15 Haziran 2023 Perşembe

Bankamatikte Bir Yaşlı

Yolum üzeri bankamatikten biraz harçlık çekeyim dedim. Üç kişi vardı bankamatiğin başında. İkisi gençten biri yaşlı. Sıraya geçer geçmez iki genç bankamatikle uğraşan yaşlıya bir şeyler söyleyip gittiler. Belli ki gençler teyzeye yardım için oradaydılar. Giderlerken telefonunla çekseydin önerilerine, ah öyle çekmesini bilsem dediğini duydum teyzenin. Belli ki teyzeye yardımcı olamamışlar. 

Her neyse bankamatikte bir kişinin kalması hoşuma gitti. Aptal ıslatan yağmuru da yağmaya devam ediyor bu arada.

Teyzenin işi bitmedi bir türlü. Beklediğim yer kaldırım üzeri. İşlek bir caddenin yaya yönünden de işlek bir yeri. Çok geniş de değil. Hem gelip geçen rahat geçsin hem de şu teyze darphanede para mı basıyor diyerekten merak edip yan tarafa geçtim.

O da ne! Gördüklerime inanamadım. Bir an için salgın devam ediyor da benim mi haberim yok dedim.

Teyze, marketlerin manav reyonlarında bolca gördüğümüz, alıp kullanılması ücretsiz olan şeffaf beyaz poşetlerden birini sağ eline geçirmiş. Tuşlara da bu elinin parmaklarıyla basıyor. Bir an için mikrop sağ elinden geçmeyecekti belki ama eğer bir mikrop varsa sol elinden geçecek dedim. Çünkü poşet geçirilmiş sağ eliyle tuşları kullanırken sol ekranda dokunması gereken yerlere de poşetsiz sol eliyle kaç defa dokundu. 

Öncesinde ne kadardır burada bilmiyorum teyzenin. Benim istediğimi vermiyor, kendisi miktar öneriyor dedi. İptale basıp kartını aldı. Sonra çantasını açtı. İçinden para cüzdanına benzer bir el çantası çıkardı. Fermuarını açtı. Kartı koyduktan sonra fermuarı kapattı. Büyük çantanın içine koydu. Çantanın fermuarını çekti.

Tüm bunları bankamatiğin önünde yapıyor. Kenara çekilmeyince de bekliyorum.

Son fermuarı da kapattı. Şükür gidiyor derken teyze fikir değiştirdi. Tekrar çantasına davrandı. Kartı almak için az önceki işlemleri tek tek yeniden yaptı. Kartı bankamatiğe girdirdi. Poşetli eliyle şifresini yazdı. Poşetsiz sol eliyle sol ekrandan istediği meblağı işaretledi. İstediğimi vermiyor dedi tekrar. Ardından biraz para çekti. Kartı aldı. Kenara çekilmeden büyük çantanın içindeki küçük çantanın fermuarını açtı, kartı koydu, fermuarı kapattı. Çantanın içine koydu. O çantanın da fermuarını çekti.

Bitti mi? Keşke bitse. Aynı usulle tüm işlem basamaklarını tersinden tek tek yaparak kartı çıkardı ve bankamatiğe bir kez daha taktı. Şifresini yazıp istediğimi niye vermiyor da başka miktar öneriyor dedi. Ekrana baktı baktı baktı. Ben ne mi yaptım. Onun bakmasına baktım ekranı görmeden.

Sonra kartı çıkardı. Tüm işlemleri işlem sırasına göre tekrar yaptı bankamatiğin önünde. Tekrar takar mı demeye kalmadan şükür ki ayrıldı.

Ardından gençlerin telefonla halletseydin önerisini ben uyguladım. Paramı çekip teyze daha kaldırımdan ayrılmadan uzaklaştım.

Sonrasında teyze nereye gitti, elindeki poşeti çıkardı mı, çıkardı ise çöpe attı mı yoksa sonra kullanırım diye poşeti dürüp çantasına mı koydu? Tüm bunları göremedim.

Yaşını, başını almış bu teyze, daha ne kadar yaşar bilmiyorum. Ömrünü Allah bilse de bu şekil ağır canlıların ve kendine Müslüman olanların çok uzun yaşadıklarına dair içimde bir hissiyat var. Yine arkasında bankamatik sırası bekleyenler de ondan önce gider diye düşünüyorum.

Uzun yaşama ihtimali olan bu teyzenin ölüm gerekçesi ne olur bilmem ama mikrop kapmaktan bu kadar korktuğuna göre ölümü belki mikropsuzluktan olur, eğer buna korunma yöntemi denirse tabi. Mikrop kaparsa da sağ elinden ziyade poşetsiz sol elinden mikrop kapar. Çünkü o elini de bankamatiğe değdirdi hem de kaç defa. Ama mikrop kapmasa da mikrop kaparım korkusu onu bir gün götürür.

Tüm bu gördüklerimi niye anlattığımı merak ederseniz, bankamatikten nasıl para çekeceğinizi bilmiyorsanız, öğrenin diyedir. Siz de arkada bekleyenleri saç baş yoldurmak isterseniz, teyzeyi örnek alın ve bu iyiliğimi de unutmayın.

14 Haziran 2023 Çarşamba

Okumuşun Seyri

Çarşı, pazar ateş pahası. Fiyatların yanına varılmıyor.

Hiç dert yanma. Bırak kırıldığı yerden kopsun. Hiç dert yanma. 

Bunu da mı söylemeyeyim. Bırak da içimi dökeyim. 

İçini dök dökmeye de sonrasında duyacakların içine oturur. O zaman seni ben bile kurtaramam. 

Ne olur konuştuğumda da?

Vatan haini derler. Nankör derler. Soğan, patatese ülkeyi satıyor derler. Derler oğlu derler. En iyisi uslu uslu otur.

Vatan hainliği ne alaka?

Piyasadan dert yanmanın karşılığı bugünlerde bu. Bunların karşısına ezan, bayrak konuyor. Ezan susmayacak, bayrak inmeyecek deniyor.

Kişinin geçim gailesi yaşamasında, fiyatlardan dert yanması ayıp mı ki birileri bana ülkeyi satıyor diyecek. Ne zamandan beri insanın namerde muhtaç olmamak için hesap kitap yapması vatan hainliğiyle eşdeğer oldu?

Konuşmana bakılırsa, ne demek istediğimi anlatamadım.

Çok iyi anladım. Anlamadığım kişinin devesine sahip çıkması niçin garip karşılanıyor?

Söylediklerinin doğru olması, haklı görüleceğin anlamına gelmez. Ki haklı  olsan da alacağın yok. O yüzden var git işine.

Tüm mesele vatandaş memnuniyeti değil mi? Bir ülkede vatandaş ne kadar mutlu olursa, o ülke mutlu ve huzurlu olur. Huzur ve mutluluk varsa, devletin ömrü de uzun olur. İlanihaye ezan da okunur, bayrak da dalgalanır.

Beni hiç etkilemeye çalışma. Vatandaşın çoğunluğu halinden memnun.

O yüzden mi yurtdışına gitmek için vize başvurusunda bulunuluyor?

Hani kim gidiyor?

Fırsatını bulan gidiyor. Yeter ki vizesi kabul edilsin. Bak sana bir istatistik söyleyeyim. 3,5 milyon kişi vize başvurusunda bulunmuş. Bu, bir önceki yıla göre yüzde iki yüz artış demektir. Bu bir beyin göçüdür.

Gidene güle güle hatta canı cehenneme deniyor. Hem gidenlerin yeri başka memnunlarla doluyor. Yani başka beyin göçleriyle.

Kimle?

Suriyeli, Afgan, Afrikalı vs.

Bunlar beyin göçü değil, beden göçü. Halbuki beğenelim, beğenmeyelim, bu ülkeden gitmek isteyenler, okumuş kesim. Biz beyin veriyoruz, karşılığında beden alıyoruz. Yakında tek ulustan çok uluslu bir ülke olursak, hiç şaşırmayalım. Çünkü gelenler genç ve üreme oranları bizim kalanlardan yüksek.

Bu ülkenin sorunu zaten okumuş sorunu. Bu ülke onları okutmuş. Tam vatana hizmet edecekleri yerde çekip gidiyorlar. Vatan haini, nankör bunlar. Şu cennet vatan terk edilir mi?

Böyle diyeceğine, onları bu ülkede nasıl tutabiliriz hesabı yapmak daha doğru olmaz mı? Bu ülkenin yetişmiş insanını bu ülkede tutmanın yollarını hep birlikte bulmalıyız. Gitmek isteyen olursa da bu ülkeden memnun göndermeliyiz. Kapıyı da açık bırakmalıyız ki dönebilsin. Hiçbir şey yapamıyorsak, böyle bir sorun olduğunu kabul edelim. Sorunu kabul etmek yarı yarıya çözmek demektir.

Memnuniyetsizlerin tek sorunu hayat pahalılığı mı?

Bunu gidenlere veya gitmek isteyenlere sorarsak, daha iyi olur. Ekonomi belki de sadece bir tanesidir. 

Niye onlara soralım ki? 

Aldığın bir ürünü geri verirken firmalar sebebini soruyor. Niye soruyor? Çünkü müşteri memnuniyetini esas alıyorlar. Buna göre kendilerini geliştiriyorlar. Vatandaş müşteri değil tabi. Ama sorsak ne olur. Kıyamet mi kopar? En azından değer verip sebebini sordular der...

Vatandaşlık Görevlerimiz

Bu TC kimlik ne işe yarar? 

Bu kimlikle sen bir TC vatandaşı oldun artık.  

Ne işe yarar? 

Çok işe yarar. 

TC vatandaşı olarak sorumluluklarım ve görevlerim var mı? 

Olmaz olur mu? 

Nelerdir? 

Bu kimliği daima yanında taşıyacaksın. Polis, asker istediği zaman göstereceksin. Bu kimliğin fotokopisini istedikleri zaman önlü, arkalı fotoğrafını çektirip isteyene vereceksin. Bu kimliğin üzerinde 11 rakamlı bir numara var. Cep telefonunu ezberlediğin gibi bu rakamları da ezberleyeceksin. İstendiği zaman kimliğe bakmadan söyleyeceksin. Çünkü her yerde lazım olur. Bu numarasız işin yürümez. O yüzden adını unut ama TC numaran daima hafızanda olsun. 

Bunu anladım. Başka ne tür görevim var? 

Okul çağına gelince zorunlu on iki yıl okuyacaksın. Daha da okuyacağım dersen, isteğe bağlı olarak okuyabilirsin.

Tamam, başka?

Kamuda işe girmek için başta KPSS olmak üzere yapılan her türlü sınava gireceksin. Sınava girip başarılı olmak için her türlü sınav için kurslara gitmelisin. Şansın var, mülakat kalktı. Değilse bir de mülakata girecektin.

Başka?

Askerlik zamanın gelince askere gideceksin. Vatani görevini yapacaksın. Yine şanslısın. Askerlik eskisi gibi uzun değil. Şimdi 6 ay yapacaksın. Bu benim için zor dersen, bedelli olarak askerlik yapabilirsin. Çünkü kimi bedeniyle askerlik yaparken kimi de bedeliyle askerlik yapar. Tabi bedelli için bedel gerek. Yeter ki paran olsun. 

Başka? 

Erken seçim olmazsa her beş yılda bir sandığa gidip önüne konan listedeki adaylardan birine evet mührünü basacaksın. Sandığa gidip oy kullanmak önemli. Bununla da yetinmeyip siyasilerin seçim öncesi mitingine katılacaksın. Kutuplaşmanın bir tarafında yer alacaksın. Arada kalmayacaksın. Aklın varsa kazanan tarafa omuz ver.

Başka?

Zorunlu değil ama yeri geldi mi mezar kazacaksın. Bir vatandaşın aracı yolda kalmışsa, çalıştırmak için gerekirse itekleyeceksin.

Başka?

En önemlisi de vergi vereceksin?

Nasıl bir vergi?

Hangi birini sayayım. Çeşidi çok. Dolaylısı var, dolaysızı var. Yeme, içme ve kullanma adına, nefes almanın dışında satın aldığın her şeye KDV, bazılarında da ÖTV ödeyeceksin. Bunlar dolaylı olanlar. Bir de dolaysızı var. Vergi mükellefi isen tahakkuk edeni devlete vereceksin.

Başka vergi var mı?

Var, olmaz olur mu? Burası vergi cenneti. Araban varsa araba, evin varsa ev vergisi ödeyeceksin. Bunları alırken de vergi ödeyeceksin, satarken de. Attığın çöpe bile vergi vereceksin. Kamu görevlisi ise yüzde 15, 20, 25, 27 oranlarında kesinti yapılır.

Bu kadar vergi çok değil mi? Bu kadar vergiyi devlet ne yapıyor?

Yol, su, elektrik olarak sana döner derler ama toplanan vergi devletin dişimin kovuğunu doldurmaz. Çünkü alınan tüm vergilerin üzerine devlet faizle borçlanır. Bu borçlar da toplanan vergilerden ödenmeye çalışılır.

Vatandaş olarak başka ne görevim kaldı?

Görevin saymakla bitmez. Enflasyon olur, ceremesini sen çekersin. Hayat pahalılığı olur, kemer sıkarsın. Paran pul olur, bu pul ile geçinmeye çalışırsın. Devalüasyon olur, fatura sana çıkar. Kriz olur, sen kriz geçirirsin. Yani her şey senden çıkar.

Benim anladığım hep vereceğim.

Aynen öyle. Veren el olmak böyle bir şey. Yine de devlet bazen verir ama kaşıkla verir, kepçeyle geri alır. Hakkını yemeyelim, bir de seçim sonrası almak üzere seçim öncesi verir.

Desene vatandaş olmak zormuş.

Ne sandın...