16 Nisan 2024 Salı

Ballı Börekli Meslek: Hakemlik

Yan taraftaki haberi İnternethaber sitesinden aldım. Bizim yerli VAR hakemleri maç başı on beş bin alırken, Ali Koç'un marifetiyle yurtdışında getirilen yabancı VAR hakemleri ise 80 bin lira alacakmış. Zannedersem, bu ücretlerin içerisinde yeme, içme, konaklama ve uçak ücretleri yoktur. Bunları da dahil edersek bir VAR hakeminin bir maçta kaça mal olduğunu varın siz düşünün. 

Bu haberi görür görmez yabancıya kesenin ağzı açılmış. Yerliye ise kıstıkça kısılmış dedim ama maç başı 15 bin lira bile deli para. Bu kadar parayı attığımız yetmediği gibi üzerine bir 65 bin daha koyarak yabancı VAR hakemine veriyoruz. Yerli hakemlere yabancı hakem getirerek bir ayıp yaptık. İkinci ayıp da aradaki uçurum. 

Yerli bir VAR hakemine maç başı verdiğimiz 15 bin liraya biz bir iki bin lira daha eklemek suretiyle bir ay boyunca çalışan asgari ücretliye ücret veririz. Bir VAR hakemi ayda dört maç yönetse, 60 bin lira cepte. Üstelik hakemlerin tek geçim kaynağı, görev verilen maçlarda aldıkları maç başı ücretten ibaret değil. Hemen hemen hepsi bir kamu kurumunda veya özel sektörde çalışıyor. Görev yaptığı her maçtan aldıkları maç başı ücret ise hakemlerimiz için birer ek gelir. Haftada 90 dakika görev yap. Kap 15 bini. 

Bu haberi okuyuncaya kadar hakemlerin ne kadar aldığını hiç düşünmemiştim. Daha doğru kimsenin gelirinden ve aldığı maaştan haberim yok. Doğrusu hiç de merak etmedim. Bir kendi maaşımı, bir asgari ücretlinin ücretini bir de en düşük emekli aylığı alan emeklilerin maaşını bilirim.

Yine VAR hakemlerinin maç başı aldığı ücreti görünce vara bir VAR hakemi olsaydım dedim. Ayda dört maçta görev alsam, toplamda 360 dakika çalışmak suretiyle yan gelir yatardım. Ayrıca herhangi bir yerde çalışmaya gerek görmezdim. Çünkü bu para bana yeter de artardı bile. Vara masa başında iş isteyeceğime, VAR’da masa başı iş bulsaymışım. Heyhat ki heyhat. 

Yerli hakemin ücreti üzerinden hesap yaptım. Bir de yabancı var hakemi olsaydım, benim için hayat kebaptı. Harca harca bitiremezdim kazandığımı. 

Yerli ve yabancı VAR hakemlerinin maç başı ücretlerini öğrendikten sonra beni bir meraktır aldı. Bir doksan dakika masa başında görev yapan hakem 15-80 alıyorsa maç boyunca oyunculardan fazla koşan hakemler ne kadar alırdı? Ben merakımı giderdim. Sabaha dudağım uçuklar mı bilemem. Daha önce bilmiyorsanız dudağı uçuklama sırası sizde. Sıkı durun. 

Süper Ligde görev yapan hakemlerin maç başı ücreti:

Orta hakem, 30 bin lira

Yardımcı hakemler, 13.200 lira

Dördüncü hakem, 9 bin lira

Avar hakem, 7.500 lira. (Bu da kim, ne işe yarar demeyin. Lütfen cehaletinizi ortaya koymayın. Avar hakem, "Futbol maçlarında adaletin sağlanmasına yardımcı olan ve VAR sisteminin bir parçası olarak görev yapan bir hakem" miş. Kısaca video yardımcı hakem asistanı).

Gördüğünüz gibi bir maç için dar ve orta gelirlinin kolay kolay göremeyeceği bir servet sadece hakemlere ödeniyor. Varın siz bir de futbolculara ödenen paraları hesap edin. Uçuklaya uçuklaya dudağını kalmaz. 

Siz siz olun, çocuğunuzu hakem olarak yetiştirin. 

Merak ettiğim, bu hakemlerin parası hangi kaynaktan ödeniyor? TFF mi, kulüpler mi yoksa devlet mi? 

Kim öderse ödesin, milletin parası bunlar. Üstelik hepsi bir seyir zevki için. 

Vay anam vay! 

15 Nisan 2024 Pazartesi

Sazan Sezonu Açıldı

Facebook hesabı açmaktan, bu aleme girmekten geri kalmayan, bu alemde iz bırakmadan gezinen, ne olur ne olmaz korkusuyla bu alemde doğru dürüst paylaşımda bulunamayan sazan kardeşlerim, 

Belli ki birileri yine bir şey hazırlayıp Facebook alemine servis etmiş ve dünyadaki sazan sayısını öğrenebilir miyiz diye bir paylaşım yapmış. Mimlenirim düşüncesiyle her türlü paylaşımdan uzak olmanıza rağmen bu paylaşımı nasıl gördünüz bilmiyorum ve paylaşma orucunu bozarak paylaşım yarışına girdiniz. Madem iş bu kadar ciddi. Şu sorularıma cevap verirseniz ben de müstefit olmak isterim ve gelmekte olan tehlikeye karşı tedbir almış olurum. 

Resmileşen ne? Allah rızası için bir söyleyin. Bakın Allah'ın adını verdim. 

Resmileşen bu şey sabah 06.39'da imzalandığına ve bir kamu kuruluşu olan bu Facebook mesainin başlamasını bile beklemediğine göre durum bu derece ciddi demek. Sahi sen hiç 06.39’da mesaide oldun mu bugüne kadar?

Bu imzalama işi televizyona bile çıktığına göre söyler misiniz hangi kanalda çıktı? Siz bu kanalı biliyorsunuz gayri. Söyleyin de biz de bilelim bu kanalı. Bu arada imza törenini kanalda canlı mı izlediniz? Ha söyleseydiniz de biz de canlı canlı izleseydik. 

Son tarih bugün dediğinize göre bu son tarih ne zaman? Çünkü ileri seviye sazanlar daha önce bugünü son tarih diye paylaştılar. Sen sazan ise sanırım geç kaldın. Söyler misin bu son günün tarihini?

Seninki maviye dönüşmüş. Dönüşen mavi ne? Gördün mü hesabının mavileştiğini? Sonra maviye dönüşünce ne oluyor? Senin için düşünülen her türlü tehlike bertaraf edilmiş mi oluyor? 

Yarından itibaren Facebook mavileşmeyen yani senin gibi kopyala yapıştır ve paylaş yapmayanların fotoğraflarını kullanmaya mı başlayacak? 

Facebook kullandığı zaman ne olur da. Fotoğrafları kullanırsa niçin gizliliği ihlal olsun? Facebookta bugüne kadar paylaştığın, cümle alemin gördüğü fotoğrafların neresi gizli olur? Senin bu yaptığın kafasını kuma gömmüş deve kuşuna benzemiyor mu? Madem tüm fotoğrafların senin için mahrem ve gizli kalacak. O zaman ne diye sosyal medyada paylaştın demezler mi adama? 

Bu kopyalayıp yapıştırdığın şeyin eski bayat numaralardan biri olduğunu, birinin milyonlarca sazan elinde oynattığının ve senin de buna alet olduğunun farkında mısın? 

Böyle bayat şeylere alet olmaktan kurtulmak, kendini daha da garantiye almak ve mahrem bilgilerini ihlal tehlikesine karşın en kestirme yol olarak bu alemi terk etmeyi hala düşünmüyor musun?

Evet sazan kardeşim. Lütfen bu sorularıma cevap verir misin?

Gençlik Yol Ayrımında

Gençlik hiç olmadığı kadar dine mesafeli. 

Kimi deist kimi ateist kimi agnostik olduğunu açıklıyor. Bunların sayıları az değil. 

Kimi baskı görür, dışlanırım düşüncesiyle küfrünü izhar edemiyor. Bu durumda olanlar da oldukça fazla. 

Kimi tepkisini göstermiyor. Alabildiğine sessiz.

Kimi tembelliğinden ladini bir hayat yaşıyor.

Kimi de Müslümanlığı tekeline alan bazı siyasi, cemaat ve kanaat önderlerinin bazı tasarruflarını örnek vererek "Bunlar Müslümansa ben değilim", "Ben bunların dininden değilim" diyor. 

Dindar, mütedeyyin ailelerin bile çocuklarını din, diyanet bilsin diye bir çabası yok. Hatta alabildiğine cemaatlerden uzak tutuyor.

Kısaca din, gençliğin çoğu için pek bir şey ifade etmiyor. Bu görüntü gittikçe de artacağa benziyor.

Bu durumda biz ne yapıyoruz? Gençliğin derdi nedir? Dinden niye uzaklaşıyor? Gençliği dinde tutabilmek için neler yapabiliriz? Gençliğin dinden uzaklaşmasında bizim payımız nedir? Hatamız varsa bunlar nelerdir diyor muyuz? Sorun dinde mi yoksa dini tekelinde bulunduranların söz ve eylem çelişkisinde mi ya da görüntülerinde mi? İslamcılığın verdiği zararlar olabilir mi? Klasik din anlayışımız ve anlatımımızın payı var mı? Böyle bir şey demiyoruz. Desek en azından gelmekte olan tehlikenin farkında oluruz ve tedbir almaya çalışırız.

Böyle demediğimiz gibi gençliğin gidişatından dolayı burnumuzdan hiç kıl aldırmıyoruz. Bununla da yetinmiyoruz. Suçu başkasının üzerine yıkmaya çalışıyoruz. Özellikle dini gençliğe farklı görüş, üslup ve yol ile anlatmaya çalışanları; dini bidat, hurafe ve menkıbevi anlatımlardan arındırmaya çalışanları, gençliğin bu noktaya gelmesinde suçlu ilan ediyoruz. Bunlardan dolayı gençlik ateist, deist oluyor, bunlar gençliğin kafasını karıştırıyor diyoruz.

Halbuki İslam'ın yumuşak karnı olan bazı konulara dair yeni izahlar, gençliği İslam'da tutar. Unutmayalım ki ikna edemediğin din bir bakmışsın elimizin altından kayıp gitmiştir. 

Aslında İslam'a en büyük zararı müntesipleri veriyor. Başkası ne kadar uğraşırsa uğraşsın İslam'a zarar veremez, gençliğin kafasını da karıştıramaz. Sahi kaçımıza bakarak birileri Müslüman olma yolunu seçiyor.

Bizim yaşantımız bakarak Müslüman olanlardan geçtim. Bari mevcut Müslüman olanları İslam dairesinde tutabilsek...

Durum bu iken yani sorunun kaynağı biz iken üzerimize toz kondurmuyoruz. 

Hasılı farkında olalım veya olmayalım. Gençlik yol ayrımında.