8 Nisan 2024 Pazartesi

Suçlama Hastalığımız

1."Yarın bir gün eşinin, kızının, bacının başörtüsüne dokunurlarsa onlara dönüp işte bu emeklinin gücü dersiniz". 

2."Ay başında 10 bin lira pazar paranızı almayı unutmayın. Malum, kendisi pek unutkan. Siz de çok açsınız".

3."Ders verenler daha ilk günden dersini almaya başladılar. Mahşerde verecekleri hesabı da şimdiden düşünmeye başlasınlar". 

4."Ne garip bir ülke olduk. Bir yılda 50 bin konut yapan bir ustayla, iki yılda bir heykel bile yapamayan bir çırağı yarıştırıyoruz". 

5."ÇOK GARİP BİR ÜLKE OLDUK, BİR YILDA 70 BİN KONUT YAPANLAR DEĞİL, EŞEK HEYKELİNİ İKİ YILDA YAPANLAR RAĞBET GÖRÜYOR". 

Yukarıdaki alıntılar sosyal medyada paylaşım yapan partili trollere ait. Troller gözü dönmüş ve aklı selim düşünemeyen kişilerdir. Onların görevi, adı üzerinde trollük yapmak. Bir partiyi övmek, başka partiyi kötülemektir vazifeleri. Bunu da meccanen, gönül rızasıyla yapıyorlar. Tek yaptıkları, bir el tarafından servis edilen basmakalıp sloganvari şeyleri sayfalarında paylaşmaktır ve kamuoyunda bir algı oluşturmaktır.

Trollere sözüm olmaz. Zira hiçbir sözün onlara faydası olmaz. Niyetim bu trollerin dünyasından herzelere yer vererek aklı selim düşünenlere farklı bir bakış açısı sunmaktır. 

Seçimi yapıp bitirdi bu troller. Seçim bitince işleri bitmiyor. Şimdiki görevleri ise seçim mağlubiyetini birilerinin üzerine yıkmak. Kendileri yunmuş ve yıkanmış olunca, elbette bir günah keçisi bulacaklar. Fayda etmez ama trollere şunu söyleyeyim: 22 yıldır o kadar seçim kazanan kişi hiçbir seçmeni suçlamıyor. Niçin kaybettikleri üzerine kafa yoruyor. Toplantı yapıyor. Kaybedilen illerde anketler yaptırarak ikinci olmanın sebeplerini öğrenmeye çalışıyor. Daha bir tespit yapmadan bu trollere ne oluyor ki seçmeni hedef yapmaya başladılar? Bir de sormadan edemiyorum. Bu troller bu tür trol paylaşımları ile bugüne kadar bir Allah'ın kulunu kendi görüşlerine çekebilmişler mi? Acaba yarardan çok zarar vermiş olduklarını hiç düşünüyorlar mı? Aman boş verin trolleri. Aklını kullanmayan, olaylar arasında bağlantı kurma yeteneğini kaybetmiş kişilere ne söylesen boş.

Şimdi geleyim bu paylaşımlara. 

1.paylaşımları başörtüsü üzerine. Güya yarın birileri başörtüsüne dokunurlarsa, işte bu, emeklinin gücü dersiniz diyerek emeklileri suçluyorlar. Bilsinler ki başörtü sorununun altından çok sular aktı. Yeni gerekçe bulun. Kimsenin, hiçbir gücün bu zamandan sonra başörtülüye dokunacağı yok. Siz varın başörtüsünü dilimizde pelesenk ederek ne hallere düşürdük, onu düşünün. Başörtüsü ve başörtü üzerinden çok ekmek yediniz. Yıllardır süren zirvenin gerisinde başörtüsü üzerinden yapılan siyaset yatıyor. Artık buradan size ekmek çıkmaz. Ayrıca oy vermeyen emekli bugüne kadar size oy verdi ise ilanihaye size vermek zorunda mı? Bu oylar ve emekliler sizin tapulu malınız mı? Emekli kaç seçimdir size oy verirken iyiydi de şimdi mi kötü oldu? Siz bırakın yenilginin suçunu emeklinin üzerine yıkmayı. Emekliyi bu yüksek enflasyonda on bin liraya nasıl mahkum ettik, bu adamlar bu kadar parayla nasıl geçinsinler diye empati yapın. Sahi kaçınız on bin liraya talim ediyor? Bu maaşa talim etseniz zaten böyle suçlamazsınız. Çünkü tuzunuz kuru sizin.

2.paylaşımla yine emekliler suçlanıyor. Ayıpladığınız başınıza gelir de o zaman anlarsınız açlığa mahkum edilen emekliyi belki.

3.paylaşımla güya partilerine oy vermeyerek ders verenler bunun ahirette hesabını nasıl vereceklerdir diyorlar. Burada suçlu, kendilerine oy vermeyen herkes. Akılları sıra aba altından sopa gösteriyorlar. Hangi kitapta yazıyor oy vermenin hesap vermek olduğu? Gidip geldiniz mi öbür dünyaya? İslam ve imanın şartında mı yazıyor ya da 54 farz denilen farzlarda mı var oyun hükmü? Gidin işinize. Milleti dinle, ateşle korkutmayı bırakın. Dinî emellerinize alet etmeyin. Yetmedi mi din üzerinden siyaset yaparak parsayı topladığınız?

4.ve 5.paylaşım aynı içerik. Güya konut yapanla heykel yapan karşılaştırılıyor. Konut yapanı değil de heykel yapanın tercih edilmesi ayıplanıyor. Merak ediyorum birileri durmadan heykel, siz ise bina mı yapıyorsunuz? Hem bir karar verin. Elli bin konut mu yaptınız bir yılda, yetmiş beş bin mi? Arada 25 bin konut var. Fazla atmayın da civcivler yesin.

Ezcümle, niyetim siyaset değil. Hangisi kazanır veya kaybeder, hiç umurumda değil. Serzenişim seçmenin suçlanması. Beyler, bırakın seçmeni suçlamayı da “kendinize bakın. Şayet siz doğru yolda iseniz başkasının sapıklığı size zarar veremez”. Bu yazdığım son cümle ayettir. Sadece bu ayetin gereğini yapsanız, liderinizin özeleştirisine kulak verseniz daha kazançlı çıkarsınız. Değilse suçlaya suçlaya yok olur gidersiniz. Söyleyin suçlayarak yok olmak mı istiyorsunuz ya da yeniden kazanan olmak mı? Çünkü suçlayan kaybeder. Normal şartlarda kazanan olmayı istersiniz ama görüyorum ki gözünüzü bir perde bürümüş, daha da küçülmek için suçlamayı tercih ediyorsunuz. Yol yakınken bu hastalıktan kurtulun. Çünkü mücadeleyi değil, ucuzculuğu seçmişsiniz. Ne diyeyim, kendi düşen ağlamaz.

Ali Koç Şov

2022-2023 sezonunun süper kupa maçı takımların da görüşü alınarak Suudi Arabistan'da oynanmasına karar verilmişti. Cumhuriyetin 100.yıl kupasının bu ülkede oynanması kararına, kamuoyunda büyük tepki gelince, FB ve GS takımları bu tepkiyi nasıl lehimize çeviririz hesabı yaparak Atatürk'ün arkasına sığındılar. Her iki takım maça çıkmamak için kırk dereden su getirdi. Karşılıklı yapılan protokolde olmayan istekte bulundular. Sonunda maç oynanmadan geri gelindi. Takımlarımızın ilk şovu burada bitti. Haklarını yemeyelim, kamuoyundan büyük alkış aldılar. Çünkü şov demek alkış demektir.

100.yıl kupası ne zaman oynansın, nerede oynansın derken sonunda Şanlıurfa'da oynansın dendi. Ali Koç'a sordular ne zaman oynansın diye. Ocakta yedi maç oynayacağız. Bu ay oynanırsa kabul etmeyiz. Bunun kararını federasyon verecek. Sanırım seçimden sonraki cuma uygun olur görüşünü belirtti. Federasyon 5 Nisan değil de 7 Nisanda oynanması kararını verdi. Yani Ali Koç’un isteği yönünde.

Hem Avrupa'da top koşturan hem de sezonun şampiyonluğuna oynayan FB zorlu Trabzon maçına çıktı. Maç boyunca Trabzon seyircisi maçı tatil ettirmek için elinden geleni ardına koymadı. Sahaya yabancı maddeler atıldı. Gerilimi yüksek bu maç çoktan tatil edilmeliydi ama maçın hakemi buna cesaret edemedi. Buna rağmen bu zorlu maçı FB bileğinin hakkıyla kazanmasını bildi. Maç sonrası Trabzon seyircisinden bazıları sahaya girdi. Seyircilerle FB'li futbolcular arasında meydan savaşına sahne oldu Avni Aker Stadı. 

Bu maçta cereyan eden olaylar nedeniyle her iki takım disipline sevk edildi. Trabzon'a 6 maç seyircisiz maç oynama cezası verilirken kavgaya karışan FB'li futbolculardan bazılarına nefsi müdafaa dendi, ceza bile verilmedi. Sadece iki futbolcuya birer maç ceza verildi. Her iki takım da sembolik ceza ile kurtuldu. Halbuki özellikle Trabzonspor daha ağır ceza almalıydı. 

Zaman zaman basına beyanat veren Ali Koç şovuna devam etti. Bir ara aday olmayacağım kulübü bırakacağım dedi. Benim başkanı olduğum kulübü şampiyon yapmazlar dedi. Kulüpler Birliği başkanlığından istifa etti. Israrlara dayanamayarak istifasını geri aldı. Lige bundan sonra yabancı hakem isteriz dedi. Kulübü ligden çekmeyi gündeme alacağız dedi. Halbuki daha önceki konuşmalarında ligden çekilme söz konusu değil demişti. Biz nisan ayında yedi maç oynayacağız. Süper kupanın tarihi değişsin. Biz ülkeye puan getiren tek takımız. İsteğimiz kabul edilmezse süper kupaya çıkmayız dedi. Üyeleri toplayarak tek başına karar verecek yetki aldı. Ligden çekilmeyi haziran ayına erteledi. Yani lig bitince bu konuyu gündeme alacak. Süper kupa tarihi yaklaştıkça Şanlıurfa'da oynanacak maça çıkmayabiliriz. Çıkarsak da U-19 takımıyla çıkacağız. Bizden habersiz Şanlıurfa'daki maç için plan yapmayın dedi taraftarına. 

Gün geldi. U-19 takımını sahaya sürdü. Maçın ilk dakikasında da takımı sahadan çekerek maçın tatil edilmesini sağladı. 

Ali Koç'un şovu şimdilik bu kadar. Bundan sonra ne şovlar yapacak. Bunu da zaman gösterecek. 

Ali Koç veya FB ne kadar mağdur? İşin detayını bilmiyorum. Gerçekten FB mağdur ediliyor olabilir. Ama mağduriyet Süper Kupa maçına çocukları çıkararak onları emellerine alet etmek olmamalıydı. Şanlıurfa halkı belki de tarihinde ilk defa iki güzide ve ezeli takımın maçını izleme imkanına kavuşmuştu. Bu da Ali Koç’un şovu sayesinde gerçekleşmedi.

Ali Koç ne kadar haklı veya haksız iddiasında değilim. Yalnız mağduriyet için sorumlu bir makamda olan birinin böyle yollara tevessül etmemesi lazımdı. Beni endişelendiren, bu sezon bu lig bu gerginlikle kazasız belasız biter mi? Şimdiden ülke FB haklı veya haksız demek suretiyle ikiye bölündü. Tüm bu olup bitenlerden sonra FB bu sezonu şampiyon tamamlayamazsa ülkeyi ne tür olumsuzluklar bekliyor, bunu hep beraber göreceğiz. İnşallah endişem yersiz çıkar. Yalnız sorumlu makamdaki insanların sorumsuz beyanat ve davranışları seyirciyi önü alınamaz noktaya sürükleyebilir.

Beni endişelendiren bir diğer konu Ali Koç ardı arkasına gerilimi yükselten bu şovlarını yaparken etkili ve yetkili insanların sessizliği ve bu olaylara müdahale etmemesi. Bu arkası gelmez şovlar sonucunda yarın birkaç kişinin ölmesini mi bekliyorlar? Devlet aklı nerede merak ediyorum. Bir diğer merakım, Ali Koç’un bu yaptıklarını bir Anadolu kulübü yapsa başına neler gelir, bunu da kamuoyunun insafına bırakıyorum.

Ali Koç’un ne yapmak istediğini en iyi kendisi bilir. İçini okuma imkanımız yok. Ancak olup bitenden yorum yapabilirim. Gerçekten Ali Koç’un amacı ne? Sanırım GS’nin iki puan gerisinde şampiyonluğu kovalama fobisini yaşıyor. Şampiyon olamadığı takdirde gerekçe hazırlıyor. Şimdiden mızıkçılık yaparak kamuoyu oluşturmaya çalışıyor. Kısaca Ali Koç’un yaptığı bu şovlarının arkasında lig şampiyonluğunu elde etmek yatıyor. Sonuç ne olur bilmem ama Ali Koç akıllı adam vesselam. Çünkü mızıkçılık yapanlar daima kazanır.

Bir diğer husus FB ve GS hiç hakemlerden dert yanmasın. Bu iki takım hiç olmadığı kadar korunuyor. Daha hakemler ne yapacak? İnan anlamakta zorlanıyorum. Ali Koç unutmadın ki yabancı hakem kimsenin gözünün yaşına bakmaz. Ali Koç bu oyunlara gireceğine ligin alt sırasındaki takımlara kendi sahasında nasıl maç verdiklerine bir baksın. Takımı yenik durumda iken 90 artı birde takımı kaç defa penaltı kazandı? İstatistiklere bir baksın.

Yazım uzadı ama şu konuya da değinmek istiyorum. Bildiğim kadarıyla bizim spor kulüpleri tıpkı siyasal partiler gibi dernekler kanununa tabi. Nasıl bir kanunsa karar merciinde o kadar insan olmasına rağmen hem siyasal partiler hem de kulüplerde tek başkanın sözü kanun. Baş ne karar veriyorsa yönetim kurulu o kararı alıyor. Karar vermesi için başkanı tek yetkili kılıyor. Ülke yönetmeye talip siyasal partiler ve milyonlarca camiayı temsil eden kulüpler dernekler kanununa göre yönetilmemeli. Her şey başkanın veya parti liderinin iki dudağının arasında olmamalı. Takımlar başkanların babasının çiftliği değil.

7 Nisan 2024 Pazar

Bir İptal Gerekçesi

31 Mart seçimlerinin ardından seçimi kaybedenlerin seçim ve sandık sonuçlarına itiraz etmesi bu ülkenin bir gerçeği. Yapılan itirazların bir kısmı kabul ediliyor bir kısmı ise ilçe seçim kurulları tarafından reddediliyor. Bazı itirazlar il ve YSK'ye kadar götürülüyor. İtirazın kabul edildiği yerlerde çok nadir görülen istisna dışında oylar değişse de sonucun değiştiği pek vaki değil. Yenilen pehlivan güreşe doymaz misali yine de itiraz ediliyor. 

Sonuçlara hep yenilenlerin itiraz etmesi de normaldir. Çünkü yenilgi zordur. Birileri kaybedecek, biri de kazanacak. Bu da sistemin bir gereğidir. Yalnız somut deliller ve sonucu değiştirecek kuvvetli şüphe varsa elbette sonuçlara itiraz edilmelidir. Bu da demokrasinin bir gereğidir. Ama bir umut deyip devletin kurum ve kurullarını boşuna meşgul etmek doğru değildir. 

31 Mart seçimlerinin ardından itiraz edilen bazı yerlerde oylar sayılmasına rağmen sonuç değişmedi. Bazı yerlerde ise seçim iptal edilerek 02 Haziranda seçimin yenilenmesi kararı verildi. Bir yerde önce seçimin iptal edilip yenilenmesi kararı verildi. Ardından karşı itiraz sonucu yenilenmesine karar verilen seçim kararı yeniden iptal edildi ve sandıktan çıkan sonuç kabul edildi. Bunların üzerinde durmayacağım. Hangi yerde hangi gerekçeyle seçimin yenilenmesine karar verildiği üzerinde de durmayacağım. Bugüne kadar duymadığım ve gülünç bulduğum bir iptal ve yenileme kararı üzerinde duracağım. 

Malumunuz Kayseri'nin  Pınarbaşı ilçesi seçim sonuçları iptal edildi ve bu seçimin de 2 Haziranda yenilenmesine karar verildi. Basının yazdığına ve televizyonlarda tartışmacıların dediğine göre Pınarbaşı'nda seçimin iptal edilmesinde, seçim sonuçlarını ve torbasını adliyeye getiren 8 sandık başkanının getirdiği seçim torbasının ağzının bağlı olmaması gerekçe gösterilmiş. Bugüne kadar böyle bir gerekçe ne duydum ne de işittim. Ümit ediyorum ki böyle bir gerekçe yüzünden seçim iptal edilmemiştir. Eğer böyle ise bir komedi ile karşı karşıyayız. 

Aksi bir yalanlama yapılmadığına göre iptal gerekçesini doğru kabul ederek bu konuda bir değerlendirmede bulunacağım. 

İlçede 14 sandığa itiraz edilmiş. Sonuç değişmemiş. Kazanan adayla, kaybeden ikinci sıradaki aday arasında 319 oy farkı var. Sonuç değişmemesine rağmen 8 torbanın mühürsüz teslim edilmesi gerekçesiyle oy çokluğuyla iptal kararı verilmiş. Kaba taslak bir hesap yaparsak, ortalama her sandıkta 350 seçmen olduğunu var sayalım. Bu sandıktaki tüm evet oyları ikinci sıradaki adayın olsa sonuç değişir. Bu durumda iptal kararı normal dersin. Yalnız torbanın içine girmeyen, başkan tarafından ayrı bir zarfın içinde teslim edilen, zarftaki her tutanağın bir nüshası partili üyelere de verilen ıslak imzalı tutanaklarla, torbanın içindeki tutanak ve oy pusulaları aynı olmasına rağmen yine de seçimin iptal edilip yenilenmesine karar verilmesi düşündürücü. Burada maksadın üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek olduğu anlaşılıyor. Şayet partililerdeki tutanak ile zarfın ve torbanın içindeki sonuç tutanağı tutmasa iptal kararı yerinde olurdu. Şayet adliyeye getirilen torbaların mührü olmadığı için seçim iptal edilecekse tüm Türkiye'deki seçimlerin iptal edilmesi gerekir. Çünkü sandık başkanlarının çoğu torbanın ağzını açık getiriyor ya da iple bağlasa bile sandık mührüyle mühürlemeden getiriyor. 

Bir diğer husus ıslak imzalı tutanaklar tüm üyeler önünde imzalandıktan sonra partili üyeler birer nüshasını alarak partilerinin okul temsilcilerine elden teslim ediyorlar. Okul temsilcileri, sandık başkanı daha adliyeye gitmeden ve torbayı teslim etmeden o sandığın seçim sonucunu partisine WhatsApp aracılığıyla gönderiyor. Kısaca tüm partiler, sonuçlar YSK sistemine girmeden ıslak imzalı sonuç tutanaklarını elde ediyor ve tüm sonuçlardan YSK'den önce haberdarlar. 

Durum bu iken yani sonucu değiştirmeyen bir gerekçe yüzünden seçimin bu şekil iptal edilmesi tek kelimeyle yazık. İki ay sonra yeniden sandığa gitme, yeni  zarf ve pusula basma, sandık kurulu görevlendirmesi gibi masraf ve külfete ne gerek var? Yazık değil mi bu milletin parasına. Maalesef bu iptal kararında ben hiç kamu yararı göremiyorum. 

Madem seçimin böyle eften püften gerekçe yüzünden iptal edilmesi çok kolay. Adamına ve partisine göre muamele yapılıyor. Bari iki ay sonra yapılacak seçimin masrafı milletin sırtına yüklenmesin. Seçimin iptal edilmesini isteyen kişi veya partileri ve bu gerekçe ile iptal kararı verenler bu masrafı çeksin. Öyle ya birilerinin keyfi için ceremesini niçin millet çeksin, değil mi?