8 Mayıs 2024 Çarşamba

Emir Komuta Merkezi

Üstadım! 

Bazı etkili ve yetkili olan kişilerin bir sözüne bakıyorum bir de eylemine. Çıkan sonucu midem kaldırmıyor. 

U dönüşünü de hayat felsefesi edinmiş. Dün ak dediğine bugün kara diyebiliyor. Bu kişi dünkü mü bugünkü mü, hangisi anlayamadım. 

En son söyleyeceğini ilk başta söylüyor. Kırıp döküyor, mangalda kül bırakmıyor. Meseleyi Filistin-İsrail haline dönüştürüyor. Sonra bir bakmışsın, kızıp bağırdığıyla, ayar vermeye çalıştığıyla bir araya gelmiş, sarmaş dolaş olmuş.

Sözüne bakarsan, yunmuş yıkanmış. Alemin dürüstü. Sanırsın ki dünyada bir iyi o var. Ayet, hadis okuyor. Ben bundan ötesini bilmem. Bunlar benim hayat felsefem. Benden başkasını beklemeyin profili çiziyor. Bir zaman böyle gidiyor. Gören ve duyan da adam dediğin böyle olmalı. Uğruna ölürüm ben diyor. Sonra bir bakmışsın tersi biri olup çıkmış. 

Ha bu demek değildir ki hiçbir şey yapmadı. Peşine takılan kişilerin istediği bazı simge şeyleri yerine getirdi. Alın istediklerinizi, tepe tepe kullanın. Bu iyiliğimi de hiç unutmayın dedi. Peşinden gidenler de bak, dediğini yaptı. Görmedik böylesini. Ölsem de gam yemem. Başımın tacıdır artık deyip destek verdikçe verdi. 

Hasılı simge olan ne varsa elde edildi ama gelinen nokta itibariyle görüldü ki simgelerin içi hep boşalmış ya da boşaltılmış. Anlamını kaybetmiş. Anlamını kaybetmemesi mümkün değil. Çünkü o kadar kullanıldı ki kullanıla kullanıla simgeler, eskidi.

Ezcümle eline ne aldıysa kırdı, döktü, yaptı, yıktı. Şimdi jübileye hazırlanıyor. Tüm bunlar olup biterken sevip sayanı ise ne idik ne oluyoruz, ne umduk ne bulduk demedi. Kokuşmuşluğa ve çürümüşlüğe rağmen gözünü kapattı, burnunu tıkadı ve var bir hikmeti. Bu yol ve uğurda ölmek var dönmek yok dedi ve yoluna devam etti. Kendilerine eşlik etmeyenleri nankör ve hain ilan etti. Nasıl bir mide varsa. Belli ki burunları koku almıyor. Belki de bu koku bağımlılık yaptı. Kokunun farkında değiller.

Geldiğimiz nokta itibariyle amaçlanan ile ulaşılan sonuç, umulan sonuç değil. Artık simgeler serbest ama o simgeler ben değil. Dışı seni, içi beni yakar. 

Tüm bu olup bitenlerden sen bir şey anladın mı? Bu insan ve peşine takılan insanlar hangi kafayı taşıyorlar böyle? Ne dersin bu konuda? 

Ne diyebilirim ki?

Dersin bir şeyler.

Diyeceğim odur ki etkili ve yetkili bir büyüğümüz yolun başında, "Emir komuta merkezim bana papaz elbisesi giy diyorsa giyerim ve görevimi yaparım" şeklinde bir söz söylemişti. Kimsenin içini bilemem elbet. Ancak sonuçları itibariyle diyebilirim ki belki gördüğümüz derviş görünümünün veya sarık ve cübbenin altında papaz elbisesi vardır. Benden görünüp bana vuruyordur. Müslüman mahallesinde salyangoz satıyordur. Alıcısı da varsa niye satmasın değil mi?

O kadar da değildir herhalde.

Hatice’ye değil, neticeye bak. Ben neticeyi böyle okuyorum. Sen ise Hatice’den gözünü alamıyorsun. Dikkat et, bu gözde duygular vardır. Fakat akıl yoktur. Aklın geri plana itildiği yerde pislik paçadan akar. Duygular o pisliği görmez. Görse de eskiden bu pislik bile yoktu dedirtir insana. Gözün olayların perde gerisini görsün. Senarist gibi görünen aktörün, senaryoyu oynayan bir oyuncu, perde gerisinde ise gerçek senarist emir komuta merkezi olabilir. Ben olup biteni ve sonucu böyle okuyorum. Ümit ederim ki bu okumam yanlış çıkar. 

Yokluğa Terk Edilmiş Bir Millet

7 Ekimden bu yana 7 ay geçmiş. 

2,5 milyon insanın üzerine 7 aydır yağmur yağar gibi bomba yağdırıldı. 

Bombalanmayan ne cami ne kilise ne hastane ne meskûn mahal kaldı. 

Ayrım yapılmaksızın 30 bin üzerinde insan öldürüldü. 50 binden fazla kişi yaralandı. 

Sağ kalanların durumu ise ölenlerden beter. Çünkü ölenler en azından kurtuldu gitti. Esas sıkıntı, ne zaman ölüm fermanının geleceğini bilemeden evsiz, barksız, aç ve susuz yaşayan milyonlarda. Bizim ölüm fermanımız ne zaman diye beklemekteler. 

Ölen Filistinli, öldüren İsrail. 

Hasılı yok olmaya ve ölüme terk edilmiş bir millet var. 

Görünen o ki taş üstünde taş bırakılmayan Gazze, tamamen Filistinlilerden arındırılacak. 

Filistinlinin kanıyla yoğrulan Gazze toprağı İsrail'in olacak. 

Bir zaman sonra da İsrail burayı kendi halkına yerleşime açacak. 

Tüm bunlar olup biterken dünya sessizliğini koruyor.

Bu sessizlik, İsrail'e sen işini bitir demektir. 

Elinde gücü ve yaptırımı olduğu halde İsrail'in uyguladığı bu soykırıma ses çıkarmayan ve kılını kıpırdatmayan her devlet bu katliam ve soykırımın ortağıdır. 

Temennim odur ki;

Zulümle abat olanın ahiri berbat ola.

Eden (fazlasıyla) bula.

Mazlumun ahı aheste aheste çıka.

Dünyada huzur bulmaya.

Genişledikçe yalnızlara oynaya.

Başlarına büyük belalar tebelleş ola.

Anam anam dedikçe densin anan ya anan ya.

Yiyip içtikleri burunlarından fitil fitil gele. Yattıkları yer kan ola.

Uykularında kabuslar göre. Hafakanlar basa.

Ölüm bizim kurtuluşumuz nidalarını dünya duya.

Yanlarında bir Allah’ın kulu olmaya.

Herkes desin ki haydin başka kapıya.

Kimse kılını kıpırdatmaya... 

Allah mazlumun yardımcısı ola. 

7 Mayıs 2024 Salı

Yusuf Selim Torun

01.01.2022 tarihinde üçüncü torun dünyaya geldi. 

Yeni yıl ile birlikte hayata merhaba diyerek yılın ilk gününde ben de varım dedi. 

Babası gibi cumartesi günü doğdu.

Güzel ahlak, iffet ve sabrın timsali olsun anlamında Yusuf mu olsun; "Kusuru olmayan, sağlam, doğru olan, tehlikesiz, zararsız, kurtulmuş, samimi, sakin, temiz" anlamlarına gelen Selim mi olsun derken, anne babası, ikisini de birden taşısın diyerek Yusuf Selim adını koydu. 

Dört torun arasında çift isim taşıyan tek torun unvanına sahip. 

İnsan ad aldığına çeker derler. Tüm anlamları üzerinde taşırsa örnek gösterilen dört dörtlük biri olur. Temennimiz ismiyle müsemma olması.

Yusuf Selim doğum tarihi bilinmediği için nüfus memurunun 1 Ocak yazdığı bildiğiniz binlerce çocuktan biri değil. Hem resmi hem de gerçek doğum tarihi 1 Ocak olduğu halde gerçek doğum günün mü sorusuna muhatap olacak. Ama olsun. Doğum tarihi belli. En azından aslında benim gerçek yaşım şu gün demeyecek. 

Her çocuk gibi oyunla büyüyor. Sevdiği oyuncağı gördü mü bıkıncaya kadar kendi halinde oynar. 

Başka akranında sevdiği bir oyuncak görürse bilin ki oyuncağın galibi Yusuf Selim'dir. Ne yapar ne eder. Onu alır ya da aldırır. Ardından, başkasının ağlayıp sızlamasına aldırmadan, elde ettiği zaferin keyfini çıkarır. 

Her şeyi anlamasına rağmen konuşmak için acele etmiyor. Nasılsa önümde koca bir ömür var. Şimdiden çenemi yormayayım. Zamanı gelince bir konuşurum, pir konuşurum düşüncesinde. Şimdilik dağarcığını kelimelerle doldurmakla meşgul.

İleride zaman ne gösterir bilmem. Halihazırdaki görüntüsü, rahatıma düşkün olup hayatın keyfini çıkaracağım der gibi. 

Evin dışında gittiği yerde yabancılık çeker. Hemen topa girmez. O değilden etrafı bir güzel süzer. Sonra yavaş yavaş ısınmaya başlar. 

Gördüğü kişilere ilk başta mesafelidir. Muhatap ilgi gösterse de pek tepki vermez. Ama kimdir, necidir, hırlı mıdır dercesine uzaktan izler. Karşısındaki bir adım atarsa sonraki adımları kendi atar. Elinden tutar götürür, seni oyuna dahil eder.

Memnuniyetini gülümsemesiyle ifade eder.

Haydi şunu getir dediğin zaman üşenmeden gidip alır gelir.

Sosyalleşme yönünden diğer kuzenlerine göre daha şanslı. Evde onunla birlikte oynayan, kendisini koruyup kollayan bir ağabeyi var. Diğer kuzenlerinin ve ağabeyinin böyle bir şansı yok.

İnşallah bahtı ve yolu açık olur.

Sağlıklı, huzurlu ve bereketli ömürler onun olsun.