6 Haziran 2023 Salı

Rakiplerim Sağ olsun!

Çok yıpranmış olmanıza rağmen bu kadar partinin içinden sıyrılıp nasıl başarı gösterebiliyorsunuz? 

Rakiplerim sağ olsun. Onların sayesinde hep ayaktayım. 

Rakip diyorsun. Onlar seni yenmek için değil mi? Yanlışınız var.

Görüntü öyle. Ama her biri benim için çalıştı.

Yani senin adamın mı?

Tam öyle değil ama sonuç itibariyle öyle de denebilir. 

Biraz açar mısın?

İçlerinde ne uzayıp ne de kısalan en büyükleri var. O kadar karşıma çıktı. Hepsinde yenildi. Bu sefer karşıma kazanacak aday çıkarmaya kalktılar. Haydi çık karşıma dedim. Beni seviyor, bak beni istiyor dedi. Geliyorum deyip çıktı karşıma. İşte o zaman maça bir sıfır önde başladım. Çünkü tam dişime göre. Evire çevire yeniyorum hep. Karşımda hep yenilmesiyle demokrasi oyununa katkısı büyüktür. Karşı olmasam, heykelini dikerim. Zira sayesinde hep ayaktayım.

Bu aday sayesinde mi kazandınız?

Yanında yer alanların da katkısı büyüktü. Her konuştuklarıyla bana çalıştılar. Benden kaçan oyları tekrar bana kovaladılar. Biri yarış boyunca halam dedi durdu. Halasını iknaya uğraştı. Oy birliği olmazsa kriz çıkar dedi. Öbürü milletin gözbebeği gökte havalananlara kafayı taktı. Ayağına dolandı. Bir de seçmeninin bir kısmını sandığa getiremeyiz dedi. Bir diğeri kazanacak aday değilsin deyip önce çekip gitti, ardından geri geldi. En önemlisi de daha dereyi görmeden paçalarını sıvamalarıydı. Miras ve ikbal peşine düştüler. Terör örgütü de söz ve eylemleriyle yanımda idi. Terörle bağını kesmeyenler de hakeza. Ben Allah’tan bir göz istedim. Onlar bana iki göz verdi. Terörle vurdum onları. Terörü gören ağır ekonomik krizi unuttu. Bir diğeri de benden kaçan seçmenin kime gittiğini iyi test ettim. Onları havuzuma aldım. Benden kaçan diğer ortaklar sayesinde bana geri geldi. Onlar ise oy ağırlığı olmayanlarla yola çıktı. Katkı sunamadıkları gibi yük oldular.

Seçime bu şekil girdiniz.

Evet, en zor seçimi rakiplerimin sayesinde bir kez daha kazandım. Onlara kızdığıma bakmayın. Onlara minnettarım. Yanımda olsalardı, bana bu derece katkı sunamazlardı.

Ama efendim, çok çalıştılar. Durmadan dolaştılar.

Doğru, benden fazla koşuşturdular. Benden çok çalıştılar. Ama hepsinin çabası beyhude çaba idi ve bal yapmaz arı gibiydiler. Hepsi bilmeden bana çalıştılar. Kaş yapayım derken göz çıkardılar. Hatta bu yaptıklarına karşı hiç sahaya inmesem olurdu. Çünkü kırdıkları her pot bana oy olarak geri döndü. Bana hiç oy vermeyecek bile kötünün iyisi deyip gelip bana oy verdi. Sayelerinde küllerimden yeniden dirildim. Hasılı bana bir kez daha zirveyi teslim eden bu ezeli rakiplerime minnettarım. Seçme imkanım olsa, yine aynı rakipleri seçerim. Sağ olsunlar, var olsunlar. Allah başımdan eksik etmesin.

Yeni Kabineye Dair

Yapılan yeni seçimlerin ardından iki bakanın dışında kabine de yenilendi. Öncelikle yeni hükümetin ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

Yeni hükümet sistemine göre bakanlar çok önemli olmasa da açıklanan listeye dair kanaatim olumlu. Düşünülmüş ve özenle seçilmiş bir liste izlenimi edindim. Kabinenin yeni simalarının çoğunluğu yeni yüzlerden oluşuyor. İçimde başarılı olacaklarına dair kuvvetli bir kanaat var. İş üzerinde bakanları icraatlarıyla görünce daha iyi tanımış olacağım ama onlara dair olumlu izlenimimin doğru çıkması en büyük temennimdir. Çünkü başarılı olmaları ülkenin hayrınadır.

Yeni atanan bakanların çoğunu tanımasam da yüzlerinden devlet adamı ciddiyeti edindim. Hepsinin siyasi bir görüşü var ve iktidardaki parti ile organik ve inorganik bağlarının olmasında bir sakınca yok. Mevcut yeni sistemin bakanları önceki sistemin bakanları gibi değil, dışarıdan atanıyorlar. Siyasetle uğraşmaktan ziyade icraatlarıyla öne çıkmalarında fayda var. Çünkü bu yeni sistemde bakanlar teknokrat işlevi görüyor. Temennim odur ki bir önceki İçişleri Bakanı gibi siyasetin içine dalmazlar. Dillerinden ziyade elleri ve eserleri konuşulur.

Birkaç örnek vermek istersem, İç İşleri Bakanlığına getirilen kişi, bugüne kadar şaibeden uzak başarılı bir valimizdir. Yüzünden devlet adamı ciddiyeti okunuyor. İsabetli bir seçim. Hem başarılı olacağına inanıyorum hem de daha önce tartışmanın odağı haline getirilen bakanlığını şaibelerden uzak tutacağını düşünüyorum. Emniyet, huzur ve güvenden sorumlu bakanlığa sükunet getirecektir.

Devir teslim esnasında bir oh çeken Hazine ve Maliye Bakan’ının yerine atanan Mehmet Şimşek’in de bakanlığına bir ciddiyet getireceğine, müdahale edilmediği takdirde ekonomiye çekidüzen vereceğini düşünüyorum. Sayın Şimşek işini seven, işini yapan, çok konuşmayıp işine yoğunlaşan ve işini genel geçer kurallarla olması gerektiği gibi yapan bir imajı var. Mali disiplinden ödün verilmediği zamanlarda ekonomiye yön vermesi yönüyle toplum ve iş çevreleri yönünden herkesin güvenini kazanmış biri ve çok isabetli bir seçimdir.

Uzun yıllar MİT müsteşarlığının ardından Hakan Fidan’ın da Dış İşleri Bakanlığına atanması olumlu. MİT’te epey tecrübe kazandı ve eskimişti. Yeni göreve getirilmesinde, yer değişikliğinde ve alternatifinin olmasında hayır vardır. Hiç kimse bir yerde uzun soluklu kalmamalıdır.

Kabinenin geneline olumlu bakmakla beraber iki bakanlığa yapılan atamalara dair çekincelerimi dile getirmek istiyorum. Bunlar Çevre ve Şehircilik ile MEB’dir. Bu iki bakanlığa atananlar atandıkları yere yabancı değiller ve tecrübeliler. Atanmaları isabetli olmakla beraber Çevre Bakanlığına atanan Sayın Mehmet Özhaseki ciddiyeti, donanımı ve başarılarıyla sevdiğim bir siyasi olsa da partisine Ankara belediye başkanlığını kaybettiren kişidir. Bir insanın bir başarısızlığından dolayı üzerinin çizilmesi doğru değilse de ben olsam, seçimin ardından onu mahalli idarelerden sorumlu genel başkan yardımcılığına getirmezdim. Aynı şekilde daha önce de yaptığı Çevre Bakanlığına yeniden getirmezdim. Yeni yüzlere imkan verirdim.

Bir diğer kişi de MEB’e atanan Sayın Yusuf Tekin için rezervim var. Sayın Tekin müsteşarlığı döneminde bakanlığı salladı. Yeri geldi bakanını dinlemedi. Tasarruflarıyla mağduriyetler oluşturdu. Bir zaman yaptıklarıyla tartışmaların odağı olan Tekin, umarım yeni tartışmalara zemin hazırlamaz. Bakanlığına huzur ve barış getirir. Alacağı kararlarda yeni mağduriyetlere yol açmaz.

Kendisini Sorgulaması Gereken Parti

Bir parti herhalde çeşitlilik olsun diye değil, iktidar olup ülkeyi yönetmek için kurulur.

Diyelim ki bir partini iktidar olacak tabanı yok. Ama tabanını Mecliste temsil etmek, onların ve memleketin sorunlarını dile getirmek ve çözüme kavuşturmak için seçimlere girip Meclisteki yerini alabilir. Demokrasilerde buna da ihtiyaç var.

Ama bir parti hep iktidar olmak ve iktidar alternatifi olarak seçimlere katılıyor, alternatif ve iktidar olamadığı gibi her seçimde yüzde yirmi beşin üzerine çıkamıyorsa, bu parti iktidara geleceğim, alternatif olacağım diye niye ortaya çıkar?

Alternatif olarak ortaya çıkan parti; bir, üç, beş defa seçime girer. Her seçimin sonu mağlubiyet ve iktidar olmaktan çok uzaksa, bu parti kaç defa, sürekli niye seçimlere girer? Sayısız seçime girip hepsini kaybeden bir partinin kendini sorgulaması, benimle olmuyor deyip kenara çekilmesi, bükemediği eli öpmesi, alternatif olacaklara takoz olmaması, onlara yol açması daha uygun olmaz mı?

Diyelim ki iktidar ve iktidar alternatifi olamasa da Türkiye’nin ikinci büyük partisi. Bir şekil Mecliste yer alıyor. Seçimlere giderken benimle olmuyor deyip partisinden yeni yüzlerle seçimlere katılması daha mantıklı olmaz mı? Hep kazanan partinin liderini değiştirmemesini anlarım. Çünkü kazanıyor. Hep kazanan bir adayı parti niye değiştirsin? Kazananın değiştirilmemesi anlaşılır. İşin garibi hep kaybeden de değişmiyor. Bu normal mi sizce?

Diyelim ki yenilen güreşçi, güreşe doymaz misali, hep kaybeden kaybedeceği seçimlere tekrar girmek istiyor. O partinin yetkili kurulları, delegeleri seçime niçin yeni bir adayla gidelim demezler?

Görüyorum ki hep kazanan hal ve gidişattan memnun. Kim memnun olmaz ki. İşin ilginci, bir değişikliğe gitmediğine göre hep kaybeden de halinden ve pozisyonundan memnun.

Kaybeden de kendini yenilemeyip siyaset arenasında boy gösterdiğine göre acaba bu ülkeye biçilen rol bu mudur? Alternatif diye çıkarılan partinin görevi ve misyonu iktidarı iktidarda tutmak mıdır? Bulundukları pozisyon itibariyle iktidara çalışmak denir buna. Bu partinin ve liderinin böyle bir niyeti olmasa da sonuç iktidarı değiştiriyor mu? Değiştirmiyor.

Belli ki bu parti bu ülkede alternatif olacak çapta değil.

Belli ki bu parti halka güven vermiyor.

Belli ki bu parti halkı tanımıyor ve halkına yabancı. Halka rağmen halkçılık yapıyor.

Belli ki bu partiye yön verenler sırça köşklerde oturuyor.

Belli ki bu partinin etkili ve yetkili kişileri halkı okuyamıyor, halkı ikna edemiyor.

Belli ki bu parti ülke siyasetinin önünü tıkıyor.

Belli ki bu parti demokrasinin önündeki en büyük engeldir.

Belli ki bu partinin ilk ve son misyonu ve siyasette yer almasının nedeni, bir başkasını iktidar yapmak içindir.

Belli ki bu parti müzmin muhalifliği misyon edinmiş, küçük olsun, benim olsun felsefesini benimsemiş.

Belli ki bu parti ne uzayan ne de kısalan mutlu bir azınlığın partisidir.

Belli ki bu parti bir oyunun önemli bir parçası ve oyunun figüranıdır. 

Hasılı, bu parti ya alternatif olmalı ya da siyasetin önünü açmalı. En azından gölge etmemeli.