7 Ocak 2025 Salı

Umut Hakkından Ben de Yararlanmak İstiyorum

40 bin kişinin katili, terör örgütünün elebaşısı ve 25 yıldır cezaevinde cezasını çeken Öcalan'ın umut hakkından yararlandırılması konuşuluyor.
Öcalan’ın umut hakkından yararlanabilmesi için terör örgütüne silahları bırakın çağrısı yapması ve örgütün lağvı şartı var.
Öyle görünüyor ki Öcalan, silahları bırakın çağrısı yapacak.
Örgüt silahları bırakır mı, bırakmaz mı, bunu zaman gösterecek.
Bu atmosferde partilerde bir bahar havası olduğu gözlerden kaçmıyor. Görüşmeyen partiler görüşüyor, sakıncalı görülen parti temsilcileri her bir siyasi partiyi ziyaret ederek bilgilendirme yapıyor.
Yayılan atmosfer Türkiye'nin hiç olmadığı kadar barışa yakın olması. Çomak sokan olmazsa, taraflar yan çizmezse sanki bu sefer olacak havası var gibi.
Bu süreçte Öcalan'ın cezaevinden çıktıktan sonra evlenmeyi düşündüğü bile yazılıp çiziliyor.
Evlenmenin gerçekleşmesi, Öcalan'ın umut hakkından yararlanmasına bağlı.
Hazır bu hava yayılmışken Öcalan'ın yararlanacağı umut hakkından ben de yararlanmak isterim.
Senin neyin var, sen de mi adam öldürdün, ardında kaç cesedin var derseniz.
Maalesef size bu konuda olumlu cevap veremeyeceğim. Çünkü karınca dahil bugüne kadar herhangi bir cesedim yok. Geride cesedin olmaması dürüstlüğümden değil. Beceriksizlik ve korkaklığımdan. Elime silah verseler, al şunu vur deseler, isabet ettiremem. Nitekim askerde 25 metre mesafe atışta üç tane karavanam var. Başka da elime silah almadım.
Lafı uzatıp esas konudan uzaklaşmak istemiyorum. Yineliyorum. Öcalan'la verilecek umut hakkından ben de yararlanmak istiyorum. Tamam, hapis cezam yok. Adli sicilim temiz. Benimki idari ceza. Kademe ilerlemeyi durdurma cezam var. Bu ceza kalkmadığı müddetçe kıdemim yeterli olmasına rağmen başöğretmen olamıyorum. Haliyle mağdurum. Yarın çocuklarıma, babanız ne iş yapardı diye sorduklarında, çocuklarım babamız başöğretmendi diyemeyecek.
Niye ceza aldın denirse, Öcalan gibi 40 bin kişinin katili olmasam da suç dosyamın kabarık olduğunu söyleyebilirim. Müstear isimle siyasi içerikli yazı yazmak, kurum ve kuruluşları eleştirmek, mülki amir hakkında yazı yazmak, kurum ve kuruluşlarda görev yapanların itibarını düşürmek gibi. Kısaca yazdığım yazılardan dolayı bu cezayı aldım.
Hasılı, umut hakkı veya ne hakkı denirse, benim bu cezamın kalkmasını istiyorum.
Herhalde Öcalan’dan esirgemeyen bana da esirgenmez umudunu taşıyorum.
Yok, kaleminden kan damlıyor. 40 bin kişinin katilinden daha tehlikelisin. Bu yüzden sana başta umut hakkı olmak üzere hiçbir hak vermeyeceğiz denirse, buna hiç sözüm olmaz. Zira boynum kıldan incedir.

Aile Yılı

2024 yılı hepimizin bildiği gibi emekliler yılı idi. Çoğu meslek grubunun sadece bir günü varken koca 365 günün emeklilere tahsisi, öyle zannediyorum, hepsini olmasa da bazılarını mutlu etti. Öyle ya kimin oldu bugüne kadar koca bir yılı.

Bu emekliler yılında yetmez ama emeklilere çok şey verildi:

Şezlonglar bedava oldu.

Defaten beş bin lira verildi.

% 37 olması gereken zamları önce 45'e, sonra 50'ye çıkarıldı.

Kök maaşı en düşük emeklilere bir alt limit belirlenerek maaşınızı şu kadara çıkardım denildi.

Kamu kurum ve kuruluşlarına ait sosyal tesislerden % 15 indirimle yararlandırıldılar.

Tren ve otobüs ücretlerinde % 10 indirim yapıldı.

15.07.2024-16.08.2024 tarihleri arasında KYK yurtlarında bir hafta ücretsiz kalma imkanı verildi.

İki bayramda toplamda 6 bin lira ikramiye verildi.

Hepsi olmasa da bir kısım emekli temsilcileri Beştepe'de ağırlandı. Burada olanlar hallerinden o kadar memnundu ki haklarında yapılan konuşma büyük alkış aldı.

Hasılı emekliler yılında emekliler yaşadı. Ama uzun bir yıl olsa da sayılı günler bitti. Tekrar 2025 yılını da emeklilere versek, bu ülkede sadece emekliler yok. Başkası da var. Üstelik verilmesi gerekenler verildi, yapılması gerekenler yapıldı. Fazlası kabak tadı verirdi. Zaten emekliler de yeter bu kadarı dedi sonunda.
Peki, 2025 yılı boş mu kalacaktı? Nitekim boş bırakılmadı. Aile yılı ilan edildi.

Öyle zannediyorum, 2024 yılında ihya edilen emeklileri gören aileler, 2025 bizim yılımız, yaşadık diyecek.

2025’in ailelere tahsis edilmesi çok isabetli olmuştur. Çünkü aile önemlidir. Hazır doğum oranı gerilemişken bu aile yılı ailelere çok iyi gelecek. Bakarsınız bu aile yılında;

Evliliği gecikmiş olanlar evliliklerini bu aile yılında yapacak.

Evli olup çocukları yoksa bu aile yılında çocuklarının olması için gayret gösterecek.

Çocukları varsa da bir çocuğumuz da aile yılında olsun denecek.

Bu aile yılında doğan çocuklar göğüslerini gere gere biz aile yılında doğduk diye övünecek.

Böylece bu aile yılında evliliklerde artış olduğu gibi nüfus patlaması da olacak. Tehlike çanları çalan nüfusumuz da artacak.

Öyle zannediyorum, emekliler yılında emeklilere verilen hakların çoğu aile yılında ailelere de verilecek.

Şezlong vazgeçilmez olmakla beraber ailelere bazı teşvikler de verilebilir:

2025 yılında evlenenlere sıfır faizli ve taksitli evlilik kredisi verilebilir. Devletin buna gücü yetmezse emeklilere verilen defaten beş bin lira aile kuracaklara da verilebilir. Burada yapılması gereken, beş bini verirken beklenti enflasyonunu da dahil ederek beş bin lirayı güncellemek.

Yaz dönemi kredi yurtlarda veya devlete ait sosyal tesislerde bir hafta tatil yaparken çocuğu ana rahmine düşenlere ilave teşvik verilebilir.

Öcalan da umut hakkından yararlanmak, aynı zamanda evlenmek istiyormuş. Bunu da aile yılına denk getirmede fayda var. Hatta evlenecek çiftler, isterlerse evlilik tarihlerini Öcalan’la aynı güne denk getirebilir.

2025 yılında çocuğu olan veya bu yılda hamile kalıp 2026 yılında doğan çocukların bez, mama, zıbın gibi masraflarını devlet karşılayabilir. Hatta bu dönemde doğanlara devlette iş bulma garantisi de verilebilir.

Kısaca aile yılında evlenenlere ve doğum yapanlara devlet kesenin ağzını açabilir.

6 Ocak 2025 Pazartesi

Bizi Bekleyen Öcalan Sorunumuz

40 bin kişinin ölümünden sorumlu tuttuğumuz, bizi kırk beş yıldır terörle uğraştıran, yakalandıktan sonra ağırlaştırılmış müebbede mahkum olan, 25 yıldır bu cezasını İmralı'da çeken, terörist elebaşısı diye bilinen Öcalan, örgütüne silahları bırakın çağrısı yaparsa, örgüt lağvedilirse, Mecliste yapılacak yeni bir düzenleme ile umut hakkından yararlandırılacak. Evet, Türkiye şimdi bunu konuşuyor.

Terörün bitmesi bu ülkenin en büyük temennisi olmakla beraber 40 bin kişinin katili diye bilinen kişinin cezasını çekmeden çıkması şaka gibi. Bu mesele epey su götüreceğe benziyor. Çünkü ağırlaştırılmış müebbet demek, o kişinin ölünceye kadar hapisten çıkamaması demektir. Öcalan’a böyle bir hak verilirse süreli ceza alanlar hayli hayli bu tür haklardan yararlandırılması gerekir. Akıl ve mantık bunu gerektirir. Yalnız verilen cezanın tamamını çekmeden suçlunun çıkarılması suç ve cezanın mantığına aykırıdır. Çünkü adalet anlayışını zedeleyen bir hareket olur.

Cezasını tam çekmeden suçlu dışarıya çıkarılmaz mı? Sağlığı ve yaşı ceza çekmeye elverişli değilse bu durumda böylelerinin dışarıya çıkarılması bildiğim kadarıyla kanunen mümkün. Eğer Öcalan'ın böyle bir durumu varsa hiç umut hakkından bahsedilmeden de bu mesele halledilebilirdi.

İçeriden çıkmanın bir başka yolu da devlet ve milletin menfaatine bir hizmette bulunmak düşünülebilir. Öcalan dışında herhangi bir suçlu, terör örgütünün lağvını sağlarsa böyle suçlular için bu yol yani umut hakkından bahsedilebilir. Yalnız örgütü kuran, terörü azdıran Öcalan'ın kendisi. O kadar uğraştır, kan akıt, sonra da örgütünü dağıttın diye ona ödül verilmesi bana garip geliyor.

Görüşümü böyle açıklamakla beraber çelişiyorsun diyebileceğiniz bir görüşümü söyleyeceğim. Hoş bu görüşün şu anda bir anlamı ve uygulanabilirliği yok ise de geçmişte çok dillendirdiğim bu görüşü, kayda geçmesi bakımından yazacağım: Ben devletin yerinde olsaydım, Öcalan yakalanıp bize teslim edildiğinde onu içeri koymaz, serbest bırakırdım. Hoppala demeyin. Rahat etmesi, suçsuz bulunması değil kastım. Öcalan salınmış olsaydı, dışarıda rahat yüzü görmezdi. Çünkü Türklerin dışında mağdur ettiği o kadar Kürt var ki dışarıda kim vurduya gitme ihtimali yüksekti. Böyle bir ihtimal olmasa bile bir kör kurşuna gideceğim korkusu içinde yaşardı. Biz ne yaptık? Koca İmralı'yı emrine tahsis ettik. Onun yüzünden İmralı'yı kullanamıyoruz. Öcalan'ın güvenliğini sağlamak amacıyla devlet az masraf etmiyor.

Öcalan umut hakkı veya başka bir gerekçe ile cezasını tamamlamadan çıkar veya çıkmaz. Yalnız içeride kalmaya devam ederse, bir gün her fani gibi hapiste vefat ederse, sevenleri bunu normal ölüm görmeyecek, devlet zehirledi de öldü diyecek. Protesto eylemlerinin ardı arkası kesilmeyecek. Ki protesto ile kalsa yine iyi.

Hasılı Öcalan'ın çıkması bir dert, içeride kalması bir dert.