16 Mayıs 2023 Salı

Siyaset ve Seçmen

Her seçmen siyasetçi için bir müşteridir. Bu müşteri velinimettir. Siyasetçi bu velinimet sayesinde siyaset yapmaktadır.

Siyasi yolculuğa çıkan iyi ve güven veren bir ekiple yola çıkmalıdır.

Siyasette varlık göstermek ve yönetimde söz sahibi olmak isteyen siyasetçi, müşterisini iyi tanımalıdır. Bu tanıma içerisinde seçmenin inancını, fikrini, zikrini, hoşlandığı ve nefret ettiğini, isteklerini ve beklentilerini bilmek vardır. Kısaca toplumu okumak gerekir. 

Toplumu okuduktan sonra sorunları tespit etmeli, bu sorunları öncelik sırasına göre ivedi, orta ve uzun vade olarak belirlemeli, bunlara dair çözüm önerilerini tespit etmelidir. 

Kendini ifade etmede, sorun ve çözüm önerilerini aktarmada ikna edici olmalıdır. İkna edemediğin doğru doğru değildir. Bunun için güven vermek şarttır. 

Hitabeti güçlü olmalıdır.

Hazırcevap olmalıdır.

Halkın dokusuna uygun projeler geliştirmelidir. 

Halka rağmen siyaset yapmamalıdır. 

Halkın değerleriyle cebelleşmemeli. Halka ve değerlerine yabancı olduğu görüntüsü vermemeli. 

Halka tepeden bakmamalı, halktan biri ve halkın içinden geldiğini hissettirmeli. Seçmen kendisini görünce kendisinden biri bilmeli. 

Kazanmak için elinden gelen çabayı göstermeli. Gerisini gereği için seçmene bırakmalı.

Seçimi kaybettiği takdirde seçmeni suçlamayı aklının ucundan bile geçirmemeli, seçimlerde hile var, oylar geç sayıldı, sayımda yönlendirme yapıldı türünden mazeretleri arkasına sığınıp bahane üretmemeli.

Centilmenliği elden bırakmamalı. Kazanan partiyi ve siyasetçiyi tebrik edebilmeli.

Kazandığı takdirde havaya girmemeli.

Kazanan nasıl kazandığını, kaybeden niçin kaybettiğini derinlemesine irdelemeli. Aksayan yönleri tespit edip bir sonraki seçimde aynı hataları yapmayacak şekilde dersler çıkarmalıdır.

Koyduğu hedefi yakalayamadığı veya kazanamadığı takdirde görevini bir başkasına bırakacak şekilde istifa edebilmelidir. Partisine taze kan gelmesinin yolunu açmalıdır. Koltuğunda çakılıp kalmamalıdır.

Muhafazakarlık Tasvip Edilecek Bir Şey midir?

Türkiye halkının büyük bir çoğunluğu kendini muhafazakar olarak ifade eder. Bazıları muhafazakar olmayı bir övünç kaynağı olarak söylerken bazıları muhafazakarlığı eleştiri konusu yapar.

Muhafazakarlık övünülecek bir şey midir yoksa eleştirilecek bir şey midir? Önce kelimeye bir bakalım. 

Muhafaza; koruma, saklama,

Muhafazakar; tutucu,

Muhafazakarlık; tutuculuk anlamına geliyor TDK'ye göre.

Baştan söyleyeyim, tutucu anlamı bana itici gelse de muhafazakar ifadesi kulağıma daha hoş geliyor. Kendisini muhafazakar olarak tanımlayan birinin de öyle zannediyorum, tutuculuğu kabul edeceğini sanmıyorum.

Muhafazakarlığı mevcudu koruma, yenilik ve gelişmelere özellikle dini ve siyasi alanlarda kapalı olma, tuttuğunu bırakmama, öğretilmiş ezberlere göre hareket etme, ezberleri bozmama şeklinde anlayabiliriz.

Muhafazakarlığa bu anlamları versek de Türkiye'de kendisini muhafazakar olarak tanımlayan kişilerin çoğunluğu kendini dini değerlere saygılı ve dinin gereklerini yerine getirmeye çalışan olarak görür ise de kendisini dindar olarak tanımlamayan; laik, seküler, Kemalist ve çağdaş görenlerin aynı zamanda sosyal demokrat, sağcı, milliyetçi ve mukaddesatçı, örf ve afetlere bağlı görenlerin çoğu da mevcutlarını korumaları hasebiyle onlar da muhafazakar sayılır. Çünkü gördüğüm kadarıyla düşünce olarak mahallelere bölünmüş insanımız kendisini ait gördüğü muhiti kolay kolay terk edemiyor. Zaten terk etmek ise de mahalle baskısına maruz kalır. Kendi mahallesinden dışlanır ve satılmış muamelesi görür. Bu yönüyle bu ülkede yaşayanlar farklı mahallelerde yaşasalar dahi muhafazakardır. Çünkü tüm mahalleler mevcut düşünce ve yaşantısında ödün vermemek üzere bilenmiş durumda. Her biri de gittiği ve tuttuğu yolun doğru olduğuna inanmaktadır.

Bu ülkenin muhafazakarlığından, teşbihte hata olmaz ise konuyu Kur’an’ı Kerim’de eleştirilen müşrik Arapların dinine getirelim. Önce bu konuda nazil olan iki ayetten birine yer verelim: “Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde, “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!” derler. Peki ama, ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?”(Bakara, 170.ayet). Müşrik Arapların dinine bu ayetten hareketle “Atalar dini” adını verebiliriz. Getirdiği dinin İbrahim peygamberin dini olduğunu Hz Muhammed söylemiş olmasına rağmen müşrikler, “Biz de İbrahim’in dini üzereyiz ama Muhammed gibi düşünmüyoruz” demek suretiyle Hz Muhammed’in din anlayışına şiddetle karşı çıkmışlar  ve mevcut din anlayışlarını muhafaza etme mücadelesi vermişler ve peygamberi yıllar yılı uğraştırmışlardır. Mevcudu koruma, yeni din anlayışına karşı olmaları sebebiyle peygamberin mücadele ettiği müşrik Arapları, bugünün terimiyle muhafazakar görebiliriz.

Bu tür muhafazakarlıkta geçmiş müktesebatı kaybetme korkusu vardır. Var gücüyle postu deldirmemeye çalışır. Bu yönüyle bakarsak muhafazakarlık tasvip edilecek bir şey değildir.

Sandığın Vermek İstediği Mesajlar

Güçlendirilmiş parlamenter sistem halkın yarısının öncelikleri arasında değildir.

Parlamenter sisteme geri dönmek şu aşamadan sonra maceradır. Bunu da Meclis çoğunluğunu bu sistemi savunmayan ittifaka vererek göstermiştir.

Halkın öncelikleri arasında ekonomik sıkıntı, enflasyon ve hayat pahalılığı ilk sıralarda değildir. Bu alanda sıkıntı varsa da önemsememiştir. Önceliklerinin başına terör tehlikesini koymuştur.

1.turda adaylardan hiçbirine geçit vermemiş, iki haftalık bir aranın ardından kozlarınızı paylaşın demiştir. 2.turun hakemliğini 3.adaya oy veren seçmene vererek sonucu siz belirleyin, son noktayı koyun demiştir.

Verdiği oy dağılımına göre ilk turu önde bitiren adayın ipi göğüslemeye daha yakın olduğu mesajını vermiştir.

Seçmen ne olursa olsun, ne sıkıntı çekerse çeksin, istikrara oy vermiştir. İktidar iktidarda, muhalefet muhalefette olacak demiştir. Onca yıpranmışlığa rağmen iktidar değişimini istememiştir. Kırgın, kızgın ve küskün olsa da iktidarı göndermek istememiştir. Yine de şakasının olmadığını göstermek için sonucu açıklamayı iki hafta sonraya ötelemiştir. Muhalefete ne uzayacaksın ne de kısalacaksın. Zira senin genlerinde hep mağlubiyet var demiştir.

Seçmenin başarıyı kıl payı kaçırana, seni bugüne kadar hep açık ara kazandırdım ama bu sefer kendine çekidüzen veresin, galibiyeti hep çantada keklik görmeyesin, sana olan güvenimizi sarsmayasın diye bugüne kadar alternatifin olmayanı alternatif seviyesine getirdim. Şakam olmadığını anla artık demiştir.

Alternatif seviyesine hazırladığına, seni her ne kadar alternatif seviyesine getirsem de sana hala güvenim gelmemiştir. Kafamda hala müphemler var. Güven konusunda ikna edici değilsin.  Bunun için daha çok çalışmalısın. Çalışırken beyhude çaba ve nafile toplantılarına karnım toktur demiştir. Bu rezervde, değerlerine yabancı olmasının ve terörle bağını kesmeyenlerin verdiği desteğin payı büyük olsa gerek.

Seçmen bir ittifakın birbiriyle uyumlu ve verdikleri birlik görüntüsünü tasvip ederken birbiriyle uyumlu olmayan ve birlik görüntüsü vermeyen ittifaka yeterince destek vermemiştir. Her kafadan çıkan sese itiraz etmiştir. Daha seçimi kazanmadan makam, mevki ve mansıp paylaşımını tasvip etmemiştir. Her yerde bir horoz anlayışına geçit vermeye hazırlanırken çok horoz anlayışına sıcak bakmamıştır.

Bu toplumda seçmeni ardına alıp sürükleyecek karizma liderler geçer akçedir. Karizması olmayanlara rızam yoktur demiştir.

İttifaka girerken yük almaya gelenlere yönelmiş, yük olmaya gelenlere prim vermemiştir. Girdiği ittifaka kendisini ve yakınlarını ikna edemeyen beni hiç ikna edemez demiştir.

Algı ve olgu karışımı seçim atmosferinde yayılan korku, seçmeni yönlendirmede etkili olmuştur. Seçmenin kafasının karışık olduğu 1.turda adaylardan hiçbirine geçit vermemesinden anlaşılmaktadır. Karar vermede bir iki hafta dinleneceğim. İki hafta sonra mevcut ikiden birine sorumluluğu yükleyeceğim demiştir. Kimi seçeceğinin kopyasını da mevcudu muhafaza etmeyi düşündüğünü gözünü kırparak göstermiştir.