17 Nisan 2024 Çarşamba

Sorunlara Kulak Tıkayanlara Gelsin

Kasabanın birinde, kilisede pazar ayini sırasında kilisenin içinde olduğu kasabayı su basar.

Sular kiliseye doğru ilerlemeye başlar.

Herkes panik içinde koşuştururken papazın yerinde durduğunu gören insanlar papaza gelmesini söylerler.

Papaz onu Tanrı'nın koruyacağını söyler.

O anda sular yükselmeye başlar. Sular kiliseye girer.

Rahip canını kurtarmak için 2. kata çıkar.

Bir yandan da papaza kaçmasını söylerler.

Papaz inadını devam ettirir.

Sular 2.kata çıktığında, pencerenin önünden bir kayık geçer. İçinde halktan bazı kişiler vardır. Papaza gelmesini söylerler ama papaz yine inadını sürdürür ve ‘Tanrı beni korur’ der.

Sular çatıya çıktığında yine bir kayık geçer ve yine halktan bazıları kayığın içindedir papaza gelmesini söylerler ama papaz, 'Tanrı beni korur’ demeye devam eder.

Sular çatıyı da aşınca papaz çatıdaki direğe tutunur.

Bu sefer tepeden bir helikopter geçer. İçinde yine halktan bazı kişiler vardır. Papaza, gelmesini söylerler. Papaz yine 'Tanrı beni korur.' der ve ölür.

Tanrı'nın huzuruna çıkar. Tanrı’ya, 'Ben sana darıldım Tanrım. Ben senin huzurunda yıllarca çalıştım, sen beni öldürdün.' der.

Tanrı da 'asıl sen kendini öldürdün. Senin için 2 kayık, 1 helikopter gönderdim daha ne yapayım.' der.

Bu hikaye, doğal afet ve diğer sorunlara karşı tedbirini al, eldeki ve ayağına kadar gelen fırsatları tepme, değerlendir demektedir.

Her hikaye içinde bir ve daha fazla hisse barındırdığına göre şimdi gelelim sadede.

Yıllardır hep zirvede olan, zirvenin nimetlerinden faydalanan bir kesim var. Bunlar hep sandılar ki bu zirve bizi sevdi. Bizi zirveden kimse indiremez. Var mı bizim gibisi. İstersen topu birden gelsin dedi. Gelmekte olanı görmek istemediler.

Halbuki 2015’in 7 Haziranından beri insanımız gidişat iyi değil, tedbirini al, böyle gitmez dedi. Ekonomik sıkıntı başlamıştı ta o zamandan. Azan terörü bastırarak ve asla yapmam dedikleri seçim ekonomisini ilk kez uygulayarak beş ay sonra tekrar tek başına zirveye oturabildiler.

Yeniden zirve gelince sıkıntıları görmezden geldiler.

Halkın azalan teveccühünü kah ittifak kurarak kah terörle korkutarak kah yurtdışı kah yanı başımızdaki savaş diyerek bertaraf ettiler.

2018’den beri hayat pahalılığı iyice arttı. Tedbir alınacağı yerde enflasyona iner de çıkar da dediler ve hayat pahalılığını yok kabul ettiler.

2019’da halk bazı büyükşehirleri elinden alarak bu uyarım kulağına küpe olsun dedi. Mesajı aldık dediler ama dedikleriyle kaldılar. Nasıl mesajı almasa.

Nasla oynadılar.

Kur garantili TL’yi devreye soktular.

Sayılamayacak kadar U dönüşü yaptılar.

2023’e gelindi:

Kiralar emekli maaşını geçti.

Emekli inim inim inledi.

Fiyatlar yerinde durmadı.

TL hiç olmadığı kadar döviz karşısında eridi.

Seçimi almak için ittifaklarına yeni ortaklar aldılar.

Hiç olmadığı kadar seçim ekonomisi uyguladılar.

Tüm bu sıkıntılara rağmen karşılarında muhatap olmayınca, vatandaş elim mahkum deyip yeniden zirveyi verdi.

Her halükarda zirveyi görünce bu millet bizi seviyor, bize kıyamaz dediler ve 2024 seçimlerine geldiler.

2024 seçimlerine gelince, vatandaş yettiniz artık dedi ve hiç yapmadığını yaptı. Desteğini büyük oranda çekti.

Şimdi oturmuşlar, bu vatandaş desteği niye çekti, bu emekli niye sırtını döndü diyorlar. İyi de kardeş, bu vatandaş 2015’den beri bak şakam yok, yaparım dedi. Kolayca ve açık ara kazandığın zirveyi zorla ve kerhen vermeye başladı. Ama her kredinin üzerine astar istedin ve gelmekte olanı göremedin. Daha ne yapacaktı vatandaş. Baba oğluna, oğul babaya vermez bu kadar krediyi. Unutmayın ki gösterdiği bu sarı kartı, kırmızı kart olarak 2023’de gösterecekti. Ama ülke başsız kalmaz, gidişat kötü de olsa mevcut iyi kötü biri var, maceraya karnımız tok dedi. Siz de buna yeni bir kredi dediniz ve yattınız.

Hasılı kimseye kızmayın. Bugünkü halinizin sorumlusu sizsiniz. Ülkenin bu hali de sizin eseriniz. Tedbirlere satılmayan papaz gibi ölmediniz ama ölmekten beter oldunuz. Bir farkla. Papaz öldü, inadını zararını kendisi çekti, geride kalanlar kurtuldu. Siz ise ülkeyi yaşanmaz hale getirdiniz. Ülkeyi öldürdünüz ülkeyi. 

Çocuklarımın Alacağı Olsun!

Üç çocuğum var. Aslında dört de bir tanesi daha işini almadı. Benden yiyor. Hoş, çok alacağa da benzemiyor. Ki almak istese de bu devirde işi kim bulmuş ki benim tekne kazıntısı bulsun. Benim zamanımda iş bulmak için aslanın ağzından almak gerekiyordu. Sonra iş aslanın midesine indi. Şimdi ise aslanın işkembesine geçti.

Neyse üç oğlana geleyim ben. Allah hayırlarını versin hepsinin ama kırgınım onlara. Daha doğrusu kızgınım. Alacakları olsun. Çünkü beklentilerime cevap vermediler hala. Bu görünümleriyle beklentime çok cevap verecek de görünmüyorlar.

Biri neyse. Kendi yağıyla kavrulmaya çalışıyor. Diğer ikisine esas serzenişim. Karı koca çalışıyorlar. Kazançları da iyi. Allah daha çok versin ama ne yapayım bana yar olmayan kazançlarına.

Nedir bu derece çocuklarına seni kızdıran derseniz? Sormayın diyeceğim ama madem ki sordunuz. O zaman günah benden gitti. İçimdekini dökeyim size.

O kadar imkanın içerisinde, ahir ömründe babamızı Monaco'ya gönderelim. Orada bir ıstakoz yesin demediler. Demedikleri gibi hiç düşünmemişler. Size kırgınım. Bir ıstakoz yedirmediniz dedim. "Istakoz neydi, bilemedim ki" demez mi biri. Güya yurtdışı görmüş, mektep medrese okumuş biri. Daha ıstakozdan haberi yok. Kendisi görmemiş ki bana yedirsin. 

Öbürü hiç topa girmedi. Öyle zannediyorum, ıstakoz caiz mi diye araştırmaya girmiştir. Hanefilikten de ödün vermez. Şafii'yi de görmez. Halbuki Şafii ne güne duruyor değil mi. Babam çıksa denizden yerim demiş. Her ne kadar Şafii olmasam da o yerim diyorsa bana ne oluyor da caiz değil, yemem diyeceğim. Sonra ben Şafii'den daha mı çok Müslümanım. Sonra babanıza Monaco ve ıstakoz imkanı sundunuz da babanız caiz değil mi dedi? Bırakın o kadarını da babanız düşünsün.

Halbuki bu yaşıma geldim. Geldim gidiyorum. Yaşım 60 olmuş. Trabzon'a doğru gidiyorum. Dişler eskisi gibi değil. Cebimde yeşil pasaportum ve imkanı yerinde iki oğlum olduğu halde itibardan tasarruf edilmez deyip babalarına bu imkanı sunmadılar. Alacakları olsun. Babalarına bu ahir ömürlerinde yedirmeyip de o kadar parayı mezara mı götürecekler, merak ediyorum.

İnanın, kabirde Münker Nekir ıstakoz  yedin mi dese başım öne eğilecek. Susma hakkımı kullanacağım. Sükut ikrardan gelir de demezler bu melekler. Onca variyetin içinde nasıl yemezsin deseler utanacağım. Hesap gününde Rab Teâlâ onca nimet verdim. Istakoz bile yemeden geldin, halbuki hepsi senin içindi dese mahcubiyetten boncuk boncuk terleyeceğim.

Oğlanlardan hayır yoksa kendin gideydin Monaco’ya. Haydi yol yolak bilmezsin. Antalya’ya gideydin. Orada yiyeydin ıstakoz. Mezara mı götüreceksin dediniz. Yok yok yok. Anlamıyor musunuz siz?

Haydi bir yolunu bulup gittim diyelim. Nasıl yiyeceğim ben o ıstakozu? Daha ben de görmedim bu nimeti. İnternetten baktım. Korkunç geldi bana görüntüsü. Haydi sınıf atlama adına bu korkuyu göze aldım. Bu meret nasıl yenir bilmem ki. O kadar okul okudum, o kadar değişik ilde çalıştım. Ne okul öğretti bu ıstakozu ne çalıştığım yerlerdeki insanlar. Okul bir şey vermez dedikleri bu olsa gerek. Çok gezip çok şey öğrenecekmişim meğer.

Çocuklarıma kızsam da haklarını yemeyeyim. Onlar da görmemiş daha ıstakozu. Okul, çevreleri ve ben de göstermedim ise çocukların ne suçu var değil mi? Bu arada çocuklarım yedirmekten kaçınmaz. Sağ olsunlar zaman zaman götürürler lokantaya. İstediğini ye derler. Babaları ne bilsin envaiçeşit yemeği. Menüye bakıp şundan ver der. “Şu” demesi de bu yaşında daha bir isme dönüşmedi. Ne bilsin garibim yemeklerin isimlerini. Ya da siz ne yerseniz ben de onu yiyeceğim der, bozuntuya vermem ve cehaletimi ortaya koymam. Ama şunu söylemeden de geçemeyeceğim. Çocuklar bana lokantada dünyayı yedirseler, gözümün açıldığı bu aşamadan sonra menüsünde ıstakoz olmayan yemeği ne yapayım ben. O yüzden alacakları olsun çocuklarımın.

Senden İyisi de Yok, Senden Kötüsü de


Bu konuyu yazmadan önce bahsedeceğim zümre ve kişilerle ilgili bir toptancılığımın olmadığını, hepsinin içinde istisnalarının olabileceğini, bunları tenzih ettiğimi baştan söyleyeyim. Şimdi geleyim sadede. 

Her ihtiyaç sahibi olmasa da ihtiyaç sahiplerinin içinde öyleleri vardır ki kendisini görüp gözettiğin, zekât ve sadakanı kendisine verdiğin müddetçe seni yere göğe sığdıramaz. Seni hayırla yad eder ve senden iyisi yoktur. Ne zaman ki görüp gözetmeyi bırakırsan, buğzetmeye başlar. Adeta senden kötüsü olmaz.

Bazılarının partisini desteklersen senden iyisi yok. Desteğini çekersen senden kötüsü yok. Bu adam dün niye destek verirdi de bugün niye desteğini çekti diye hiç sorgulamazlar. Çünkü onlar için parti tutmak, bir partiyi desteklemek takım tutmak gibidir. Takım kötü olduğunda nasıl ki destek çekilmezse parti tutmada da durum aynıdır. Gerçi bu tipler takım tutar gibi parti tuttuklarını da kabul etmezler. Çünkü onlar için parti davadır. Hadi deyince dava terk edilir mi değil mi? Varsın içlerinde binlerce müteahhit yetişsin. Hiç önemli değil.

Yine bazılarının ittifakında yer alırsan senden iyisi yok. İttifaklarına girmezsen, kendi başına seçime girersen senden kötüsü yok. Hele bir de karşı ittifakta yer alırsan yatacak yerin yok. 

Eleştirmezsen, yanlışlarını görmezsen, hata ve yanlışlarını savunursan senden iyisi yok. Tersi durumda senden kötüsü yok. 

Bir cemaat kendilerini desteklerse, destek açıklaması yaparsa, onlar için bu destek açıklaması, olması gerekendir ve bu cemaat bir numaradır. Şayet destek açıklaması yapmazsa vay o cemaatin haline. Yerden yere vururlar. Hele bir de istemedikleri partiye oy vereceklerini söylerse o cemaatin çekeceği var. Devlet haddini bildirmeli bu cemaate. Artık bundan sonra bu cemaate yardım, sadaka ve zekat verilmemeli açıklaması yaparlar. Çünkü bunlar için cemaatler kendi partilerini destekledikleri müddetçe İslam’a hizmet etmiş olurlar. Değilse o cemaatte İslam’a hizmetten bahsedilemez. O cemaat menfaat için vardır onlar nazarında.

Tanıdığın veya akraban olan birinden pahalı, ucuz alışveriş yaptığın müddetçe senden iyisi yok. Zaten pazarlık da yapamazsın. Çünkü sana olması gerekeni yapmıştır ve en uyguna vermiştir. Pahalı verdiğini öğrendikten sonra şayet başka bir esnafa yönelirsen, senden kötüsü yok.

Adamın cemaatine girersen dört dörtlük Müslüman olursun. Cemaate gider gelirsen, yardım ve hasenatını akrabadan ihtiyaç sahibi olan yerine cemaate verirsen hayrın pek makbule geçer. Şayet o cemaate girmezsen, dünyasını heba etti diye sana acıyarak bakar. Çünkü tek kurtulmuş cemaat onlarınkidir. Kazara cemaatin bazı tasarruflarını eleştirirsen seninle selamı sabahı keser. Cenazene bile gelmez. Çünkü hikmetinden sual sordun bir kere. Ne haddine değil mi?

Hasılı bazılarının dümen suyuna girdiğin, onların düzenine uyum sağladığın, destek verdiğin müddetçe senden iyisi yok. Bir başına buyruk hareket edersen, doğruya doğru, yanlışa yanlış demeye kalkarsan bil ki yandın demektir.