4 Nisan 2024 Perşembe

Gecikmiş Yüzleşmenin Telafisi Yoktur

Hata ve yanlış kelimelerini birlikte aynı anlamda kullansak da elde olmadan ve farkına varmadan kişinin işlediği kusura hata denirken bile bile yapılan hataya ise yanlış diyoruz. Birinde kasıt yok, diğerinde var.

İnsan olup da hata ve yanlış yapmayanımız yoktur. Çünkü hatasız insan olmaz. Ne kadar mükemmel olsa da insanın gündelik hayatında ve hayatın evrelerinde hata yapmaması mümkün değildir. Çünkü hata yapacak bir fıtratta yaratılmışız. Hatasız biri varsa o da hiç eksikliği olmayan Allah'tır. 

Elhasıl bilerek veya bilmeyerek hata ve yanlış yaparız. Hata ve yanlışı masum ve makul hale dönüştüren ise hata ve yanlışın farkına varıldığı zaman bundan hızlıca vazgeçmektir, U dönüşü yapmaktır ve her hata ve yanlışın sonucunda da taraflardan özür dilemek, hata ve yanlıştan vazgeçmek ve doğrusunu yapmaktır. Bu bir erdemdir. Bunu da en kısa zamanda yerine getirmek gerekir. 

Hata ve yanlıştan vazgeçmek aynı zamanda kişinin kendisiyle yüzleşmesi demektir. Bir daha bunu yapmayacağım sözüdür ve yaptığından pişmanlık duymak demektir. Aynı zamanda verdiği zarar var ise zararı tazmin etmektir. Eğer hata ve yanlış yapan kişi, telafisi zor ve ağır bedeller gerektiren bir hata ve yanlış yapmış ve de etkili bir makamda ise görevinden istifa etmek suretiyle köşesine çekilip yerini taze kana teslim etmesidir. İlgili kişi aynı zamanda yapılan eleştirilere de açık olmalıdır. 

Hata ve yanlışların mimarı ilgili kişi, zamanında hatasıyla yüzleşmez, hatadan kurtulma yollarını aramaz, hata ve yanlışları halının altına süpürerek görmezden gelir, hata ve yanlışında ısrar eder, düzeltmeyi ihmal eder, geçen zaman diliminde zamanında önlem almadığı için girdiği maceralardan ve inadından dolayı ceremesini sessiz yığınlar çekiyor, bu çekilen sıkıntıyı görmezden gelmeye devam eder, uzun süre körler ve sağırlara oynadıktan sonra o kadar başarının ardından bir mağlubiyet gelir ve hata ve yanlışları masaya yatırmaya kalkarsa buna badü harab'il Basra denir. Çünkü Basra harap olduktan sonra o yıkılıp dökülen Basra sittin sene kendine gelmez. Düzelse de orası Basra olmaz.

Basra nasıl düzelsin ki? Halbuki bunun yolu sıcağı sıcağına hatayla yüzleşmektir. Soğumuş ve kangren olmuş sorunların içinden çıkmak ve eski günlerdeki gibi başarı çıtasını yükseltmeye çalışmak beyhude çaba olur. Çünkü ardı arkasına yapılan hata ve yanlışlar birike birike sorunlar çözülemeyecek kadar büyümüştür.

Nerede hata ve yanlış yaptık üzerine istediği kadar kafa yorsun, hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Çünkü kokuşma ve yozlaşma başlamıştır. Kokuşma ve yozlaşmanın ise tedavisi ve telafisi yoktur. Bu badireden ne kadar kurtulmaya çalışsa da eski görkemin yakalayamadığı gibi küçülen küşüle yok olmaya mahkumdur. 

İktidara Giden Yol

Türkiye seçmeni; milliyetçi, muhafazakar, İslamcı, laik-seküler, merkez sağ ve merkez sol diye genel hatlarıyla ayrılsa da

Seçmen analizi yapılırken futbol takımı tutar gibi parti taassubu var dense de

Bazı il, ilçe ve bölgeler bazı partilerin kalesi olma özelliğini kaybetmiyor şeklinde bir genel kanaat olsa da

Genel ve mahalli seçimlerde iktidar ve muhalefet pek değişmiyor, Türkiye yönetiminde ağırlıklı olarak merkez sağ iktidar oluyor dense de

Türkiye seçmeni sağduyulu bir seçmendir. Düşünür, taşınır, önünü ve arkasını hesaplar. Sandığa gider ve hakemlik rolünü en güzel şekilde yerine getirir. 

Vatandaşın genel temayülü milliyetçi, muhafazakar, İslamcı, merkez sağ olsa da her önüne geleni iktidara taşımaz. İktidara getirmek istediğini önce yerel yönetimlerde teste tabi tutar. Belediyelerde hizmeti görürse o partiyi iktidara taşır. İktidara getirdiği, ülke yönetimini çeker çevirir, ağzına yüzüne bulaştırmaz, yolsuzluğa bulaşmaz, sorunları çözer ve yönetim zaafı göstermezse o partiyi tekrar tekrar iktidara taşır. Baktı ki iktidardaki tökezlemeye başlarsa futbol maçındaki teknik direktörlerin oyuncu değişikliği için yedek futbolcuya ısınma emri verdiği gibi vatandaş da yedeğinde tuttuğu partiyi yerel yönetimlere getirerek ülke yönetimine hazırlar.

Ne demek istediğimi örneklerle açıklayayım. 

80 ihtilalinin ardından, 83 yılında yapılan genel seçimlerde, Turgut Özal'ın ANAP'ı tek başına iktidar oldu. Ardından 84 yılında yapılan mahalli seçimlerde illerin çoğunu yine ANAP kazandı. 88 yılındaki genel seçimleri yine ANAP aldı. İlk dönemdeki hizmeti göremeyen vatandaş 89 yılında ANAP'a sarı kart gösterdi ve belediyelerin çoğunu SHP'ye verdi. SHP vatandaşın bu kredisini hoyratça kullandı. Başta İstanbul olmak üzere yolsuzluk ayyuka çıktı. 91 yılında yapılan genel seçimlerde ANAP yeterli çoğunluğu alamadı. DYP ile SHP hükümeti kurarak ülkede koalisyon hükümetleri dönemi başladı. 

94 yılına gelindiğinde, yapılan mahalli seçimlerde, 91 yılında yüzde 10 barajını MÇP ve IDP ile birlikte seçime RP listelerinden seçime girerek barajı alan RP'i, çoğu il belediyelerini alarak yerel yönetimlerde iktidar oldu. Belediyelerde kendini gösteren RP'i, yapılan genel seçimlerde birinci parti oldu. Kısa süreliğine de olsa kurulan hükümetin büyük ortağı oldu ve ülkeyi yönetti. 

2000'li yıllar ülkede tek parti hükümetlerinin kurulduğu yıllar. 2001 krizinin ardından tek başına iktidara gelen AK Parti 2002, 2007, 2011, 2015, 2018 ve 2023 seçimlerini alarak ülkeyi tek başına yönetti. Bu uzun zaman aralığında yapılan mahalli seçimlerde de AK Parti belediyelerin çoğunu alarak yerel yönetimlerde iktidar oldu. 

AK Parti'nin bu kadar yıl genel ve yerel seçim kazanmasında başka sebepler olsa da milli görüş ve AK Parti belediyeciliğinin katkısı büyüktür. Bir de 89 yılında yerel yönetimlerde iyi bir performans göstermeyen SHP'nin de imajı önemli bir etmendir. 

2023 seçimlerine, 2018 seçimleri gibi ittifakla giren AK Parti, genel seçimleri kazanmada zorlansa da CHP'nin başını çektiği ittifak güven vermediği için yarışı önde tamamladı. Daha önceki seçimleri kazanmada hiç zorlanmayan AK Partinin bu seçimlerde zorlanmasında enflasyon, hayat pahalılığı önemli bir etken oldu. 

2024 mahalli seçimlere gelindiğinde, hayat pahalılığından iyice bezen halk daha önceki seçimlerde verdiği desteğini çekti ve belediyelerin çoğunu tıpkı 89 yılında olduğu gibi CHP'ye verdi. 

Seçmen, 2024 mahalli seçimlerinde verdiği destekle, CHP'yi yerel yönetimlerde test edecek. Başarılı bulursa 2028 yılında ülke yönetimini CHP'den bir Cumhurbaşkanına teslim edecek. Başarılı olamazsa, ideolojik davranırsa, 89 yılından 2024 yılına kadar 35 yıl iktidarı ve doğru dürüst belediye vermediyse yine iktidarı vermeyecek ve teslim ettiği belediyeleri de geri alacaktır. 

Kısaca halk CHP'yi yerel yönetimlerde getirerek teste tabi tutuyor. Çünkü iktidara giden yol yerel yönetimlerden geçiyor. Geçmiş siyasi tarihimiz bunun örnekleriyle doludur. Bekleyip göreceğiz.

3 Nisan 2024 Çarşamba

Birinci Elden Yerinde Tespitler

"Yanlışı millette aramak bizim geleneğimizde asla yok, kendimizi hesaba çekeceğiz".

Parti ciddi bir oy kaybına uğramıştır. Bunda 2019 seçimlerine göre sandığa gitmeyen yüzde 6’lık oranın payı büyük. Seçmenin sandıktan soğumasında, “ekonomik zorluklar, koronavirüs salgını ve Rusya-Ukrayna çatışmasıyla şiddetlenen enflasyon artışı etkili olmuştur.

“Emeklilerimizin serzenişlerini il ziyaretlerimizde zaten görüyorduk. Gerek tek seferlik 5 bin lira ödenmesi, gerek yüzde 50’yi bulan maaş zamları, gerekse diğer adımlarla, bütçe disiplinini bozmadan, üzerimizdeki bu baskıyı hafifletmeye çalıştık ama muvaffak olmadık.”

“Gazze krizi gibi elimizden gelen her şeyi yaptığımız ve bedel ödediğimiz bir meselede dahi siyasi saldırıları savuşturmayı, kimi çevreleri ikna etmeyi maalesef başaramadık”.

Milletin sinesinden doğmuş bir siyasi partinin en büyük düşmanı vatandaşla arasına duvarlar örmesidir. Hangi konumda olursa olsun bu partide hiç kimsenin ‘layüsel’ olmadığını milletimize göstereceğiz.

"Şahsım dâhil bu masanın etrafında oturan hiçbir arkadaşım, seçim sonuçlarının sorumluluğundan kaçamaz".

“Hatayı, kusuru, yanlışı millette aramak, bizim geleneğimizde asla yoktur. Biz siyasi hayatımızın hiçbir döneminde böyle bir yola başvurmadık, şimdi de başvurmayacağız. Açık söylüyorum, şahsım dâhil bu masanın etrafında oturan hiçbir arkadaşım, 31 Mart seçim sonuçlarının sorumluluğundan kaçamaz. Başkalarını hesaba çekmeden önce kendimizi hesaba çekeceğiz. İğneyi kendinize çuvaldızı başkasına batırmanızı istiyorum.”

“Nerede bir eksik, hata, kasıt veya ihanet varsa, üzerine gitmek boynumuzun borcudur. Diğer türlü, Allah korusun, daha büyük felaketlerin, daha sarsıcı kayıpların yaşanmasına mani olamayız.”

“Ya hatalarımızı görerek kendimizi toparlarız ya da güneşi gören buz misali erimeye devam ederiz. Ya başından sonuna kadar işimizi dört dörtlük yaparız ya da çok daha ağır bedeller ödemekten kurtulamayız. Ya milletimizle olan gönül köprülerimizi yeniden güçlendiririz ya da eleştirdiğimiz partilere benzemekten kendimizi alıkoyamayız”.

Yukarıdaki alıntılar, 31 Mart mahalli seçim sonuçlarının ardından birinci elden kamuoyuna açıklanan tespitlerdir. Kısaca,

Oy düşüklüğünün suçlusu millet değil, biz kendimizi hesaba çekeceğiz.

Daha önce bize oy veren seçmenin sandığa gitmemesinde yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı etkili olmuştur.  

Emeklilerin haklı isteklerini çözemedik.

Gazze ile ilgili çabamızı iyi anlatamadık.

Vatandaşla aramıza duvar ördük.

Kendisi dahil partide kimse layüsel değildir.

Ya hataları görerek kendimizi toparlayacağız ya da eriyip gideceğiz, diyor.

Yerinde tespitler. Daha başka tespitler de var. Özellikle kibir. Eğer tespitler ile yüzleşilir ve gereği yapılırsa belki toparlanma durumu söz konusu olabilir. Çünkü tespitleri doğru yapmak çözümün yarısını yerine getirmek demektir.  Ama sadece tespitle kalıp icraata dönüşmezse erime hızlanır. ANAP ve Doğru Yol Partileri gibi yok olur gider.