17 Nisan 2024 Çarşamba

Çocuklarımın Alacağı Olsun!

Üç çocuğum var. Aslında dört de bir tanesi daha işini almadı. Benden yiyor. Hoş, çok alacağa da benzemiyor. Ki almak istese de bu devirde işi kim bulmuş ki benim tekne kazıntısı bulsun. Benim zamanımda iş bulmak için aslanın ağzından almak gerekiyordu. Sonra iş aslanın midesine indi. Şimdi ise aslanın işkembesine geçti.

Neyse üç oğlana geleyim ben. Allah hayırlarını versin hepsinin ama kırgınım onlara. Daha doğrusu kızgınım. Alacakları olsun. Çünkü beklentilerime cevap vermediler hala. Bu görünümleriyle beklentime çok cevap verecek de görünmüyorlar.

Biri neyse. Kendi yağıyla kavrulmaya çalışıyor. Diğer ikisine esas serzenişim. Karı koca çalışıyorlar. Kazançları da iyi. Allah daha çok versin ama ne yapayım bana yar olmayan kazançlarına.

Nedir bu derece çocuklarına seni kızdıran derseniz? Sormayın diyeceğim ama madem ki sordunuz. O zaman günah benden gitti. İçimdekini dökeyim size.

O kadar imkanın içerisinde, ahir ömründe babamızı Monaco'ya gönderelim. Orada bir ıstakoz yesin demediler. Demedikleri gibi hiç düşünmemişler. Size kırgınım. Bir ıstakoz yedirmediniz dedim. "Istakoz neydi, bilemedim ki" demez mi biri. Güya yurtdışı görmüş, mektep medrese okumuş biri. Daha ıstakozdan haberi yok. Kendisi görmemiş ki bana yedirsin. 

Öbürü hiç topa girmedi. Öyle zannediyorum, ıstakoz caiz mi diye araştırmaya girmiştir. Hanefilikten de ödün vermez. Şafii'yi de görmez. Halbuki Şafii ne güne duruyor değil mi. Babam çıksa denizden yerim demiş. Her ne kadar Şafii olmasam da o yerim diyorsa bana ne oluyor da caiz değil, yemem diyeceğim. Sonra ben Şafii'den daha mı çok Müslümanım. Sonra babanıza Monaco ve ıstakoz imkanı sundunuz da babanız caiz değil mi dedi? Bırakın o kadarını da babanız düşünsün.

Halbuki bu yaşıma geldim. Geldim gidiyorum. Yaşım 60 olmuş. Trabzon'a doğru gidiyorum. Dişler eskisi gibi değil. Cebimde yeşil pasaportum ve imkanı yerinde iki oğlum olduğu halde itibardan tasarruf edilmez deyip babalarına bu imkanı sunmadılar. Alacakları olsun. Babalarına bu ahir ömürlerinde yedirmeyip de o kadar parayı mezara mı götürecekler, merak ediyorum.

İnanın, kabirde Münker Nekir ıstakoz  yedin mi dese başım öne eğilecek. Susma hakkımı kullanacağım. Sükut ikrardan gelir de demezler bu melekler. Onca variyetin içinde nasıl yemezsin deseler utanacağım. Hesap gününde Rab Teâlâ onca nimet verdim. Istakoz bile yemeden geldin, halbuki hepsi senin içindi dese mahcubiyetten boncuk boncuk terleyeceğim.

Oğlanlardan hayır yoksa kendin gideydin Monaco’ya. Haydi yol yolak bilmezsin. Antalya’ya gideydin. Orada yiyeydin ıstakoz. Mezara mı götüreceksin dediniz. Yok yok yok. Anlamıyor musunuz siz?

Haydi bir yolunu bulup gittim diyelim. Nasıl yiyeceğim ben o ıstakozu? Daha ben de görmedim bu nimeti. İnternetten baktım. Korkunç geldi bana görüntüsü. Haydi sınıf atlama adına bu korkuyu göze aldım. Bu meret nasıl yenir bilmem ki. O kadar okul okudum, o kadar değişik ilde çalıştım. Ne okul öğretti bu ıstakozu ne çalıştığım yerlerdeki insanlar. Okul bir şey vermez dedikleri bu olsa gerek. Çok gezip çok şey öğrenecekmişim meğer.

Çocuklarıma kızsam da haklarını yemeyeyim. Onlar da görmemiş daha ıstakozu. Okul, çevreleri ve ben de göstermedim ise çocukların ne suçu var değil mi? Bu arada çocuklarım yedirmekten kaçınmaz. Sağ olsunlar zaman zaman götürürler lokantaya. İstediğini ye derler. Babaları ne bilsin envaiçeşit yemeği. Menüye bakıp şundan ver der. “Şu” demesi de bu yaşında daha bir isme dönüşmedi. Ne bilsin garibim yemeklerin isimlerini. Ya da siz ne yerseniz ben de onu yiyeceğim der, bozuntuya vermem ve cehaletimi ortaya koymam. Ama şunu söylemeden de geçemeyeceğim. Çocuklar bana lokantada dünyayı yedirseler, gözümün açıldığı bu aşamadan sonra menüsünde ıstakoz olmayan yemeği ne yapayım ben. O yüzden alacakları olsun çocuklarımın.

Senden İyisi de Yok, Senden Kötüsü de


Bu konuyu yazmadan önce bahsedeceğim zümre ve kişilerle ilgili bir toptancılığımın olmadığını, hepsinin içinde istisnalarının olabileceğini, bunları tenzih ettiğimi baştan söyleyeyim. Şimdi geleyim sadede. 

Her ihtiyaç sahibi olmasa da ihtiyaç sahiplerinin içinde öyleleri vardır ki kendisini görüp gözettiğin, zekât ve sadakanı kendisine verdiğin müddetçe seni yere göğe sığdıramaz. Seni hayırla yad eder ve senden iyisi yoktur. Ne zaman ki görüp gözetmeyi bırakırsan, buğzetmeye başlar. Adeta senden kötüsü olmaz.

Bazılarının partisini desteklersen senden iyisi yok. Desteğini çekersen senden kötüsü yok. Bu adam dün niye destek verirdi de bugün niye desteğini çekti diye hiç sorgulamazlar. Çünkü onlar için parti tutmak, bir partiyi desteklemek takım tutmak gibidir. Takım kötü olduğunda nasıl ki destek çekilmezse parti tutmada da durum aynıdır. Gerçi bu tipler takım tutar gibi parti tuttuklarını da kabul etmezler. Çünkü onlar için parti davadır. Hadi deyince dava terk edilir mi değil mi? Varsın içlerinde binlerce müteahhit yetişsin. Hiç önemli değil.

Yine bazılarının ittifakında yer alırsan senden iyisi yok. İttifaklarına girmezsen, kendi başına seçime girersen senden kötüsü yok. Hele bir de karşı ittifakta yer alırsan yatacak yerin yok. 

Eleştirmezsen, yanlışlarını görmezsen, hata ve yanlışlarını savunursan senden iyisi yok. Tersi durumda senden kötüsü yok. 

Bir cemaat kendilerini desteklerse, destek açıklaması yaparsa, onlar için bu destek açıklaması, olması gerekendir ve bu cemaat bir numaradır. Şayet destek açıklaması yapmazsa vay o cemaatin haline. Yerden yere vururlar. Hele bir de istemedikleri partiye oy vereceklerini söylerse o cemaatin çekeceği var. Devlet haddini bildirmeli bu cemaate. Artık bundan sonra bu cemaate yardım, sadaka ve zekat verilmemeli açıklaması yaparlar. Çünkü bunlar için cemaatler kendi partilerini destekledikleri müddetçe İslam’a hizmet etmiş olurlar. Değilse o cemaatte İslam’a hizmetten bahsedilemez. O cemaat menfaat için vardır onlar nazarında.

Tanıdığın veya akraban olan birinden pahalı, ucuz alışveriş yaptığın müddetçe senden iyisi yok. Zaten pazarlık da yapamazsın. Çünkü sana olması gerekeni yapmıştır ve en uyguna vermiştir. Pahalı verdiğini öğrendikten sonra şayet başka bir esnafa yönelirsen, senden kötüsü yok.

Adamın cemaatine girersen dört dörtlük Müslüman olursun. Cemaate gider gelirsen, yardım ve hasenatını akrabadan ihtiyaç sahibi olan yerine cemaate verirsen hayrın pek makbule geçer. Şayet o cemaate girmezsen, dünyasını heba etti diye sana acıyarak bakar. Çünkü tek kurtulmuş cemaat onlarınkidir. Kazara cemaatin bazı tasarruflarını eleştirirsen seninle selamı sabahı keser. Cenazene bile gelmez. Çünkü hikmetinden sual sordun bir kere. Ne haddine değil mi?

Hasılı bazılarının dümen suyuna girdiğin, onların düzenine uyum sağladığın, destek verdiğin müddetçe senden iyisi yok. Bir başına buyruk hareket edersen, doğruya doğru, yanlışa yanlış demeye kalkarsan bil ki yandın demektir.

16 Nisan 2024 Salı

Ballı Börekli Meslek: Hakemlik

Yan taraftaki haberi İnternethaber sitesinden aldım. Bizim yerli VAR hakemleri maç başı on beş bin alırken, Ali Koç'un marifetiyle yurtdışında getirilen yabancı VAR hakemleri ise 80 bin lira alacakmış. Zannedersem, bu ücretlerin içerisinde yeme, içme, konaklama ve uçak ücretleri yoktur. Bunları da dahil edersek bir VAR hakeminin bir maçta kaça mal olduğunu varın siz düşünün. 

Bu haberi görür görmez yabancıya kesenin ağzı açılmış. Yerliye ise kıstıkça kısılmış dedim ama maç başı 15 bin lira bile deli para. Bu kadar parayı attığımız yetmediği gibi üzerine bir 65 bin daha koyarak yabancı VAR hakemine veriyoruz. Yerli hakemlere yabancı hakem getirerek bir ayıp yaptık. İkinci ayıp da aradaki uçurum. 

Yerli bir VAR hakemine maç başı verdiğimiz 15 bin liraya biz bir iki bin lira daha eklemek suretiyle bir ay boyunca çalışan asgari ücretliye ücret veririz. Bir VAR hakemi ayda dört maç yönetse, 60 bin lira cepte. Üstelik hakemlerin tek geçim kaynağı, görev verilen maçlarda aldıkları maç başı ücretten ibaret değil. Hemen hemen hepsi bir kamu kurumunda veya özel sektörde çalışıyor. Görev yaptığı her maçtan aldıkları maç başı ücret ise hakemlerimiz için birer ek gelir. Haftada 90 dakika görev yap. Kap 15 bini. 

Bu haberi okuyuncaya kadar hakemlerin ne kadar aldığını hiç düşünmemiştim. Daha doğru kimsenin gelirinden ve aldığı maaştan haberim yok. Doğrusu hiç de merak etmedim. Bir kendi maaşımı, bir asgari ücretlinin ücretini bir de en düşük emekli aylığı alan emeklilerin maaşını bilirim.

Yine VAR hakemlerinin maç başı aldığı ücreti görünce vara bir VAR hakemi olsaydım dedim. Ayda dört maçta görev alsam, toplamda 360 dakika çalışmak suretiyle yan gelir yatardım. Ayrıca herhangi bir yerde çalışmaya gerek görmezdim. Çünkü bu para bana yeter de artardı bile. Vara masa başında iş isteyeceğime, VAR’da masa başı iş bulsaymışım. Heyhat ki heyhat. 

Yerli hakemin ücreti üzerinden hesap yaptım. Bir de yabancı var hakemi olsaydım, benim için hayat kebaptı. Harca harca bitiremezdim kazandığımı. 

Yerli ve yabancı VAR hakemlerinin maç başı ücretlerini öğrendikten sonra beni bir meraktır aldı. Bir doksan dakika masa başında görev yapan hakem 15-80 alıyorsa maç boyunca oyunculardan fazla koşan hakemler ne kadar alırdı? Ben merakımı giderdim. Sabaha dudağım uçuklar mı bilemem. Daha önce bilmiyorsanız dudağı uçuklama sırası sizde. Sıkı durun. 

Süper Ligde görev yapan hakemlerin maç başı ücreti:

Orta hakem, 30 bin lira

Yardımcı hakemler, 13.200 lira

Dördüncü hakem, 9 bin lira

Avar hakem, 7.500 lira. (Bu da kim, ne işe yarar demeyin. Lütfen cehaletinizi ortaya koymayın. Avar hakem, "Futbol maçlarında adaletin sağlanmasına yardımcı olan ve VAR sisteminin bir parçası olarak görev yapan bir hakem" miş. Kısaca video yardımcı hakem asistanı).

Gördüğünüz gibi bir maç için dar ve orta gelirlinin kolay kolay göremeyeceği bir servet sadece hakemlere ödeniyor. Varın siz bir de futbolculara ödenen paraları hesap edin. Uçuklaya uçuklaya dudağını kalmaz. 

Siz siz olun, çocuğunuzu hakem olarak yetiştirin. 

Merak ettiğim, bu hakemlerin parası hangi kaynaktan ödeniyor? TFF mi, kulüpler mi yoksa devlet mi? 

Kim öderse ödesin, milletin parası bunlar. Üstelik hepsi bir seyir zevki için. 

Vay anam vay!