29 Ocak 2023 Pazar

Kubbede Hoş Seda Bırakanlar

Ne kadar mükemmel olmaya çalışsak da her birimizin eksiklikleri ve zaafları çoktur. Bazı eksiklikleri izin olduğunu kabul etsek de çoğunu kabul etmeyiz. 

Bazı insanlar vardır ki mükemmele yakın kişilikleri vardır. Bu tipler özel kişilerdir. Böyleleriyle çalışmayı da Allah herkese nasip etmez. Ki bu tiplerin sayısı da fazla değil zaten. Bunlar:

İş yoğunluğu fazla olsa da morali bozuk olsa da bir şeye kızsa da ne ağzını bozarlar ne efendiliklerini. Duruşuyla, konuşmasıyla, zarafetleriyle, hal ve hareketleriyle, görgü ve nezaket kurallarını üzerlerinde görmek mümkün. Görgünün en güzelini örnek olarak sunarlar. Bu görgülerine ancak şapka çıkarılır.

İşlerini ibadet aşkı içerisinde yerine getirirler. Kaçak göçek çalışmak, arazi olmak nedir bilmezler. İş için yaratılmışlar sanki. İşini yarın bırakacak olsalar da aman, bana ne, işte geldim, gidiyorum, bundan sonra kim yaparsa yapsın demeden giderken bile işlerini en iyi şekilde ifa ederler. Ayrılınca da eksiklikleri hep hissedilir. Çünkü böylelerinin yerini kimse dolduramaz. 

Çalışırken heyecanlarını hiç kaybetmezler. Aynı zamanda çok pratikler.

En küçük bir iyiliği karşılıksız bırakmazlar. Ağızlarından teşekkür etmek eksik olmaz.

İşlerinde dakik mi dakikler. Kafalarında oluşturdukları planı bir saatin işleyişi gibi yerine getirirler. Bir yere gidip geleceklerse beş dakika demişse, bu dakika altı olmaz.

Bir iş yaparken diğer işlerini ihmal etmezler. Bir işe yoğunlaşınca top atsan duymayan tiplerden değiller. Bir bakmışsın, koşup yanına gelivermişler.

Bir ara uygun bir zamanda şu işi yapıver, şimdilik acelesi yok desen bile o iş yarına kalmaz. Aynı anda yapılır o iş. Yapılan iş de baştan savma olmaz.

İş beğenmemezlik yapmazlar. Yeter ki iş olsun.

Konuşurken avukat gibi düzgün konuşurlar, harf ve kelimeleri yutmazlar. Ne eksik ne fazla konuşurlar. Bu konuda özel ders mi alıyorlar yoksa kendilerini yetiştirmişler midir ya da Allah vergisi mi?

Konuşmaları, hal ve hareketleri sahte değil, hep içtendir. Dinleyen birini buldular mı konuşurlar, konuşulanı da can kulağıyla dinlerler.

Muhatabı kim olursa olsun, kibirlenmeden değer verip saygı gösterirler, ilgi ve alakada kusur işlemezler.

Hep yeni şeyler ve bir şeyler öğrenme merakları vardır. Buldukları kitabı okurlar. Bunlara kitap kurdu dense yeridir. Belki de görgünün tüm örnekleri okudukları kitapların eseridir.

Tüm bilgilerine rağmen tevazuu elden bırakmazlar.

Kitap okuma gibi insan okumayı da çok iyi bilirler. Oturuşundan, bakışından, konuşmasından, kimin ne olduğunu bilecek kadar insan sarrafıdırlar.

Dedikodu, gıybet ve laf taşıma nedir bilmezler.

Anlayışları mükemmel. Üstü kapalı konuşmadan ve imadan kısaca leb demeden leblebiyi anlarlar. Her kıssadan ve dokundurmadan kendilerine pay çıkarırlar.

Oturması, kalkması, iş ahlakı, iş verimi, giyimi, kuşamı vs. her yönüyle muhataplarına daima pozitif enerji verirler. 

Bunlardan iyi bir baba iyi bir anne iyi bir eş iyi bir arkadaş iyi bir yol arkadaşı iyi bir komşu iyi bir meslektaş olur. Kim bu tiplerle karşılaşmışsa, bilsin ki yaşamıştır.

Ayrılıp giderlerken de içinde bir burukluk hissedersin. Hep kalsalardı dersin.

Kubbede hoş bir seda bırakan bu tipler, değer bilenler nezdinde unutulmazlar ve hayırla yad edilenler arasında yerlerini alırlar.

Allah böylelerinin sayısını çoğaltsın. İşsizlerse işlerin en güzelini versin.

28 Ocak 2023 Cumartesi

Güçlü Liderler Hangi Toplumların Eseridir?

Bir toplumu yöneten ve yönetilenler diye ikiye ayırmak mümkün. Bu da gereklidir. Çünkü bir toplumda herkes yönetici olursa, o toplumda kaos meydana gelir. O yüzden birileri yönetecek, birileri de yönetilecek.

Ülkeyi yöneten yönetici zayıf da olabilir, güçlü de. Yönetici -biz buna lider diyelim- toplum zayıf ise lider güçlü olur, toplum güçlü ise lider zayıf olur. 

Güçsüz liderleri zayıf toplumlar istemez. Çünkü bunlara lazım olan kendilerini zayıflıktan ve her türlü dertten kurtaracak güçlü liderliktir. Zayıf toplumlarda lider karizmadır, doğuştan getirir bu özelliğini. Mehdi gibi bir şeydir bu toplumlarda lider.

Güçlü toplumlarda güçlü yöneticiye ihtiyaç yok. Çünkü demokrasi tüm kurum ve kurallarıyla bu toplumlarda oturmuştur ve işler. Buralarda kurallar güçlüdür. Her şey yerli yerindedir. Seçilen lider bu kurallarla onları yani ülkeyi yönetir. Demokrasisi gelişmiş ülkeler böyledir. Zayıf liderden dolayı da ülkeye hizmette bir eksiklik söz konusu olmaz. 

Bugün demokrasinin beşiği dediğimiz Batı ülkeleri böyledir. Çoğu Batı ülkesi koalisyonlarla yönetilir. Zaman zaman hükümet kurmada zorlanırlar. Hükümetin kurulması gecikmesine rağmen işleyişte bir aksama olmaz.

Doğu toplumlarında ise ya demokrasi yoktur. Birileri gelir darbe yapar. Ülkeyi bir başka darbeci gelinceye kadar uzun yıllar yönetir ya da kurum ve kuralları tam işlemediği için seçimle güçlü liderler gelir. Güçlü olduğu için de yıllar yılı seçilir.

Batı, demokrasisini tüm yönleriyle geliştirerek ülkeyi güçlü lidere emanet etmiyor. Çünkü Hitler ve Mussolini gibi maceraya giren güçlü liderlerden ağızları yanmış, büyük bedeller ödemişlerdir. Geldikleri nokta itibariyle liderden ziyade işleyişi güçlendirmişlerdir. Lider ister güçlü ister zayıf olsun bu işleyişe tabidir. Bu yüzden Batı ülkelerinde seçimlere katılım azdır. Çünkü hangisi gelirse gelsin, işleyişe göre ülkeyi yönetecektir. Kimsenin hayatı olumlu ya da olumsuz yönden etkilenmeyecektir. Doğu toplumlarında ise seçime katılım yüksektir. Çünkü Doğu toplumlarında liderle beraber yönetim anlayışı da değişir. Kurum ve kurallardan ziyade liderin dediği olur. Kurallar gerekirse liderin istediği şekilde değiştirilir. 

Güçlü toplumlarda siyasetçi veya bir bürokrat hakkında bir iddia ortaya çıkar çıkmaz siyasetçi veya bürokrat istifa yolunu seçer. Bu da toplumun gücünü göstermektedir.

Doğu toplumlarında ise siyasetçi hakkında ne kadar iddia ortaya çıkarsa çıksın, istifa aklının ucundan geçmez. Tüm bu olup bitenlere  toplumun sesi de çıkmaz. Güçlü lider onu korur, korumak istemezse ya görevden alır ya da istifa ettirir. İstifa zayıf toplumlarda  kolay kolay düşünülmez ve uygulanmaz. Çünkü istifa etmesi gerekenin toplumdan bir çekincesi yoktur. O sadece liderine karşı sorumludur.

Zayıf toplumlarda sadece ülkeyi yöneten liderler güçlü değildir. İktidarı yönetmeye talip olan liderler de güçlü figürdür. Tabela partisinin lideri de olsa bu böyledir. Örneklerini de görüyoruz.

Bu durumda hangi tür bir ülkede yaşamak isterdiniz? Zayıf toplumun, güçlü liderin olduğu bir ülkede mi yoksa güçlü toplum, lideri zayıf olan ülkede mi? Buna vereceğimiz cevap da gelişmişlik oranımızla paralellik arz edeceğini düşünüyorum.

Altılı Masaya Öneriler

Nafile turlara devam edin. Toplantı üzerine toplantı yapın. Her toplantı sonrasında güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçeceğiz şeklinde açıklama yapın. 

Olur ya meydanlara çıkarsanız, vazgeçilmez tek vaadiniz güçlü parlamenter sistemi olsun. Ekonomiden önce bu gelir. Gerekirse millet açlıktan ölür. Bu sorunu çözmeden başka bir sorun çözülmeyecek deyin. Gerekirse bu sorunu beş yıla yayın.

Bir aday belirlemeyin. Seçime, ittifakın içerinde adayımız belli değil anlamına gelebilecek soru işaretiyle gidin. Mesela kutunun üzerinde altı soru işareti olabilir. Seçimi kazanırsak, adayımızın ismini söyleyeceğiz deyin. Seçmen kime verdiğini bilmeden oyunu kullansın. Kazanamazsanız adayınızı hiç açıklamayın. Hatta yoktu deyin. Kazanırsanız, işte oy verip kazandırdığınız altı kişi deyin. 

Kazanacak gibi davranın ama seçim kazanma gibi bir isteğiniz olmasın. 

Öyle şeyler söyleyin ki size oy vermeye niyetlenenleri uzaklaştırın. Bunun için her kafadan bir laf çıksın. Gerçi bunu söylemeye gerek yok. Çünkü bu işi çok iyi yapıyorsunuz.

Hedefiniz; muhalefet geldik, muhalefet gideceğiz olsun. Herkes işini yapsın. İktidar bize haram olsun deyin.

Vatandaş döner şaşar size oy verirse, altılı eş başkan yöntemiyle sırayla cumhurbaşkanlığı yapın. Eş başkanlığa razı olmazsanız, altınız birden cumhurbaşkanı olun.

Hepiniz Beştepe’ye yerleşin. Beştepe yeterli gelmezse Beştepe’ye bir beş saray daha dikin. İtibarınızdan hiç ödün vermeyin. Akşam sabah birbirinize oturmaya gidin. Sabah 10 çayı, akşam 5 çayı gibi.

Cumhurbaşkanlığı yaparken en ufak bir sorunu çözmek için bu konunun çözümü şu günkü toplantıda ele alınacaktır deyin. Çözüm için o günü bekleyin. Tüm kararları oy birliğiyle alın. Oy birliği olmazsa bir sonraki toplantıya bırakın. Sorun kaçacak değil ya.

Devleti temsil için yurt dışına gitmeniz gerektiğinde hepiniz birden altı ayrı uçakla gidin. O devletler hepinizi aynı anda karşılasın. Hanginiz cumhurbaşkanı derlerse, beğenmediniz mi altımız birden bir cumhurbaşkanıyız deyin. Parlamenter sistemi oylamaya götürürken yeni sistemin adını da altılı cumhurbaşkanlığı sistemi olarak değiştirin.

Bakanlıkları kendi aranızda paylaştıktan sonra her bakanın 5 yardımcısı olacak şekilde her birinizden bir temsilci olacak şekilde yardımcı atayın. Burada hayata geçirdiğiniz sistemi tüm bürokrasiye de uygulayın. Bir daire başkanlığına beş daire başkanı gibi. Böylece her yerde eliniz olsun.

Her akşam televizyona çıkıp güçlendirilmiş parlamenter sistem hakkında açıklama yapacaksanız, altınız birden kanala çıkın. Eşit konuşma yapın orada. Böyle olmaz derseniz, kanalları paylaşabilir, altı ayrı kanala çıkabilirsiniz. Her konuşmadan sonra çıkan sorunları görüşmek üzere acil toplantı tertip edin.

Tüm bunları yaparken sorun çözücü gibi görünün ama sorunun merkezi olduğunuzu da unutmayın.