24 Mart 2023 Cuma

Kişi Seviciler

Doğu toplumlarının en büyük özelliği aidiyet ve kimliklerini kişide ifade etmeleridir.

Onlar için kişi bir tarafa o kişinin kurumu bir tarafa hatta dünya bir tarafa. 

Ekip ruhu ve takım oyunu yoktur lügatlerinde. Varsa yoksa kişi sevgisidir onları ayakta tutan ve hayata bağlayan. 

Kurtarırsa o kurtarır kendilerini. Başkası yalandır. Zira Allah vergisidir o. 

Öyle bir sevgidir ki bağlılıkları ölümünedir. Kendilerinin ömürlerinden alıp ona versin Allah. 

Gözlerini sevgi bürümüştür. Ne anayı görürler ne babayı. Uğruna gerekirse ana babalarını karşılarına alırlar. Değil ki seni. Varlık sebebidir zira. O varsa varlar, yoksa yoklar. Makam ve mevkiler onun sayesindedir. Güç ve kuvvet varsa onun sayesindedir. Sayesinde faizle mücadele ediliyor. Faiz eridi eriyecek. Bugüne dair ne elde ettilerse sayesindedir.

Kendilerini tanımlarlarken doğruya doğru, yanlışa yanlış dediklerini söylerler. Sevdikleri kişi bir yanlış yapsa da eleştirseler. Ama yapmıyor bir türlü. Hep doğru yapıyor. Başkası ise hep yanlış üzeredir.

Sevdikleri kişinin yanlışı varsa da biz söylememeliyiz. İçimize atmalıyız. Herkesin bildiğini biz kol kırılıp yen içinde saklamalıyız. 

Ne olursa olsun, kaptanın gemisini terk etmek olmaz. Zira kendileri fare değildir ki gemiyi terk etsinler. 

Dış güçlere rağmen dimdik ayakta.

Sevdiğini sevmek, sevmediğinden nefret etmek bir davadır onlar için. Yeter ki birini sevsin yeter ki birinin üzerini çizsin yeter ki birini hedef göstersin.

Sevsinler hiç gözüm yok, kıskanmam da. Zira sevginin sınırı yoktur.

Yalnız sevdikleri de bir fani ve ölümlü olduğuna göre sevdiğinden arda kalan bayrağı devralacak kendisinden başka bir B planları yok. Çünkü padişahların bile bir veliahdı olduğu halde bunların yok. Allah uzun ömür versin ama ya sevdiklerinin başına bir şey gelirse ne yapacaklar? O taşıdıkları sevgiyi nereye akıtacaklar? Zira kişi üzerine kurdukları sevgi bir kişiye kanalize edilmeli. Zira öksüz ve yetim kalırlar sonra.

Hak vaki olur da Hz Ömer gibi kim o kişi öldü derse, şu kılıcımla o kişiyi öldürürüm mü diyecekler ya da Hz Ebu Bekir gibi teenni ile yaklaşıp Allah bakidir mi diyecekler? Kendi alternatifi kendi olduğuna göre sahi ne yapacaklar? Kendilerini bu badire ve girdaptan kim kurtaracak?

Vazifem sanki. Bunlardaki kişi sevgisinin tasası da bana düştü. Uzun ömürlü olacaklarsa keşke tüm eforlarını kişi sevgisi üzerine sarf edeceklerine, sevdikleri kişinin ekibine, takımına bel bağlasalardı, bence daha sağlıklı bir duruşları olurdu. O zaman da Doğu toplumu olduklarını gösteremezlerdi.

Oruç Nedir?

"Oruç bir kalkandır".

Oruç belli bir saat aralığında olsa da bir şey yiyip içmeyen melek seviyesine yükselmektir.

Oruç bir irade beyanıdır. Şu saat aralığında hiçbir şey yiyip içmeyeceğim demektir. 

Oruç, daima kötülüğü emreden şeytanın ta kendisi olan nefse galebe çalmaktır. Nefse hakim olmaktır. Nefsi terbiye etmektir. 

Oruç sabırdır. 

Oruç kişinin kendisine çekidüzen vermesidir. 

Oruç, içinde barındırdığı sahur ve iftarla tüm aile bireyleriyle sofrayı paylaşmaktır. Birlikte toplu hareket etmektir.

Oruç azmin zaferidir. 

Oruç ahlakı güzelleştirmeye çalışmaktır.

Oruç, vücudu disipline etmektir, düzen ve tertiptir. Zamana riayettir. 

Oruç, sair zamanlarda üçe çıkardığımız öğünü yeniden ikiye indirerek aslına rücu ettirmektir. Normale döndürmektir. 

Oruç oruçluya kendine güveni sağlar. 

Oruç, görevini kazasız belasız yerine getirenin duyduğu hazzı ve mutluluğu verir. 

Oruç sayısız nimetlere şükrün bir göstergesidir. 

Oruç, sözün eyleme geçtiği fiili bir duadır. 

Oruç midenin ve vücudun zekatını vermektir. Vücudu dinlendirmektir.

Oruç, emrin başım üstüne demektir.

Oruç insanı iftarla beraber mutluluğun zirvesine ulaştıran andır.

Oruç vücudu bir ay boyunca rektifiye etmektir.

Oruç, nasıl tutacaksın, işinin gücünün arasında şeklinde vesvese veren nefis ve şeytana meydan okumaktır.

Oruç sükunettir, sessizliktir.

Oruç vücudun eğitimidir. 

Telafisi Olmayan Gaf

Adıyaman ve Şanlıurfa illerimizi vuran; mal, can ve toprak kaybına neden olan yıkıcı ve öldürücü sel felaketinin ardından, Tarım Bakanı'nın sel felaketiyle ilgili "Bir taraftan 15 canımızı (ölü sayısı 20'ye çıktı) aldı ama diğer taraftan toprak suya kavuştu." sözleri epey bir tartışıldı. Bu sözünden dolayı eleştirildi ve istifaya davet edildi.

Eleştiriler haklı. Zira savunulacak ve makul görülecek bir şey değildir. Çünkü Sayın Bakan'ın yaptığı büyük bir gaftır ve pot kırmıştır.  Bu açıklamasının ardından maksadımı aşan bir ifade de bulundum demediğine göre kusura bakmasın ama Bakan bilinç altında gizlediğini ortaya çıkarmıştır.

Önce gaf ve gaf yapmak nedir, bir bakalım. 

Gaf: Yersiz, beceriksiz, zamansız söz veya davranış, patavatsızlık, pot.

Gaf yapmak, bilmeden yersiz bir davranışta bulunmak veya başkasını incitecek söz söylemek, pot kırmak, çam devirmek.

Hepimiz pot kıramaz mıyız? Kırarız. Özellikle irticalen konuşmalarda bu risk daima vardır. Her birimizin başına gelebilir. Özellikle mikrofon gördü mü mikrofonun cazibesine kapılıp gaf yapma siyasilerimizde çok yaygındır.

Bazı gaflar vardır ki dilimiz sürçer. Ağzımızdan maksadın dışında bir gaf çıkar. Ama dinleyici ne söylemek istediğimizi anladığı için güler geçer, tepki de vermez. İlgili kişi bu gafını düzeltir. 

Bazı gaflar vardır ki -ki Bakan'ınki böyledir- affedilir gibi değil. Tamam, kurduğu mantık doğrudur. Yağan her yağmur ve aşırı sel baskını toprağı sular ve suya doyurur. Ama hala selde boğulanların arandığı ve ölülerin çıkarıldığı bir ortamda "Evet öldüler ama toprak suya doydu demek gafların büyüğüdür. Bakan'ın bu kıyası, ölen bir kimse için kefen almaya gelenlere” Tamam, babanız öldü ama bu vesileyle burada bir ticaret yaptık ve biz kefen sattık" demek gibi bir şey. Sonuç itibariyle böyle olsa da bugüne kadar satış yapan hiçbir kefen satıcı, ölüm üzerine duyduğu mutluluğu dışa vurmamıştır.  

Kırılan bu pot selde hayatını kaybedenlerin yakınları olmak üzere herkesi yaralanmış ve incitmiştir. Çünkü ne kadar katkısı olursa olsun, işin ucunda bir kişinin ölümü bile olsa kar ve zarar hesabı yapılmaz. Ölümün ardından mutluluk duyulmaz.

Nice gaflar daha sonra unutulsa da Bakan’ın kırdığı pot kolay kolay unutulmayacaktır. Maalesef söz ağızdan bir kere çıkmıştır.

Çıkan bu sözden dolayı Bakan’ın yerinde olsam, hiç beklemeden özür diler, istifamı veririm. Bizde böyle bir temayül olmadığına göre atayan irade, telafisi mümkün olmayan bu gaftan dolayı Bakan’ı görevden almalıdır.

Bakan da eski Tarım Bakanı ünvanını alarak köşesine çekilmeli. Başka işine gücüne bakmalıdır.