getireceksin. Ama herkes bu emri sen verdin sanacak. Karşılığında seni ihya ederim. Karşılığını fazlasıyla vereceğim gibi ağzına da bir parmak bal çalacağım. Yeter ki adıma vereceğin vekalet savaşını çok iyi yap. Kendini hiç belli etme. Kimse bunun farkına varmasın. Ne kadar iyi rol yaparsan o kadar ikna edici olursun. İyi rol yaparsan seni imkanlara boğarım.
*
Ne derece doğru bilmem. Zaman zaman ülkenin değişik vilayetlerinde, uçsuz bucaksız ekilen ve dikilen araziler el değiştirir. Halk arasında bu kıymetli toprağı yabancılar aldı şeklinde konuşulsa da toprağın asıl sahibinin kim olduğu o bölge insanı tarafından ve kimse tarafından bilinemez.

Bu verimli arazi boş mu duruyor? Hayır, biri tarafından ekilip dikiliyor. Kim ekip dikiyor? Asıl sahibinin adına bir ekip diken oluyor. Çevre halkı bu adı sanı duyulmamış kimsenin toprak ağası olduğuna pek inanmasa da toprakla ilgilenen, çekip çeviren bu olduğunu bilir. Arazinin kimin olduğu tapuda yazılı ise de ticari sır gereği asıl sahibini kimse öğrenemez.

Hasılı bu dünyanın işleri o kadar girift ki çözemezsin. Kimin eli kimin cebinde bilemezsin. Herkes daha doğrusu parayı ve gücü elinde bulunduranlar, hiç başı ağrımadan işlerini vekalet yoluyla götürüyor. Ne taş atıp eli ağrıyor ne de vücut ve kafasını yoruyor. İşleri figürler eliyle yürüyor.

Burada figürün en büyük kazancı, burası benim havasını atması. Bu arada havan batsın demeyin. Unutmayın ki hava atmanın zevki ve keyfi bir başka. Bunu en iyi başkaları adına vekalet savaşı verenler, başkasının kahyalığını yapanlar bilir.

*20.01.2025 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır. 

Hizmette Sınır Tanımayan Süpürge Servisi

Ev süpürgeniz bozuldu. Hangisini alayım, şunu mu bunu mu derken, en iyisini alayım, bir daha başım ağrımasın diyorsun.

Öyle bir süpürge ki hem yıkaması hem süpürmesi hem servisi mükemmel olmalı. Böylesini aldın mı, ömürlük olacak. Kullan kullan eskimeyecek.

Belki de torunlarına miras kalacak. Çünkü o derece sağlam. Hem motoru güçlü hem görüntüsü güzel hem de kullanımı kolay olacak. Evi de tertemiz yapacak.

Halının üzerinde ne kadar tüy varsa yüzünü sakal tıraşı etmiş gibi hepsini alacak. Evde toz namına bir şey kalmayacak.

Sorup soruşturup böyle bir süpürge olduğunu dost bildiklerinden öğreniyorsun. Tek eksiği biraz değil, baya pahalıymış. Hem işimizi görsün, vırt zırt arızalanmasın hem de evladiyelik olsun da varsın pahalı olsun diyorsun.

Firmanın ismini öğrenip yerlerine gidiyorsun. Sizin şöyle bir makineniz varmış. Satın almaya geldim. Ödemeyi yapayım, eve getirin diyorsun.

Satarız satmasına da biz bu süpürgenin tanıtımını yapmadan satmayız. Evinize gelip ev halkına tanıtım yapacağız diyorlar.

Kardeşim, tanıtıma gerek yok. Müşteri ayağınıza gelmiş. Ayrıca tanıtım için yorulmayın diyorsun. Ne mümkün. Nuh diyorlar ama peygamber demiyorlar. Prensipleriymiş tanıtmak.

İyi tamam. Akşam gelin tanıtımı yapın. Gelirken de hem süpürgeyi hem de ödemeyi yapmak için post cihazınızı getirin diyorsun.

Bir saatte anlaşıyoruz.

Gelmeden önce tekrar arıyorlar. Evin tüm fertleri tanıtımda olacak. Komşuları da çağıracakmışım.

Ev halkı neyse de komşular ne alaka.

Komşuları pek tanımıyorum. Evde kaç kişi varsak, onlara tanıtımı yaparsınız diyorsun.

Geliyorlar. Eşim ve ben tanıtım için hazırız. Çocuk yok mu, onlar da gelsin diyor. Kardeş, çocuğun sınavı var. Ders çalışıyor diyorsun. Ne mümkün. Gel oğlum şuraya. Bulduk başımıza belayı diyorsun.

Işığı döndürüp bir lamba yakıyor. Havada uçuşan tozları gösteriyor. İşte bunlar olmayacak bu süpürgeyi kullanınca gibi şeyler anlattı da anlattı.

Tamam, çok beğendim. Hemen ödemeyi yapalım diyorsun. İnceden inceye süpürgenin özelliklerini anlatmaya devam etti. Sabır Ramazan derken nihayet nihayete erdirdi. Ödemeyi o günün parasıyla yüz lira fazla çekip fazla çektiği parayı bana nakit verdi. Sebebi hikmeti ne ise.

Pahalı ama süpürge tüm dertlerimizi bitirecek. Ödemeyi nasılsa taksit taksit ödeyeceğiz. Haliyle bir sevinç bir mutluluk.

Süpürgeyi deneyince hah şöyle, süpürge dediğin böyle olmalı dönütü alınca sevincin katlanıyor.

Süpürge iyi olmaya iyi. Yalnız kokusu sonra çıkıyormuş. Meğerse süpürgenin yıllık bakımı gerekiyormuş. Garantisi kaç yıllıksa, yılı dolar dolmaz, arıyorlar. Süpürgeyi götürüp bakımını yapıp geri getiriyorlar.

Buraya kadar iyi.

Firma hizmette sınır tanımıyor. Garantisi bittikten sonra da aramaya devam ediyor. “Efendim, normalde servis ücreti şu kadar. Kampanya var. Bu kadar. Yarın ekiplerimiz sizin mahalleye gelecekler. Süpürgeyi alıp üç gün içinde teslim edecekler. Parça değişmesi gerekiyorsa, ilaveten parça parası alıyoruz. Yarın gelsinler mi telefonu açılıyor.

Müsait değiliz yarın diyorsun. Hangi gün müsait olursunuz diyorlar. Efendim, bugünlerde müsait değiliz. Evde olmayacağız diyorsun. “Efendim, komşuya bırakın, biz oradan alalım” diyorlar. Görüyorsunuz değil mi hizmeti. Baba oğluna, oğlan babaya yapmaz bu hizmeti.

Sonunda bu sene kalsın, süpürgenin bir sıkıntı yok diyorsun. Bu seneyi atlatıyorsun ama Allah’ın yılı mı biter. Bu yıl biter, yeni bir yıl gelir.

Dün aradılar yine. Açmadım. Bugün tekrar aradılar. Meğerse bizim süpürgenin 2021 yılından beri bakımı yapılmıyormuş. Filtresi yıllık değişmeliymiş.

İnanın, süpürgeyi ne zaman aldım bilmem. Ne zaman son bakımını yaptığımı da bilmiyorum. Ama onlar biliyor. Bu süpürgenin üzerine gündelik kullanmak üzere kaç tane süpürge aldım. Benim bu firmadan aldığım süpürge daha duruyor. Firmanın servis hizmeti ise hız kesmeden devam ediyor.

Bugünlerde müsait değiliz dedim ise de birkaç gün sonra tekrar arayacaklar. Bakalım o zaman ne diyeceğim ama fazla ilgi beni bezdirdi.

Bana bu süpürgeyi tavsiye edenlere, kardeş, firmanın bu yönünü niye söylemedin de durmadan bana süpürgeyi övdün diyorsun. Öyle yönleri var diyorlar. Söylememişler. Çünkü ben yandım sen de yan dediklerini düşünüyorum.

Ne zaman derim bilmem ama bir gün efendim, peşimi bırakın. Ben ABD’ye taşındım desem, firma, efendim, orada da servis hizmetimiz var diyeceğine inanıyorum.

Hasılı firmanın servis hizmetinden muzdaribim. Ama aile saadeti için katlanıyorum.

Siz de bu süpürgenin servis hizmetinden yararlanmak istiyorsanız, her yıl yeni süpürge alır gibi servis hizmeti ücreti ödeyecekseniz, durduğunuz hata. Lütfen firma ile iletişime geçiniz.

Hoş, beni bu süpürge hizmeti bezdirse de firmanın bir iyi yönü var. Kurum kültürü hiç değişmiyor. Bizim devlet sistemimiz değişti ama bunlar hiç değişmeden aynı hizmeti vermeye devam ediyor.