Bir toplumu yöneten ve yönetilenler diye ikiye ayırmak mümkün. Bu
da gereklidir. Çünkü bir toplumda herkes yönetici olursa, o toplumda kaos
meydana gelir. O yüzden birileri yönetecek, birileri de yönetilecek.
Ülkeyi yöneten yönetici
zayıf da olabilir, güçlü de. Yönetici -biz buna lider diyelim- toplum zayıf ise
lider güçlü olur, toplum güçlü ise lider zayıf olur.
Güçsüz liderleri zayıf
toplumlar istemez. Çünkü bunlara lazım olan kendilerini zayıflıktan ve her
türlü dertten kurtaracak güçlü liderliktir. Zayıf toplumlarda lider karizmadır,
doğuştan getirir bu özelliğini. Mehdi gibi bir şeydir bu toplumlarda lider.
Güçlü toplumlarda güçlü
yöneticiye ihtiyaç yok. Çünkü demokrasi tüm kurum ve kurallarıyla bu
toplumlarda oturmuştur ve işler. Buralarda kurallar güçlüdür. Her şey yerli
yerindedir. Seçilen lider bu kurallarla onları yani ülkeyi yönetir. Demokrasisi
gelişmiş ülkeler böyledir. Zayıf liderden dolayı da ülkeye hizmette bir
eksiklik söz konusu olmaz.
Bugün demokrasinin
beşiği dediğimiz Batı ülkeleri böyledir. Çoğu Batı ülkesi koalisyonlarla
yönetilir. Zaman zaman hükümet kurmada zorlanırlar. Hükümetin kurulması
gecikmesine rağmen işleyişte bir aksama olmaz.
Doğu toplumlarında ise
ya demokrasi yoktur. Birileri gelir darbe yapar. Ülkeyi bir başka darbeci
gelinceye kadar uzun yıllar yönetir ya da kurum ve kuralları tam işlemediği
için seçimle güçlü liderler gelir. Güçlü olduğu için de yıllar yılı seçilir.
Batı, demokrasisini tüm
yönleriyle geliştirerek ülkeyi güçlü lidere emanet etmiyor. Çünkü Hitler ve
Mussolini gibi maceraya giren güçlü liderlerden ağızları yanmış, büyük bedeller
ödemişlerdir. Geldikleri nokta itibariyle liderden ziyade işleyişi güçlendirmişlerdir.
Lider ister güçlü ister zayıf olsun bu işleyişe tabidir. Bu yüzden Batı
ülkelerinde seçimlere katılım azdır. Çünkü hangisi gelirse gelsin, işleyişe
göre ülkeyi yönetecektir. Kimsenin hayatı olumlu ya da olumsuz yönden
etkilenmeyecektir. Doğu toplumlarında ise seçime katılım yüksektir. Çünkü Doğu
toplumlarında liderle beraber yönetim anlayışı da değişir. Kurum ve kurallardan
ziyade liderin dediği olur. Kurallar gerekirse liderin istediği şekilde
değiştirilir.
Güçlü toplumlarda
siyasetçi veya bir bürokrat hakkında bir iddia ortaya çıkar çıkmaz siyasetçi
veya bürokrat istifa yolunu seçer. Bu da toplumun gücünü göstermektedir.
Doğu toplumlarında ise
siyasetçi hakkında ne kadar iddia ortaya çıkarsa çıksın, istifa aklının ucundan
geçmez. Tüm bu olup bitenlere toplumun sesi de çıkmaz. Güçlü lider
onu korur, korumak istemezse ya görevden alır ya da istifa ettirir. İstifa
zayıf toplumlarda kolay kolay düşünülmez ve uygulanmaz. Çünkü istifa
etmesi gerekenin toplumdan bir çekincesi yoktur. O sadece liderine karşı
sorumludur.
Zayıf toplumlarda
sadece ülkeyi yöneten liderler güçlü değildir. İktidarı yönetmeye talip olan
liderler de güçlü figürdür. Tabela partisinin lideri de olsa bu böyledir.
Örneklerini de görüyoruz.
Bu durumda hangi tür
bir ülkede yaşamak isterdiniz? Zayıf toplumun, güçlü liderin olduğu bir ülkede
mi yoksa güçlü toplum, lideri zayıf olan ülkede mi? Buna vereceğimiz cevap da
gelişmişlik oranımızla paralellik arz edeceğini düşünüyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder