1 Haziran 2023 Perşembe

Seçmene Kızan Kızana

Seçmen kimseye yaranamıyor. İktidara oy veriyor. Kazanamayan muhalefetin seçmeni nasıl oy verirler, niçin bize vermiyorlar diye seçmene kızıyor.

Muhalefete oy veriyor. İktidar seçmeni, şu oy verdikleri partiye ve adaya bak. İyi de oy aldılar, nasıl verirler diye seçmene kızıyor.

Seçmen her iki tarafı protesto edip sandığa gitmiyor. Her iki tarafın seçmeni, nasıl sandığa gitmezsin. Bak sen gitmedin, oyumuz düştü/öbürü kazandı diye seçmene kızıyor.

Seçmen, iptal olacak şekilde oyunu kullanıyor. İki büyük adayın seçmeni yine kızıyor.

Gördüğünüz gibi seçmen seçmene kızıyor. Yani biz bize kızıyoruz. Kızmakla da kalmıyor. Birbirlerini cahillikle suçluyorlar. 

Doğru mu tercihten dolayı insanımızın insanımızı suçlaması? Sağlıklı düşünen biri için bu şekil ithamlar doğru olamaz.

Halbuki illa kızılacaksa karşı seçmene değil, kaybeden taraf kendi partisine ve adayına kızacak, niçin kazanamadılar diye. Kazanana oy verenler de oy vermeyenlere kızacakları yerde biz niçin bunları ikna edemedik diye kendilerine kızması lazım.  

Belli ki sağlıklı düşünemiyoruz.

Belli ki farklı düşünceye hazımsızız ve tahammülsüzüz.

Belli ki at gözlüğüyle bakıyoruz.

Belli ki önyargılıyız.

Belli ki karşı tarafa güven vermiyoruz.

Belli ki karşı tarafı düşman görüyoruz.

Belli ki farklı fikir ve görüşe saygımız yok.

Belli ki demokrasiyi özümsememişiz.

Hasılı bu hali pürmelalimizle demokrasi bize bir numara büyük.

Tek kelimeyle ayıp yapıyoruz. Bu ayıbı yapmaya devam edeceksek, her seçim kırgınlıklara sebebiyet verecekse, her seçim savaştan çıkmış gibi oluyorsak, birbirimizin tercihine saygı duymayacaksak, bu ülkede seçim yapmanın bir anlamı yok.

İlla seçim yapmaya devam edeceksek, toplumu bu şekil geren siyasilere tüm seçmenler olarak bir çift sözümüz olmalı...

31 Mayıs 2023 Çarşamba

Türkiye Siyasetinin Çıkmazları

Seçimler yapılsa da bu ülke siyasetinin en büyük çıkmazı alternatifsizliktir. Alternatif olmayacakların umut diye sürekli iktidar alternatifi olarak siyaset sahnesinde yer almasıdır. Eşit şartlarda olmayan bu yarışın sonu, değişim bekleyenler için hep hüsran olmuştur. Meydan alternatifsize kalınca çoğu zaman kendine çekidüzen vermemesine sebep olabiliyor.

Alternatif diye dayatılan zihniyet üzerinden pompalayan korku siyaseti. Bu korku her seçimde işe yarıyor. Alternatif olmak isteyen zihniyet ne yapıp ne edip geçmişiyle yüzleşip siyaset sahnesine öyle çıkmalıdır.

Din ve dince kutsal sayılan değerler üzerinden yapılan siyaset. Sağ, milliyetçi muhafazakar partilerin en güçlü silahıdır. Yanına dini alan, seçime bir sıfır önde başlıyor. Bu da eşit yarışı bozuyor.

Yerleşmiş, işleyen bir devlet sistemi olmadığı için siyasete olduğundan fazla önem atfediliyor. Kişilere bağlı bu sistemden vatandaş hep kurtarıcı bekliyor ya da mevcut durumunu muhafaza etmeye çalışıyor.

Siyasetimizde her genel başkan tek adamdır. Parti onundur ve onun dediği olur. Onun listeye koyduğu temsilcimiz olur. Vatandaş da listedeki adaylara değil, genel başkana oy verir.

Siyasetimizde gençleşmiyor. Yaşlıların siyaseti geçer akçe. 65’inden sonra devlette çalışamayacak olanların iş alanı olması.

Her seçimde kutuplaştırıcı ve ayrıştırıcı bir dilin kullanılması.

Her seçim öncesi seçmene seçim rüşveti verilmesi, mali disiplinden ödün verilmesi.

Partiler ne yapacaklarından ziyade rakiplerini kötüleme üzerine belden aşağı bir siyaset izlemeleri.

Kemikleşmiş seçmenin kafasındaki önyargıdan kurtulamayıp tercihini değiştirmemesi.

Olgu siyaseti yerine algı siyasetine başvurulması.

Seçimlerde şantaj ve montaj kasetlere başvurulması.

Siyasi partilerin çoğu zaman sorun çözme yerine sorunun kaynağı olması.

Propaganda dönemlerinde siyasi parti yetkililerinin ve taraftarlarının centilmenliği elden bırakması.

Demokrasilerde sandık önemli olmakla beraber sandığın her şey olarak görülmesi, yetkiyi alanın her istediğini yapabilmesi.

Siyasetçinin yaptığı her şeyin yanına kar kalması, hesap sorulmaması ve hesap verilmemesi, iddialar karşısında istifanın düşünülmemesi, başarısız olan siyasi parti genel başkanlarının köşesine çekilmemesi, siyasetin yeni yüzlere bırakılmaması.

İktidar dahil hiçbir partide genel başkanlığa hazırlanan ikinci bir adamının yer almaması.

Cemaat ve STK’ların siyasetle bağını kesmemesi.

Her seçimin sosyal barışı ve güven ortamını yok etmesi.

Gelsin Zamlar

Başkalarınca kırılamayacak bir başarıya imza attınız. Bundan sonra yapacakların ne kaldı, anlatır mısınız?

Yapacağım çok şey var. Özellikle gecikmiş ve ötelediklerim. Onları yapacağım. Zaten vatandaş da bekliyor. Bu beklentiye daha fazla direnemem. Vatandaşın beklentisini yerine getirmek benim görevim.

Nedir onlar?

Fiyatları sabitlemiştim. Şimdi onları serbest bırakacağım. Atış serbest diyeceğim. 

Hakkınız var. Ayrıca biz hak ettik. Fiyatlar ne kadar artarsa artsın. Problem yok. Zira tercihlerde pahalılık oylanmadı. Bunu gözeten olduysa da etkisi olmadı. 

Sabit tuttuğum döviz vardı. Bırakacağım kendi haline. Gözetimim altında gizli bir devalüasyon yapacağım. Döviz nerede durur, milli paramız ne yapar, halihazırda bunu ben bile kestiremiyorum. 

Faizle yine mücadele edecek misiniz?

Birincil görevim bu zaten. Seçmen de bu mücadeleme oy verdi.

Yalnız bu mücadelede bir gariplik yok mu?

Ne gibi?

Siz daha doğrusu bağımsız yetkili kurul faizi indiriyor. Bankaların verdiği faiz ise bu inen faizlerin kat kat üstünde. Yani orantı ters. Bu demektir ki sizin faizle mücadeleniz kazan doğuruyor.

Ben indiririm. Ötesine de karışmam.

Konut sorunu sıkıntı. Buna dair bir şey yapacak mısınız?

Herkes konut sahibi olacak diye bir şey yok. Ev alamayan kirada otursun.

Ama kiralar çok yüksek.

Onu da yüzde yirmi beş ile sınırlandırdım.

Ama bunu dinleyen yok ki. Ev sahipleri fahiş zam yapıyor. Hatta resmi kurumlar bile yüzde yirmi beşi gözetmiyor.

Her işe ben mi bakacağım? Yüzde yirmi beşten fazla vermesinler.

Hayat pahalılığı, dövize baskının sonlandırılması kıt kanaat geçinmeye çalışan vatandaşı daha da zor duruma sokmayacak mı?

Nicedir almadan veriyorum. Verirken kimse bunu nasıl vereceksin, nerede kaynağı demedi. Almadan vermek kula mahsus değil. Bundan sonra verdiklerimi alacağım. Gazı bedava verdim. EYT dediler, çıkardım. 3600 dediler verdim. Elektriği indirdim... Şimdi toplama sırası bende. Toplayacağım ki borçların kovuğuna bir şeyler girsin.