12 Mayıs 2023 Cuma

Ağlama Seçeneği

Efendim, seçimler nasıl sonuçlanır?

Seçim akşamı belli olur. Bıçak sırtı gibi. Kazanan kıl payı kazanır, kaybeden de kıl payı.

Bir tahminde bulunsan.

Seçim ortada görünüyor. İki büyük ittifaktan biri ilk turda ipi göğüsler. Kazanma umudu olmayan aday biraz fazla oy alırsa ikinci tura kalır. İkinci turda büyük ittifaklardan kazanan aradaki farkı açar.

Şunlar kazanırsa, ülkeyi felaket bekliyor. 

Aynı şekilde bunlar kazanırsa, ülke felaket olur diyen kesim de var. Yani felaket tuttuğun adaya, bulunduğun yere bakış açına göre seçmenden seçmene değişiyor.

Sence hangisinin gelmesi felaket olur?

Ben böyle düşünmüyorum. Hangisi gelirse gelsin, ceremesini sen, ben, o, biz, siz, onlar çekecek. Yani seçimden sonra vatandaş olarak yükümüz ağırlaşacak. Ev ödevimiz artacak. Sırtımıza ağır yük binecek. Kısaca anamız yani biz ağlayacağız.

Ne demek bu?

Nasrettin Hocanın gurbete gelin verdiği iki kızı varmış. Hanımı bir gün bey bey, şu kızlar ne yer ne içer, ahvali nedir, git bir bak gel demiş. 

Hoca çıkmış yola. Bir kızının evine misafir olmuş. Kızım, ne yer ne içersiniz, ne ile iştigal ediyorsunuz, geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz demiş. 

Kızı, babacığım, çiftçilik yapıyoruz. Şu kadar dönüm ekin ektik. Yağmur yağmasını bekliyoruz. Şayet bu aşamada yağmur yağmaz, havalar kurak giderse, bil ki anam ağlar şeklinde bir endişesini dile getirir. Allah yardımcınız olsun diyerek hoca o kızından ayrılır, diğer kızına doğru yola çıkar. 

Diğer kızıyla da hoşbeşten sonra aynı soruyu ona da sorar. Bu kızı da babacığım, biz çanak-çömlek işiyle uğraşıyoruz. Günlerce uğraşıp didindik, çanak çömlek yaptık. Bunları kurutup sonra satacağız. Şayet bunlar kurumadan bir yağmur yağarsa, bil ki anam ağlar şeklinde bir endişesini dile getirir. Allah yardımcınız olsun kızım, yolcu yolunda gerek diyerek evinin yolunu tutar.

Eve gelince hanımı, bey bey, kızlarım nasıl diye sorar. Hoca hiç uzatmadan, hanım hanım, bahtında ağlamak varmış. Durmadan ve hep ağlayacaksın demiş.

Hanımı nasıl diye sorunca, 

Hanım, şu bir gerçek ki önünde iki seçenek var. Seçeneklerden hangisi gerçekleşirse, hiç kaçarın yok, hep ağlayacaksın, çok ağlayacaksın. Bu seçenek de yağmurdur. Yağmur yağsa da sen ağlayacaksın, yağmur yağmasa da sen ağlayacaksın. Hasılı yağmur ya yağacak ya da yağmayacak. Ötesi ve ortası yok bunun.

Yani hangi ittifak gelirse, ben ağlayacağım öyle mi?

Ha şunu bileydin.

Ama oy vermemiz lazım.

Ver. Kimse sana oy verme demiyor.

Hangisini seçeyim?

Kanaatin hangisi daha az ağlatır daha az zarar verir yönünde ise ona göre hareket et.

Partilerimizden Seçmeler

Efendim, oyumuza talibim.

Hayırlı olsun. Kimsiniz, nesiniz, kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

Beş vakit namazını camide kılarım. 

Üç ay oruç tutarım. 

Kur'an kursuna gidip hafızlık yaptım. 

İmam hatibi bitirdim. 

Ayet bilir hadis okurum. 

Dinden, imandan bahsederim. 

Diğerlerinin dinle, imanla alakası yok. En alakalı olan mesafeli. 

Şu kadar cami yaptık. Hala yapmaya devam ediyoruz. 

Bu anlattıklarının siyasetle bağını kuramadım. Allah ile senin aranda olup biten ve orada kalması gereken şeyler bunlar. Bana icraatından bahset, adaletle aran nasıl, ondan haber ver. İnsanlar seni görünce güven duyuyor mu, parayla imtihanın ne durumda? Bana bunlardan bahsetmen gerekmiyor muydu? 

*

Efendim, oy istemeye geldik.

Hayırlı olsun, kendinizi anlatır mısınız?

Ülkenin çağdaş yüzüyüz. Önümüzü Batıya çevirdik. 

Halkçıyız. Halka rağmen bir şey yapmayız. 

Başörtüsüyle mücadele etmeyeceğiz. 

Eşitlikçiyiz. Adaleti tesis edeceğiz.

Yolsuzluklarla mücadele edip hesap soracağız.

Baharı getireceğiz. Her şey güzel olacak. Yeter ki oyunuzu bize verin. 

Her ne kadar geçmişten sorumlu değilsen de üzerine oturduğun müktesebatının belleklerde kalmış kötü bir imajı var. Bu konuda halkın bir kısmı tereddütlü. Ne kadar yok etmeye çalışsan da kafalarda hep bir acaba var. Bir de bahar dediğin kısa sürer bu ülkede. Baharın ardından önce kavuran sıcak, ardından çetin kış gelir. 

*

Efendim, oyunuza talibim. 

Hayırlı olsun. Kısaca bir tanıtır mısın? 

Teröre karşıyız. 

Terörün kökünü kazıyacağız. 

Şehitlerimizin öcünü alacağız. 

Bu ülke bölünmez. 

Ekonomi, dış politika vb alanlarda bir çalışmanız yok mu? Hep terör hep terör. Görüyorum ki hep terörden besleniyorsunuz. Teröre ben de karşıyım. Sizin terörle mücadele anlayışınız polisiye tedbirden ibaret. Tabir yerindeyse terörü kurutmaktan ziyade sivrisinekle mücadele yolunu çözüyorsunuz. 

*

Efendim, oyunuzu istemeye geldik. 

Kendinizi tanıtır mısınız? 

Ana dilde eğitim istiyoruz. 

Federasyon istiyoruz. 

Halkların eşitliğini savunuyoruz. 

Yeterli. Ana dilde eğitim bir haktır. Şu ana kadar verilmemesi bu ülkenin bir ayıbı. Federasyonu geçeceksin bir defa. Halkların eşitliği diyorsunuz ama her bölgeden oy alamıyorsunuz. Belli bir bölgenin partisi gibisiniz. Birileri sizinle korkutarak oy alıyor, siz de o birilerinden hareketle belirli bölgelerde tulum çıkarıyorsunuz. Tüm bölgelere güven vermelisiniz. Birileri devlet imkanlarını arkasına alarak siyaset yapıyor. Siz de eli silahlı insanların gölgesinde siyaset yapıyorsunuz. Kimseye yaslanmadan sivil siyaset yapmalısınız. Yoksa bir bölge bir ırkın partisi olarak kalırsınız. 

*

Efendim, oyunuza talibiz. 

Hayırlı olsun. Kısaca kendinizi ifade eder misiniz? 

Biz çok iyiyiz. 

Merkez sağı temsil ediyoruz. 

Ya tarih olacağız ya da tarih yazacağız. 

Kendi tarihinizi yazdığınızı biliyoruz. Oturduğunuz yerden bir hışımla kalkıyorsunuz. Sonra hiçbir şey olmamış gibi geri oturuyorsunuz. Hangisisiniz siz? 

11 Mayıs 2023 Perşembe

Pes Dediklerim

Zırcahil de olsa kaybedeceğimi bildiğim halde hendek atlatmaya çalışırım. En azından denedim, olmadı derim. 

Farklı fikir sahipleriyle konuşmaktan gocunmam. En azından o beni, ben de onu anlamaya çalışırız. Neticede anlaşamadık derim. 

Kafa yapıma aykırı, huyu ve suyu, fikri ve zikri mizacıma ters bile olsa düşüncemi dayatmadan her kesimle iletişim yollarını açık tutmaya çalışırım. Çünkü iletişim sosyal varlık olmanın bir gereğidir. 

Kafasında bana karşı önyargısı ve şüphesi olan insana kendimi ifade etmeye çalışırım. Giderebilirsem ne mutlu bana. Olmadı mı, herkesi yargısı kendisine derim.

Bir düşünce, bir fikrin ve siyasi görüşün trolü mü, aynı zamanda eleştiriye açık mı, onunla konuşmaktan ve kanaatlerini paylaşmaktan kaçınmam. 

Şu tiplere gelince;

Konuştuğunu anlamıyor mu?

Gösterdiğin hedefe değil de parmağına bakıyorsa,

Her dediğini yanlış anlıyorsa,

Bütüne odaklanamayıp parçada herkesi boğuyorsa,

Anlamadığını kabul etmiyorsa,

İlla benim dediğim doğru diyorsa,

Olur olmaz her şeye alınan alıngan bir tip ise

Kafasındaki saplantılardan kurtulamıyorsa,

Körü körüne savunmacı hastalığına yakalanmışsa,

Her dediğinden kimsenin anlamadığı anlamlar çıkarıp itham ve niyet okumada sınır tanımıyorsa,

Kendini ifade etmede bozuk, kavgacı, küfürlü ve seviyesiz bir üslup kullanıyorsa...

Bunlarla konuşmak, aynı havayı teneffüs etmek dünyanın en eziyetli işidir. Kişiyi anasından doğduğuna pişman ederler. Akıl sağlığınızı yok ederler. Vücudunuzun tamamını gererler. Bu görüntüleriyle bu dünyaya huzur bozmak için geldiklerini anladığın zaman iş işten geçmiştir. Uzak durayım dersin, burnunun ucunda biterler. Tek kelimeyle bu imtihanın yükü büyük. Ben pes diyorum böylelerine. Kaldırabilene, Eyüp gibi sabrı olanlara selam olsun.