17 Haziran 2023 Cumartesi

Oğlum Ekmek Kuyruğunda

Tasarruf tedbirlerini artırmamız lazım. Ekmek beş lira olmuş.

Ekmeğin neyini tasarruf edeceğiz. Alacağız mecburen.

Alacağız almaya da yine de tasarrufun yollarını bulmalıyız. 

Ne yapabiliriz?

Gelin hep beraber düşünelim. 

Mesela? 

Ekmeği bırakabiliriz mesela. Üstelik kilo sorunumuz da olmaz. 

Bu olmaz. Ekmeksiz bir yemek ve hayat düşünemiyorum. Sonra bir kilolu biz miyiz? Herkes kilolu. 

O zaman bayat ekmek alacağız. Üstelik hazmı kolaydır. Ne mideye oturur ne de cebe koyar. 

Bayat bayat da gitmez ki. 

O zaman ekmeği azaltacağız. 

Bu güzel fikir. Yalnız yemeye başlayınca kendimizi alamıyoruz.

O zaman bir öneri de sen getir.

Aklıma ekmek almanın dışında bir şey gelmiyor. 

O zaman ekmek almaya günlük sen gideceksin. 

Giderim. 

Giderim diyorsun da salgından bu yana ekmek aldığın var mı?

Ama pandemide bize yasak kondu. Mecburen sen aldın. Hazır pandemi riski de kalmadığına göre günlük ekmeği sen alacaksın.

Benim için zor olacak ama ekmeksiz yemek yiyeceğime katlanırım herhalde. Zaten fırın da yakın. 

O zaman tasarruf tedbiri nerede kaldı? Ekmek alacağız ama ekmeği eve yakın fırından almayacağız?

Nereden alacağız?

Günlük ekmek alacağız ama bunu fırından değil, halk ekmek alacağız. 

Halk ekmek kaç lira? 

3,25 TL. 

Ekmekte 1,75 tasarruf yapacağız o zaman. 

Aynen öyle. Yalnız? 

Yalnız derken? 

Biraz uzak. 

Gider gelirim.

Gidip gelmekle iş bitse. 

Daha ne?

Dahası ekmek kuyruğu var. Günlük kuyruğa girip bekleyeceksin. Çünkü epey yoğunluk var. 

Ona da tamam. 

Sıraya girdin. Tam sana geldiğinde ekmek bitebilir.

O zaman fırından mı alacağım?

Hayır. 

Ya ne yapacağım?

Sıranı kaybetmeden yeni ekmeğin gelmesini bekleyeceksin. 

Olur mu öyle?

Madem bu ailenin bir ferdisin. Ekmekten de vazgeçmiyorsun. Geriye bu diyardan gidemeyeceğine göre ya bu deveyi güdeceksin ya bu deveyi güdeceksin. 

Son sözün bu mu?

Budur. 

Güle Oynaya

Arkadaşların bisikleti var. Ben de istiyorum.

Tamam, alalım.

Ne zaman alıyoruz?

Ben almayacağım. Sen alacaksın.

Nasıl? Benim param yok ki.

Her şey para mı? Sen yeter ki iste. Parayı boş ver sen. Sen bisiklet istiyor musun?

Evet. 

O zaman senin için bir kampanyaya başvuruyorum. Gerisi sana kalmış. 

Ne yapacağım?

Aha cami. 

Gördüm camiyi. Cami ne alaka? Bisiklet istedim, sen bana camiyi gösteriyorsun. 

Bisikleti buradan alacaksın. 

Nasıl yani? Cami bisiklet mi satıyor? 

Hayır evlat. 40 gün buraya geleceksin. Karşılığında bir kuruş vermeden bir bisikletin olacak. 

Beş vakit mi? 

Hayır bir vakit. 

Hangisi? Öğle ya da ikindi olaydı bari. 

Hayır, hiçbirisi. Sabah namazına gideceksin. 

Nasıl gideceğim?

Güle oynaya.

Öğle, ikindi olsa tamam. Sabah namazı güle güle oynaya?

Kampanyanın adı bu.

Uyku? 

O kadar da fedakarlık yap. Artık sorumluluğunu almalısın. Şunun şurasında askerliğine ne kaldı. Namazdan gelince uyursun. Uyku kaçacak değil ya.

Daha ben 8-9 yaşındayım.

Bisiklete sahip olman için ideal yaş.

40 gün çok değil mi?

Her şeyin bir bedeli var. O kadar da olsun.

Peki, bir başıma sabahın karanlığında nasıl giderim?

Seni bu konuda yalnız bırakmayacağım. Zira senin bu fedakarlığına baban olarak ben de fedakarlık yapacağım. Sana eşlik edeceğim. Yeter ki bu işi bedavaya getir.

Eksik olma baba. Sonra?

Sonrası bisiklet.

40 günün sonunda bisikleti aldıktan sonra camiye gitmezsem bisikletimi geri alırlar mı?

Almazlar. Senin tapulu malındır artık.

Ama ayıp olmaz mı?

Ayıbı boş ver. Zaten bu kampanyaya katılanlar 40 gün sonra firar ediyor. Yine de devam etmenin önünde bir engel yok. İsteğe bağlı olarak gidebilirsin.

İkinci kırk günde ikinci bir bisiklet daha veriyorlar mı?

Ne yapacaksın ikinciyi. Sen önce şu birinciyi bir hallet.

Tamam, ben varım bu işe.

O zaman şimdiden hayırlı olsun bisikletin.

40 gün boyunca namaza gitmemin dışında başka sorumluluğum olacak mı?

Abdest alacaksın camiye gitmeden önce. Bir de namazdan sonra görevliye ben buradayım yoklaması vermeyi unutma. Gerisini merak etme.

15 Haziran 2023 Perşembe

Bir Ülkenin Değeri

Bir ülkenin maddi ve manevi varlıkları o ülkenin değeridir. Bir ülke değerleriyle değerlidir veya değildir. Bir ülke ederi kadar değerlidir. 

Bir ülkenin ne kadar değerli veya değersiz olduğunun objektif kıstasları elimizde olmasa da bazı fiili durumlar o ülkenin değeri hakkında bize bir bilgi verebilir. Aynı şekilde bir ülke insanının kendisini ne ve nasıl görmesinden ziyade dışarıda nasıl göründüğü de bir kanaat verir.

Ekonomik kalkınmışlık, gelir gider durumu, fert başına düşen milli geliri, kendi kendine yetmesi, parasının değeri ve alım gücü, üretimi, ekonomik krizler ülkesi olmaması, halkının ekonomik sıkıntı çekmemesi, enflasyon, hayat pahalılığı ve devalüasyon yoluyla parasının pul olmaması,

Üretilenlerin marka değeri olması, bu markaların dünyaya pazarlanması, ülkeye ait ürün ve firmaların başka ülkelerde var olması, oralarda tutunması, aranan ve tercih edilen olması...

Ürünlerinde fiyat istikrarı, herkesin önünü görmesi, mali dengesi,

Ülke insanının ülke parasıyla veya ülkedeki kazancıyla zorlanmadan tatilini başka ülkelerde yapabilmesi,

Yurtdışına çıkarken vize sorununun çıkarılmaması, rahat bir şekilde vize alabilmesi, başka ülkelere vizesiz kabul edilmesi, başka ülke insanının o ülkeye vize ile giriş yapması, o ülkeye elini kolunu sallayarak girmemesi,

Etik kuralların yerleşmesi, işleyen ve yerleşmiş bir sisteminin ve her alanda oturmuş kurallarının olması,

Başka ülke insanının o ülke parasını yatırım aracı görmesi, başka ülke parasına bir çuval para vermemesi, o ülkenin ekonomik yönden yabancıya pahalı, kendi insanına makul olması, turist çeken kelepir bir ülke yerine turist gönderen bir ülke olması, 

Ülkeye beyin göçünün gelmesi, başka ülkeye beyin göçü vermemesi,

Başka ülke insanının o ülkede yaşamak için can atması,

Dilinin, parasının başka ülkelerde geçerliliği,

Dünya kültür ve medeniyetine katkısı, ağırlığını hissettirmesi,

Adalet, güven, nezaket, özgürlük vb. hususlarda elle gösterilen örnek ülke olması,

Diplomaside diplomatik dil kullanma, devleti devlet kültürü ve devlet adamı ciddiyetiyle uluslararası alanda temsil etme,

Sorumluluk ve yetkiyi birbirinden bağımsız kurumları arasında paylaştırma, kişilerin değil, kurumların kural ve teamüllerle öne çıkması, birbiriyle eşgüdüm içinde çalışan aynı zamanda birbirini denetleyen kurumların olması, kişilerin kurumlara yön vermesinden ziyade kurumların kişilere yön vermesi,

Devletin içte halkına, dışta başka ülkelere güven vermesi,

Devletin etkili ve yetkili yöneticilerinin, ülkeyi içte ve dışta zora sokan, vatandaşa ve ülkeye telafisi güç zararlar veren söz, davranış, üslup ve tasarrufları ortaya çıktığında istifa mekanizmasının işlemesi, bağımsız mahkemeler aracılığıyla hesap sorulması, etkili ve yetkili kişiler hakkında çıkan en küçük bir şayianın dahi ciddi bir şekilde araştırılıp soruşturulması, siyasilerinin sandık dışında da bedel ödemesi...