Ne kadar mükemmel olmaya çalışsak da her birimizin
eksiklikleri ve zaafları çoktur. Bazı eksiklikleri izin olduğunu kabul etsek de
çoğunu kabul etmeyiz.
Bazı insanlar vardır ki mükemmele yakın kişilikleri vardır.
Bu tipler özel kişilerdir. Böyleleriyle çalışmayı da Allah herkese nasip etmez.
Ki bu tiplerin sayısı da fazla değil zaten. Bunlar:
İş yoğunluğu fazla olsa da morali bozuk olsa da bir şeye kızsa
da ne ağzını bozarlar ne efendiliklerini. Duruşuyla, konuşmasıyla, zarafetleriyle,
hal ve hareketleriyle, görgü ve nezaket kurallarını üzerlerinde görmek mümkün. Görgünün
en güzelini örnek olarak sunarlar. Bu görgülerine ancak şapka çıkarılır.
İşlerini ibadet aşkı içerisinde yerine getirirler. Kaçak
göçek çalışmak, arazi olmak nedir bilmezler. İş için yaratılmışlar sanki. İşini
yarın bırakacak olsalar da aman, bana ne, işte geldim, gidiyorum, bundan sonra
kim yaparsa yapsın demeden giderken bile işlerini en iyi şekilde ifa ederler.
Ayrılınca da eksiklikleri hep hissedilir. Çünkü böylelerinin yerini kimse
dolduramaz.
Çalışırken heyecanlarını hiç kaybetmezler. Aynı zamanda çok
pratikler.
En küçük bir iyiliği karşılıksız bırakmazlar. Ağızlarından teşekkür
etmek eksik olmaz.
İşlerinde dakik mi dakikler. Kafalarında oluşturdukları
planı bir saatin işleyişi gibi yerine getirirler. Bir yere gidip geleceklerse
beş dakika demişse, bu dakika altı olmaz.
Bir iş yaparken diğer işlerini ihmal etmezler. Bir işe yoğunlaşınca
top atsan duymayan tiplerden değiller. Bir bakmışsın, koşup yanına gelivermişler.
Bir ara uygun bir zamanda şu işi yapıver, şimdilik acelesi
yok desen bile o iş yarına kalmaz. Aynı anda yapılır o iş. Yapılan iş de baştan
savma olmaz.
İş beğenmemezlik yapmazlar. Yeter ki iş olsun.
Konuşurken avukat gibi düzgün konuşurlar, harf ve
kelimeleri yutmazlar. Ne eksik ne fazla konuşurlar. Bu konuda özel ders mi
alıyorlar yoksa kendilerini yetiştirmişler midir ya da Allah vergisi mi?
Konuşmaları, hal ve hareketleri sahte değil, hep içtendir. Dinleyen
birini buldular mı konuşurlar, konuşulanı da can kulağıyla dinlerler.
Muhatabı kim olursa olsun, kibirlenmeden değer verip saygı
gösterirler, ilgi ve alakada kusur işlemezler.
Hep yeni şeyler ve bir şeyler öğrenme merakları vardır. Buldukları
kitabı okurlar. Bunlara kitap kurdu dense yeridir. Belki de görgünün tüm örnekleri
okudukları kitapların eseridir.
Tüm bilgilerine rağmen tevazuu elden bırakmazlar.
Kitap okuma gibi insan okumayı da çok iyi bilirler. Oturuşundan,
bakışından, konuşmasından, kimin ne olduğunu bilecek kadar insan sarrafıdırlar.
Dedikodu, gıybet ve laf taşıma nedir bilmezler.
Anlayışları mükemmel. Üstü kapalı konuşmadan ve imadan kısaca
leb demeden leblebiyi anlarlar. Her kıssadan ve dokundurmadan kendilerine pay
çıkarırlar.
Oturması, kalkması, iş ahlakı, iş verimi, giyimi, kuşamı vs.
her yönüyle muhataplarına daima pozitif enerji verirler.
Bunlardan iyi bir baba iyi bir anne iyi bir eş iyi bir arkadaş
iyi bir yol arkadaşı iyi bir komşu iyi bir meslektaş olur. Kim bu tiplerle karşılaşmışsa,
bilsin ki yaşamıştır.
Ayrılıp giderlerken de içinde bir burukluk hissedersin. Hep
kalsalardı dersin.
Kubbede hoş bir seda bırakan bu tipler, değer bilenler nezdinde
unutulmazlar ve hayırla yad edilenler arasında yerlerini alırlar.
Allah böylelerinin sayısını çoğaltsın. İşsizlerse işlerin en güzelini versin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder