20 Ocak 2023 Cuma

Seçme Fıkralar (10)

Yakışır

11’lerde anlatacağım konuyu zile bir beş dakika kala bitirdim.

Bir kız öğrenci ayağa kalktı. Arkadaşlarından para toplamaya başladı. Her parayı aldıktan sonra da parayı bana göstererek haraç topluyorum hocam haraç dedi. Ben de yakışır kızım dedim. Arkadaşlarının gülüşmelerine bozulan öğrenci, “Olur mu hocam!” dedi. Niye olmasın kızım. Ne parası topluyorsun diye merak edip sormadan haraç topluyorum dedin. Bunu kendine yakıştırdı isen, başka ne diyebilirdim ki...

Sinnimar’ın Cezası

Benzersiz bir saray yaptırmak isteyen bir padişah, memleketin her yerine haber göndererek böyle bir sarayı yapan mimara dile benden ne dilersen türünden sınırsız ödül vadeder.

Böyle bir sarayı yapmaya Sinnimar isimli bir mimar talip olur. Sinnimar dört elle bu işe koyulur ve sarayı bitirir. Padişaha haber verir. Padişah saraya gelir. Sarayın her katına çıkar. Gördüğü manzaranın eşsizliğine hayran kalır. Mimar da verilecek ödülün hayalini kurmaya devam eder. Padişah en son kata çıkar, mimar da arkasından gider. Padişah adamlarına mimarın ödülünü verin diyeceği esnada; ”Ya bu adam vereceğim ödülle, bu sarayın aynısını gider bir başka yere yaparsa, işte o zaman bu sarayın eşsizliği kalmaz” endişesine kapılır.

Böyle bir sarayın benzerinin yapılabileceği varsayımına tahammül edemeyen padişah, adamlarına emrederek mimarı son kattan aşağı attırır.

İyilik karşısında böyle kötülük gördükleri zaman Araplar; ”Cezayı Sinnimar” diyerek bu olayı darbı mesel haline getirmişler.

Bir Gözümü Kör Et

Arkadaşını hiç çekemeyen birini denemek için bir gün ona, “Allah’tan bir şey iste. Bu sana verilecek, yalnız istediğinin iki katı falan arkadaşına verilecek, denir.

Adam düşünür düşünür. En sonunda, “Yarabbi, benim bir gözümü kör et.” diye dua eder.

Kevser

İmam Hatip Lisesinde teftiş yapan bir müfettiş bir sınıfa girer. Ders Kur'an-ı Kerim'dir. Bir öğrenciyi kaldırarak ismini sorar. Öğrenci, “Fatih" der. Müfettiş : "Peki öyleyse, Fatiha süresini oku bakalım" der. Çocuk Fatiha’yı okur.

Sıra başka bir öğrenciye gelmiştir. Müfettiş yine önce ismini sorar. Öğrenci, hocam, adım Yasin ama arkadaşlar bana Kevser der demiş. Müfettiş Yasin’i mi okuttu yoksa Kevser’i mi bilmiyoruz.

19 Ocak 2023 Perşembe

Seçme Fıkralar (9)

Kur’an Her Asra Hitap Eder Mi?

Arka sıralarda oturan lise son sınıf bir öğrencim parmak kaldırıp “Hocam, Kụr’an-ı Kerim ihtiyaca cevap vermiyor artık, yenisi yazılsa nasıl olur” dedi. Kur’an, Allah kelamıdır. İnsan yazması değildir. Bu yüzden yeniden yazılması durumu söz konusu olamaz ve her asırda ihtiyaçlara da cevap verir. Yeter ki iste din dedim.

Aylar sonra Kur’an-ı Kerim’i tanıtmak için bir adet meal ile birlikte derse girdim. Kitabı kısaca tanıttım. Daha yakından görmeleri için öğrencilere vermeye hazırlanırken “Kur’an ihtiyaçlara cevap vermiyor” diyen öğrenciye sordum:

—Bu kitaptan evinizde var mı dedim.

—Bilmiyorum hocam. Vardır herhalde dedi.

—Merak edip içini açıp okudun mu, en azından bazı bölümleri dedim.

—Hayır, okumadım dedi.

—Mübarek, içinde ne yazdığını bilmiyorsun, okumamışsın da. Okumadan, içinde ne yazdığını bilmeden, ihtiyaca cevap vermediğini nasıl iddia edersin? En iyisi kulaktan dolma duyumlardan ziyade açıp okusan da ondan sonra böyle bir değerlendirmede bulunan daha iyi olmaz mıydı dedim. Haklısın hocam dedi. Konuya geçtik.

Cennetlik ve cehennemlikler köprüsü

Cennet ve cehennemlikler uzaktan da olsa karşılıklı konuşmuşlar:Ara sıra bir araya gelelim, hasret giderelim ”demişler. “Fakat hasret gidermek için şu aradaki yerlere köprü yapılması gerek. Önümüzdeki aya kadar herkes kendi tarafının köprüsünü yapsın.” diye aralarında sözleşmişler.

Bir ay sonra buluşurlar. Cehennemlikler kendilerine ait olan yere köprüyü yapmışlar. Cennetlikler ise bir çivi bile çakmamışlar. Cehennemdekiler, cennettekilere köprüyü niçin yapmadıklarını sormuşlar. Bakın sözleştiğimiz gibi biz yaptık demişler. Cennetlikler, “Efendim, kusura bakmayın. Köprüyü yapmak için çok uğraştık. Yalnız içimizde köprüyü yapacak bir tek müteahhit bulamadık demişler.

Dikiş Sayısı

2000 öncesi bir hastaneye giderek KBB bölümünden sıra alarak burundan muayene oldum. Burnumda kıkırdak varmış. Ameliyat olmam gerektiğini söyledi doktor. Ameliyat olayım dedim. Ben yapamam dedi. Bir arkadaştan bir doktor ismi alarak soluğu İstanbul Caddesindeki özel muayenesinde aldım.

Bu doktor da ameliyat dedi. Tamam, ben de bunun için geldim. Ne zaman yaparsınız dedim. Haftaya yaparız dedi. Ameliyat parası ne kadar alıyorsun dedim. Ben ameliyat parası almam. Sadece iki muayene parası alıyorum dedi. Bir 60 vardı iki muayene parası. Ama 60 bin mi idi ya da 60 milyon muydu, hatırlamıyorum.

Doktorun dediği günden bir gün önce hastanesine giderek gerekli tahlil ve tetkikleri yaptırdım.

Ertesi günü doktor karşılıklı konuşarak ameliyatımı yaptı. Ameliyatın başarılı geçti. Dikişleri de attım dedi. Kaç dikiş attığını sordum. Saymadım dedi. Ameliyat esnasında doktora yardım eden hemşiresi, “Beyefendi, dikiş sayısı önemli değil dedi. Size göre dikiş sayısı önemli olmayabilir ama bizim milletimiz meraklı. Bana kaç dikiş attılar diye soracaklar. Beni düşündüren de burası dedim.

Seçme Fıkralar (8)

Güzel Çıkmış mı?

11.sınıflardan bir sınıfı sınav yapıyorum. Sınavlarda çok hassasım. Külyutmaz kadar olmasam da öğrencilerin kopya çekmemesi için elimden gelen gayreti gösterir ve tüm tedbirleri alırım.

Yazılıyı erkenden bitiren bir kız öğrenci arkadaşlarının kopya çekmesine yardım etmek amacıyla beni oyalamaya çalıştı. Çantasından çıkardığı fotoğrafları göstermek istedi. Hocam, bakar mısın? Güzel çıkmış mıyım dedi. Hiç fotoğraflara bakmadan güzel çıkmışsın kızım dedim. Ama bakmayınız ki lütfen bakar mısınız dedi. Hayır, olmaz dedimse de öğrenci ısrar etti. Bakmam dedim. Bu arada gözümü Külyutmaz misali öğrencilerin üzerinden hiç ayırmıyorum. Niçin dedi öğrenci. Kızım, aslı varken sahtesini niçin bakayım dedim. Sessiz sessiz sınav olan öğrencilerin gülüşmeleri sessizliği bozdu. Baktı olmayacak, kızımız da ısrarından vazgeçti.

Yine Anlamadım Yine

Dört arkadaş otururlarken biri bir fıkra anlatır. Fıkranın sonunda ikisi güler, biri gülmez. Ona niçin gülmediğini sorarlar. Anlamadım arkadaş, der. Bir daha anlatır. Yine ikisi güler, üçüncü gülmez. Arkadaşlarına, fıkrayı komik bulmadın herhalde diye sorarlar. Arkadaş, ben yine anlamadım deyince, aynı fıkra tekrar anlatılır. Bu sefer daha önce fıkraya katıla katıla gülen ikili gülmeye katılmazlar. Daha önce iki anlatımda fıkrayı anlamadığını söyleyen kişi gülmekten kendisini alamaz. Ne oldu arkadaş, fıkrayı çok mu komik buldun derler. Arkadaşları ise “Hayır hayır. Ben yine anlamadım yine anlamadım. Ona gülerim” der.

Çulsuz

Bir kompartımanda yolculuk yapan bir amcanın yanına genç, yakışıklı bir delikanlı oturur. Bir müddet yolculuktan sonra genç amcaya, “Amca, saat kaç” diye sorar. İhtiyar adam, kolundaki saate bakar. Saati söyleyeceği zaman bundan vazgeçer ve tek kelam etmez.

Ertesi gün, delikanlı saat 8.30 der.

Delikanlı, amcanın bu yardımseverliğine teşekkür eder. Hayretini de açıklamaktan geri kalmaz. İyi de ben saati size dün akşam sormuştum der. Amca gence bakarak “Bak delikanlı. Dün akşam sana saati söyleyeceğim zaman şunlar aklıma geldi. Bundan dolayı da saati söylemekten vazgeçtim der. Genç, neymiş amca onlar der. Amca, “Sana saati söyledikten sonra aramızda mutlaka bir diyalog geçecekti. Sen bana nereye gittiğimi soracaktın. Biliyorum ki sen de aynı benim gittiğim yere gidiyorsun. İndikten sonra senin gidecek yerin yok. Ben seni evime çağıracağım. Sen de gelecektin. Evimdeki güzel kızımı görecektin. Sen de yakışıklısın. Birbirinize aşık olup evlenecektiniz. Tüm bunlar aklıma geldi. Bndan dolayı saati söylemekten vazgeçtim. Niçin dersen, kusura bakma da bir saati bile olmayan bir çulsuza ben kızımı veremem” der.