9 Nisan 2024 Salı

Seçim Merdiveni

Sandık başkanı mısın? Derdin çok demektir

Zarf, pusula, sayım, döküm, tutanak hep senin

Elinden geçecek sabahtan akşama bir bir

Zor mu zor ama bunu baştan düşünecektin


İşin zoru bitti deyip adliyenin yolunu tuttun

Son bir gayret, çoğu gitti azı kaldı dedin

Merdivenlerdeki kalabalığı görünce

Eyvah, turpun büyüğü heybede imiş dedin


Bir elinde saman renginde ağır bir torba

Öbüründe tutanakların olduğu bir zarf

Girdin hemen herkes gibi upuzun sıraya

Karşına çıktı sonu görünmeyen merdiven


Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden

Pardon dikileceksin. Yürümek ne kelime

Her bir basamağında duracaksın güç bela

Bel ağrır, ayaklarına kara sular iner


Çıkmak ne mümkün bunca basamakları bir bir

Çünkü başkanlardan örülmüş etten bir duvar

Dikil, adımla, çık. Bitmez bir türlü merdiven

Çünkü daha çıkılacakmış üç kat merdiven


Üç katın merdiveni sürdü doksan dakika

Bu zaman zarfında atardım on bin adım ben

Onca evrak teslimi sürdü on beş dakika

Ardından indim onca basamağı birden


Ahmet Haşim bugünleri yazmış Merdiven'de

Bu şiiri her basamağında hatırladım

Allah rahmet eylesin Ahmet Haşim şaire

Nur içinde yatsın merdivensiz ebediyen


Bir dahaki seçimde görev alır mıyım hiç 

Allah ne dostuma versin ne de düşmanıma

Emri vaki olursa olmasın ramazanda

Bir de teslimatta olmasın üç kat merdiven


Yüce kulun der ki Allah başka dert vermesin

Seçim sonuçları ülkeme hayırlı olsun

Seçilen başkanlar hepten hizmette yarışsın

Güzel ülkem her yönüyle tez elden kalkınsın


Şiirim oldu mu a dostlar, sorarım size

Olur mu benden bu asrın şairi

Demezse Haşim şiir böyle eza görmedi

Bilin ki o zaman olurum ben de bir şair

Sandık Kurullarına Ramazanda Reva Görülen Muamele (2)

Malumunuz 31 Mart mahalli seçimleri ramazan ayı içerisinde yapıldı. Sandık kurullarına bu oruç gününde yapılan muameleyi "Sandık Kurullarına Ramazanda Reva Görülen Muamele" başlığıyla bir önceki yazımda kaleme almıştım.

Yazıda, sabah 06.30'da başlayan mesai maratonu iftar vaktinde oy sayım ve döküm işiyle devam ettiğini ne muhtarlardan ne de partilerden sandık kurulu üyelerinin iftarını açacak doğru dürüst bir iftariyelik gelmediğini, üyelerin geç vakte kadar karnını doyurmadan görevini yaptığına işaret etmeye çalışmıştım.

Bu yazımda da seçim torbasının teslim sürecine değineceğim.

Oy sayım, döküm, tutanağa geçirme, ıslak imza, zarf ve pusulaların torbaya yerleştirilmesi 21.45'e kadar sürdü. Sandıkta görev yapan üyelere teşekkür ederek helalleşerek ayrıldım. Üyeler evlerinin yolunu tutarken bir elimde torba, diğerinde kapalı zarfla binanın çıkışına geldim. Görevli polisler, üçer kişi götürüyoruz. Az önce bir ekibi gönderdik. Burada bekleyin. Üçe tamamlanınca polis nezaretinde ilçe seçim kuruluna gideceğiz dedi. Bir 20 dakika bekledim. Sayı üçe tamamlanınca torbaları kucağımıza alarak bir taksinin içine bindik. Adliyenin yolunu tuttuk.

Bizi getiren polis girişte bizi başka polislere teslim ederek yeniden görev yerine gitti. Kapıdaki görevliler her torbanın sandık numarasını sorarak ellerindeki evraktaki numarayı işaretledi. 

Bahçe kapısında başlayan bu muameleden sonra bir kapıya daha geldik. Torbalar ve bizler X-ray cihazından geçirildik. Şuradan yürüyün dediler. İçi kırtasiye malzemesi dolu torba ağır mı ağır. Kimi durmadan el değiştirerek kimi kah dinlenerek kimi sırtına alarak yürüdük de yürüdük.

Bir kapıya daha geldik. Görevli polisler evrakımızın tam olup olmadığını, şunları, bunları yapıp yapmadığımızı sordu. Sandık numaralarımızı not ederek şuradan sıraya girin dedi.

Sıraya geldiğimiz zaman gördüğüm manzara mahşer yerini andırıyordu. Nereye gideceğimizi bilmeden peşi sıra sıraya girdik. Epey bekledikten sonra sıra bir iki adım gidiyor. Yeniden beklemeye koyuluyorduk.

Derken merdiven basamakları geldi önümüze. Çıkacağız ana çıkmak ne mümkün. Sanki bütün sandık başkanları aynı anda gelmişti. Bir basamak çıkıyoruz ve bekliyoruz. Basamaklarda beklerken Ahmet Haşim'in Merdiven şiirinden "Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden" dizesi geldi aklıma. Ağır da olsa çıkacağım ama çıkmak ne mümkün. Merdivenleri etten örmüştük. Hemen dizeyi değiştirerek ağır ağır dikileceksin bu merdivenlerde şeklinde mırıldanmaya başladım.

Sabahın köründe başlayan, gecenin bu vaktine kadar süren koşuşturma ve telaş, merdiven basamaklarında bekledikçe omuzlarımıza yorgunluk iyice çöktü. Ayaklarımıza kara sular indi. Hafif bir genişlik bulan çömelip yere oturdu.

Ağır ağır süren bu merdiven sefası pardon çilesi kaç basamak oldu bilmiyorum. Merdivenleri çıkınca bu çile bitecek sandım. Çık çık. Üç kat çıkıvermişiz.

Üçüncü kata çıktığımda karşımda görevli ordusu ile karşılaştım. 

Ayakta biraz bekledikten sonra boşalan bir masaya gidip istenen evrakları teker teker verdim. İki görevli bütün tutanakları tek tek inceledi. Partilere verilen oyları hesap makinesiyle kontrol etti. Tamam dedikten sonra diğer evrakı sırayla diğer masadakilere verdim. En son teslim evrakını tebellüğ ettim ve torbayı aldılar. Şuradan inebilirsin dediler. 

Aşağıya indiğimde saat 23.50 idi. Bir 15 dakika tutanak ve torbanın teslimi sürdüğünü, adliyeye 22.20'de geldiğimi düşünürsek, aşağı yukarı üç kat merdiveni gıdım gıdım çıkma, sırada durma ve dikilme süresi 1.5 saat sürmüş. 

Eve geldiğimde saat 00.50 falandı. Böylece sabah 06.30'da başlayan maraton 15-16 saatin sonunda bitti. İşimiz bitti ama biz de bittik maalesef. Bu da benim kulağıma küpe olsun. Bir daha mahalli seçimlerde görev alırsam iki olsun.

Yazım uzadı ama bu konuda şunları da söylemek isterim.

Şunu bilelim ki oruç oruç seçimde görev almak başlı başına bir sorun.

Partililerin iftarlığı üyelerden esirgemesi hiç şık kaçmamıştır. Siyasi partilerin bu konuda bir empati yapmasında yarar var.

İlla bu seçimi ramazanda oruç oruç yapmak zorunda mıydık? Meclis karar alarak bu seçim ramazan bayramı sonu yapılamaz mıydı? İstenirse pekala yapılabilirdi.

Bir diğer husus, son yıllarda seçim torbalarının bina sorumlularından alınması çok yerinde bir karar. Aynı karar seçim torbalarının ve tutanaklarının bina sorumlularına tesliminde de uygulanabilirdi. İlçe seçim kurullarında iki görevlinin yaptığı kontrolleri okullarda okul müdürü başkanlığında kurulacak iki kişilik komisyon da teslim alabilirdi. Tüm sandıkları teslim aldıktan sonra bina sorumlusu polis nezaretinde ilçe seçim kuruluna seçim tutanaklarını ve torbalarını teslim edebilirdi. Böyle yapıldığı takdirde adliyeye, ilçe seçim kuruluna o kadar sandık başkanı gitmeyecek, o kadar kalabalık olmayacak, sandık başkanları saatlerce merdivenlerde beklemeyecekti. Haydi bunu daha düşünemediler. Üç kat yukarıya çuval teslimini anlamak zor. Bunun için adliyenin zemin katında bu teslimatı yapmak daha kolay değil miydi? Hasılı seçim konusunda alacağımız daha çok mesafe var vesselam.

8 Nisan 2024 Pazartesi

Sandık Kurullarına Ramazanda Reva Görülen Muamele (1)

Her seçimin en büyük sıkıntısını çekenler sandık kurullarında görev yapan partili ve partisiz üyeler. En büyük sıkıntı da sandık başkanı görevidir. Çünkü oy vermenin sağlıklı yürütülmesinden, oy sayım işlerinden, tutanakların hazırlanmasından ve seçim torbasını sağ salim ve düzgün bir şekilde ilçe seçim kuruluna teslimden sandık başkanı sorumludur. 

Seçim günü sandık başkanının görevi saat 06.30'da seçim torbasını teslim alarak başlar. Sandık kurulu oy vermenin başlamasından bir saat önce kurulur. Oy verme saatine kadar zarfların ve oy pusulalarının sayım ve mühürleme işi halledilir. 

Sandık başkanı için 06.30'da, diğer üyeler için 07.00'de başlayan mesai, oy verme ve oyların sayım, döküm ve teslim işine kadar kesintisiz devam eder. 

Üyeler bir taraftan çayını yudumlarken ve öğle yemeğini atıştırırken oy verme işlemi ara vermeden devam eder. 

Bazı partiler öğle yemeği için kendi partili üyelerine nevale getirirken görevi olmamasına rağmen AK Parti sandık kurullarında görev yapan, kendi partisinden olsun veya olmasın, herkese öğle yemeklerinde kumanya dağıttı. Güzel ambalajlar içerisinde bir kişiyi doyuracak kadar azıktı verdiği.

AK Partinin öğle yemeklerinde kumanya dağıtması bir gelenek haline gelmişti. Bundan dolayı sandık kurullarında görev yapan partili, partisiz kimse aç kalmadı.

31 Mart seçimleri malumunuz üzere ramazan ayında yapıldı. Kurullarda görev yapanlar oruç tutsun veya tutmasın, çaysız ve yemeksiz seçim iş ve işleyişini devam ettirdi. 

İftara yakın sandık kurul üyeleri iftarlık ve akşam azığı bekledi. Heyhat ki ne gelen vardı ne de giden. Tek tük gelen varsa da iftar vakti oy sayım anına denk geldiği için oy sayım işini takip için geldi. 

Sanırım bir parti kendi partili üyesine azık getirdi. Kısaca başta AK Parti olmak üzere tüm partiler oruç tutan üyeleri aç ve aç kendi haline bıraktı. Diğer partiler neyse de AK Parti bu geleneğini 31 Mart seçimlerinde niçin bozdu pek anlaşılamadı. Elbette partilerin ve AK Parti'nin sandık kurullarının doyurma gibi bir görevi yoktu. Ama bir gelenek haline getirdiği için herkes AK Parti'den bu seçimde de bu geleneğini devam ettirmesini bekledi. Adeta tüm partiler aç ayı oynamaz atasözünü bir tarafa bırakarak haydin aç aç oynayın, görevinizi yapın dedi. Sandık üyelerini bir başına bıraktı.

Diğer sandıkları bilmiyorum ama bizim sandıkta görevli yedi kişiden üç tanesi oruç tutuyordu.

Seçim günü akşamı sandık kurulu üyelerine yapılan bu muamele oruç oruç hiç gitmedi. Halbuki sabahtan oy verme işlemi sürerken sandık kurullarını gezen AK Partili heyete, üyelerinden biri, akşama yemek gelecek mi demişti de görevli, elbette demişti. Öğleden sonra bina sorumlusu ile bir konuyu görüştüğümde, abi akşama yemek gelmeyecek dedi. Sanırım başlangıçta üyelere kumanya dağıtma planı vardı. Sonradan vazgeçildi. AK Parti'nin her seçimde ister parti ister devlet bütçesinden tüm üyelere azık verme geleneğini niçin bozduğu anlaşılamadı. Sebebini bilmiyorum ancak tahminde bulunabilirim. Tahminimi de bir anekdotumla anlatayım. 

Sandık kurulu başkanı olduğum tebliğ edilince, kendilerine görev çıkmayan şanslı öğretmenlerden biri, hocam akşama yemek verecekler mi demişti. Ben de her şey İstanbul sonuçlarına bağlı. Şayet İstanbul elden giderse yemek gelmez demiştim. Hep beraber gülüşmüştük. 

İnsanın güldüğü başına gelirmiş. Sanırım çıkacak tabloyu AK Parti biliyor olmalıydı ki kumanya işini üstlenmemiş. Aklıma da başka bir şey gelmiyor. Demek ki AK Parti’nin kumanya geleneği hep kazanmasına bağlı imiş. Birçok belediyeyi kaybedip tarihinde ilk defa ikinci parti olunca size yemek memek yok demiş olmalı ya da kendi derdiyle dertlenmekten başkasının karnını doyurmaya gerek görmedi.

Şu hakkı da teslim edelim. AK Parti kumanya geleneğini bu ramazanda bozsa da AK Parti okul sorumlusu kendi inisiyatifini kullanarak ve cebinden harcayarak her sandığa yeterince veremese de yine kumanya yaptırmış. Her sandık başına ikişer tane verdi. Küçük küçük yufkaları paylaşarak iftarımızı açtık. Okul sorumlusu AK Partilinin kesesine bereket.

Diğer yazımda da seçim torbasının teslim aşamasını konu edineceğim.