18 Nisan 2024 Perşembe

Din ve İnançlara Dair Sorular

İnanç sahipleri, inançlar sorgulanamaz, iman şüphe götürmez dese de günümüz gençliği ve insanı sorguluyor. Bunlara din sorgulanamaz deyip kestirip atmak ne derece doğru? Dilimizin döndüğünce ikna gibi bir sorumluluğun olduğunu düşünüyorum. Bunu yaparken kimseyi dışlamadan ve kızmadan yapmak gerek.

Yazımın bundan sonraki kısmında gençliğin ve insanımızın kafasındaki sorulara yer vereceğim:

Din ve inanç sorgulanamaz diyorlar. İyi de ikna etme gibi bir yükümlülük yok mu? İbrahim peygambere gösterilen ikna ikramı başkasından niçin esirgenir? İbrahim’e denmiş mi din ve inanç sorgulanamaz diye. Yine yeni nesil, nasıl oldum, seni leylekler getirdi demekle ikna olmuyor. Sorulacak sorulara mantıklı izah verme gibi bir yükümlülüğümüz var.

Doğru-yanlış, tüm müktesebat sanal aleme yükleniyor. Bu, faydalı mı, zararlı mı olur? Bir akademisyenin matbaa Hristiyanlığı, İnternet de İslam'ı bitirecek iddiası ne derece gerçekleşebilir?

Ateistler sanal alemde cirit atıyor. İlginç sorular soruyor ve araştırıyor. Eleştiri getiriyor. Bunlara karşı ne tür önlemlerimiz var?

Bugün tarikatlarda babadan oğula geçmeyi tarikat mensupları peygamberlerde de babadan oğula geçme var diyor. Peygamberlerin çoğunun aynı milletten gelmesi ve peygamberliğin babadan oğula geçmesi tarikatlara meşruiyet kazandırmaz mı?

Bir peygamber Allah'tan nasıl vahiy alır? Melekle nasıl anlaşabilir? Bir kişinin Allah tarafından gönderildiğinin ispatı nedir? Kişiler de Allah'tan vahiy geldi diye insanları etkilemek isteyebilir mi? Ki Sait Nursi gibi kişiler de yazdıkları kitaplara yazdırıldı diyor.

Başarılı peygamberlerle, peygamberlik iddiasında bulunup yalancı damgası yiyen sahte peygamberlerin durumu, başarılı bir darbe yapan komutanla başarılı olmayan darbeciye benzetilebilir mi?

İslam evrensel ve tüm çağlara hitap edecekse niçin diğer milletlere gelen peygamberlere atıf yapılmaz da bizler Konfüçyüs, Buda da peygamber olabilir diyoruz?

Dünyanın ömrünün 12.8 milyar olduğu söylendiğine göre 25 peygamber insanlık tarihi için az değil mi?

Peygamberlerin aynı millet, aile ve bölgeden çıkması acaba birbirini etkilemiş olabilir mi?

İlahi dinler niçin Ortadoğu ile sınırlı? Diğer milletler çok mu daha düzgündü?

Allah daha Kabe'yi yıkmaya kalkmadan Ebrehe ve ordusunu helak ederken Kabe'yi yerle bir eden Haccac'a ve ordusuna niçin bir şey yapılmamış? Bu, değişmeyen sünnetullaha aykırı değil mi? 

Mucizeler konusuna gelince;

Ölmüş bir insanı bir insan nasıl diriltebilir? 

Ateş İbrahim'i nasıl yakmaz? 

Bir kayadan su nasıl fışkırır?  

Bir deve kayadan nasıl çıkar?

Bir asa nasıl yılan ve ejderha olur?

Beşikte biri nasıl konuşur?

Bir kişi erkek eli değmeden nasıl dünyaya gelir?

Doksan küsur yaşında Hz Sare nasıl doğum yapar? Hz Zekeriya'nın hanımı nasıl doğurur? 

Beş duyu organımızla algılayamadığımız Allah, melek, ahiret gibi sadece vahiy yoluyla öğrendiğimiz gaybi konularla imtihan olacağımız, inanmayanın ebediyen cezalandırılması ne derece hakkaniyet uygun olur?

Beddua, aciz ve mağdur insanların başvurduğu bir yoldur. Her şeye gücü yeten Allah niçin Ebu Lehrp için beddua eder?

Sorular sorular...

Bu ve benzeri sorulara makul ve mantıklı izah ister insan aklı.

90'lı Yıllardan Günümüze Hükümetlerin Enflasyon Karnesi

Türkiye'nin 80-90'lı yıllarını saymazsak, 70-80 ve 1991-2002 yılları hükümet istikrarının olmadığı, ülkenin koalisyonlarla yönetildiği ve kurulan hükümetlerin ömrünün çok uzun olmadığı yıllar. Aynı zamanda bu yıllar ülkenin yüksek enflasyonlu yılları.

Çok öncesine gitmeyeceğim. Aşağıda Özal'ın Cumhurbaşkanı olarak Çankaya köşküne çıktıktan sonra hiç seçime girmeden 91 yılına kadar tek partinin çoğunluk hükümet başbakanı olan Yıldırım Akbulut hükümetinden sonra 2002 yılına kadar hükümet kuranların görev süresine yer vereceğim.

Başbakan    Partisi   Görev Süresi Koalisyon Ort

M. Yılmaz   ANAP      150 gün            ANAP

S. Demirel   DYP        1 yıl, 177 gün   DYP-SHP

T. Çiller        DYP        2 yıl, 102 gün    DYP-SHP

T. Çiller        DYP        25 gün                DYP

T. Çiller        DYP        128 gün       DYP-CHP ve Bağ. 

M. Yılmaz ANAP       114 gün        ANAP-DYP

N. Erbakan  RP          1 yıl, 2 gün    RP-DYP

M. Yılmaz  ANAP      1 yıl, 195 gün ANAP-DSP-DTP

B. Ecevit     DSP          137 gün           DSP (Azınlık) 

B. Ecevit     DSP        3 yıl, 174 gün DSP-MHP-ANAP

Tabloda görüleceği üzere 1991 ila 2002 arası 12 yılda 10 hükümet (48.49.50.51.52.53.54.55.56.ve 57.) kurulmuş. Bu demektir ki bu zaman aralığında kurulan hükümetlerin ortalama ömrü 1 yıl. Bir yıl dediğiniz nedir ki. Adeta hükümetlerin kurulmasıyla yıkılması bir olmuş. Başbakanların koltuğa oturmalarıyla kalkmaları bir olmuş. Takdir edersiniz ki siyasi istikrarın olmadığı bu zaman diliminde ülkenin hiçbir sorunu çözülemez ve çözülememiştir.

Siyasi istikrarın olmadığı bu yıllar enflasyonun yüksek olduğu yıllar. Bir de enflasyon oranlarına bakalım: (1-4 arası küsurat aşağıya, 5-9 arası küsurat bir üste tamamlanmıştır.)

1991 (71), 1992 (68), 1993 (71), 1994 (126), 1995     (76), 1996 (80), 1997 (99), 1998 (70), 1999 (69), 2000 (39), 2001 (69), 2002 (30).

Koalisyonlu geçen bu yılların ortalaması 72,33’tür.

2002-2024 arası ülkenin siyasi istikrar kazandığı ve tek başına yönetildiği yıllar. Bu zaman zarfında hükümet sistemi, başbakanlar ve Cumhurbaşkanları değişse de tek başına AK Parti hükümeti bu yıllara damgasını vurmuştur. Bu yılların enflasyon oranlarına da bir bakalım: (1-4 arası küsurat aşağıya, 5-9 arası küsurat bir üste tamamlanmıştır.)

2003 (18), 2004 (9), 2005 (8), 2006 (10), 2007 (8), 2008 (10), 2009 (7), 2010 (6), 2011 (10), 2012 (6), 2013 (7), 2014 (8), 2015 (9), 2016 (9), 2017 (12), 2018 (20), 2019 (12), 2020 (15), 2021 (36), 2022 (64), 2023 (65), 2024 (69)

Siyasi istikrarın olduğu bu 22 yıllık dönemde enflasyon ortalaması 19’dur.

Çok hükümetli, bol koalisyonlu ve hükümetlerin ömrünün çok kısa olduğu 90’lı yıllarla, adeta tek partili, bir partinin 22 yıllık enflasyonunu karşılaştırırsak, 2002-2024 arası dönemin enflasyonda başarılı olduğu görülecektir. Yalnız 90’lı yılların enflasyonunda Yılmaz, Demirel, Çiller, Erbakan ve Ecevit gibi farklı aktörler varken, 2002’den bugüne tek partinin ve tek aktörün sorumluluğu var.

Oturmasıyla kalkması ve ortalama ömürleri bir yıl olan kimselerle, aynı koltukta 22 yıl oturan kişiyi aynı kategoriye koymak ve karşılaştırmak elma ile armudu toplamak gibi olur ki bu, hakkaniyete sığmaz. Birinde koalisyon var ve istikrar yok. Diğerinde ise tek başına iktidar ve istikrar var. Yine bu kıyas, işe yeni başlayan acemiyle uzun yıllar aynı işte çalışan gedikliyi karşılaştırmak ve aynı eforu beklemek gibidir ki bu kıyas gülünç kaçar. Yakın zamana kadar da 90’lı yılların enflasyonuyla, 2000’li yılların enflasyonu karşılaştırıldı.

İstikrarlı hükümetin bile 2017’den itibaren enflasyon karnesi çift haneli. 2021’den itibaren adeta uçmuş. Son üç yıldır ise 64-69 aralığında. Acemiler de ülkeyi enflasyona ezdirmiş, usta da.

Siz kızsanız kime kızarsınız? Herhalde ustaya, değil mi? Çünkü acemi; yeniyim, acemiyim, zamana ihtiyacım var diyebilir. Ustanın ne mazereti olabilir? 

17 Nisan 2024 Çarşamba

Sorunlara Kulak Tıkayanlara Gelsin

Kasabanın birinde, kilisede pazar ayini sırasında kilisenin içinde olduğu kasabayı su basar.

Sular kiliseye doğru ilerlemeye başlar.

Herkes panik içinde koşuştururken papazın yerinde durduğunu gören insanlar papaza gelmesini söylerler.

Papaz onu Tanrı'nın koruyacağını söyler.

O anda sular yükselmeye başlar. Sular kiliseye girer.

Rahip canını kurtarmak için 2. kata çıkar.

Bir yandan da papaza kaçmasını söylerler.

Papaz inadını devam ettirir.

Sular 2.kata çıktığında, pencerenin önünden bir kayık geçer. İçinde halktan bazı kişiler vardır. Papaza gelmesini söylerler ama papaz yine inadını sürdürür ve ‘Tanrı beni korur’ der.

Sular çatıya çıktığında yine bir kayık geçer ve yine halktan bazıları kayığın içindedir papaza gelmesini söylerler ama papaz, 'Tanrı beni korur’ demeye devam eder.

Sular çatıyı da aşınca papaz çatıdaki direğe tutunur.

Bu sefer tepeden bir helikopter geçer. İçinde yine halktan bazı kişiler vardır. Papaza, gelmesini söylerler. Papaz yine 'Tanrı beni korur.' der ve ölür.

Tanrı'nın huzuruna çıkar. Tanrı’ya, 'Ben sana darıldım Tanrım. Ben senin huzurunda yıllarca çalıştım, sen beni öldürdün.' der.

Tanrı da 'asıl sen kendini öldürdün. Senin için 2 kayık, 1 helikopter gönderdim daha ne yapayım.' der.

Bu hikaye, doğal afet ve diğer sorunlara karşı tedbirini al, eldeki ve ayağına kadar gelen fırsatları tepme, değerlendir demektedir.

Her hikaye içinde bir ve daha fazla hisse barındırdığına göre şimdi gelelim sadede.

Yıllardır hep zirvede olan, zirvenin nimetlerinden faydalanan bir kesim var. Bunlar hep sandılar ki bu zirve bizi sevdi. Bizi zirveden kimse indiremez. Var mı bizim gibisi. İstersen topu birden gelsin dedi. Gelmekte olanı görmek istemediler.

Halbuki 2015’in 7 Haziranından beri insanımız gidişat iyi değil, tedbirini al, böyle gitmez dedi. Ekonomik sıkıntı başlamıştı ta o zamandan. Azan terörü bastırarak ve asla yapmam dedikleri seçim ekonomisini ilk kez uygulayarak beş ay sonra tekrar tek başına zirveye oturabildiler.

Yeniden zirve gelince sıkıntıları görmezden geldiler.

Halkın azalan teveccühünü kah ittifak kurarak kah terörle korkutarak kah yurtdışı kah yanı başımızdaki savaş diyerek bertaraf ettiler.

2018’den beri hayat pahalılığı iyice arttı. Tedbir alınacağı yerde enflasyona iner de çıkar da dediler ve hayat pahalılığını yok kabul ettiler.

2019’da halk bazı büyükşehirleri elinden alarak bu uyarım kulağına küpe olsun dedi. Mesajı aldık dediler ama dedikleriyle kaldılar. Nasıl mesajı almasa.

Nasla oynadılar.

Kur garantili TL’yi devreye soktular.

Sayılamayacak kadar U dönüşü yaptılar.

2023’e gelindi:

Kiralar emekli maaşını geçti.

Emekli inim inim inledi.

Fiyatlar yerinde durmadı.

TL hiç olmadığı kadar döviz karşısında eridi.

Seçimi almak için ittifaklarına yeni ortaklar aldılar.

Hiç olmadığı kadar seçim ekonomisi uyguladılar.

Tüm bu sıkıntılara rağmen karşılarında muhatap olmayınca, vatandaş elim mahkum deyip yeniden zirveyi verdi.

Her halükarda zirveyi görünce bu millet bizi seviyor, bize kıyamaz dediler ve 2024 seçimlerine geldiler.

2024 seçimlerine gelince, vatandaş yettiniz artık dedi ve hiç yapmadığını yaptı. Desteğini büyük oranda çekti.

Şimdi oturmuşlar, bu vatandaş desteği niye çekti, bu emekli niye sırtını döndü diyorlar. İyi de kardeş, bu vatandaş 2015’den beri bak şakam yok, yaparım dedi. Kolayca ve açık ara kazandığın zirveyi zorla ve kerhen vermeye başladı. Ama her kredinin üzerine astar istedin ve gelmekte olanı göremedin. Daha ne yapacaktı vatandaş. Baba oğluna, oğul babaya vermez bu kadar krediyi. Unutmayın ki gösterdiği bu sarı kartı, kırmızı kart olarak 2023’de gösterecekti. Ama ülke başsız kalmaz, gidişat kötü de olsa mevcut iyi kötü biri var, maceraya karnımız tok dedi. Siz de buna yeni bir kredi dediniz ve yattınız.

Hasılı kimseye kızmayın. Bugünkü halinizin sorumlusu sizsiniz. Ülkenin bu hali de sizin eseriniz. Tedbirlere satılmayan papaz gibi ölmediniz ama ölmekten beter oldunuz. Bir farkla. Papaz öldü, inadını zararını kendisi çekti, geride kalanlar kurtuldu. Siz ise ülkeyi yaşanmaz hale getirdiniz. Ülkeyi öldürdünüz ülkeyi.