7 Mayıs 2023 Pazar

Gösterme Siyaseti

Gösterme siyaseti derken?

Yapıp ettiğim ne varsa, bu ister tüzel kişiliğe ait olsun ister özel sektöre ait olsun, tüm bunları cümle alemin beynine ve zihnine işleyecek şekilde göstereceğim.

Bunu nasıl yapacaksın?

Açılış bahanesiyle mitingler yapacağım. Tüm kanallar konuşmamı verecek. Miting alanını lebalep dolu olduğu zihinlere nakşedilecek. Miting alanına bedava otobüsler insanımızı çekecek. Miting alanı doluncaya kadar miting saatini geciktireceğim. Gerekirse miting alanını küçülttüreceğim. İmal edip üretilen ne varsa hepsinin miting meydanında açılışını yapacağım. Bunu yaparken görsellerle ekranları süsleyeceğim. Bir açılıştan diğerine durmadan kurdele kestireceğim. Kurdele kesenlere kestikleri makasları hediye edeceğim.

Başka?

Her açılışı yapılanı bir müddet bedava hizmete sunacağım. Bedava önemli. Zira baldan tatlıdır. Bizim insanımız bunu pek sever hatta bayılır. Hep seçim olsa, bunu baba oğluna vermez bu devirde der. 

Başka? 

Her mitingde bir müjde vereceğim.

Bu kadar müjde ne arar?

Bende müjde bitmez. 

Aslı var mı bunların?

Var veya yok. Ama müjde, müjdedir. Ayrıca her müjde insanımızı umutlandırır ve gururlandırır. Sonra sevindirmek sevaptır. Var deriz. Varsa işte deriz. Yoksa üzerine yatarız, bir daha sesimizi çıkarmayız. Sonunda ölüm yok ya.

Hepsi bu kadar mı?

Bu kadar olur mu? Zira bende gösterme ve müjde bitmez. Yapılan bir şeyi görsün o gözleriniz dercesine il il, ilçe ilçe görücüye çıkarırım. Vatandaş, böylesi görülmedi daha önce diyecek. Akın akın icadımı görecek. Hatta bu anı ölümsüzleştirmek için insanlar bu ürünün önünde hatıra fotoğrafı çektirecek. İnsanlar uçtuk, kaçtık, kim tutar bundan sonra bizi diyecek.

Bu görücüye çıkardığınızı siz mi yaptınız?

Ben veya başkası, ne fark eder? Hepsi benim pardon bu ülkenin değil mi?

Başka ne yapacaksınız? 

Bu kadar gösteri yeter. Biraz da çelişki siyaseti yaparım. 

O ne demek? 

Onu da sonra anlatırım. 

6 Mayıs 2023 Cumartesi

Verme Siyaseti

Bir önceki görüşmemizde korku siyasetinin ardından verme siyaseti yapacağım demiştiniz. Açar mısınız?

Açayım açmasına da şu korku siyasetinin üzerine birkaç şey daha ekleyeyim. Çünkü korkunun açamayacağı kapı yoktur.

Lütfen! 

Terör korkusunun yanında dış güçler diyeceğim. Bunlar bana darbe yapacaklar diyeceğim. Dışarıdan emir alıyorlar diyeceğim. 

Ama efendim, halihazırda bir darbe tehlikesi yok. Bu neyin darbesi? 

Buna siyasi darbe diyorum. 

Ama efendim, bu takvimi açıklayan, haydin yarışalım diyen sizsiniz. Kim inanır buna. 

Öyle deme. Kendimin bile şaşırdığı bir ikna kabiliyetim var.

Başka? 

Bunların derdi benim diyeceğim. Bunlar bu ülkenin gelişmesini istemiyor diyeceğim. Bunlar terör üyelerini affedecekler, liderlerini salacaklar diyeceğim. 

Ama böyle bir şey olmaz ki. Bunun bir gerçekliği yok. Sonra kim cesaret eder buna? 

Olur veya olmaz, cesaret ederler veya etmezler. Ayrıca ben işin gerçekliğinden değilim. Benim değişmez tek gerçekliğim var. O da algıdır. Zira algı olgudan ve gerçeklikten daha etkilidir. 

Neyse, verme siyasetine geçelim.

Kim, ne isterse onu vereceğim.

Seçim ekonomisi mi uygulayacaksınız?

Öyle olsa da ben bunu vatandaşım bunu hak ediyor diye lanse edeceğim.

Ama ülkenin durumu belli. Olmayan şeyleri nasıl vereceksiniz?

Bu bir yarıştır. Yarışta her şey mubahtır. Evet olmayanı da vereceğim. Hatta onlar ne verirse, ben üç fazlasını vereceğim.

Ülkenin yarınlarını yok etmek ve zora sokmak değil mi bu?

Hiç umurumda değil. Ben gittikten sonra ne işe yarar.

Başka?

Bir de gösterme siyaseti uygulayacağım.

Bu ne demek?

Onu da bir ara anlatayım.

Korku Siyaseti

Görüyorum ki yapıp ettiklerinden ve yapamadıklarından dolayı zayıf düştünüz. Böyle giderse bugüne kadar görmediğiniz bir yenilgiyi tadacaksınız gibi sanki. En azından anketler böyle söylüyor. Buna rağmen bir rahatlık var sizde. Bunu nasıl açıklarsanız?

Rahat olmaya rahatım. Görüntüye aldanma. Ne yapıp ne edip yine kazanacağım. Ben yenileceğim bir maça girmem.

Nasıl yapacaksınız bunu?

Halihazırda kazanacak kadar olmasa da en yüksek destek bana. Ne yapıp etsem de bu destek azalmıyor. Kemikleşmiş iyice. Elimde değil. Seviyorlar beni. Ekmeklerini ellerinden alsam bile bana ses çıkarmıyorlar. Kovsan bile uzaklaşmıyorlar benden. Bu kemikleşmiş oyun üzerine bazı hamleler yapacağım ki geri kalan desteği kararsızlardan tamamlayacağım. 

Nasıl hamleler bunlar?

Bir defa rakiplerim üzerinden korkular yayacağım. Bunu o kadar söyleyeceğim ki buna ben bile inanacağım. Bu korku onlara yeter de artar bile.

Mesela?

PKK, FETÖ diyeceğim. Bunların ardında terör örgütleri var diyeceğim. Ülkenin bekası tehlikede diyeceğim. Onlar istedikleri kadar yok böyle bir şey diyecekler ve daima savunmada kalacaklar. Unutma ki hep savunmada kalan yıpranır, yerinde sayar, daha fazla efor sarf eder ama ileri çıkamaz. Benim söylemime bilinen bazı FETÖ'cü ve PKK' lilerin de söylemini servis ederim. Bunun önünde kim durabilir?

Ama efendim bu bahsettiğiniz terör örgütleriyle de bir zamanlar sizler de içli dışlı oldunuz. Buna ne diyeceksiniz?

Benimki başka. Üstelik benimki bir devlet görüşmesiydi. Devlet yaptı bunu. Ben yapmadım. Sadece seyrettim. Onlarınki farklı. 

Ama siz ne istedilerse verdim dediniz. 

Evet dedim ama bunun bedelini ödedim. 

Nasıl?

Allah beni affetsin dedim ya. Daha ne diyeyim? Canımı mı vereyim?

Peki, bu saldığın korku yetecek mi?

Yeter de artar bile. Destek bana oluk oluk akar. Çünkü korkunun ecele faydası olmadığı gibi tedavisi de yok. Açamadığın kapıları bile açarsın.

Başka?

Bu korku siyaseti yeterli olmakla beraber başka yolları da deneyeceğim.

Nedir onlar?

Onu da verme üzerine kuracağım.

Vereceğim derken?

Buna ben verme siyaseti diyorum. Onu da bir ara anlatayım. Yeter ki siz beni izlemeye devam edin.