16 Mayıs 2023 Salı

Muhafazakarlık Tasvip Edilecek Bir Şey midir?

Türkiye halkının büyük bir çoğunluğu kendini muhafazakar olarak ifade eder. Bazıları muhafazakar olmayı bir övünç kaynağı olarak söylerken bazıları muhafazakarlığı eleştiri konusu yapar.

Muhafazakarlık övünülecek bir şey midir yoksa eleştirilecek bir şey midir? Önce kelimeye bir bakalım. 

Muhafaza; koruma, saklama,

Muhafazakar; tutucu,

Muhafazakarlık; tutuculuk anlamına geliyor TDK'ye göre.

Baştan söyleyeyim, tutucu anlamı bana itici gelse de muhafazakar ifadesi kulağıma daha hoş geliyor. Kendisini muhafazakar olarak tanımlayan birinin de öyle zannediyorum, tutuculuğu kabul edeceğini sanmıyorum.

Muhafazakarlığı mevcudu koruma, yenilik ve gelişmelere özellikle dini ve siyasi alanlarda kapalı olma, tuttuğunu bırakmama, öğretilmiş ezberlere göre hareket etme, ezberleri bozmama şeklinde anlayabiliriz.

Muhafazakarlığa bu anlamları versek de Türkiye'de kendisini muhafazakar olarak tanımlayan kişilerin çoğunluğu kendini dini değerlere saygılı ve dinin gereklerini yerine getirmeye çalışan olarak görür ise de kendisini dindar olarak tanımlamayan; laik, seküler, Kemalist ve çağdaş görenlerin aynı zamanda sosyal demokrat, sağcı, milliyetçi ve mukaddesatçı, örf ve afetlere bağlı görenlerin çoğu da mevcutlarını korumaları hasebiyle onlar da muhafazakar sayılır. Çünkü gördüğüm kadarıyla düşünce olarak mahallelere bölünmüş insanımız kendisini ait gördüğü muhiti kolay kolay terk edemiyor. Zaten terk etmek ise de mahalle baskısına maruz kalır. Kendi mahallesinden dışlanır ve satılmış muamelesi görür. Bu yönüyle bu ülkede yaşayanlar farklı mahallelerde yaşasalar dahi muhafazakardır. Çünkü tüm mahalleler mevcut düşünce ve yaşantısında ödün vermemek üzere bilenmiş durumda. Her biri de gittiği ve tuttuğu yolun doğru olduğuna inanmaktadır.

Bu ülkenin muhafazakarlığından, teşbihte hata olmaz ise konuyu Kur’an’ı Kerim’de eleştirilen müşrik Arapların dinine getirelim. Önce bu konuda nazil olan iki ayetten birine yer verelim: “Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde, “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!” derler. Peki ama, ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?”(Bakara, 170.ayet). Müşrik Arapların dinine bu ayetten hareketle “Atalar dini” adını verebiliriz. Getirdiği dinin İbrahim peygamberin dini olduğunu Hz Muhammed söylemiş olmasına rağmen müşrikler, “Biz de İbrahim’in dini üzereyiz ama Muhammed gibi düşünmüyoruz” demek suretiyle Hz Muhammed’in din anlayışına şiddetle karşı çıkmışlar  ve mevcut din anlayışlarını muhafaza etme mücadelesi vermişler ve peygamberi yıllar yılı uğraştırmışlardır. Mevcudu koruma, yeni din anlayışına karşı olmaları sebebiyle peygamberin mücadele ettiği müşrik Arapları, bugünün terimiyle muhafazakar görebiliriz.

Bu tür muhafazakarlıkta geçmiş müktesebatı kaybetme korkusu vardır. Var gücüyle postu deldirmemeye çalışır. Bu yönüyle bakarsak muhafazakarlık tasvip edilecek bir şey değildir.

Sandığın Vermek İstediği Mesajlar

Güçlendirilmiş parlamenter sistem halkın yarısının öncelikleri arasında değildir.

Parlamenter sisteme geri dönmek şu aşamadan sonra maceradır. Bunu da Meclis çoğunluğunu bu sistemi savunmayan ittifaka vererek göstermiştir.

Halkın öncelikleri arasında ekonomik sıkıntı, enflasyon ve hayat pahalılığı ilk sıralarda değildir. Bu alanda sıkıntı varsa da önemsememiştir. Önceliklerinin başına terör tehlikesini koymuştur.

1.turda adaylardan hiçbirine geçit vermemiş, iki haftalık bir aranın ardından kozlarınızı paylaşın demiştir. 2.turun hakemliğini 3.adaya oy veren seçmene vererek sonucu siz belirleyin, son noktayı koyun demiştir.

Verdiği oy dağılımına göre ilk turu önde bitiren adayın ipi göğüslemeye daha yakın olduğu mesajını vermiştir.

Seçmen ne olursa olsun, ne sıkıntı çekerse çeksin, istikrara oy vermiştir. İktidar iktidarda, muhalefet muhalefette olacak demiştir. Onca yıpranmışlığa rağmen iktidar değişimini istememiştir. Kırgın, kızgın ve küskün olsa da iktidarı göndermek istememiştir. Yine de şakasının olmadığını göstermek için sonucu açıklamayı iki hafta sonraya ötelemiştir. Muhalefete ne uzayacaksın ne de kısalacaksın. Zira senin genlerinde hep mağlubiyet var demiştir.

Seçmenin başarıyı kıl payı kaçırana, seni bugüne kadar hep açık ara kazandırdım ama bu sefer kendine çekidüzen veresin, galibiyeti hep çantada keklik görmeyesin, sana olan güvenimizi sarsmayasın diye bugüne kadar alternatifin olmayanı alternatif seviyesine getirdim. Şakam olmadığını anla artık demiştir.

Alternatif seviyesine hazırladığına, seni her ne kadar alternatif seviyesine getirsem de sana hala güvenim gelmemiştir. Kafamda hala müphemler var. Güven konusunda ikna edici değilsin.  Bunun için daha çok çalışmalısın. Çalışırken beyhude çaba ve nafile toplantılarına karnım toktur demiştir. Bu rezervde, değerlerine yabancı olmasının ve terörle bağını kesmeyenlerin verdiği desteğin payı büyük olsa gerek.

Seçmen bir ittifakın birbiriyle uyumlu ve verdikleri birlik görüntüsünü tasvip ederken birbiriyle uyumlu olmayan ve birlik görüntüsü vermeyen ittifaka yeterince destek vermemiştir. Her kafadan çıkan sese itiraz etmiştir. Daha seçimi kazanmadan makam, mevki ve mansıp paylaşımını tasvip etmemiştir. Her yerde bir horoz anlayışına geçit vermeye hazırlanırken çok horoz anlayışına sıcak bakmamıştır.

Bu toplumda seçmeni ardına alıp sürükleyecek karizma liderler geçer akçedir. Karizması olmayanlara rızam yoktur demiştir.

İttifaka girerken yük almaya gelenlere yönelmiş, yük olmaya gelenlere prim vermemiştir. Girdiği ittifaka kendisini ve yakınlarını ikna edemeyen beni hiç ikna edemez demiştir.

Algı ve olgu karışımı seçim atmosferinde yayılan korku, seçmeni yönlendirmede etkili olmuştur. Seçmenin kafasının karışık olduğu 1.turda adaylardan hiçbirine geçit vermemesinden anlaşılmaktadır. Karar vermede bir iki hafta dinleneceğim. İki hafta sonra mevcut ikiden birine sorumluluğu yükleyeceğim demiştir. Kimi seçeceğinin kopyasını da mevcudu muhafaza etmeyi düşündüğünü gözünü kırparak göstermiştir. 

15 Mayıs 2023 Pazartesi

Usta ile Aceminin Müsabakası

Satrancı iyi oynayanla bugüne kadar bir tane dahi olsa oyun kazanamayan arasında final müsabakası yapılmıştır.

Satranç üstadı sahaya tam yayılan, sonuç alıcı ve satranç bilgisi olanlarla maça hazırlanırken acemi satranççı kendisi gibi acemilerle yola çıktı.

Usta oyuncu nerelerde zayıf olduğunu, buralara hangi oyuncuyu monte ettiğim takdirde yükümü alır hesabı yaparken acemi satranççı, matematik hesabıyla 2+2=4 eder hesabı yaptı.

Usta satranççı hangi yere hangi oyuncuyu sürmüşse, oyunun yükünü alırken acemi satranççının oyuncuları ise yük almaktan ziyade yük olmuşlardır.

Usta oyuncu oyunun tek hakimi iken acemi oyuncunun her bir bireyi kendi başına buyruk davrandı. Her kafadan bir ses çıktı. Tecrübelilerde tek horozun sesi çıkarken acemilerin her biri bir horoz görüntüsü verdi. Takım oyunundan uzaktı. Çünkü birbirine karşı iğreti idiler.

Usta oyuncu ekibiyle birlik görüntüsü verirken acemiler, bakmayın bir araya geldiğimize. Aynı kazana atsak kaynamayız dedi. Bizi burada tutan zorunluluk ve mecburiyet görüntüsü verdi.

Usta ve yanına aldığı ekibinin kendine özgüveni varken acemi ekip özgüvenden yoksundu. 

Tecrübeli oyuncunun kurduğu ekip içerisinde kazanırsak şunu şunu isteriz diyen olmadı. Dediyse de dışarıya bir pazarlık sızmadı. Acemiler ise doğmamış çocuğa don biçer misali daha dereyi görmeden paçalarını sıvadı ve miras paylaşır gibi paylaşım pazarlığı yaptı. 

Tecrübeliler oyuna çıkarken kazanacağız ümidi verirken acemiler belki tutar diyerek göle maya çalmaya kalktı.

Tecrübeliler kazanmaya kendilerini ve yakınlarını inandırmışken acemiler yakınlarını bile ikna edemedi.

Tecrübeliler seyirciye korku yayarak oyuna psikolojik üstünlükle girerken acemiler korkuyu haklı çıkarırcasına söz ve eylemlerinden geri durmadılar.

Tecrübeli kadro seyirciye nabza göre şerbet verirken acemi kadro ne nabız verdi ne de şerbet.

Tecrübeli kadro nerede, nasıl hamle yapacağını bilip karşı ekibe saldırı hamlesi yaptıkça acemi kadro hep savunmada kaldı. Satranç öyle bir oyun ki sahada tam kadro pres yapar, rakibin hamle yapmasına fırsat vermeden ileriye hamle yaparken acemi kadro sahaya tam yayılamadı ve ileriye çıkamadı.

Satrançta oyun kurucu tek şahtır. Diğer üyelerin yegane görevi şahı korumak ve rakibi mat etmektir. Usta kadro bunu yaparken acemi kadronun her bir ferdi bireysel çıkışlarıyla kendini öne çıkarmaya ve kendini kurtarmaya çalıştı.

Usta ekibin üyeleri sahada pot kırmamaya özen gösterirken acemi ekinin üyeleri pot üstüne pot kırdı. Adeta “Şecaat arz ederken Merd-i Kıpti sirkatin söyler” misali itiraflarda bulundu.

Usta ekip sahayı bir nebze de olsa okuyabildi. Acemi ekip ise kendilerini okuyamadı ki sahayı okuyabilsin.

Hasılı biri tecrübeli, diğeri acemi iki ekibin müsabakasını maçın hakemi finale yakışır bulmadı ve maça on beş gün ara verdi. Ara kararında hakem, birinci etabı önde tamamlayana “Sana yeterince güvenmiyorum ama sensiz de olmuyor” derken, yarışı ikinci tamamlayana ise “Sana hiç güvenmiyorum” diyerek her ikisini de ikmale bıraktı ve yeni bir ev ödevi verdi. Son kozunuzu on beş gün sonra oynayın. O zaman iki kötüden birini seçeceğim dedi.